Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir.Bunlardan dördü haram aylardır.İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur.Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin.
Tevbe-36
Recebin 1.gününde oruç tutmak üç senelik, 2.günü oruçlu olmak iki senelik ve yine 3.günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur.
Camiu-s sağir
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 44 (3 Kayıtlı ve 41 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
Peygamberimiz (s.a.) cemaatle namazı teşvik etmiş, kendisi bütün farz namazları cemaatle mescitte -veya gerektiği zaman açık yerde- kılmış ve kıldırmış, ön ve son sünnetler ile diğer nafileleri kimi zaman mescitte ama çok kere evinde eda etmiştir. Cemaatle namazı teşvik eden, onun yirmi yedi kat daha fazla sevap kazandıracağını söyleyen hadislerde Allah Resulü kadınları istisna etmemiştir, ayrıca mescitte kadınların da namaza ve derslere katıldıklarına dair pek çok hadis vardır. Ancak başka hadislerde kadınların evlerinde, hatta evlerinin özel bölmelerinde kılacakları namazın daha sevaplı (efdal) olduğu ifade edilmiştir. Müctehidler bu farklı açıklamalar ve uygulamalar karşısında, ya hadislerin bir kısmını görmedikleri için veya farklı açıklamayı değişik sebeplere bağladıkları için farklı sonuçlar çıkarmışlardır. Kadınların mescitte değil de evlerinde namaz kılmalarını tavsiye eden hadisler ile fıkıhçı açıklamalarının, ibadetin özüne ve gereğine değil, kadınlarla erkeklerin bir arada bulunmalarının doğurması muhtemel olumsuz sonuçlara (fitneye) dayandığı anlaşılmaktadır.
Kadının mescitte ve evinde, tek başına ve cemaatle, imam olarak ve cemaat olarak namaz kılması ve kıldırması konusunda ortaya çıkan farklı ictihadlara bakarak şöyle bir özetleme yapılabilir:
1. Mescitte (camide) kılınan cemaatle namaza kadınların katılmaları -yukarıda işaret edilen çekince de göz ününe alınmak ve tedbirli olmak kaydıyla- en azından mübahtır, serbesttir, bu manada meşrudur. Kadınların mescide gitmek üzere kocalarından izin istemeleri durumunda onlara izin verilmesini de Peygamberimiz tavsiye etmişlerdir.
Hz. Aişe ile bazı müctehidlerin, kadınların cemaatle namaz kılmak için evlerinden çıkıp camilere gitmelerine olumsuz bakmaları (mesela mekruh demeleri) kendi zamanlarındaki sosyal ve kültürel durumla alakalıdır. Bugün kadınların, özellikle makyaj veya dikkat çekici başka bir şey yapmadan cemaatle namaz kılmak için camilere gitmeleri, kadın erkek ilişkisinde günaha sebep olması bakımından etkili değildir; çünkü sokaklar her çeşitten kadınla dolup taşmaktadır. Ayrıca kadınların camiye gitmelerinde bilgi edinme, dini duyguların tatmini ve geliştirilmesi bakımından faydalar vardır. Zarar ihtimali her kese göre ve kesin olmadığına göre bunun takdiri ve tedbiri de kadınlara ve erkeklere (yükümlü ve sorumlu olanlara) bırakılmalıdır.
2. Evlerde kılınan namazlarda eğer erkek, bilgi ve okuma becerisi yönünden imamlığa elverişli ise o imam olacaktır. Evin ehalisi içinde bilgisi ve okuma becerisi bakımından uygun bir erkek yoksa kadının, erkeler de dahil olmak üzere evde cemaate imam olmasını caiz görmeyen alimler yanında caiz görenler de vardır; caiz görenler, Hz. Peygamber'in (s.a.) Ummu-Varaka isimli bir hanıma bu durumda izin vermesini hükme dayanak kılmışlardır. Mescide uzakça bir yerde oturan bu hanımın evini Peygamberimiz ziyaret etmiş, hatta kendisine yaşlı bir erkek müezzin de tahsis buyurmuşlardı.
