8 Cemaziye'l-Evvel 1429
13 Mayıs 2008, Salı
8 Cemaziye'l-Evvel 1429
13 Mayıs 2008, Salı
Ayet
Kadınlar,oğullar,yük yük altın ve gümüş,salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi.Bunlar dünya hayatının geçimliğidir.Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.
Âl-i İmrân-14
hadis
Akrabaların gösterdiği yakınlığa karşılık veren kimse,tam anlamıyla akrabalık haklarını gözetiyor sayılmaz.Akrabalık haklarını tam anlamıyla gözeten kimse;yakınları akrabalık bağlarını ondan kestikleri halde,o onlardan alaka ve yardımını kesmeyen kimsedir.
Muslim

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:



...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Anket

hangi mevsimi seviyorsunuz????
ilkbahar: 45,92%
yaz: 18,37%
sonbahar: 24,49%
kış: 11,22%
Katılımcı sayısı: 98. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor

Online Üye

Şuan Forumda: 43 (3 Kayıtlı ve 40 Misafir) bulunmaktadır.

Online  barla_21, ebu mus'ab MafraK


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye

Üye Albümlerinden

Üye albümlerinden en son eklenen resimler:

gül bahçesine girenler...
bir lahza isimli üyenin, gül bahçesine girenler... Albümünden

gül bahçesine girenler...
bir lahza isimli üyenin, gül bahçesine girenler... Albümünden

gül bahçesine girenler...
bir lahza isimli üyenin, gül bahçesine girenler... Albümünden

gül bahçesine girenler...
bir lahza isimli üyenin, gül bahçesine girenler... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

İncİler Maİl Grubu





Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » Fıkıh » Müslüman Kadinin Rabbine Karşi Görevleri
Cevapla
 
Seçenekler
Mü'min
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 376


 
Teşekkür etti: 324
Teşekkür aldı: 370 konuda 1.831 kere
Pfeil Müslüman Kadinin Rabbine Karşi Görevleri

MÜSLÜMAN KADININ RABBİNE KARŞI GÖREVLERİ

İmanlı ve şuurludur

Müslüman kadını, farklı kılan en bariz özellik Allah'a olan derin imanıdır.
Hacer kıssası müslüman kadının Önüne Allah'a imanın derinliğine ve O'na sadakatle tevekküle dair en parlak numuneleri koymaktadır. Hz. İbrahim (a.s.) onu Mekke-i Mükerreme'de Beytullah'ın civarında Zemzem'in üstündeki bir gölgeliğin yanına bırakmıştı. O zaman Mekke'de hiç kimseyoktu, su da bulunmuyordu. Hacer'in yanında sütteki bebeği İsmail'den başkası da yoktu. O vakit Hacer büyük bir metanet, güven, sükûnet ve huzurla Hz. İbrahim'e:

-"Ey İbrahim! Allah mı bunu sana emretti?" demiş, o da "Evet," diye cevap vermişti. Hacer'in cevabı rıza, kanaat, ferahlık ve emniyet ile doluydu:

-"Öyleyse o bizi zayi etmez."
(Buhari).

Dehşet verici ve son derece zor bir durumdu: Bir adam karısını ve memedeki bebeğini çorak bir arazide terkediyor, ne bir bitki, ne su, ne de bir insan var. Ve uzaktaki Şam diyarına doğru yürüyor. Onlara içinde biraz hurma bulunan bir çömlek ve bir su kırbası bile bırakmamış. Eğer Hacer'in gönlünü dolduran derin iman ile duygularına dolan Allah'a tevekkülün sadakati olmasaydı, bu dehşet verici duruma tahammül gösteremezdi, daha ilk andan itibaren çökerdi.
Ve Beytullah'ı ziyaret eden hacıların ve umrecilerin, gece ve gündüz pak zemzem suyundan her içişlerinde, onun o sıkıntılı günde yaptığı gibi Safa ile Merve arasında koşarak her sa'y edişlerinde hatırladıkları hatırası ebedî bir kadın da olmazdı.

Vicdan uyanıklığı, gizli ve aşikar hallerde Allah'dan ürperme ve korkunun gönülde canlı tutulması hakkında şu müslüman genç kızın kıssasından daha belirgin bir örnek yoktur. Kıssa Sıfatü's-Safve ile Vefeyatü'l-A'yan kitaplarında geçmektedir, İbnül-Cevzi de Ahkamü'n-Nisa kitabındabu olayı nakletmektedir (s. 441 -442).

