7 Cemaziye'l-Evvel 1429
12 Mayıs 2008, Pazartesi
7 Cemaziye'l-Evvel 1429
12 Mayıs 2008, Pazartesi
Ayet
Kadınlar,oğullar,yük yük altın ve gümüş,salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi.Bunlar dünya hayatının geçimliğidir.Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.
Âl-i İmrân-14
hadis
Akrabaların gösterdiği yakınlığa karşılık veren kimse,tam anlamıyla akrabalık haklarını gözetiyor sayılmaz.Akrabalık haklarını tam anlamıyla gözeten kimse;yakınları akrabalık bağlarını ondan kestikleri halde,o onlardan alaka ve yardımını kesmeyen kimsedir.
Muslim

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:



...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Anket

hangi mevsimi seviyorsunuz????
ilkbahar: 45,56%
yaz: 17,78%
sonbahar: 25,56%
kış: 11,11%
Katılımcı sayısı: 90. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor

Online Üye

Şuan Forumda: 71 (5 Kayıtlı ve 66 Misafir) bulunmaktadır.

Online  Dilnihad, DuaLar, münacaat, mutasyon, turab


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye

Üye Albümlerinden

Üye albümlerinden en son eklenen resimler:

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

İncİler Maİl Grubu





Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » Fıkıh » Müslüman Kadinin Rabbine Karşi Görevleri
Cevapla
 
Seçenekler
gölge
 
Almula - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.03.2008
Mesajlar: 901


Yarışma Puanı: 700
Teşekkür etti: 2.735
Teşekkür aldı: 834 konuda 2.747 kere
ebu mus'ab kardeşim ne güzel izah etmişsiniz, ancak günümüzde bunları uygulayabilmek ne kadar zordur. çalışan bir bayanın yabancı bir erkekle başbaşa kalmaması mümkün müdür? geçimimizi sağlamak için çalışmaya mecburuz. bir yardım kurumunda çalışıyorum. Yardım almak için gelenleri erkek yada bayan diye nasıl ayıracağız. üstelik verdiğimiz hizmet çok kapsamlı. Bazen saatlerce yalnız konuşmak zorunda kalıyoruz. aslolan niyet değil midir ? zaruretler ne kadar etkilidir bu konuda?
eski 13.03.2008, 20:27 Almula isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #11
Almula isimli üye'ye teşekkür eden 7 üye:
Mü'min
(Konuyu Başlatan)
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 376


 
Teşekkür etti: 324
Teşekkür aldı: 370 konuda 1.831 kere
güzel kardeşim öncelikle bu yazı dizisi
hocam Nureddin Yıldız hoca efendiye aittir
İslam zaruretle keyfiyeti birbirinden tefrik etmiş bir takım
normlar getirmiştir
birine zaruret olan diğerine keyfiyet olur
bu belli ölçülerde pratik hayatın kişilere
yansıması ile alakalıdır
bu benim için keyfiyetmidir/zaruretmidir sorusu
önce vicdanın sonrada ehil bir alimin ilgi alanıdır
Rabbim rızasında sabitlesin cümlemizi ayaklarımızın kaymasına müsade atmesin. Amin.
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
eski 13.03.2008, 20:34 ebu mus'ab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #12
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 7 üye:
Mü'min
(Konuyu Başlatan)
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 376


 
Teşekkür etti: 324
Teşekkür aldı: 370 konuda 1.831 kere
Dininin emri olan başörtüsüne sımsıkı bağlılık gösterir

Evden çıkarken, Allah'ın kitabında ve Rasulünün sünnetinde kesin sınır ve işaretlerini belirlediği İslami kıyafet olan şer'i başörtüsünü (hicab) takar; koku sürünmüş, süslenmiş olarak evinden çıkmaz, mahremi olmayan erkeklere görünmez. Zira bunların Kur'an'ın kesin nassı ile haram olduğunu bilmektedir:
Şuurlu müslüman kadın, Allah'ın yolundan ve O'na itaatten uzaklaşmış, çağdaş toplumların kendileriyle dolu olduğu giyinik-çıplak kadınlardan değildir. Bilakis Resulullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem o açık saçık, azgın, sapıtmış, fesatçı kadınları anlatırken çizdiği korkunç tipten dolayı müslüman kadın korkuyla titrer:

"Cehennemliklerden iki sınıf vardır ki ben (henüz devrimde) onları görmedim. Birisi, yanlarında sığır kuyrukları gibi kamçılar olup onlarla insanları döğen bir kavim; diğeri giyinik-çıplak, kırıtarak yürüyen bir takım kadınlardır. Başları eğri deve hörgüçleri gibidir. (Yapay süslenme ve ziynetlerle kabarmış, irileşmiş durumdadır). Bunlar cennete giremeyecek, onun kokusunu da duyamayacaklardır. Halbuki cennetin kokusu şu kadar ve şu kadar mesafeden duyulacaktır." (Müslim).

