Bayrak
4 Recep 1429
07 Temmuz 2008, Pazartesi
4 Recep 1429
07 Temmuz 2008, Pazartesi
Ayet
Ey iman edenler! Allah’tan korkun, herkes yarına ne hazırladığına baksın.
Haşir-18
hadis
Allah’ım! Recep ve Şâbânı hakkımızda mübarek kıl, bizi Ramazan’a kavuştur.
Müsned

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 58 (1 Kayıtlı ve 57 Misafir) bulunmaktadır.

Online  gul555


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee



Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » Fıkıh » Kadinin Ilim Tahsili Ve çalişma Hayati


Cevapla
 
Seçenekler
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: 16.11.2007
Mesajlar: 9


 
Yarışma Puanı: 470
Teşekkür etti: 30
Teşekkür aldı: 7 konuda 26 kere
Kadinin Ilim Tahsili Ve çalişma Hayati

İLMİ TAHSİL ETMEKLE ŞUURLANMA

İslam dini, imandan sonra en çok ilme önem vermiştir. İslam dinine göre kadın ve erkeğin, umumi veya hususi olarak ilmi tahsil etmeleri, dini bir vazifedir. Fakat zamanımızda kadınların ilmi tahsil etmeleri, birçok ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de müşkül duruma düşmüştür. Mesela,

1- “Kadının ilim tahsili; günümüzde zarurat-ı diniye’den sayılırmı? diye sorulur.

Evet kadın hakkında tahsili gerekli, zarurat-ı diniyeden olan ilim de vardır; fuzuli olanı da vardır. Kadınlara gerekli ilmi tahsil; din, tıb, el işi, ev işi hakkındaki ilimler içindir.

Dinimizde müslamanım diyen, kadın olsun erkek olsun her kişiye Allah Teâlâ tarafından tevcih edilmiş, emrler ve nehiyler ilimleri olmak üzere iki kısım ilim vardır:

Emrler; terkinde ikabı, işlenmesinde sevabı gerektiren ilimlerdir. Nehiyler ise; terkinde sevabı, işlenmesinde ikabı gerektiren ilimlerdir. Her iki itibarla, daimi ve sürekli olarak işlenmesi veyahud terk edilmesi lazım olan hususlara bağlı ilimler, zarurat-ı diniyedendir. Müslümanım diyen bir kişinin bunlarda bilgisizliği suret-i kat’iyede mazeret sayılmamaktadır. Birinci itibara göre, namaz oruç, imana bağlı meseleler gibi ittifaki farzların; ikinci itibara göre, zina, fuhuş, katil, iftira, faiz, zulüm, ve hırsızlık gibi ittifaki haram yani dini yasakların hakkında malumat sahibi olmak, zarurat-ı diniyedendir.

Daimi ve sürekli farzların mesela namazın, orucun, zekatın, haccın şartları, rükünlerini yerine getirme keyfiyetlerine ve bozucularına bağlı ilimler, zarurat-ı diniyedendir. Şu kadar ki, namaz ve orucun buluğdan itibaren, hem icmalen hem tafsilen öğrenilmesi herkeze farz iken; zekat ve haccın tafsili olarak değil, icmali olarak farziyetinin bilinmesi farz olur. Haramlarda, keyfiyetinin tafsili olmadığı için, sadece icmalen haramlığını bilmek ve çirkinliğini idrak etmek farzdır. Bir kişinin, hayat nizamında devamlı olarak karşılaşacağı farz ve haramların hakkındaki ilmi tahsili, farzdır. Mesela ekabir bunu öğretmek için şöyle dediler: “ Farzdan önce farz, farzı eda etmek hakkındaki bilgiler; farzın içinde farz, amelde ihlas; farzdan sonra farz ise bildikten sonra amel etmektir. “ İslami yaşama budur.