Diyor ki:
Abdullah b. Zeyd b. Eslem, o babasından, o da dedesinden rivayet ediyor: Ömer b. Hattab radıyallahu anh bir defasında Medine'yi gece teftiş ederken onunla beraber idim. Gecenin bir vaktinde yorulmuş ve bir duvara dayanmıştı. Birden bir kadın sesi işitti. Kadın kızına şöyle diyordu:

"Kızcağızım, kalk da şu sütü suyla karıştır". Kız:

"Anneciğim, Emirü'1-müminin'in bugünkü emrini bilmiyor musun yoksa?" dedi. Kadın:

"Neymiş yavrum onun emri?" dedi. Kız:

"Bir dellala: "Dikkat, süte su karıştırılmasın" diye ilan ettirdi", dedi. Kadın:

"Kızcağızım, sen kalk da süte suyu karıştırmaya bak, sen şimdi Ömer'in görmeyeceği bir yerdesin", deyince küçük kızın annesine cevabı:

"Ben ona herkesin içinde itaat edip de yalnızken isyan edemem" oldu.


Ömer bütün bunları işitti ve: "Ey Eslem, git şu yere, bu sözlerin sahibi olan kadın ile kendisine bu sözler söylenen kimmiş, kocaları varmıyrnış, bak!" dedi. Eslem diyor ki: O yere gittim, baktım. Gördüm ki kocası bulunmayan bir genç kız ile onun annesi; erkekleri de yokmuş. Ömer'e gelip haber verdim. Çocuklarını çağırdı, hepsini bir araya getirdi ve dedi ki:

"İçinizde evlenmek isteyen var mı, onu hemen evlendireyim? Abdullah:

"Benim bir zevcem var", dedi. Abdurrahman da:

"Benim de bir zevcem var", dedi. Asım ise:

"Benim zevcem yok, beni evlendir", dedi. Ömer haber gönderip kızı istetti ve oğlu Asım'ı onunla evlendirdi. İşte bu kız Asım'a bir kız çocuğu doğurdu. O kız da takva ve adaletiyle meşhur Ömer b. Abdülaziz'i dünyaya getirdi.

Şuurlu müslüman kadının akidesi, inancı temiz ve saftır. Herhangi bir cehalet karışmamıştır ona. Onun duruluğunu hiç bir hurafenin alaca karanlığı lekememiştir. Pırıltısını hiç bir vehim karaltısı söndüremez.


devam..
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
eski 08.03.2008, 23:22 ebu mus'ab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #1
Mü'min
(Konuyu Başlatan)
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 376


 
Teşekkür etti: 324
Teşekkür aldı: 370 konuda 1.831 kere
Rabbine ibadet edendir

Sadık müslüman kadının büyük bir himmet ve şevkle Rabbine ibadete koyulması garip bir şey değildir. Çünkü Allah Teala'nın her müslüman erkek ve kadına farz kıldığı şer'i amelleri işlemek ile kendisinin de yükümlü olduğunu bilir. O itibarla İslam'ın farzlarını, rükünlerini güzel bir şekilde, taviz vermeden, gevşeklik ve ihmalkarlık göstermeden yerine getirir.

Beş vakit namazını kılar


Müslüman kadın beş vakit namazı zamanında kılar. Namazlarını vaktinde kılmaktan ev işleri, annelik ve zevcelik meşguliyetleri onu alıkoymaz. Zira namaz dinin direğidir. Kim namazı kılarsa dini ayakta tutmuş, kim terkederse dini yıkmış olur. Namaz, amellerin en üstünü ve en kıymetlisidir. Nitekim Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bunu hadisinde şöyle açıklamıştır:

Abdullah b. Mesud radıyallahu anh naklediyor: Diyor ki: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e: "Amellerin hangisi daha faziletlidir? diye sordum. "Vaktinde kılınan namaz." buyurdu. "Sonra hangisi?" diye sordum. "Anne babaya iyilik etmek." dedi. "Sonra hangisi?" dediğimde: "Allah yolunda cihad etmek." diye cevap verdi." (Buhari ve Müslim).