3. Kadının, evde kılınan cemaatle namazda kadınlara imam olması Mâlikî mezhebine göre caiz değildir, Hanefîlere göre mekruh olmakla beraber namaz geçerli olur. Hanbelî ve Şâfiîlere göre ise evde kılınan cemaatle namazda kadının kadınlara imam olması ve böylece cemaatle namaz kılmaları yalnızca caiz değil, ayrıca tavsiye edilir (müstehab) görülmüştür. Hz. Âişe ve Ummu-Seleme validelerimizin kadınlara imam olup namaz kıldırdıklarına dair sağlam rivayetler vardır.
Kadın imamın, cemaat olan kadınların önünde değil de ortada ve aynı hizada durması uygun bulunmuş, uygulama da böyle olmuştur.
Emir ali kardeşimin Reddul Muhtar dan verdiğicevabı yeterli bulamınızı umuyorum...
Sizin mezhepler konusunda vehp bin zuheyl'in mukaddimesinde belirttiği ehli sünnnete uymayan mezhep ve ekol yaklaşımlarını okuduğunuzu düşünüyorum...
Eğer bir mü'min mezhep imamlarına tabi olursa bunun maddi ve manevi kolaylığı ortada ama biz tekrar edille-i şeriyye den ( bilhassa hadis-i şeriflerden ) delil getirmeye çalışır ( kendi re'yimizle ) ve tefsire kalkışırsak bunun asla sonu gelmez... Ve bunu sadece " kadının kadına imameti " ile de sınırlayamayacağımız gün gibi aşikar ...
Kanaatim seleflerimizin bizden önce bu konuda sağlam delillerle ortaya koyduğu mezhep bütünlüğünü koruyalım...
Eğer hatırlarsanız vehb bin zuheyl bu konuda " mezheplerin kolay yanlarını bir araya getirerek " sanki yeni bir mezhep ihdası yolunun ne anlama geldiğini ve hükmi sonuçlarını pek güzel açıklamıştır... Mümkünse bu yorum kapısını bu şekilde açmayınız derim...
Hayır, cevabı yeterli bulmadım. Emir ali başka cevaplar da vermiş, onlarda beni destekleyen deliller var
Yanlış düşünüyorsun, okumadım kardeşim.
Evet kalmıyor biz cuma, bayram ve cenaze namazlarına da katılıyoruz, özellikle de Kabe'deyken..
Diyorsun: "Eğer bir mü'min mezhep imamlarına tabi olursa bunun maddi ve manevi kolaylığı ortada ama biz tekrar edille-i şeriyye den ( bilhassa hadis-i şeriflerden ) delil getirmeye çalışır ( kendi re'yimizle ) ve tefsire kalkışırsak bunun asla sonu gelmez..."
Ben kendi reyimle tefsir etmeye çalışmıyorum.Neden ortada böyle sağlam bir hadis varken böyle denmiş diyorum
"bizden önce bu konuda sağlam delillerle ortaya koyduğu mezhep bütünlüğünü "
Zaten ben de, sağlam delil soruyorum baştan beri kardeşim: Mekruhluğuna, tahrimen mekruhluğuna dair..Ya da Efendimiz aleyhisselam'ın duyup ta, görüp te, men ettiğine dair Ama yok!
Diğer tarafta Buhari'de geçen hadis var, Aişe Validemiz'in kadınlara imam olup, kıldırdığına dair
Ve diğer mezheplere mensup çok kişi böyle kılıyorlar.
- Ricam : dini ,itikadi ve ameli konularda 4 büyük müctehidin ictihadlarını - nakıs görme - yada küçümsemegibi bir tavırdan lütfen sakınınız... Bize sunulan şu haliyle din " bütündür" ( ama siz henüz yeterince kaynağa ulaşamamış olabilirsiniz , ulaşmayı deneyin lütfen )
Zanlarla hareket etmeyelim!
Dini de kalıplaştırmayalım!