Daimi ve sürekli değil ancak hadiselerin zuhuru ile, zaman zaman lazım olan farz ilimler de vardır. Artık bunların zuhuru zamanında, işlenmesi mi, yoksa terk edilmesi mi gerektiğine bağlı ilimler, zarurat-ı diniyeden değildir. Tıb ilmi ve miras meseleleri gibi.. bu tarife giren ilimler, zarurat-ı diniyeden olmadığı halde, kişilerin bu bilgileri tahsil etmeleri, hadisenin zuhuru anında farz olur. Bu takdirde bu bilgileri tahsil etmek üç kısma ayrılır; Şer’i emrlerin ilmi; şer’i yasakların ilmi; şer’i mübahların ilmi.

a- Emrler ilmi; farz, sünnet veya fazileti bildiren ilimlerdir. Yani dinimizin yap emrinin; farziyeti mi, sünneti mi, fazileti mi ifade ettiğini bilmektir.

b- “Yapma” yasağının haramı mı, tahrimi veya tenzihi mekruhu mu ifade ettiğini bilme ilimleridir.

c- Yine “ yap” emrinin, helal yani mübahı mı, doğrusu serbestiyeti mi ifade ettiğimi bilme ilmidir. dünya ve ehlini bilmek, yani siyasi ilimler, tarihi ilimler, muhaletat yani halkın içine girme usullerini ve adablarını bilmek, alış verişler, iktisad ve kazanç yollarını tahsil etmek, bunun örneğidir. Tabiî ki bunlarda, fazilet dereceleri var.

Bu üç daireye bağlı ilimlerin hepsi, şeraitten öğrenilir. Bir işe başlamak isteyen kişinin, bu ilimleri öğrenmeksizin başlaması caiz değildir.

Mesela, istinca, taharet, abdest, gusül ve namazın farzlarını, vaciplerini, şart ve rükünlerini, zekatın hangi mallarda farz olduğunu, kimlere verilmesi ve kimlerin vermesi gerektiğini bilmek ve oruç, hac ve cihadı da bu şekilde öğrenmek farzdır. Bunlara emr ilimleri denilir.

Tüm haramların çeşitlerini bilmek farzdır. Mesela abdesti, guslü, namazı, orucu bozan şeyleri bilmek, yenilmesi ve içilmesi yasak olanların hepsini, faizin her çeşidini bilmek ve ondan sakınmak farz; mekruhların her çeşidini bilmek vacib veyahud sünnet ve fazilettir.

Mübah ilimlere gelince; mesela avcılığı, yemek içmek adabını, iki eş arasındaki muaşeret, ve benzerini öğrenmek de mübah ilimlerdir. Tarih, ziraat, siyaset… hepsi bu daireye dahildir. Ahlak ilmi…

Bir kişi hangi davranışla davranmak isterse, mesela yüzme, sokakta yürüme, bakkalda alış veriş yapma… mutlaka fıkıh kitablarında davranışının hangi bölüme dahil olduğu yazılmıştır. Sadece bir fıkıh kitabı okumakla bu vazife görülür.

2- Hac ibadeti için bile bir kadın, yanında mahremi olmaksızın hac yolculuğuna çıkamıyorken, ilim tahsili için bir genç kızın, bir şehirden diğerine yalnız gitmesi caiz olur mu?

Din veya şuurlanma için de olsa, bir kadının ilmi tahsil bahanesiyle memleketinden başka yere mahremsiz gitmesi caiz değildir. Eşi veya mahremi olmaksızın sefer etmesinin fetvası; dar-ul harbde olan bir kadının, namus güvenliği olmadığı için, namusunu korumak maksadıyla dar-ul İslama hicret etmesine mahsustur. Bu da Müslümanlara ulaştığı an, sefer serbestliği bitmiş olur.

Bugün Türkiyemiz’de tercüme edilmiş ve bu hususta yazılmış, en mutemed kitablar mevcuddur. Genç kızların kendi memleketlerinde tahsil etmeleri ve şuurlanmaları daha kolaydır. Bir şehirden başka bir şehre gidilemez.

