Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.
Hucurat-12
Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken ona yardım etmezse, Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar.
Camiu’s-Sağîr
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 22 (1 Kayıtlı ve 21 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
Zekât lügatte “artmak”, “zenginleşmek”, “bereketlenmek” ve bunların yanında “temizlenmek” manalarına gelir.
Zekâtın farz olması için zekât verecek olan kişide (müzekkî) ve zekâtı verilecek olan malda aranan birtakım şartlar vardır. Zekâta tabi olmayan malları anlatabilmemiz için öncelikle bu şartları belirtmekte fayda vardır.
Müzekkî yani mal sahibinde aranan şartlar:
1.Müslüman olması: Mal sahibinin Müslüman olması şarttır. Gayri Müslim olana zekât farz değildir;zira gayri Müslimlerden öncelikle istenen imandır. Mürted olan yani dinden dönen kişi daha sonra tekrar Müslüman olsa irtidat dönemindeki ibadetlerinden dolayısıyla o dönemdeki malının zekâtından mesûl değildir. 2.Hürriyet:Zekat verecek kişi hür olmalıdır. Köle ve cariyeler zekât vermekle mükellef değildir. 3.Akıl ve büluğ: Delilere ve büluğ çağına ulaşmamış olanlara zekât farz değildir. 4.Borçlu olmamak: Kişinin kula olan borcu zekâtın farz olmasına manidir. 5.Mala tam malik olmak: Mal,sahibinin elinin altında olmalı, malını kaybetmiş veya çaldırmış olmamalıdır.
Zekâtı verilecek olan malda aranan şartlar:
1.Nisabı tam olması: Nisab ki zekâtın farz olması için mala konan bir ölçüdür. Gümüşte 200 dirhem, altında 20 miskal;devede 5,sığırda 30,koyun ve keçide 40 adettir. 2.Malın namî yani çoğalıcı olması
3.Mala malik olduktan sonra üzerinden kamerî sene ile tam bir sene geçmiş olması
4.Asli ihtiyaçlardan fazla mal
Zekâtın vücûbunun şartlarını bu şekilde sıraladıktan sonra zekâta tabi olmayan malları da sekiz başlıkta sıralamanın mevzunun anlaşılmasını kolaylaştıracağını ümit ediyorum.
1.Asli ihtiyaç olması durumunda zekatı verilmeyen mallar:
•İçinde oturulan eve, giyilen elbiseye, evin zaruri eşyalarına,binek hayvanlarına,hizmet gören kölelere,kullanılan silahlara,aile fertlerinin bir senelik yiyeceğine,altın ve gümüşten olmayan kap kacak türü şeylere zekât lazım değildir.
•Bunlara kıyasla kullanılan otomobil,çiftçinin tarlasını sürmek için kullandığı traktörü,yük taşımak içim kullanılan kamyonet türü araçlar ticaret için olmadığı müddetçe zekâta tabi değildir. Çünkü bunlar asli ihtiyaçtır. Bu gibi araçlar vasıtasıyla kazanılan para nisâba malik oluyorsa o paranın zekâtı verilir.
•İlim ehlinin kitaplarına, sanatkârların aletlerine bununla birlikte kişinin dükkanında kullandığı aletlere de zekat yoktur. Mühendislerin kullandığı makineler, doktorların kullandığı aletler,biyolog,fizikçi ve kimyacıların laboratuarında kullandığı aletler vs. de zekâta tabi değildir.
•Fırıncının ekmek için satın almış olduğu yakacak ve tuz da zekâta tabi değildir. Ancak ekmeğin üzerine ekmek için satın alınan susam zekâta tabidir, denilmiştir.
•Bir attar (koku,baharat vs. satan kişi) kiraya vermek için şişeler veya torbalar satın alsa bunlar için de zekât yoktur. Çünkü bunlar satmak için değil, gelir getirmesi için satın alınmıştır. (Serahsî’nin Muhıyti)
•Bir tüccar, hayvanlar ve bunlarla birlikte hayvanların boynuna takmak için çan,yular vs. şeyler de satın alsa;ticaret için satın almış olduğu hayvanları satarken saydığımız çan ve yular gibi şeyleri de satsa bunların da zekâtı verilir. Ancak çan ve yular gibi şeyleri satmak için değil de sattığı hayvanların muhafazasında kullanmak için alsa zekâtları verilmez. (Zehıyre fetvaları)
•Bir kimse mülkünü kiraya verirken ticarete niyet etmemişse o mülk için zekât vermez.