Çünkü namaz, kul ile rabbi arasındaki bağdır, insanın kuvvet, sebat, rahmet ve hak rızasını kazandığı, kirlerini, günah ve hatalarını suyuyla yıkadığı gür kaynaktır.

Ebu Hureyre radıyallahu anh diyor ki:
Rasulullah'ın şöyle buyurduğunu işittim: "Ne dersiniz, birinizin kapısı önünde bir ırmak bulunsa da o kimse o nehirden günde beş kere yıkansa bedeninde kirden hiçbir şey kalır mı? Ashab; Kirinden bir şey kalmaz, dediler. Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "işte beş vakit namaz da böyledir, Allah Teala namaz sayesinde günahları siler, "(Buhari ve Müslim).
Cabir radıyallahu anh der ki: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Beş vakit namaz, birinizin kapısı önünde gürül gürül akıp giden ve her gün içinde beş kere yıkandığı bir ırmak gibidir (Müslim).
Namaz, Allah'dan kullarına bir rahmettir. Kullar günde beş defa onun gölgesine sığınırlar. Orada Rablerine hamd ederler. O'nu tesbih ederler. O'ndan yardım dilerler.

devam..
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
eski 09.03.2008, 14:35 ebu mus'ab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #2
arıza
 
tÜrkÜ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.06.2007
Mesajlar: 660


Yarışma Puanı: 530
Teşekkür etti: 1.158
Teşekkür aldı: 570 konuda 1.645 kere
bu anlatılanlarda kadına özellikle hitap edici bir unsur yok hepsi de kullugun geregi degil mi?
hacer in tevekkülü de buna dahil,ibadet etme gerekliligi de..
kadın/erkegi sınıflandırmakla,
muhattaba daha fazla tesir edeceginden mi atılmış bir başlık daha dogrusu bir anlatım bu?
belki bu sohbet kadınlara verilen bir konferanstan alınmadır
teşekür ederim abim
__________________
İbrahim!
içimdeki putları devir,elindeki baltayla.
eski 10.03.2008, 12:17 tÜrkÜ isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #3
Mü'min
(Konuyu Başlatan)
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 376


 
Teşekkür etti: 324
Teşekkür aldı: 370 konuda 1.831 kere
deborah´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
bu anlatılanlarda kadına özellikle hitap edici bir unsur yok hepsi de kullugun geregi degil mi?
hacer in tevekkülü de buna dahil,ibadet etme gerekliligi de..
kadın/erkegi sınıflandırmakla,
muhattaba daha fazla tesir edeceginden mi atılmış bir başlık daha dogrusu bir anlatım bu?
belki bu sohbet kadınlara verilen bir konferanstan alınmadır
teşekür ederim abim
Kardeşim, Müslüman kadın ve Müslüman erkeğin
kulluk vecibeleri hemen hemen aynıdır
lakin bu yazı dizisinde kadına muhtas özellikler,
örneklemeler var.yani yazı Müslüman kadına mahsus
bu sevgili hocamın çevirisini yaptığı M.A.Haşiminin
Müslümanın şahsiyeti adlı kitabından özet zannediyorum
Allah azze ve celle müstefid olmayı nasib etsin Amin.
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
eski 10.03.2008, 21:53 ebu mus'ab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #4
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 9 üye:
Mü'min
(Konuyu Başlatan)
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 376


 
Teşekkür etti: 324
Teşekkür aldı: 370 konuda 1.831 kere
Bazan mescidlerdeki cemaate gider

İslam, kadını mescidlerde cemaatle namaz kılma lüzumundan muaf tutmuştur. Ancak aynı zamanda cemaatte bulunmak için mescide gitmesini de mubah, serbest kılmıştır. Kadınlar fiilen mescidlere çıkmış, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in peşinde namaz kılmıştır.

Müminlerin annesi Hz. Aişe radıyallahu anha diyor ki:
"Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem sabah namazını kılardı. Mümin hanımlardan bazıları da çarşaflarına sarınarak onunla namaza katılırlar, sonra da evlerine dönerlerdi, kimse kendilerini tanımazdı."
Muhakkak Allah'ın kadına rahmeti pek büyük olmuştur. Şöyle ki: Onu beş vakit farz namazı, mescidde cemaatle kılma ile mükellef tutmamıştır. Eğer mükellef tutsaydı ona çok zor bir iş yüklemiş olurdu, kadının takati de buna yetmez, namazları mescidde eda etmekten aciz kalırdı.
Eğer herhangi bir sebepten dolayı kadının namaza çıkmasıyla fitne olacağından korkulursa, o takdirde namazını evinde kılması onun için daha hayırlı ve elzemdir.