“Bir kadın, kocası veya kendisine haram olan mahremi olmaksızın, üç gün mesafede sefere çıkmasın.” Hatta bazı rivayetlerde “iki gün mesafede çıkmasın” buyrulmuştur. Kaldı ki aynı hadisin “Kendisiyle kocası veya mahremi olmaksızın bir kadın, sefere çıkmasın.” rivayetiyle, kadın mutlak olarak seferden men edilmiştir. Ulemanın ihtilafı, kadının mahremsiz, farz olan hac seferi hakkındadır; mutlak sefer hakkında değildir. Hanefilerin ittifakıyla, kocası veyahud mahremi olmaksızın, namaz kısaltılabilecek kadar mesafede, mesela yüz kilometrede, bir kadın sefere çıkamaz. Ehli hadis hemen hemen hepsi, Şeyh Hasan Basri, Süfyan Servi, Ebu Sevr, İshak bin Rahuveyh, İmam Şafii bir kavlinde, İmam Ahmed bir kavlinde, Hanefilerle müttefiktirler. Şafii mezhebinde İmam Beğavi diyor ki: “İmamımızın Hanefilerle müttefik olduğu sözüyle amel etmek, bizce daha kuvvetlidir.”

Ayni diyor ki “ Binaenaleyh farz olmayan hac ve diğer seferlerde, ittifakla bir kadın yüz kilometreye kadar dahi sefer edemez. Bundan az, kafile ile sefer edebilir. İmam Ahmed dedi ki: “Farz olan hac için, takva sahibleriyle”; İmam Şafii dedi ki: “ Bir kafileyle” beraber olmak şartıyla..”

Hadislerin zahirinden anlaşılıyor ki, mahremsiz bir kadın, yirmidört saat tek başına başka tarafa gidemez. Zahiriler: “En kısa mesafede dahi hiçbir kadın hiçbir suretle mahremsiz sefer edemez.” dediler.

Yine Hanefi mezhebinde, dar-ul harbde namus güvenliği olmadığı ve yol daha emniyetli olduğu takdirde, üç gün de olsa, bir kadın tek başına sefer edebilir.

Hasılı, anladığımız kadarıyla, Konya’dan bir kadın Ankara’ya, İstanbul’a tek başına gidemediği gibi; mahremiyle gittiği takdirde, tek başına yani mahremsiz ikamet de edemez. Maatteessüf bu da moda olmuştur.

Kadınlar evlerinden uzaklaştıkları için bu hale geldik. Kadın, ev kadını olmalıdır…Kadın ulvidir… kadın cemiyetin en üstün muallimidir… Bütün özelliğiyle kadın, erkeğin şan şerefidir… Bu itibarla Türkler “ avrat” demişlerdi. “Avret” ise “ avrat” olur, anne olur…

3- Erkeğin kadından, kadının da erkekten ilim tahsil edebilmesinin şartları ve sınırları, İslama göre ne olmalıdır?

Kadının erkekten, erkeğin de kadından ilim öğrenmesi, İmam Nevevi ve Ayni’nin tasrih ettikleri gibi, meşrudur. Kadınlardan birçoğu, muhaddis dahi olmuştur. Ancak bir kadının erkekten yahud bir erkeğin kadından dini ilimleri öğrenmesinin şartı, öğrenci veya öğreticinin fitneden korkmamaları ve bir ifsada meydan vermemeleridir. Eğer bir fitne korkusu veya bir menhiyat işlenmesi söz konusu olursa, caiz olamaz.