İslam'ın saf pınarından içmiş ve onun geniş serin havasında yetişmiş olan akıllı müslüman kadın, şer’i başörtüyü, annelerin ve ninelerin üzerinde gittikleri ve onlardan kendisine miras kalan bir adet, gelenek olarak takmaz. Bilakis müslüman kadın başörtülüne, onun Aziz ve Celil Allah'dan gelen bir emir olduğuna kalbi imanla dopdolu olarak bağlılık gösterir.

Safiyye bint Şeybe'den gelen rivayet şöyledir: "Hz. Aişe'nin radıyallahu anha yanında oturmuş Kureyş kadınlarından ve onların faziletlerinden, üstünlüklerinden söz ediyorduk. Hz. Aişe radıyallahu anha dedi ki: Şüphesiz Kureyş kadınlarının bir üstünlüğü var. Ama ben Allah'a yemin ederim ki, Ensar kadınlarından daha üstününü Allah'ın Kitabın'ı onlardan daha çok tasdik ve Kur'an'a daha çok iman edenini görmedim. Nur Süresindeki: "Başörtülerini, yakalarının üstünü kapayacak surette koysunlar..." ayeti indirilmişti. Erkekleri onlara gidip Allah Teala'nın kendilerine başörtüsü hakkında ayet indirdiğini okudu. Adam karısına, kızına, kızkardeşine ve akrabası olan herkese okudu. Onlardan bunu işiten hiç bir kadın geri kalmaksızın her biri kalktı ve Allah'ınn kitabından gelen ayeti tasdik ve iman etmek üzere üzeri çizgili yün giyeceklerini aldı ve onunla örtündü. Sabah namazında Rasulullah'ın arkasında o şekilde örtünmüş olarak, sanki başlarının üstünde kara kargalar varmış gibi safa durdular."

Allah, Muhacir ve Ensar'ın hanımlarına rahmet eylesin. İmanları ne kuvvetliymiş! Müslümanlıkları ne sağlam ve doğruymuş! İndiği sırada hakka ne itaatkar imişler!
İşte bu gibi şuurlu, tertemiz müslüman genç hanımlarla müslüman evler mamur olur, nesiller fazilet esasına göre terbiye edilir, toplum da çalışkan, yapıcı yiğit erkeklerle dolar.
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
eski 15.03.2008, 21:04 ebu mus'ab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #13
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 8 üye:
Mü'min
(Konuyu Başlatan)
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 376


 
Teşekkür etti: 324
Teşekkür aldı: 370 konuda 1.831 kere
Kadın-erkek beraberliğinden kaçınır

Aklı başında müslüman kadın erkeklerle ihtilattan, bir arada bulunmaktan gücü yettiğince kaçınır. Bu hususta Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sevgili kızı Hz. Fatıma radıyallahu anha'ya müminlerin anneleri olan peygamber zevcelerine, ashab-ı kiram, tabiin ve onları güzelce izleyip onların hidayete ulaştırıcı dosdoğru yolu üzerinde yürüyen Selef-i Salihin'in hanımlarına uyar.
İhtilalin dünyada sebebiyet verdiği zararlara dair şahitler, deliller, sayılamayacak kadar çoktur.

Mahremi olmayan erkeklerle el sıkışmaz

Erkeklerle ihtilat etmeyen müslüman kadının mahremi olmayan erkeklerin elini de sıkmayacağı aşikardır. Bu konuda Rasulullah'ın hadisine ve fiiline uymayı amaçlar. Buharı ve Müslim, Müminlerin Annesi Hz, Aişe'den radıyallahu anha rivayet ediyor. Hz. Aişe der ki: "Mümin hanımlar Rasulullah'a sallallahu aleyhi ve sellem hicret ettikleri zaman Allah Teala'nın:

