Kadınlar,oğullar,yük yük altın ve gümüş,salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi.Bunlar dünya hayatının geçimliğidir.Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.
Âl-i İmrân-14
Akrabaların gösterdiği yakınlığa karşılık veren kimse,tam anlamıyla akrabalık haklarını gözetiyor sayılmaz.Akrabalık haklarını tam anlamıyla gözeten kimse;yakınları akrabalık bağlarını ondan kestikleri halde,o onlardan alaka ve yardımını kesmeyen kimsedir.
Muslim
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 43 (1 Kayıtlı ve 42 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
Üye Albümlerinden
Üye albümlerinden en son eklenen resimler:
bir lahza isimli üyenin,
gül bahçesine girenler... Albümünden
bir lahza isimli üyenin,
gül bahçesine girenler... Albümünden
bir lahza isimli üyenin,
gül bahçesine girenler... Albümünden
bir lahza isimli üyenin,
gül bahçesine girenler... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
Kadın, erkeğin musafahasından sakınmalıdır. İştihâli gözlerinden kaçmalıdır. Kendisi hakkında bunu haram bilmesi, en azında Hanefiyyul-mezheb bir kadının tehrîmen mekruh bilmesi, inanması gerekir. Çünkü fitneye sebeb olabilecek her şey fitnedir.
El-Hidâye adlı eserde, Ebû Bekr Sıddîk radıyallâhu anh'ın, ihtiyar kadınlara musafaha ettiği, Abdullah bin Zübeyr radıyallâhu anh’ın da hastalığı zamanında, hizmeti için ihtiyar bir kadını ücretle tuttuğu, kadının, onun başını taradığı ve ayaklarını oğduğu kaydedilmektedir.
El-Hidâye’nin bu ibaresine kapılan birçok müellifler, şehvetten emin olduğu takdirde erkeğin ihtiyar kadınla tokalaşmasının cevazı hakkında fetva vermişlerdir. Bazıları da: “Bu onların zamanına mahsus, bizim zamanımızda caiz değildir.“ demektedirler.
Nihayet bizim zamanımızda âdet edilmiş: genç kızlar orta yaşlı erkeklerin; genç erkekler, orta yaşlı kadınların elini tutmaktan, tokalaşmaktan sakınmayarak mübah zannederler. Bu korkunç bir hatadır. Çünkü el-Benâye’de İmam Aynî, Nasb-ur-Râye’de Zeylâî, iki hadis imamları olarak ittifakla dediler ki: “Ebû Bekr radıyallâhu anh’ın kadınlarla musafaha etmesi sabit olmamıştır.“
Hak ve gerçek şudur: Meselede iki rivayet vardır:
Birinci rivayete göre, kadın ve erkek, kadınlık ve erkeklik güçlerinden kesilmişlerse, tokalaşmalarında beis yoktur. Çünkü bunlar, şeyh-i fânî ve âcûzedirler. Fânî ve âcûze, çocukluğa dönüşmüşler demektir. Bununla beraber, ashabdan böyle bir nakil olmamıştır.
İkinci rivayete göre ise, baliğ olanlardan birisi iştihâlı diğeri fânî, birisi genç erkek diğeri âcûze olsa dahi, iştihâlı ve gencin onlara meyli yoksa dahi, onların iştihâlı ve gence meyletmeleri söz konusudur; binaenaleyh bu haramdır. İmam Aynî’nin de tasrih ettiği üzere, Abdullah bin Zübeyr, padişah idi, sonra hastaydı. Bu yüzden kendisi fânî hükmünde, başındaki kadın ise zaten âcûze idi. Binaenaleyh söz konusu olan tokalaşmaya, bu hâdise dahi delil olamaz. Şüphesiz tokalaşmak, bakmaktan daha çirkindir. Çünkü bazı hallerde bakmak mecburiyeti hâsıl olur, amma dokunmak veya tokalaşmak mecbûrî olmaz.
Kadın olsun erkek olsuin, on iki yaşını bulan kız, on üç yaşını bulan erkek çocuktan sakınmaları gereklidir. Çünkü bunlar, buluğ çağına ermemişlerse dahi, çocukluk devrelerini geçirmişlerdir.