Ratip sünnetleri ve nafileleri kılar

Akıllı müslüman kadın yalnız farz olan beş vakit namazı
kılmakla yetinmez, ratip sünnetleri de kılar, duha namazı, evvabin namazı, teheccüd namazı gibi nafile namazları da vakti ve gücü yettiği nisbette kılar. Çünkü nafile namaz kulu Rabbine yaklaştırır, kula Allah sevgisi ve Allah'ın rızasını bahşeder, kulu itaatkâr, kurtuluşa eren salihlerden eder.

"Kulum bana nafile ibadetlerle durmadan yaklaşır; nihayet onu severim. Bir kere de onu sevdim mi, artık ben o kulumun işiteceği kulağı, göreceği gözü, kuvvetle kavrayacağı eli ve yürüyeceği ayağı olurum, (fena şederi dinlemekten, fena şedere bakmaktan, helal olmayan şedere el uzatmaktan, fena yoldan yürümekten onu korurum). Eğer benden bir şey dilerse onu veririm, bana sığınırsa muhakkakonu himaye, ederim." (Buhari).

Bunun için Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem geceleyin mübarek ayaklan şişinceye kadar ayakta kalır, namaz kılardı. Bunun üzerine;

Müminlerin Annesi Hz. Aişe radıyallahu anha kendisine:
"Ya Rasulallah! Geçmişteki ve gelecekteki günahların mağfiret olunduğu halde niçin böyle yapıyorsun?" diye sorduğunda ona: "Rabbime şükreder bir kul olmayayım mı?" diye cevap verirdi. (Buhari ve Müslim).

Namazı güzel bir şekilde eda eder

Takva sahibi şuurlu müslüman kadın, namazını güzel bir şekilde, kalp huzuru ve huşu ile dopdolu olarak vücut organları sükunet içinde eda eylemeye özen gösterir. Namazda okuduğu Kur'an-ı Kerim ayetlerini düşünür, tekrarladığı tesbihat ve duaların manalarını zihninde canlandırır. İçi, Allah Teala'ya huşu ve hürmetle dolup taşar, kalbi hidayet ve O'na şükür ve kulluk duygusuyla çarpar.
Müslüman kadın, namazdan çıkıp hemen ev işlerine dalmaz, dünya meşgalelerine koyulmaz. Aksine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in yaptığı tesbihatı yapar.
Sonra Allah'a yönelir; dünya ve ahirete dair bütün işlerini ıslah etmesi, zahiren batınen başarı lütfetmesi için O'na candan dua eder.
Bu şekilde müslüman kadın namazdan çıkmış olur. Artık içi temizlenmiş kalbi huşu içinde, ruhu safiyete ermiştir; bütün varlığı ve ruhu enerjiyle dolmuştur. Bu güç, hayatın yükü ve ağırlığı, evin ve anneliğin meşakkatlerine, sıkıntılarına karşı ona yardım eder ve Rabbinin emin himayesi altında hayata devam eder. Başına bir kötülük geldiğinde feryadı figan koparmaz, hayır ve bolluğa battığında da elini sıkı tutmaz ve tasaddukta bulunur. İşte sadıkane, huşu içinde namaz kılan hanımların hali böyledir.

devam...
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
eski 10.03.2008, 21:56 ebu mus'ab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #5
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 11 üye:
Mü'min
(Konuyu Başlatan)
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 376


 
Teşekkür etti: 324
Teşekkür aldı: 370 konuda 1.831 kere
Malının zekatını verir

Müslüman kadın, zekat icap edecek miktarda bir mal ve varlık sahibi ise, malının zekatım verir. Malının bir seneki miktarını ince bir hesap ile tespit eder ve verilmesi kendisi üzerine farz olan miktarı tam bir emanet, dikkat ve özenle gereken yerlere verir. Zira zekat İslam'ın rükünlerinden bir rükündür, şarttır. Her sene verilmesi gerekir. Miktar milyonlara veya milyarlara varsa dahi.