"Ey Peygamber! Mümin kadınlar Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık yapmamaları, zina etmemeleri, evlatlarını öldürmemeleri. .. şartıyle sana beyat etmeye geldikleri zaman beyatlerini kabul et, onlar için Allah'dan mağfiret isteyiver" (Mümtehi-ne:12)

emri gereğince imtihan edilirlerdi. Bunu ikrar ve kabul eden mümin kadın, şer'î beyat ile beyat etmiş olurdu. Kadınlar bunu sözle ikrar ettiklerinde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onlara: "Şimdi gidebilirsiniz, beyatlerinizi kabul ettim." derdi. Hayır, Vallahi Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in eli, asla bir kadın eline değmedi; kadınlardan yalnız sözle beyat aldı. Hz. Aişe der ki: Vallahi Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem kadınlardan, Allah Teala'mn emrettiğinden başka hiç bir şart üzerine beyat almamış ve Rasulullah'ın avucu asla bir kadının avucuna dokunmamıştır. Onlardan beyat aldığı zaman kendilerine sözle: "Beyatinizi kabul ettim," derdi.
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
eski 16.03.2008, 19:53 ebu mus'ab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #14
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 8 üye:
Mü'min
(Konuyu Başlatan)
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 376


 
Teşekkür etti: 324
Teşekkür aldı: 370 konuda 1.831 kere
Yanında mahremi bulunmaksızın yolculuk etmez

İslam'ın kadına gösterdiği bir yol da yanında bir erkek mahrem bulunmaksızın yolculuk etmemesidir.
İmam Buhari'nin Sahih'inden bir hadis:

"Hiç bir kadın, yanında mahremi olmaksızın üç günlük bir yolculuğa çıkmasın."
İmam Müslim'in Sahih'inden bir hadis:
"Allah'a ve ahiret gününe imanı olan herhangi bir kadının, yanında mahremi bulunmaksızın, üç gecelik (90 km.) bir mesafedeki yolculuğa çıkması helal olmaz."


Allah Teala'nm kaza ve kaderine razıdır


Rabbinin emrine itaatkar bir müslüman kadının, O'nun kaza ve kaderine tam anlamıyla razı olmasında şaşılacak bir durum yoktur. Çünkü kaza ve kadare razı olmak, insandaki iman, taat, takva ve salahın, iyi halin en büyük alametlerindendir. Bundan dolayı dininin yolunu iyi örenmiş şuurlu müslüman kadın, hayatında başına gelecek hayır veya şer türünden şeye daima razıdır. Zira onun için bu rızada, her halükarda hayır bulunur.

Rasululullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şu sözü hiç unutulmamalıdır:
"Müslümanın işi hayrete değer. Çünkü İşinin hepsi onun için hayırlıdır. Zira başına sevinilecek bir iş gelirse şükreder; bu ise onun için hayırlıdır. Başına bela gelirse sabreder; bu da onun için hayırlıdır." (Buharî).
Şüphesiz bir müslüman kadın gönlünün ortasında şu itikadı taşır:
Bu dünyada başına gelen şey onu atlayıp geçecek değildi. Ona isabet etmeyen şey de ona isabet edecek, başına gelecek değildi. Her şey kaza ve kader iledir. Ondan Ötürü müslüman kadının işinin hepsi hayırlıdır. Şayet başına sevinilecek bir hal gelirse dili kendisine o nimeti veren lütuf sahibi ilahına şükretmeyi adet edinir de artık şükreden, itaatkar, kazançlı çıkan hanımlardan olur. Şayet başına bela gelirse sabreder de artık sabırlı, kurtuluşa ermiş, dereceler kazanmış hanımlardan olur.
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
eski 17.03.2008, 21:04 ebu mus'ab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #15
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 7 üye:
Mü'min
(Konuyu Başlatan)
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 376


 
Teşekkür etti: 324
Teşekkür aldı: 370 konuda 1.831 kere
Daima Allah'a döner

Müslüman kadını bazan bir gaflet hali kaplar ve yanlış yapabilir. Yahut Rabbinin emrini yerine getirirken şuurlu ve uyanık müslüman kadına yakışmayacak bir kusur ve gevşekliğe düşebilir. Fakat bu gaflet ve şaşkınlık haline dalıp gitmez; hemen gafletinden uyanır, bu sürçme ve kusurdan dolayı derhal tevbe eder, istiğfar eder, Rabbinin güven verici himayesine sığınarak imanlarının parlaklığına, gönüllerini cilalamaya, dininin sıcaklığına döner:

"Takvaya erenlere şeytandan herhangi bir arıza iliştiği zaman (Allah'ın emir ve yasaklarını) iyice düşünürler; bir de bakarsın ki onlar gerçeği görüp bilmişlerdir bile.” (Araf: 201).