Hatta İmam Nevevî diyor ki: “Selef zamanında erkek ve kadınların livata hususları yoktu. Şehvetten emin olunsa dahi, bizim zamanımızda bakmak haram olduğu gibi, dokunmak da haramdır.“
Aynî el-Benâye adlı eserinde diyor ki:
"Şeyh Muhyiddîn’in bu fetvâsı çok yerindedir. Bazı sâdatlarımızdan şunu işittim: Birçok kadınlar, kendilerini gençlere benzetirler. Halbuki kendileri kambur ve yüzlerine bakılmaz hale gelmişlerdir. Kimisi boyayla gençleri aldatır, kimisi sürmeyle… Kendileri ölmüş, amma gençliklerinin istek ve arzuları bâkî kalmaktadır. Onun için her hâlukârda bâliğ erkek ve kadınların, buluğa yakın erkek ve kız çocuklardan sakınmaları vacibdir.“
İmam Mâlik, Tirmizî ve Buhârî’nin de tahric etmiş oldukları, Ayşe radıyallâhu Teâlâ anhâ’dan gelen bir rivayette, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, kadınlarla bîat ettiği zaman, sözlü olarak bîat ederdi. Hatta Ümeyme bin Rukayka demiştir ki: Bir kadın cemaati ile Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e bîat etmek üzere hazır bunundum. Kadınlar: “Yâ Rasûlallah, elini uzat da, erkekler gibi biz de musafaha ederek bîat edelim.” dediler. Bunun üzerine Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Gerçekte Ben kadınlarla tokalaşmıyorum. Yüz kadına sözüm, bir tek kadına sözüm gibidir.“
Zerkânî diyor ki: “Yani: “Ben elimi kadınların eline koymuyorum.“; yahud: “Elimle kadının elini tutmuyorum.“ demektir.”
Hafız İbnu Hacer: “Bazı başka haberlerde: “Peygamber’in eli üzerinde bir elbise olmaksızın kadınlarla musafaha etmezdi.“ diye vârid olmuştur. Nitekim İbnu Abdilberr, Ata’dan, Kays bin Ebî Hâzımd’dan naklen:
“Gerçekte Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem, bîat ettiği zaman, eli üzerinde bir elbise olmaksızın aslâ kadınlarla tokalaşmazdı.“ diye tahric edilmiştir.“ demektedir.
Binaenaleyh Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, kadınlarla bazan sadece sözlü, bazan da eline uzun bir elbise alarak, kadınlar arkasından veyahud yanlarından o elbiseyi tuttukları halde bîat etmiştir.
Tarîkat meşâyıhı da bu sûretle bîat ederlerdi.
Zamanın bazı şeyhleri, korkunç hataya irtikab ederek, ihtiyarlık, şeyhlik, takvâ ve sâir bahanelerle kadınlara el öptürmektedirler. “Şu kızımdır.“; “Şu gelinimdir.“ demektedirler. Bu hatadır. Ne tarîkatte, ne de şeriatte yeri var. Elinsaf!..
İktibas: Ölçüler
Üstaz İsmail Çetin kuddise sirruh
Dilara Yayınları
"Herhangi birinizin başına demirden bir ip(li çomak) batırılırsa, bu durum, kendisine helal olmayan bir hanımın bedenine dokunmaktan (veya elini sıkmaktan) daha hayrlıdır." İzahı: Keskin bir silahın yarası, yabancı bir hanıma el dokundurmaktan daha kolaydır. Zira kadının bütün bedeni avrettir. Bakılması, ellenmesi caiz değildir. Yabancı bir hanımla musafaha etmek el zinası olur. Onunla baş başa verip konuşmak dil ve göz zinası olur. Şair şöyle demiş:
Bütün hâdiselerin başlangıcı nazardandır.
Ateşin gür olanı küçük kıvılcımlardandır.
İktibas: Sohbet ve Tesettür'de ÂDAB s.44-45
Üstaz İsmail Çetin kuddise sirruh
Dilara Yayınları
Batı erkeği ile doğu erkeği bir değil, şehvet açısından bakılırsa..
Bunun en büyük sebeplerinden biri de batıda hüküm süren tesettürsüzlük ve sınır tanımazlıktır..
Göz ve gönül alışıyor ve umursamaz oluyor ve soğukluk oluyor belki, tabii ki istisnalar vardır her konuda olduğu gibi..