Ramazan ayı orucunu tutar, gece namazına kalkar

Takva sahibi müslüman kadın, gönlü imanla dolu ve mamur olarak Ramazan ayı orucunu tutar. Çünkü: "Faziletine inanarak ve mükafatım umarak Allah rızası için Ramazan orucunu tutan kimsenin geçmiş küçük günahları affolunur" (Buhari, Müslim).

Ve oruca zarar verecek veya sevabını azaltacak her şeyden dillerini, gözlerini, organlarını koruyan güzel ahlak sahibi hanımların ahlakına sahip olur. Eğer çekişme, didişme, kavga fitnesiyle karşı karşıya kalırsa Hz.Peygamberin oruçlu erkek ve kadınlara tavsiye ettiği esas ile amel eder:

"Sizden biriniz oruçlu bulunduğu gün çirkin söz söylemesin ve kimse ile çekişmesin. Şayet biri kendisini söver veya çatarsa : Ben oruçluyum, desin," (Buhari).

"Kim yalan sözü ve yalancılıkla iş yapmayı terketmezse yemeği ve içmeyi bırakıp aç durmasın, Allah (bu yaptıklarının) katında hiç bir kıymeti yoktur." (Buhari).

İşte bu sebeple zeki ve uyanık müslüman kadın Ramazan ayında ev işleriyle mübarek vakitleri iyi ayarlamalı, sayılı günleri taat, ibadet, salih amelle, Allah'a yakınlaşma yoluyla değerlendirmelidir. Ev işleri onu beş vakit namazı vakitlerinde kılmaktan, Kur'an-ı Kerim okumaktan, nafile namazdan alıkoymamalıdır.
Gece oturmaları ve toplantıları gece ibadeti yapmasına, teheccüde kalkmasına, dualar etmesine engel olmamalıdır. Allah Teala'nın, Ramazan ayında geceleri ibadetve taatle meşgul olan mümin erkek ve kadınlara hazırlamış olduğu büyük sevabı, geniş af ve mağfireti bilerek, düşünmelidir.

Hz. Aişe radıyallahu anha diyor ki: "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Ramazan ayında diğer aylardaki çalışmasından fazla çalışırdı. Ramazan'm son on gününde de Ramazan'ın diğer günlerindeki ibadetten fazla ibadet ve taate gayret ederdi." (Müslim.)
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kadir gecesini araştırmayı emreder, o geceyi ibadetle geçirmeyi teşvik ve tergipte bulunurdu.

"Üstünlüğüne inanarak ve sevabını umarak Kadir gecesini ihya eden kimsenin geçmiş günahları af ve mağfiret olunur," (Buhari, Müslim).

Bu kıymetli ay halisane ibadet etme ayıdır.
Şuurlu olan, kendisi ve aile fertlerinin hepsinin Ramazan'da İslami bir hayat yaşamasına, önem veren müslüman kadın, Ramazan ayı gecelerinde hayatını düzene koymak için çalışır. Şöyle ki, aile fertleri teravih namazından döndükten sonra fazla oturmaz, uyanık kalmazlar, çünkü bir kaç saat sonra hemen gece namazı ve ibadeti, sahur yemeği yemek için uyanacaklardır. Zira Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, çok hayır bulunan sahur yemeğine kalkmayı emretmiştir: "Sahur yemeği yiyin; çünkü sahurda bereket vardır.' (Buhari, Müslim).

Aklı başında bulunan müslüman kadın, Rasul-i Ekrem'in sallallahu aleyhi ve sellem emrine uymak için aile fertlerinin hepsinin sahur yemeğine uyanmasına yardımcı olur.

devam..
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
eski 11.03.2008, 19:43 ebu mus'ab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #6
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 10 üye:
Tecrübeli Üye
 
mor menekşe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 09.02.2008
Mesajlar: 169


 
Teşekkür etti: 1.952
Teşekkür aldı: 146 konuda 444 kere
rabbim bunların hepsini yapabilmeyi nasip etsin bizlere inş allah razı olsun sizden sağolun
eski 12.03.2008, 11:03 mor menekşe isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #7
mor menekşe isimli üye'ye teşekkür eden 6 üye:
Mü'min
(Konuyu Başlatan)
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 376


