İmam Gazali rahmetullahi aleyh diyor ki:
"Şüphesiz dualar Allah Teala'nın rahmetinin gelmesine vesiledir. Salavat-ı şerife hem duadır, hem de Allah'ın rahmetinin gelmesine ve Rasulün'ün iltifatına vesiledir. Mesela hadis-i şerif de:
"Kim
-Allahumme salli ala Muhammedin ve enzilh-ul-mak'ad-el-mukarrabe ındeke yevm-el-kıyameti.- derse şefaatim ona hak olmuştur." buyrulmuştur. Bizden birimiz normal hallerde ruyasında kudsi aleminde olan zevatın ruhlarını görüp onunla şereflendiği gibi, kudsi ruhların da bizden birimizi görmeleri, şefkat ve marhametlerinin, feyz ve bereketlerinin görülene aksedilmesine vesile olur. Şüphesiz bu şerefe ulaşmanın en kuvvetli vesilesi salavat-ı şerifedir, ki onunla şefaat hak olur. Kaldı ki hadis-i şeriflerde bir salavata on sevab va'dedildiği gibi
on faydası da vardır:
Birincisi,
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in şefaatidir. Onun için Peygamber Efendimiz ümmetini, kendisine salavat okumalarına teşvik buyurmuşlardır.
İkincisi,
salavat-ı şerife Allah'a ve O'nun Rasulüne imanın yenilenmesinin ifadesidir.
Üçüncüsü,
Peygamber'e tazimin ifadesidir.
Dördüncüsü,
kıyamet gününe iman etmenin tecdididir(yenilenmesidir).
Beşincisi,
Peygamber'in zikriyle rahmetlerin gelmesine sebebdir. "Büyüklerin isimlerini söylemekle Allah'ın rahmetleri iner." hikmetli sözüne mebni salavat, okuyana en büyük rahmetin gelişine vesile olur. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem,en büyük,en seçkin ve en üstün bir zattır; vesileyle inen rahmet de o nisbette büyür.
Altıncısı,
Allah ve O'nun Rasulu'nün sevgisi, ümmete vacib olan bir husustur; salavatın okunması işte bu sevginin varlığının ifadesidir. Şüphesiz Peygamber ve Ehl-i beytinin sevgisi gibi insanı Allah'a kavuşturacak hiçbir amel yoktur.
Yedincisi,
salavat-ı şerife duadır. Dua ise ibadetin beynidir.
Sekizincisi,
her işin tedbirinin Allah'a mahsus olduğunun, Peygamber'in dahi en sevgili kulu olmasına rağmen Rabb'ine muhtac olduğunun itirafıdır. (Şirkin bütün damarlarını kökünden koparan da bu inançtır.)
Dokuzuncusu,
insanın öz cevheri, ulvi ve kudsi aleme fıtratenmeyyaldir, salavat-ı şerife bu meyli arttırır. Artık insanın kemalata ermesi için salavat-ı şerife tek başına dahi kafi gelir.
Onuncusu,
hem Allah'ı ve hem Peygamber'i zikretmektir. Şüphesizbunlar salavat-ı şerifede birer hasenedir."
Hasılı salavat-ı şerifeyle mü'min,
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in duasına mazhar olur; bundan daha üstün bir ibadet olamaz.
Özellikle cuma gününde salavat-ı şerife okuyan,okumasındaki ihlas ve muhabbeti nisbetinde Peygamber'e görülür. Nitekim hadis-i şerif de: "Gerçekte sizin günlerinizin en hayırlısı cuma günüdür. O günde ADEM yaratıldı, o günde kabzedildi, o günde birinci Sur'a üfürülüş olacak, o günde ikinci sa'k nefhası (Sur'a üfürülüş) olacaktır. Binaenaleyh o günde Benim üzerime salavatları çoğaltın. Gerçekte sizin salavatınız bana açık görülmektedir."
Bu arada Ashab-ı kiram'dan bazıları:
"Sen çürümüş olduğun halde nasıl bizim salavatlarımız Sana arz olunur = açık görülür?" dediler. Bunun üzerine:
"Gerçekte Allah Teala Enbiyanın cesedlerini, yerin yemesine haram kılmıştır." buyurdu. Onun için cuma günlerinde daha fazla zikir, tesbih ve özellikle salavat-ı şerifelere, dualara ehemmiyet vermelidir.
Ahlaki Reçeteler, Dilara Yayınları