Aile fertlerinden sorumlu olduğunu hisseder

Allah Teala'nın huzurunda kadının sorumluluğu erkeğin sorumluluğundan daha az değildir. Aksine çocuklarıyla beraber kocasına nazaran daha çok kalması ve babanın vâkıf olamadığı bazı gizli şeylere vakıf olması sebebiyle kadının sorumluluğu daha büyük olabilir. Şuurlu müslüman kadın işte bu sorumluluğu, kulağına Rasul-i Ekrem'in şu sözü her çalışında daha iyi hisseder:

"Hepiniz çobansınız, idareniz altında olanlardan sorumlusunuz. Devlet başkanı çobandır, memurlarından sorumludur. Erkek, aile fertlerinin çobanıdır ve onlardan sorumludur. Kadın da kocasının evinde bir muhafızdır ve ondan sorumludur. Hizmetkar da efendisinin malında bir muhafızdır ve ondan sorumludur. Velhasıl hepiniz çoban ve muhafızsınız, eliniz ve emriniz altındakilerden sorumlusunuz."
(Buhârî, Müslim).

Kadın asla evinde ve ailesinde rastladığı bir sapmaya, zaafa, gevşekliğe, noksanlığa, hataya göz yummaz. Dininde hafiflik, şahsiyetinde zaaf, şuurunda noksanlık bulunan kadından başka birisi böyle davranmaz.

devam..
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
eski 18.03.2008, 19:44 ebu mus'ab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #16
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 8 üye:
Mü'min
(Konuyu Başlatan)
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 376


 
Teşekkür etti: 324
Teşekkür aldı: 370 konuda 1.831 kere
Bütün emeli Allah Teala'nın rızasını kazanmaktır

Sadık bir müslüman kadın işlerinde daima Aziz ve Celil olan Allah'ın rızasını elde etme arzu ve amelindedir. İşlerini bu hassas terazi ile tartar. Allah'ın razı olacağı işi yapar, razı olmayacağı işten yüz çevirip onu kerih görür.
Aziz ve Celil olan Allah'ın razı olduğu ile insanların razı olduğu şey arasında çelişki varsa, müslüman kadın tereddüt etmeden, duraksamadan, insanları kızdırsa bile Allah'ın rızası bulunanı seçer.
Zira derin İslamî şuuru ve ince duygu gücüyle idrak etmektedir ki insanların rızasını, hoşnutluğunu elde etmeye çalışmak ulaşılamayacak bir amaçtır; öyle bir amaç aynı zamanda sahibini Allah'ın gazabına götürebilir.
Müslüman kadın bütün bu durumlarda hikmet sahibi peygamberinin yolunda hidayet arar. O buyurmuştur ki:

"Her kim insanların gücenmesine rağmen Allah'ın rızasını ararsa Allah da onu insanların eziyet ve sıkıntısından kurtarır.
Her kim de Allah'ın gazabına mukabil insanların rızasını ararsa Allah' da onu insanlara havale eder."


Bu hassas terazi ve bu sağlam ölçüyle müslüman kadın Önünde orta, mutedil, güzel yolun işaretleri belirmektedir. Artık neyi alacağını bilir, neyi bırakacağını bilir. Onun şaşmayan daimi ölçüsü Allah Teala’nın rızasını kazanmaktır. Ve bununla Allah yolundan ayrılmış birçok kadının düştüğü gülünç, utanç verici çelişkili durumlar, müslüman kadının hayatından kaybolur.
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
eski 21.03.2008, 19:25 ebu mus'ab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #17
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 7 üye:
Mü'min
(Konuyu Başlatan)
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 376


 
Teşekkür etti: 324
Teşekkür aldı: 370 konuda 1.831 kere
Allah'ın dini için çalışır

Müslüman kadının işlediği ibadetle ilgili amellerin en büyüğü ve kıymetlisi, Allah'ın dinine yardım etmek; fert, aile, toplum ve devlet hayatında O'nun kaide ve kanununun uygulanması için çalışmaktır.