 
Teşekkür etti: 324
Teşekkür aldı: 370 konuda 1.831 kere
Nafile oruç tutar
Takva sahibi müslüman kadın, Ramazan ayı dışında da, eğer zor gelmezse nafile oruç tutar; Arife günü, Âşura günü, Muharrem ayının dokuzuncu ve onuncu günü gibi günlerde tutulan oruç Yüce Rasulün sallallahu aleyhi ve sellem de haber verdiği üzere günahlara keffaret olacak salih amellerdendir.
Şevval ayındaki altı gün oruç da böyledir. Onun fazilet ve sevabı hakkında Ebu Eyyub el-Ensari'nin rivayetine göre Yüce Rasul sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur ki:

"Ramazan orucunu tutup da Şevval'den de altı gün oruç tutan kimse, bütün sene oruç tutmuş gibidir; her sene böyle yaparsa bütün ömrünü oruçlu geçirmiş gibi olur. (Müslim).

Her aydan üç gün oruç tutmak da müstehaptır.

Beytullah'ı hacca gider

Dininin yolunu ve düsturunu iyi bilen müslüman kadın, ne zaman güç ve kudreti yeterse,. Allah'ın Beyt-i Haramını haccetmeyi bir hedef olarak göz önüne alır. Hacca yolculuk için meşru yol ve vasıta imkanını elde edince, yola çıkmadan önce basiret, şuur ve göz önünde canlandırarak hac hükümlerini inceleyip okumaya koyulur. Ta ki hac menasik ve ibadetlerini eda etmeye başladığında, işlediği amelleri anlayarak, şuur ve hikmet içinde yerine getirsin, haccı meşru şartlarını tamamen toplamış sahih şekilde olsun, Resul-i Ekrem'in sallallahu aleyhi ve sellem haber verdiği gibi erkeklerin yaptığı cihad yerine geçsin:
Müminlerin Annesi Hz. Aişe radıyallahu anha diyor ki:
"Ya Rasulallah! Gazaya çıkıp sizinle beraber cihad etmeyelim mi? diye sordum. "Cihadın en iyi ve en güzeli hacdır, mebrur hacdır." buyurdu.

Umreye gider


Müslüman kadına gerekli imkanlara sahip olduğunda hacca gitmek farz olduğu gibi, imkanı bulunduğu takdirde umreye gitmesi de icap eder. Özellikle Ramazan ayında eda edilen umrenin sevabı, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber eda edilen bir hacca denktir.
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
eski 12.03.2008, 21:54 ebu mus'ab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #8
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 9 üye:
Mü'min
(Konuyu Başlatan)
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 376


 
Teşekkür etti: 324
Teşekkür aldı: 370 konuda 1.831 kere
Rabbinin emrine itaatkardır

Şuurlu müslüman kadın, Allah Teala'nın emretmiş olduğu şer'î görevler ile yükümlü olduğunu aklından çıkarmamalıdır. Bu konuda onun durumu ile erkeğin durumu aynıdır. Sadece kadına ait olup erkeği ilgilendirmeyen, veya sadece erkeğe ait olup kadını ilgilendirmeyen meseleler dışında yükümlülük açısından aralarında fark yoktur.
Kur'an-ı Kerim'de veya Sünnet-i Mutahhara'da "Ey insanlar!" dendiği zaman, bu hitap erkekleri de kadınları da kapsar. İmam Müslim'in şu rivayeti de bunu gösterir.

Müminlerin Annesi Seleme radıyallahu anha demiştir ki:

İnsanların "Havz"dan bahsettiklerini duyardım, fakat bunu Rasulullah'dan sallallahu aleyhi ve sellem işitmemiştim. Yine bundan bahsedilen bir gündü. Bir cariye de saçlarımı tarıyordu. Birden Rasulullah'ın

"Ey insanlar!" dediğini işittim. Cariyeye: "Çekil gideyim" dedim. "Ama o erkekleri çağırdı sadece, kadınları çağırmadı ki", dedi. "Hayır o Ey insanlar! dedi. Ben de insanlardanım", dedim. Müteakiben Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Ben sizin için havzın başına önce varacağım. Bana bakın! Sakın biriniz gelip de kaybolmuş develerin uzaklaştırıldığı gibi benden uzaklaştırıldığında ve ben bunun sebebini sorduğumda; "Sen hakikaten bunların senden sonra neler icad ettiklerini bilmezsin!" denilmesin. Ben de: (O halde o kişiler) "Uzak olsun!" demeyeyim
.