•Kadınların takındığı elmas iğneler, gerdanlık, başlık, zümrüt, küpe, yüzük, kemer ve yelpaze gibi kıymetli eşyalar (bunlar altın veya gümüş değilse) nisab miktarını bulsa bile süs eşyası olarak kullanıldığı müddetçe zekâta tabi değildir.
•Ticaret için olan fakat senelerce hizmette kullanılan mallar da ticaret malıdır. Dolayısıyla zekâtı verilir. Ancak bu mallar daha sonra hizmette kullanılmaya niyet edilirse o halde zekâtı verilmez. Kişinin ticari amaçla satın alıp da satıncaya kadar kendisinin kullandığı araçlar (araba,cep telefonu,beyaz eşya vs.) gibi…
2.Borçlu olma durumunda zekâtı verilmeyen mallar:
•Kullar tarafından talep edilen borçların tamamı zekâtın farz olmasına manidir. Ancak hanımların nafakası borç sayılmadığından kocanın zekât vermesine mani olmaz.
•Nezirler,kefaretler,fıtır sadakaları,adak olan kurban ve hac gibi kullar tarafından istenmeyen borç Allah’a olan borç gibidir ve zekâtın farz olmasına mani değildir.
•Bir kimsenin 10 000 YTL borcu olsa,10 000 YTL de parası olsa,ticaret için olmayan lüks bir evi ve bir de hizmetçisi bulunsa o kimse zekat vermekle mükellef değildir. Çünkü elindeki 10 000 YTL borcunun karşılığıdır. Ev ve hizmetçi de asli ihtiyaçlarından sayılır. Ayrıca bu ev ve hizmetçi o kişinin zekât almasına mani olmaz.
•Borçlu olup borcunu çıktıktan sonra kalan mal nisâba malik olmuyorsa zekât lazım gelmez.
•Bir alacaklı,alacağından vazgeçip borçlunun borcu düştüğü zaman İmam Muhammed (R.A.)’a göre borcun düştüğü güne itibar edilir. Eğer üzerinden tam bir sene geçmiş ise o kimseye zekât farz olur.
3.Tam malik olmama durumunda zekâtı verilmeyen mallar:
•Bir kimsenin yine 10 000 YTL parası olsa, 10 000 YTL de alacağı olsa alacağını alıncaya kadar elinde bulunan 10 000 YTL nin zekâtını verir. Alacağı olan paranın zekatını vermekle para eline geçmediği müddetçe mükellef değildir.
•Rehin verilen mal veya para,rehin olarak bırakılmış kimsenin elinde bulunduğu müddetçe, rehin bırakan kimsenin de rehin alan kimsenin de bu maldan dolayı zekât vermesi gerekmez. Rehin bırakan kimse bu malı geri aldıktan sonra malın rehin kaldığı seneler için de zekât vermez.
•Yolcu olan kimselerin mallarından dolayı zekât vermeleri gerekmez.
•Ticaret için olan mal çırağa teslim edilip çırak kaçsa mal sahibi o maldan dolayı zekât vermez.
•Teslim almadan önce parası ödenmiş olan maldan zekât verilir. “Bu mal nisaba dahil edilmez” diyen alimler de olmuştur. Ancak sahih olan görüş zekâtın verileceği yönünde olan görüştür.
•Kişinin helal yoldan kazanmadığı mal kendisine ait olmadığından zekâtı yoktur. Toto ve benzeri piyangolardan çıkan para kumar yoluyla elde edilmiş olduğu için helal değildir,haram mala da zekât düşmeyeceğinden bu parayı sahibine vermek düşer.