Ben bilmediğimi soruyorum, cevap bekliyorum. Şimdiye kadar da bana bu konuda söylenen hep aynı: "Aman karıştırmayalım, böyle gelmiş böyle gider-gidecek vb.."
Ve aynen yukarıdaki gibi bir takım zanni suçlamalar..Maalesef.
Doğru dürüst bir cevap yok.
Zaten de artık cevap beklemiyorum Bu mes'ele benim için bitmiştir!
Not: Bize tefsir dersleri yapan Ablamız, bahsi geçen konularda ehliyetlidir, endişeye mahal yok. Ben O'na güveniyorum.
Kardeşim, sana cevap yazayım dedim şöyle tek tek..
Fakat işin içine nefs girecek bıraktım.
Ben ulema değilim, ilmim de yok..
Olsaydı zaten, içinde yaşadığım ve hergün karşılaştığım ve her zaman sorulan bu mes'eleyi, getirip burada sizlere sormazdım.
Ben Suudi Arabsitan'da yaşıyorum..Burada kadınlar namazlarını hep cemaatle kılarlar..Daha önce yazdığım gibi buna her fırsatta teşvik te ederler, ecrin daha fazla olması için..
Burada biz Türk hanımlar, hep onların arasına girmekten sakındık son ana kadar..
"Aman namazımız mekruh olmasın" diyerek, cemaate uymadık birlikte olduğumuz zaman ve mekanlarda..
Sonra "Neden?" sorusu takıldı kafama..
Neden?
Bir İslam Ülkesi istisnasız bunu benimsemişken, uygularken ve dahi bu uygulamalarına delil de getirirken ve sevabın daha çok olması umudlarıyla herkesi de buna teşvik ederken.....
Neden bizde böyle, onlarda öyleydi? Öğrenmek istediğim bu!
Yoksa iddia edilenler gibi yeni bir çığır açmak, marjinallik(!) yapmak, dinde olmayanı getirmek, mezhep imamlarını küçük görmek aşağılamak vs.vs gibi bir gayem hiç olmadı, bundan ve hakkımda edilen zanlardan Allah'a sığınırım!
Madem ki kardeşim, senin ilmin var, buyur açıkla bize:
Mezhep İmamları tek tek ne demişler bu konuda? (Ama uzun alıntılar yapmadan, anlaşılacak basit şekilde- dedim ya ilmimiz yoktur-)
Hz.Peygamber'in aleyhissalatu vesselam, bu konuda bir men'i söz konusu mudur? Ya da teşviki?
Asr-ı Saadet devrindeki bu konuda uygulamalar nasıldır?
Hanefi'de "Tahrimen mekruh" deniyor..Bu harama yakın mekruh demektir.
Yani cemaatle kılacağız ama hiçbir sevap alamayacağız bu durumda..Bu çok ağırdır eğer öyleyse..
Dediğim gibi madem ilmin var ve bu konularda ehliyetlisin, sen açıkla kardeşim, büyük ecir de alacaksın..
Çünkü ben bir süredir hem kendi cemaatime bu şekilde kıldırıyorum hem de soran tereddütlü Türk hanımlarına "Kılabilirsiniz" diye fetva veriyorum ve kılıyorlar.
İnşaAllah Hakk'a teslim olmuşuz, hak olanı kabul ederiz, O da şahidtir.
araştırırken hanefi'de midye istiridye gibi deniz mahsullerinin yenmemesinin hikmetinin 'tiksinti verici olmaları' gerekçesiyle izah edildiği bilgisine ulaştım. yani yok öyle bir kesin haramlık nassen, kıyas ile çıkarılan bir netice. ben ilmihal taklidçisiyim, eyvallah, aldım hükmü koydum başımın üstüne tatbik ediyorum da
ya adam tiksinmiyorsa?
bayılıyorsa
veya hanefi'de çekirge etinin yenmesinin helal olduğunu duyunca kusması gelenler ne yapacaklar?
ilginç işler vesselam...
__________________ İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!