Devlet adamlarının, raiyeyi ihmal etmemeleri ve onlara ilmi talim etmeleri, va’z ve nasihatte bulunmaları; farzlarda farz, vaciblerde vacib, sünnetlerde sünnet, faziletli ilimlerde fazilettir. Çünkü Rasul-u Muhterem sallallâhu aleyhi ve sellem, kadınlara mahsus bir gün tayin etmiş ve onları şuurlandırmak içibn va’z ve nasihatlerde bulunmuştur. Esefle deriz ki: Bu vazifeyi gören mahdud kişiler olmaktadır. Devlet adamları yapmadığı takdirde, iş reayaya intikal etmiş olur. Allah Teâlâ, erkeklere şuur ve gayreti, kadınlara vakar ve haysiyeti ihsan buyursun. Şunu da ifade edelim ki, bu vazife Diyanet mensublarına mahsus bir vazife değildir. Her Müslüman bilgi üzere, şartlarıyla, iyalinin şuurlanmasına memurdur. Öğrenir, öğretir. Bir aile reisi iyalinin, bir imam cemaatinin, bir başkan idaresi altında olanların sorumlusudur. Öğrenir, öğretir.. Demek ki aile, sadece kişinin hanımı çocuğu değildir. Cami cemaati, imamının; mahallenin halkı, muhtarının ailesidir. Türk ailesi…

Erkeğin kadından; kadının erkekten öğrenmesinin en mühim şartları şunlardır: Halvet olmaması; nazar korkusu olmaması; kadın ve erkeklerin ihtilatı olmaması; kadının yüzü ve ellerinden başka örtülü, yani tam tesettürlü olması; öğrenci kızlara kadının, erkeklere erkeğin bulunmaması; (Hasta ve tabibin de şartı budur.) kendi mahallesinde sokaklarda kadının, erkeklerin kalabalık olduğu yolda ve yolun ortasında yürümemesi; kendi evinde giymiş olduğu süslü elbiseyle, yani üstlüksüz, erkeklerle yan yana yürümemesi, koku sürmemesi…

İşte bu dokuz şartın dahilinde, kafile olarak yahud mahremiyle birlikte bir tek kadın, erkekten; yahud erkek, kadından ilmi öğrenebilir. Ses avret değildir; nağme avrettir. Bunun içi, Hanefilerden İmam Ayni ve birçok ulema dediler ki: “ Nağmesiz öğretim; ve ders esnasında sesle tahrikin olmaması da şarttır. Aksi takdirde fitne olur. Bundan dolayı, kadının hakime değil, hakimin kadının yanına gelerek ifadesini alması gerekir.

Kadının farz veya nafile ilimlerini öğrenmesi, şahidlik yapması, hac farizasını eda etmesi, ebeveynini yahud mahremlerini ziyaret eçin evden çıkmasına dinimiz izin vermiştir. Ancak mahallesinde kınanılacak yere mahremsiz gidemez. Mevlana Halid’in halifesi ve Mekke’nin müftüsü Süleyman Zühdü Hazretleri diyor ki: Kadınların kendi mahallelerinden başka mahallelere gitmeleri bid’ati, bazı meşayıhlar tarafından ihdas edilmiştir.

Bizce kadınların, mahallelerinin dışında, zikir halkası ve hatmelere gitmeleri doğru değildir. Zira Allah Teâlâ “Kadınlar, vakarla evlerinde karar kılsınlar…” (El Ahzab 33) buyurmuştur. Onların hakkında evlerinde olmaları cihaddır.

Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Medine sokaklarında cahiliye adeti üzere kadın ve erkeklerin karışık yürüdüklerini görünce:“ Geride yürüyün! Çünkü gerçek şu ki, sizin yolu daraltmaya asla hakkınız yoktur. Size yolun kenarında yürümeniz vacibdir.” buyurmuştur. bunun üzerine, İslami bir adet olarak, ulvi ve üstün vakar sahibi kadınlar, yakın bir zamana kadar bu yüce emri tatbik ederlerdi. yolun kenarında, duvara yapışacakmışcasına yürürlerdi. Bugün bu adetin yıkılmasına, beraberce inci gibi kanlı göz yaşlarımızı döküp, İslami ve milli örfümüzün yasını tutmalıyız.

4- İslami endişeler taşıyarak birçok badireleri atlatan ve belli bir tahsil derecesine gelmiş bulunan, ancak örtünme yüzünden tahsilini yarıda bırakmak zorunda kalanlar var. Bu durumda olan kızlarımıza İslam ne gibi çıkış yolları göstermektedir?