4.Namî, yani çoğalıcı olmaması durumunda zekâtı verilmeyen mallar:
•Aslında bir kimsenin malı olan ve onun elinde bulunduğu sırada elinden çıkıp bir daha geri dönmesi mümkün olmayan mallara “mal-ı zımar” denir. Bu mal kişinin mülkünden çıkmıştır ve çoğalıcı özelliğini kaybetmiştir. İnkar edilen borç, zorla alınan mal, eğer şahitleri ve senetleri yoksa mal-ı zımardan sayılır. Mal-ı zımar ise zekâta tabi değildir.
•Eğer zorla alınan malın, inkâr edilen borcun, gasp edilen malın şahitleri, senetleri ve beyyineleri varsa o maldan zekât verilmesi farzdır.
•Gasp edilen otlak hayvanlar için gasp eden gasp ettiğini söylese bile zekât lazım gelmez.
5.Zekâta tabi olmayan hayvanlar:
•İmam-ı Âzam Ebû Hanife (R.A.) ile İmam Muhammed (R.A.)’e göre ticaret için olmayan atlar zekâta tabi değildir (Kâfî fetvaları). Yine İmam-ı Âzam (R.A.)’dan rivayet edilen sahih bir görüşe göre atlar için nisab yoktur, kıymeti üzerinden zekât verilir. Ticaret için olan atların hükmü diğer ticaret eşyasının hükmü gibidir. (Muzmarat)
•Eşekler,katırlar,parslar ve av köpekleri de atlar gibi eğer ticaret için olurlarsa zekata tabi olurlar. Aksi halde zekât gerekmez. (Sirâciyye fetvaları)
• Sâime olan yani otlayıcı olup mal sahibinin ahırda para ile alınmış yemle beslemediği veya ücret karşılığı olan merada beslenmiş olmayan deve,koyun-keçi ve sığır için zekât vardır. Sâime olmayan için zekât yoktur.
•Nisab arasında kalan hayvanlar için de zekât yoktur. Şöyle ki; sâime olan ve üzerinden tam bir sene geçmiş bulunan 40 koyundan 120 koyuna kadar bir koyun zekât verilir. Yani arada kalan 79 koyun için zekât yoktur. Keçide de hüküm bu şekildedir.
•Kuzular,oğlaklar,buzağılar ve deve yavruları için de zekât yoktur. Ancak bunların içinde bir tane de yaşını doldurmuş olan varsa, diğerleri de buna tabi olarak nisaba sayılır. Yani 39 kuzu ve bir tane de toklu dediğimiz orta halli bir koyun bulunuyorsa bunlar nisabı bulmuştur ve o orta halli koyun zekât olarak verilir. Eğer sene tamamlanmadan o koyun ölse İmam-ı Âzam Ebû Hanife (R.A.) ile İmam Muhammed (R.A.)’e göre zekât farz olmaz.
•Çalıştırılan,evde beslenen ve yük taşıyan hayvanlar için zekât olmadığı gibi sadece nesli için beslenen hayvanlara da zekât gerekmez. (Hidâye fetvaları)
•Sâime olmayan ,senenin tamamını veya birçoğunu,hatta yarısını evde besleyerek yetiştirilen hayvanlar (ki bunlara alûfe denir) zekâta tabi olmazlar. Mesela bir kimsenin 40 koyunu olsa bu koyunları 6 ay yiyeceğini parayla alıp beslese,6 ay da otlağa çıkarsa bu koyunlar alûfe hükmünde olduğundan zekâtları verilmez.
•Tavuk, kaz, ördek, hindi gibi kuş türünden olan hayvanlar hangi amaçla besleniyorsa, örneğin eti için, eti satıldıktan sonra elde edilen gelir nisabı buluyorsa elde edilen paranın zekâtı verilir. Kişinin evinde yumurtasından veya etinden faydalanmak için beslediği bu tür hayvanlar zekâta tabi değildir.
6.Zekâta tabi olmayan nakit paralarla altın ve gümüş:
•Altının nisabı 20 miskal (80 gr veya 80,14 gr veya 85 gr),gümüşün nisabı 200 dirhem (dirhem-i örfî’de 649 gr, dirhem-i şer’î’de 560 gr) dir. Altın ve gümüşün nisabı konusunda ağırlığına mı yoksa kıymetine mi itibar edileceği hakkında ulema ihtilafa düşmüşlerse de asıl olan ağırlığına itibar etmektir. Mesela 15 miskal ağırlığında altından yapılmış bir vazonun işlemesi,sanatı ve güzelliği bakımından 20 miskal altın değerinde olsa bu vazo nisabı bulmadığından zekât lazım gelmez.