Sadık ve dininin hidayet yolunun şuurunda olan müslüman kadın, ta kalbinin derinliklerinde, şayet gerek kendi hayatının, gerekse bütün müslümanların hayatının bu çok önemli yanında kusur gösterecek olursa, ibadetinin noksan kalacağını hisseder. Çünkü Allah Teala'nın cinleri ve insanları kendisi sebebiyle yarattığı büyük hedef o çalışmayla gerçekleşir. Büyük hedef “ilayı kelimetullah” yani yeryüzünde Allah'ın dinini yüce ve hakim kılmaktır. "Ben cinleri de insanları da ancak bana kulluk etsinler diye yarattım." ayetinde belirtilen insanlığın Allah'a kulluk etmesi bu hedefin gerçekleşmesine bağlıdır, "La ilahe illallah, Muhammedun Rasulullah: Allah'dan başka ilah yoktur, Muhammed Allah'ın Rasulüdür." cümlesinin manası da gerçek hayatta böylece yürürlüğe girer.
İlk müslüman kadın bu manayı derin bir şekilde anlamıştır, bu mana bütün benliğine sinmiştir ve Allah yolunda savunma, fedakarlık, cesaret konularında bazı kadınlar, çoğu erkeklerden üstün olmuşlardır.

İşte Cafer b. Ebitalib'in karısı Esma binti Umeys onlardan birisidir.

İslam'ın ilk döneminde; şiddetli, gamlı, sıkıntılı, ibtilalı günlerde kocasıyla İslama koşmuştur. Daha sonra onunla beraber zorluklar, meşakkatler, tehlikelerle dolu olan Habeşistan'a hicret edip orada yaşamıştır. Bütün bunlara Allah yolunda olmak ve O'nun dinine yardım için katlanmıştır.

Hz. Ömer radıyallahu anh kendisine şaka yollu: "Ey Habeşli, hicrette biz sizi geçtik" dediğinde cevaben: "Hayatıma yemin olsun ki evet, doğru söyledin. Sizler Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in yanında idiniz. Aç olanınızı o doyuruyor, cahil olanınızı o öğretiyordu. Bizler ise uzaklarda yurdundan koğulmuş olarak kalmıştık. Vallahi Rasululullah sallallahu aleyhi ve sellem'e gideceğim ve senin bu lafını ona söyleyeceğim", demiştir. Daha sora Nebiyyi Muhterem sallallahu aleyhi ve sellem'e gidip: "Ey Allah'ın Rasulü! Bazı adamlar bize dil uzatıyorlar ve bizim ilk muhacirlerden olmadığımızı iddia ediyorlar", dediğinde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Bilakis sizin iki tane hicretiniz vardır, önce biz Mekke'de rehin tutulurken Habeşistan'a hicret ettiniz Daha sonra da Medine'de bana hicret ettiniz."
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
eski 22.03.2008, 20:00 ebu mus'ab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #18
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 7 üye:
Şeref Üyesi
 
mutasyon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.03.2008
Mesajlar: 621


Yarışma Puanı: 360
Teşekkür etti: 794
Teşekkür aldı: 539 konuda 1.526 kere
cahiliye ye dönüş var.inecek var mı

tarihin tekerrür boyutuna uzanıyor her şey.tarih tekrar kendini yazar.ama tekrar islamiyet inmez,bak şimdi,hak dinin tekrarı yok.yozlaşması çok.islami şuurun himayesinde kadın ana olarak unsur.ana olarak sadık,ana olarak örnek.kadın bunlara layık.mümin erkek vazifesini yerine getirmekte aciz se kadın nice olmak ta.sistem çöktü.ben bıkkın bacınız size gıptayla bakarken.evlilik herşeyi değiştiriyor diyorum.evlilik dinden hep uzaklaştırıyor.
eski 22.03.2008, 20:33 mutasyon isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #19
mutasyon isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
Mukallid
 
Dagistan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.12.2007
Mesajlar: 1.185


Yarışma Puanı: 800
Teşekkür etti: 4.072
Teşekkür aldı: 1.133 konuda 4.953 kere
Blog-Yazıları: 1
mutasyon´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
.................................................. .............
evlilik dinden hep uzaklaştırıyor.
Neye binaen bu söyleminiz. Resulullah Aleyhisselamın sünneti neden dinden uzaklaştırsın? İzah edilmeye muhtaç bir ifade...

Bekliyoruz...

Konu Dagistan tarafından (22.03.2008 Saat 20:39 ) değiştirilmiştir..
eski 22.03.2008, 20:36 Dagistan isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #20
Dagistan isimli üye'ye teşekkür eden 6 üye:
Cevapla

Yer imleri

Seçenekler

Yetkileriniz
Es ist Ihnen nicht erlaubt, neue Themen zu verfassen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, auf Beiträge zu antworten.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Anhänge hochzuladen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Ihre Beiträge zu bearbeiten.

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:45 .