Basit bir misal olacak belki ama;
Hani derler ya hiç yemek bilmeyen biri için ;" bir yumurta kırsam ne kadar mutlu olur" Ama yemek bilen bir insan için öyle değil, hiçbirşeyi beğenmez..
Ayrıca evde erkek çocuğu olan annelerin sıkça ikaz edildiğini duydum büyükleri tarafından, çocuğun önünde giyim konusunda aşırıya kaçmaması hususunda..
Gerekçesi de ; "Yarın evlendiğinde görmesi gereken her şeyi sadece eşinde görsün ki hisleri kuvvetli olsun" mulahazalarıydı ki ilmen de bu doğrudur..
Arabistan'ı örnek vereyim; -içeriği tartışılır- Kadınlar burada dışarıda peçeli ve tepeden tırnağa örtülüdürler..Görme sınırlı olduğundan, bakışları alışmadığından tesettürsüzlüğe, tüm hisleriyle eşine yönelir erkek..israf edilmemiş olur hisler yani..
Aksi yönden düşünürsek, böyle olduğu için burda, bir erkek değil tokalaşmak, beyaz tenli bir kadın ayağından-elinden bile tahrik olabilir..
Başkasının belki hiç umurunda bile olmayan şeyler bu tip erkekler için başka manalar ifade eder..
Yine gözlerin alışmasından başka, uzun süre kadından ayrı kalmak ta tetikleyici bir sebeptir bu konuda..Açla tokun hali bir olmaz.. Nur Suresi'nde mesela bu konuya da değinilir ve 32-34. Ayetlerde evlenmeye teşvik vardır..
Dinimiz de, fıtratı korumaya önem verir, aslolan batılı değil doğulu erkekteki bozulmamış bu kuvvetli hislerdir..
İşte bu yüzden toplumda müslüman erkekler fıtratlarını olabildiğince muhafaza ettiklerinden-sakındıklarından, diğerlerine nazaran daha çok etkilenirler bakışma, tokalaşma, tenhalaşma vs.vs Yoksa karşısındaki kadını sadece cinsel obje gördüğünden vs. değil, iddia ettikleri gibi..
Bir yerde okumuştum birisi diyordu; "75 yaşımdayım ama bir asansöre genç bir bayanla yalnız binemem, çünkü nefsimden emin olamam!" İşte muhakkak ki bu zat, son derece sakınanlardandı..
İslam'ın hükümleri umumidir..-her konuda- umuma hitap ettiği için ve bu da, sadece bir zaman diliminde değil, kıyamete kadar tüm zamanları kapsadığı-kapsayacağı için, tek tek şahıslara ya da bölgelere ya da asri temayüllere göre düzenlenmemiş..
Koruyucu hekimlik misali, dinimiz de hep fıtratı koruyuculuk, hep sakındırma, hep ayartıcı nefsten korunma üzerine emirler ve yasaklar konmuş; Bakma, yaklaşma, tutma vs. vs gibi..Ve tabii ki her iki taraf için de yasaklar getirilmiş, toplum yapısı da buna göre düzenlenmiş..
Yani kısaca harama götüren yollar bir bir tıkanmış ki kötü sona gidilmesin..
Eğer gidiliyorsa tüm bunlara rağmen..
1-Yapılan işin yaygınlaşması önlenmiş;
Nasıl?
Vazgeçirici cezalarla ve halkın şahid olacağı biçimde..
2-O fiili işleyen kişi "Ben artık bittim, öldüm, artık iflah olmam..Bu yüzle Rabbimin karşısına asla çıkamam" vs.vs mulahazalarıyla kulluğu terketmesin, dairenin daha da dışına çıkmasın ve bir yürek kaybedilmesin -Allahu a'lem- için kolaylıklar sunulmuş;
Gerek Rabbimizce; mesela özel gün ve saatlerdeki umumi af gibi..
Rabbin Afuv ismi mesela..Afuv isminin özelliği var; hiçbir iz bırakmayacak şekilde siliyor geçmişi bir lahzada!
Gerek efendimiz aleyhisselamca, Mesela bir kadını öpen bir sahabeden önce 2 kez yüzünü çevirmesi ve ardından ayetin inmesi; "namaz kıl...İnnel hasenata yuzhibnesseyyiat" hangi ayetti şu an hatırlayamadım..