•Nisabın sene içinde eksilmesi hükümsüzdür. Nisabın senenin başında ve sonunda bulunması gerekir. Şöyle ki;sene başında nisab miktarı altına sahip olan bir kimse sene ortasında fakir olsa ve sene sonunda elinde bulunduğu altın yine nisab miktarını bulsa, sene ortasında altınının nisabı bulmaması zekât vermesine mani olmaz.
7.Maden ve hazinelerden zekâta tabi olmayan mallar:
•İster tabiî olsun ister insanlar tarafından gömülmüş olsun yer altında olan mala “rikâz” adı verilir. “Kenz” ise gömülmüş olan şeydir (define). Altın ve gümüş, demir, bakır, tunç gibi madenler eğer bulan kişi sahip olduğu arazide bulduysa bu madenlerden bir şey alınmaz; aksi taktirde 5’te biri devletin geri kalanı bulanın olur.
•Üzerinde cahiliyye dönemine ait bir işaret, haç işareti ve domuz resmi gibi bir şey bulunan definelerin de beşte biri devletin geri kalanı bulanın olur.
•Yer altından çıkan, ve İslâmî bir sikke veya ibare taşıyan defineler “lukata” hükmündedirler. Bulan kişi fakir ise bulduğu onundur, değilse fakirlere veya devlete verir.
•Dağda bulunan yâkut, zümrüt, ve firûze adı verilen kıymetli taşlardan da bir şey alınmaz.
8.Zekâta tabi olmayan arazi mahsulatı:
•Araziden çıkan mahsulün zekatına 10’da bir anlamına gelen “öşür” adı verilir. Öşürde itibar arazi sahibine değil, araziyedir. Dolayısıyla mal sahibi deli de olsa çocuk da olsa hatta fakir de olsa o araziden çıkan mahsulden öşür alınır.
•Evlerin bahçelerindeki meyvelerden öşür verilmez. Ancak bu meyveler satıldığında elde edilen para nisabı buluyorsa zekâtı verilir.
•Meralardan biçilen otlar,dağlardan kesilen kerestelik ağaçlar, halkın istifadesine ait olan ağaçlardan elde edilen odunlar, çam ve çınar ağaçları (eğer ticarî değilse), ağaçtan çıkarılan sakız, reçine ve katran, kamışlar, deniz-göl ve arazi içindeki çaylardan avlanılan balıklar ve bunlardan çıkarılan inci ve amber, taze soğan ve sarımsak öşre tabi olmayan mallardır.
Mûcibince amel etmeyi nasib eyle ya Rab!...
***
Faruk AKTAŞ Bu yazının hazırlanmasında istifade edilen kaynaklar:
• Hindiye fetvaları
• Büyük İslam İlmihali
• Gurer ve Dürer tercümesi
• Mültekâ tercümesi
• Zekât ve Verileceği Yerler (Fazilet Neşriyat)
• Fetvalar (Mehmed Emre)
• Osmanlıca-Türkçe Lügat (Ferit Devellioğlu)
Allah razı olsun kardeşim de, ben şu konuyu anlayamıyorum;
Şimdi Hanefi mezhebinde kadınların, nisab miktarını bulan altınlarının zekatlarını vermeleri gerekiyor..Ama diğer mezheplerde "bunlar kadının zinet eşyasıdır" denilerek "zekat lazım gelmez" deniyor, vermiyorlar..
Zekat gibi önemli bir konuda neden böyle ihtilaf var acaba
Yukarıdaki yazıda, şu aktardığım kısma şu not düşülmüş: (bunlar altın veya gümüş değilse) Acaba bu yüzden midir ihtilaf?
Kadınların takındığı elmas iğneler, gerdanlık, başlık, zümrüt, küpe, yüzük, kemer ve yelpaze gibi kıymetli eşyalar (bunlar altın veya gümüş değilse) nisab miktarını bulsa bile süs eşyası olarak kullanıldığı müddetçe zekâta tabi değildir.