Kadın ve erkek, Aziz ve Celil olan Allah'ın huzurunda, O'nun emrine uyma ve yasağından kaçınma konusunda eşittirler. Ondan dolayı müslüman kadın, Allah Teala'nın emrettiklerini yerine getirir, yasakladığı şederden kaçınır. İnanır ki hayatında yaptığı iş ve hareketlerden sorumlu tutulacaktır:
Müslüman kadın, Allah'ın çizdiği sınırlarda durup kalır, onları aşmaz, harama düşmez. Aksine devamlı şekilde Allah ve Rasulünün hükmünü arar, hayatındaki bütün işlerde o hükümlere teslim olur, onlara göre hareket eder.
Şuurlu, ve olgun bir müslüman kadın, Allah Teala'nın şu ayetini devamlı olarak gözü önünde tutar:

"Allah ve Rasulü bir işe hükmettiği zaman gerek mümin olan bir erkek, gerek mümin olan bir kadın için, işlerinde kendilerine muhayyerlik (seçme hakkı) yoktur. Kim Allah'a ve Rasulüne isyan ederse muhakkak ki o, apaçık bir sapıklıkla sapıtmıştır."(Ahzab:36).
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
eski 12.03.2008, 21:57 ebu mus'ab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #9
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 8 üye:
Mü'min
(Konuyu Başlatan)
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 376


 
Teşekkür etti: 324
Teşekkür aldı: 370 konuda 1.831 kere
Yabancı bir erkekle başbaşa yalnız kalmaz

Allah'a ve Rasulüne itaat, ancak emirlerine uymak, yasaklarından kaçınmak suretiyle olur. Müslüman kadın, Allah'a ve Rasulüne itaat ederek yabancı bir erkekle yalnız, bir arada kalmaz. Çünkü Allah Rasulünün şu hadisine binaen, yabancı bir erkekle halvet, yalnız olarak bir arada bulunmak, alimlerin ittifakıyla haramdır:

"Sakın bir adam bir kadınla başbaşa kalmasın. Ancak yanında nikahlanmasmı haram akrabası olursa müstesna. Hem kadın yanında mahremi bulunmadıkça yolculuğa çıkmasın."

Bunun üzerine bir adam ayağa kalkarak: Ya Rasulallah! Benim zevcem hac için yola çıktı. Kendim de filan gazaya yazıldım, dedi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Git de zevcenle beraber haccet!" buyurdu.

Mahrem; kendisine kadınla evlenmesi ebediyyen haram olan baba, erkek kardeş, amca, dayı vb. kimselere denir.

Yabancı erkek (ecnebi) ise kadınla, bekar olması halinde evlenmesi aslında helal olan her erkeğe denir. Ecnebi akrabalardan olabilir. Özellikle kocanın erkek kardeşi ve benzeri yakınları buna girer, bütün bunlarla başbaşa yalnız kalmak haramdır. Çünkü Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Yanında mahremi bulunmayan kadınların yanına girmekten sakının." buyurmuş, Ensar'dan bir zat: Ya Rasulallah! Kocanın akrabasına (hamv) hakkında ne dersin? deyince Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Onlarla halvet (yalnız, başbaşa kalmak) ölümdür." buyurmuştur.

Hadiste geçen "el-hamv" kelimesi kocanın erkek kardeşi ve benzeri akrabalarına verilen bir isimdir. Rasul-i Ekrem'in "Onlarla halvet ölümdür," cümlesinin manası şudur: Onlardan gelecek kötülük, başkasından gelecek olandan daha çok fitne ve felakete sebep olur. İşte takva sahibi şuurlu müslüman kadın, günümüzdeki dini gevşek bir çok insanın düştüğü bu gibi dine aykırı durumlara düşmez.
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
eski 13.03.2008, 19:44 ebu mus'ab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #10
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 12 üye:
Cevapla

Yer imleri

Seçenekler

Yetkileriniz
Es ist Ihnen nicht erlaubt, neue Themen zu verfassen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, auf Beiträge zu antworten.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Anhänge hochzuladen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Ihre Beiträge zu bearbeiten.

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:59 .