Yine koruyucu hekimlik babında; zina için Efendimiz aleyhisselam'dan izin isteyen sahabeye karşı O'nun tavrı..
Yine O'nun yanında Amcası Abbas radıyallahuanh'ın oğlu Fadl'ın, bir kıza bakması üzerine 2-3 kez eliyle tutup başını çevirmesi..
Daha pek çok örnek bulunabilir bu konuda..
Aslına bakılırsa;
Mes'ele; Günümüze bakarak bu tip şeylerin cezaya bağlanması şu- bu değil!
Ceza olsa ne olacak?
İşte beyan edilmş o kadar ceza var..Hangisine uyuyor günümüz gencliği ya da insanı?Asrın şu cazibedar fitnesi içinde, ayartıcı benlikleriyle başbaşa..
Asıl mesele, yüreklere Allah sevgisinin işlenmesi ve O en Sevgili'nin tanıtılması, sevdirilmesi..
Sevsin ki, Rabbini incitmekten, aradaki bağı zedelemekten korksun! Rabbini tüm sıfatlarıyla tanısın ki, ayağı kaydığında yine O'na sığınmayı, tevbeyi bilsin..
Resulunu tanısın ki, O'na benzesin!
Acizane ben derim ki mes'ele budur ve gayretlerimiz bu yönde olmalıdır..
monaroza kardesimizden alıntı;
Asıl mesele, yüreklere Allah sevgisinin işlenmesi ve O en Sevgili'nin tanıtılması, sevdirilmesi..
Sevsin ki, Rabbini incitmekten, aradaki bağı zedelemekten korksun!
Rabbini tüm sıfatlarıyla tanısın ki, ayağı kaydığında yine O'na sığınmayı, tevbeyi bilsin..
Resulunu tanısın ki, O'na benzesin!
Acizane ben derim ki mes'ele budur ve gayretlerimiz bu yönde olmalıdır..
Bir gün babamların iş yerinde masa başında oturuyorum.
Bir adam geldi, benim bulunduğum bürodan diğer büroya geçecek.
"Merhaba" dedi almanca,
sessizce "merhaba" dedim..
Başımı masaya eğdim; bir form dolduruyorum..
Adamın içeri geçtiğini sanarak başımı bi kaldırdım
ne göreyim: adam uzun koluyla elini uzatmış, bekliyor.
Birden şok oldum..
"el vermiyorum" dedim kibarca;
adam özür dileyerek elini geri çekti ve gitti.
Bazıları da (bir görüşmeye vb gittiğimde) girişte 'vermiyorum' dediğim halde çıkarken tekrar el uzatıyor..
İlginç olan, aslında bunların (yani el verenlerin) kurallarına göre, kadın elini uzatmadığı müddetçe erkek el vermezmiş..
artık denemek için mi yapıyorlar, zora sokmak için mi, "kibarlık" olsun diye mi bilemem...
Nezaket kurallarına göre bayan elini uzatmadan erkegin uzatması kabalıktır ama malesef bu nezaketten yoksun olunlar elini uzatmayan bayanı kabalıkla suçluyorlar
__________________ bençokayrılıklaryaşadımoyüzdenherşeyibitişikyazıyo rum
onu diyorum; biz uzatmayınca daha niye uzatırlar ki ???
uzatırlar kardeşim maksat gıcıklık olsun çok yaşadım bunları zamanında el vermiyorum diye ne yobazlıgım kaldı ne kötü niyetli olmam içim fesatmış ondan uzatmıyormuşum
içim fesat benim içim
__________________ bençokayrılıklaryaşadımoyüzdenherşeyibitişikyazıyo rum
Tatilde köydeyiz.. bilirsiniz köylerde herkes "kardeştir" herkes "akraba"
Küçüklüğümüzden beri tanıdığımız bir abla, (ablamlar yaşında) hoşgeldin'e geldiler, babamın da yanına girdiler, sonra babamın elini öpmek istediğinde, babam: Allah râzı olsun, dedi ve yanaşmadı.
o kız "hacı amca, sen benim babam yaşındasın, niye öptürmüyorsun" demez mi..
Allah islah etsin, yaşa göre mi günah mübah oluyor......