__________________ “Benliğine tapan insanı, bir gece, o farkında olmadan şeytan kendisiyle değiştirecektir!"
Malumunuz bu konular fıkhî konular ve fıkhi konularda ihtilaf olması fazla yagırganacak-garipsenecek birşey değildir. Zira hepsinin dayandığı bir hadis, içitihat mutlak surette vardır. Müçtehitler hata etse bile, içtihatlarından dolayı yine kendilerine sevap vardır.
Zaten mezheplerin olmasının, meydana gelmesinin asıl sebebi de bı fıkhî farklılıklar değil midir? İtikadî noktada Maturidî ve Eşâri arasında farklar olsa da bunlar küçük birkaç husustan ibarettir.
Zekat önemli bir konu ama fıkhî bir konu. Fark olması doğal karşılanmalıdır.
Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, (Zekâtı verilmeyen mallar, ejderha olup sahibinin boynuna sarılır) buyurduktan sonra şu mealdeki ayet-i kerimeyi okudu:
(Hak teâlânın ihsan ettiği malın zekâtını vermeyenler; iyi ettiklerini, zengin kalacaklarını zannediyorlar. Hâlbuki kendilerine kötülük etmiş oluyorlar, o mallar cehennemde azap aleti olacak, yılan şeklinde boyunlarına sarılıp, baştan ayağa kadar onları sokacaktır.) [3/180]
Yine hadis-i şeriflerde buyruldu ki:
(Zekât vermeyen toplumlar, kıtlıklara, bunalımlara maruz kalır.)
(Zekât vermeyenin namazı kabul olmaz.) [Zekât vermemek büyük günah olduğu için, böyle günahkârın kıldığı namaz sahih olup, borcu ödenirse de; namazdan hasıl olacak büyük sevaba kavuşamaz. Her günah da böyledir.]
(Zenginlerin zekâtı, fakirlere kâfi gelmeseydi, Allahü teâlâ fakirlerin rızkını başka yollardan verirdi. Aç kalan fakir varsa, zenginlerin zulmü yüzündendir.) [Eli ayağı tutup da çalışabilenlerin zekât istemesi haramdır. İstemediği hâlde, kendisine zekât verilirse, alması günah olmaz. Zekât, çalışamayacak kadar hasta, sakat olanlara ve çalışıp da güç geçinenlere verilir. Allahü teâlâ böyle fakirleri de milletin içinde kırkta bir yaratmıştır.]
Bu acı azaplardan kurtulmak için
Bu acı azaplardan kurtulmak için malların zekâtını, tarla mahsullerinin, sebzelerin, meyvelerin uşrunu vermek şarttır. Zekât kırkta bir, uşur onda bir verilir. Kur’an-ı kerimde, (Malı, parayı biriktirip zekâtını vermeyenlere çok acı azabı müjdele! Zekâtı verilmeyen mallar, paralar, cehennem ateşinde kızdırılıp, sahiplerinin alınlarına, böğürlerine, sırtlarına mühür basar gibi basılacaktır.) buyurulmuştur. (Tevbe 34, 35) [Ayet-i kerimelerin tercümelerini değil, tefsirlerdeki açıklamalarını aldık.]
Daha kolay anlaşılması için maddeler halinde yazalım:
1- Zekât nisâbı, 20 miskal, ya'nî 96 gr altın veya bu değerde para, ticâret eşyâsıdır.
2- Zekât nisâbına mâlik olan zengindir.
3- Zekâta tâbi malların veya paranın, sene içindeki azalıp çoğalmasına itibâr edilmez. Nisâba mâlik olduktan bir sene sonra elde kalan mal, nisâbı buluyorsa kırkta biri zekât olarak fakirlere verilir.Nisâbdan aşağı ise verilmez.
4- Zekât, kârdan değil, ticâret malının veya paranın tamamından verilir.
5- Senetli, senetsiz alacaklar nisâb hesâbına dâhil edilir. Alacaklar tahsîl edildikten sonra zekâtları verilir. Daha almadan da zekâtları verilebilir.
6- Borçlar, mevcut paradan veya maldan çıkarılır. Geri kalanın zekâtı verilir.
