İçtihad meselesine hâtime
“Muhammed Bakır'a, Ebû Hanife'nin taabbudî hükümler üzerine kıyas yaparak İslâm'ın özüne muhalif bir tavır içinde olduğu anlatılır. Bir gün Muhammed Bakır Medine'de Ebû Hanife ile karşılaşır ve ona, ‘Sen kıyasla amel ederek dedem Hz. Peygamber'in (s.a.v.) sünnetine muhalefet ediyorsun öyle mi?’ diye sorar.
Ebû Hanife; ‘Bu ithamdan Allah'a sığınırım. Sen konuşmana dikkat et ki; ben de sana karşı üslubuma dikkat edeyim. Çünkü Allah Resulü’nün (s.a.v.) ashabına üstünlüğü gibi, senin de diğer insanlara üstünlüğün var...’
Daha sonra Ebû Hanife, Muhammed Bakır'a; ‘Sana üç tane soru soracağım bana cevap ver’ der. ‘Verdiğim cevaplar aklı mı dinin emrine yoksa dini mi aklın tasarrufuna teslim ettiğimi kanıtlayacaktır.’
— Erkek mi yoksa kadın mı daha güçsüzdür?
— Kadın.
— Mirasta erkeğin payı ne kadar kadınınki ne kadardır?
— Kadının payı erkeğinkinin yarısı kadardır.
— Eğer bu konuda kıyasla hüküm verseydim erkeğe kadının payının yarısını verirdim. Çünkü kadın daha güçsüzdür.
— Namaz mı oruç mu daha üstündür?
— Namaz.
— Eğer kıyasla hüküm verseydim, bu konudaki nassa muhalefet eder, hayızlı bir kadına orucu değil namazı kaza etmesini emrederdim.
— İdrar mı yoksa meni mi daha pistir?
— İdrar.
— Eğer kıyasla hükmetseydim, gusül abdestinin, meninin çıkmasından dolayı değil de idrarın çıkmasından dolayı gerektiğini söylerdim.
Karşılıklı bu soru cevap faslından sonra Muhammed Bakır, Ebû Hanife'yi alnından öperek kutlar.”
Hafızu'd-Din b. Muhammed el-Kerderi’nin ‘Menâkib-u Ebi Hanife’sinde geçtiği bildirilen bu diyalog, müçtehid imamların, içtihâdın hakkını ne ölçüde verdiğini tebârüz ettirdiği gibi günümüz içtihâd heveslilerinden de farklarını ortaya koyuyor. Onlar dini akıllarına ve/veya çağa hâkim değer yargılarına uydurma gibi bâtıl bir uğraştan berî idiler. Daha önce de söylemiştik; yine ifade edelim: Mesele kabaca, hayatı dine uyarlayanlarla, dinî olanı çağa uygun hâle getirmeye çalışanların ayrışmasından tezâhür etmektedir.
Bir yanda zihni tahrifata uğramamış Selef-i Sâlihin, diğer tarafta tasavvuru dönüştürülmüş nevzuhur bir mâkule arz-ı endam etmektedir.
Yazının tamamı için:
http://1111.karakalem.net/?article=2784