İslami endişeler taşıyan genç evladlarımızın, İslami yaşamak arzusuna mebni, dinlerinden taviz vermemeleri gerekir. Meşru haklarını, yine meşru suretle aramaları ve erkeklerin de onların bu mukaddes ve üstün davalarına meşru yollarla yardımcı olmaları gerekir. Elbette bütün hayat ölçüleri dinden alınır. Dini yasaklardan sakınmak gerekir. Yukarıda bu soruya cevab verilmiştir. bu hususta en büyük ölçü, en büyük rehberimiz, Allah Teâlâ’nın Rasûlü sallallâhu aleyhi ve sellem, en veciz ve en hikmetli sözle yol göstermiştir. “ Size bir şey emrettiğim zamanda gücünüz yettiği kadar ona gelin (yapın. Amma) Bir şey yasakladığım zamanda da derhal ona son verin” buyurmuştur. Bir menhiyatı işlemekle, bir emr yerine getirilemez. Hanefi uleması bu hadis-i şeriften, takribi olarak otuz kaide iktibas etmişlerdir. El-Eşbah venNezair adlı kitabın şerhine ve usul kitablarına müracaat edilebilir. Onlardan biri de: Bir mefsedet, bir maslahat karşı karşıya gelip muaraza ettiğinde, her halukarda mefsedetin def’ine çalışılır. Çümkü şer’i şerif, şer’i emrden daha ziyade, şer’i nehiylere itina göstermiştir. İbnu Nuceym diyor ki: Elbette Allah Teâlâ’nın yasakladığı bir yasağı terk etmek, cin ve insanların ibadetinden daha üstündür. Görülmez mi, bir kadına gusletmek vacib olduğu takdirde kapalı bir yeri bulamazsa, farz olan guslünü tehir eder. Çünkü kadın, avret olduğu münasebetiyle, bedenini açması, o halde kalmaktan daha ağırdır.

Ar…

Hamevi diyor ki : Bu, ağlabi bir kaidedir.

Kızlarımızın fazla ilmi tahsil etmek için, menhiyatı irtikab etmeleri tercih edilmez, Menhiyatı terk etmek gerekir.

Kaidelerin biri de şudur: “Zarar, misliyle defedilemez; zararın def’ine çalışılır. “; “ Zaruretler ihtiyacla sınırlandırılır.” Kırık ve yarayı sarmakta sağlam yerler ihtiyac kadar sarılır. Avret mahallini tedavi eden tabib, ihtiyacdan fazla bakamaz. Devlete başkaldıran Müslüman buğat, edeblendirilir; amma kafirlerle onları edeblendirmek yani üzerlerine saldırtmak caiz olmaz. Buna binaen diyebiliriz ki: Mahremsiz kadın, seferle cehalet zararını defedemez; başörtüsünü kaldıramaz. Doğrusu, modern cehaletle vahşet cehaletini defedemez.

5- Üniversitede kalıp tesettürü kaybetmek ve bazı haramlara bulaşmak bahasına İslamı öğrenmek, yaşamaya çalışmak ve şuurlanmak ile, memlekete dönüp ailenin İslami endişeden uzak baskısında ihtilat günahına ve İslami şuurda olmayan biriyle evlenmeye mahkumiyet arasında tercihin nasıl olması gerektiği sorulmaktadır.

Bunun cevabı, yukarda verilmiştir. Fakat bununla beraber şöyle denilebilir: Bir kız çocuğunun ailesi içerisindeki ihtilatının, okulun içindeki ihtilattan daha hafif olma ihtimali vardır. Zayıf ebeveyninin tehlikesi, vehmidir. Çünkü beraberinde bekçisi olmayan bir kızın, okulda da daha canavar bir dinsizin taarruzuna mahkum olması muhtemeldir. Bu takdirde mahallesinde veyahud da okuduğu mahallede beraberinde nezaretçisinin olması gerekir. bu durumda imkan nisbetinde eser okumak, mektubla olsa dahi ehlinden sormak ve büyük zorluğa katlanmakla genç kızlarımızın şuurlanması mümkündür. Her imkanı değerlendirmek mecburiyetindeyiz.