7- Ticâret için olmıyan evler, arsalar, vâsıtalar, fabrikalar, demirbaş eşyâlar zekât nisâbına dâhil edilmez. Ticâret için alınıp ticâret için saklanan malların, altın, gümüş, yerli ve yabancı paraların ve elden ele dolaşan hisse senetlerinin zekâtı verilir. Evin, apartmanın, arabanın, zekâtı olmaz. Araba, ev ve arsa alıp satan kimse, bunların zekâtını verir. Çünkü bunlar ticâret malı olmuştur. Ev yaptırmak için arsa alan, bunun zekâtını vermez. (Dürer)
8- Bir zenginin bir fakirden alacağı olsa, fakire borç senedini verip, "Sana alacağım kadar zekât vermeye niyet ettim. Sen de borcuna karşılık kabûl et, böylece ödeşmiş olalım" dese, fakir de kabûl etse, zengin zekâtını vermiş olmaz. Çünkü zekât, borç senedi vermekle, râzı olmakla verilmiş olmaz. Ancak mal teslim etmekle olur. Bu zenginin zekâtını fakire vermesi, fakirin de, aldıktan sonra, tekrar zengine geri vererek borcunu ödemesi lâzımdır. Ev kirasını ödeyemiyen fakir kiracıya, mal sahibi kirayı almadan ona bağışlasa, bu para zekât yerine geçmez sadaka olur. (R.Muhtâr)
9- Zekât verirken bilezik, yüzük gibi altınların işçilik ve sanat değerine değil, ağırlığına itibâr edilir. Yanî 12 ayardan fazla olan bütün altınlar, tartılır. Kırkta biri zekât olarak verilir.
10- Bilezik, zincir, küpe, yüzük gibi çeşitli ayarlarda altını olan kimse, bunların içinden en yüksek olanının ayarından vermesi evla, ortalamasını hesap ederek vermesi câiz, en düşüğünden vermesi ise, mekruhtur.
11- Kadınların altın ve gümüşten başka diğer süs (zînet) eşyâları zekâta tâbi değildir. Pırlanta, elmas gibi zînet eşyâlarının zekâtı verilmez. Şâfiî'de ise, kadınların altın ve gümüş dâhil süs olarak taktıkları zînetlerin zekâtı verilmez. (Hidâye)
12- Zekâta tâbi mallar, altın liraların en düşüğünün alış fiyatına göre hesap edilir.
13- Kadının nisâbın üstünde bileziği varsa, zekâtını kendisi verir. Yâhut, (Benim zekâtımı sen bir fakire ver) diye kocasını veya başka birini vekil ederse, vekil kendi parası ile zekâtı verebilir.
14- İmâmeyne göre, borçlu ve fakir kimseye, hanımı zekât verebilir. (Mevkûfât)
15- Namaz kılmıyan, oruç tutmıyan bir müslümanın da zekât vermesi lâzımdır. Nasıl olsa, oruç tutmuyorum, zekâtımı da vermiyeyim dememelidir! Hiç değilse, borcun birinden kurtulmalıdır!
16- Borcu olmıyan fakire nisâb miktarı veya daha çok zekât vermek mekrûhtur.
17- Zekât verirken, "zekâtım" demeye lüzûm yoktur. "Hediyem" denilse de câizdir.
18- Zekât, ticâreti yapılan maldan veya değeri altın olarak verilir.
19- Hisse senetlerinin nâma [isme] ve hâmiline [taşıyana] yazılı olanları vardır. İsimsiz, hâmiline yazılı olanların devir kabiliyetleri vardır. Yanî döviz gibi elden ele dolaşır. İstendiği zaman satılabilir. Bu senetler ticâret malı gibi, zekâtın hesâb edildiği tarihteki piyasa değeri üzerinden nisâba dâhil edilir. Nâma yazılı hisse senedi alan, sene sonunda, fabrikanın demirbaş mallarının haricindeki parasını zekât nisâbına dâhil eder.
20- Gölde yetiştirilen balıklar satılınca, bu para diğer zekâta tâbi mallarla beraber nisaba ulaşırsa zekâtı verilir.Birkaç ineği olup çok süt satan, ineklerin zekâtını vermez, fakat sene sonunda sütten elde ettiği parayı zekât nisabına dahil edilir.