6- Geçim sıkıntısından, islama uygun olmayan şartlarda kadının çalışmasının caiz olup olmadığı sorulmaktadır.

Şübhesiz talimdeki şartlar, çalışmakta da aranılır. Günlük nafakasını temin edemeyen bir kadın, bu ihtiyacını giderinceye kadar çalışabilir. Fakat en asgari derecede nafakayı bulan çalışamaz. Müslümanların üç mukaddesatı vardır: Din; namus; vatan… Vatanı korumakta, kafirle Müslüman ortaktır. Amma din ve namusta, Müslüman ayrıdır… ve bununla tanınır. Kadınlar hakkında el işi, ev işi güzeldir; cihaddır. Ashab- kiramın hanımlarından bir çoğu yün ve pamuk ipliğini eğirmeye çalışırlardı. Hazreti Fatıma, el değirmeniyle evinin içinde çalışırdı. Hazreti Esma kocasının atına ve hurma bahçesine bakardı. İlim ve çalışmak, şartıyla olursa üstün şereftir, ayıb değildir. Şayet evin içinde nafakanın temini için çalışma imkanı olmazsa, o zaman dışarıda, yukardaki şartlar dahilinde çalışabilir.

Esma binti Yezid el- Ensariyye şöyle anlatır. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gittim ve ona şöyle dedim:” ben arkamdaki tabi’lerimin, kadın cemaatinin elçisiyim. onlar dediğim gibi derler. Görüşlerimi beklerler. Onların haklarını istiyorum. Allah Teâlâ Seni hak bir peygamber olarak göndermiştir; erkek ve kadınlara.. biz kadın olarak Sana inandık; tabi olduk. Gerçek şu ki, bizim haklarımız kısılmakta.. Örtü içindeyiz; evlerimizin ortasındayız; erkeklerin keyiflerine mahkumuz; çocuklarını karnımızda taşırız; onları doğurur ve sizin çocuklarınızı besleriz. gerçekte erkekler cemaate gitmekle, cenazeleri kaldırmakla, cihad yapmakla ( iaşeyi temin etmekle) üstünlüğü kazanmışlardır. Fakat cihada çıktıkları zaman mallarını biz koruruz; çocuklarını biz terbiye ederiz. Pekala, onların sevablarına ortak olabilir miyiz? Ya Rasûlullah bize ne buyurursunuz?”

Bunun üzerine Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, etrafındaki ashabın yüzüne bakıyor; derin derin dalıyor… ve: “ Dininden güzelce soran şu kadının sözlerini işittiniz mi?.. Kim bu?..” buyuruyor. Ashab “ bizden birimiz bunu tanımıyoruz.” dediler. Çükü tepeden tırnağa kadar örtü içinde idi Sonra Esma’ya dönerek: “ Ey Esma, dön.. Arkandaki tabi’ kadın cemaatine, sizden birinin kocasına güzel bir kadınlık yapmasının; onun rızasını taleb etmesinin; kocasına muvafakat göstermek için ona uymasının, söylediğin şeylere ( erkeğin cihad ve cemaat sevabına) muadil olacağını bildir.”

Esma tehlil, tekbirle cemaatine dönerek, Peygamber’in bu müjdesini bildirdi.

Bu hadis-i şeriften de anlaşıldığı üzere, zamanımızsa ihdas edilen kadın yürüyüşü, dinin temeline ters düşen, çirkin bir adettir. Asker olması da öyle. Çünkü kadın, mecburiyet olmadıkça evinden çıkamaz. Hac veyahud da beşeri bir ihtiyacdan dolayı çıktığı takdirde örtülü olması gerekir. Bağırması doğru değildir.

Bezzar’ın tahric ettiği, Enes radıyallâhu Teâlâ anh’tan gelen bir rivayette ise Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Sizden kim evinde oturursa, gerçekte o Allah yolunda cihad eden erkeklerin ameline ulaşır.”

Diğer bir rivayette: “ Evinde sizden birinin iş yapması sebebiyle, Allah yolunda erkek mücahidlerin ameline ulaşır.” buyurdu.

Bu hususta birçok hadisler vardır. Mesela: “ Erkek çocuklarınıza yüzmeyi, ok atmayı öğretin. Mü’mine bir kadının evinin içinde ip eğirmesi ne güzel oyundur. Annen baban beraber çağırırlarsa, annene cevab ver.” Diğer bir ravayette: “Mü’mine kadının en hayırlı oyunu, ip eğirmesidir.”

Başka bir rivayette: “ Ebrar olan erkeklerin sanatı terzilik, ebrar olan kadınların sanatı ip eğirmektir.”

Diğer bir rivayette: “ Kadınlarınızı ip eğirmekle süslendiriniz” buyrulmuştur. Binaenaleyh kadının üstün sanatı, evinin içinde nakış, dikiş ve örgüleridir. Bununla nafakayı temin etmek mümkündür İşte buna da imkan bulamayan, yukardaki şartlarla dışarıda çalışır.

Hind bin Mehleb, yani Haccac bin Yusuf’un hanımı, elinde eğirdiği bir iple uğraşıyordu. Ziyad bin Abdullah el-Kureyşi ona; Sen bir emirin kızısın; nedir bu senin elindeki?!.” Bunun üzerine Hind şöyle dedi: Ben Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den işittim; şöyle buyurdu: “Takatçe sizin en boylunuz ( çok elişi bileniniz) , en yüce sevab kazanandır. Bu ( elişi ) şeytanı kovar; vehmi ve hayali konuşmaları keser.”

ŞEYH İSMAİL ÇETİN HOCA EFENDİ - İNANÇLI GENÇLİĞİN ŞUURU - SAYFA: 78-97
eski 16.11.2007, 23:49 münacaat isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
münacaat isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
Hakkperest
 
Hak-dilaram - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 5.173


1 Albümü var
 
Teşekkür etti: 10.845
Teşekkür aldı: 4.408 konuda 20.675 kere
Blog-Yazıları: 2
Hak-dilaram - MSN üzeri Mesaj gönder
eskilere gittim birden.

bu risalenin yazım ve tashih aşamasında üstaz ile birlikteydik.

daha sonra izmir'den ramazan ağabey, özinci.com ismi ile bir site açmıştı. orada bu eserle birlikte bazı başka eserleri de neşretmişti. biz de onun neşretmiş olduğu eserlerden veya kendi klavyemizle daha başka eserlerden nakillere ihtimam göstermiştik ve elhamdülillah halen bu ihtimamdayız.

oradan kopyala yapıştır ile binlerce insan net üzerinden eseri/eserlerin bazılarını okuma imkanına sahip olmuştu.

Allah, naşirlere merhamet etsin. amin.
__________________
İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!

Buraya Baktınız mı? Tıklayın
eski 17.11.2007, 00:09 Hak-dilaram isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #2
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
Yeni Üye
(Konuyu Başlatan)
 
Üyelik tarihi: 16.11.2007
Mesajlar: 9


 
Yarışma Puanı: 470
Teşekkür etti: 30
Teşekkür aldı: 7 konuda 26 kere
Amin

Allah Teala'da biz gençlere bu hizmette deryada bir damla olmayı nasip etsin.

Eğer hazreti üstazın eserlerinden yazılması faydalı olacağına inandığınız konular varsa yardımcı olmaktan mutlu oluruz.

Allah yar ve yardımcınız olsun,
eski 17.11.2007, 00:58 münacaat isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #3
Cevapla



Yer imleri
Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:53 .