8 Şevval 1429
08 Ekim 2008, Çarşamba
8 Şevval 1429
08 Ekim 2008, Çarşamba
Ayet
Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
hadis
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 40 (6 Kayıtlı ve 34 Misafir) bulunmaktadır.

Online   DeRCan, kardes, keLepir kaleM, lehülhamd, sofizade, yahya



Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » Fıkıh » Gençlik nimeti ancak müctehidlerin anlayışına uymakla değerlendirilir


 
Seçenekler
Tevbe Geciktikçe Zorlaşır
 
Üyelik tarihi: 27.01.2008
Mesajlar: 563




Teşekkür etti: 5.822
Teşekkür aldı: 545 konuda 2.279 kere
kucult  büyük
Gençlik nimeti ancak müctehidlerin anlayışına uymakla değerlendirilir

İktibas:İnançlı Gençlik Şuuru
dilara yayınları
İsmail Çetin (kuddise sırruh)





Gençlik nimeti ancak müctehidlerin anlayışına uymakla değerlendirilir

İnsan tabiatiyle medenîdir. İnsanın fıtratında medeniyet

tohumu ekilmiştir. Ancak ruh, nefs ile birleştikten sonra aslî

fıtratından uzaklaşır; yuvarlanır. Bu da şeytanların telkinlerine

kapılmaktan ileri gelir.

Genç yaşta bir insan, Allah Teâlâ’nın ruhuna teslim ettiği

emaneti korur; dıştan, Allah Teâlâ’nın ve O’nun Rasûlü’nün

buyruklarına kulak verir; dinler ve tatbik ederse, şeytandan ve

şeytânî telkinlerden kurtulur. Aksi takdirde yuvarlanır;

bunalıma girer. Bilmecburiye Rahmânî hisleri,duyuları

zayıflar.Bu yüzden insan günahlara sarılır.Kurtuluşunu

günahları işlemekte zanneder.Her bir günahta bir bunalım

daha meydana gelir.Derken nehirde boğulmaya mahkum, başı

dönmüş bir hayvan gibi olur.


Onun için insanın, Allah Teâlâ’nın teslim ettiği emaneti

koruması şarttır; hem dünya hayatı için, hem ahiret hayatı

için…

Emanetin birincisi, İslam nimetinin serveti olan iman nimetidir.

İkincisi, bu imanın ve İslâmın semeresi olan güzel ahlaktır.

Uslu ve güzel ahlaklı bir insana, hayvan dahi sevgi besler.

Ahlâkın en faziletlisi; cesaret, sehâvet,iffet, ve muhabbet

olmak üzere dörttür:



1-Cesaretle insan, gayret duygusunu kullanır. Allah Teâlâ’nın

emanetinde hıyanet etmeye sevk edici nefsin istek ve

arzularına sed çeker; ister nefs kendisinin nefsi olsun ve ister

başkasının nefsi olsun… Allah Teâlâ neyi yasak ettiyse,

şüphesiz o, nefsin isteğidir. İradesi zayıf ve cesaretsiz bir

genç , nefsinden korktuğu için, ona boyun eğer.Eğer mesela

bir kız bir oğlan,evlilik gayesi dışında vakit geçirmek için

birbirine meyleder; iki taraftan birisinin meyli zayıf olur da

diğerini kabul etmezse, kabul edilmeyen bunalıma girer;

sevgisi arttıkça ders çalışma gücünü kaybeder.Derken… bir

bakarsın, çıldırmış…



2-Sehavet, enerjiyi ihtiyaç nisbetinde ve meşru yerlerde

harcamaktır; ister mal olsun,ister bedenî güç ve ilim..Akıl, zeka

enerjisini ilimde harcamak, en üstün sehâvettir.



3-İffet.. Allah Teâlâ’nıninsana vermiş olduğu gençlik kuvvetini

evlilikle yahud oruçla teskin etmek iffettir..Gayretli bir genç,

cesaretiyle zina ve fuhuştan sakınır; sehâvetiyle zihnini ve

duygularını ilme, kalbini zikre yöneltir.İşte onun bu çalışması

iffet olur.Demek namuslu; annesinin,bacısının şerefini

koruduğu gibi, gayrının da şerefini korur.Başkası hain gözle

ehline baktığı vakit, onu tokatladığı gibi; nefsi harama

bakmayı arzuladığı zaman nefsini de tokatlar.Bunun için Allah

Teâlâ’nın Rasûlü :

’Sizden hiçbiriniz, kendi nefsi için dilediğini (din) kardeşi
için de dileyinceye kadar (tam) iman etmiş olamaz. ‘’

buyurmuştur.

Emin ve mü’min bir genç, dört şeyin bekçisidir: ırz, namus,

şeref; mal; can ve din…
__________________
Allahu nâzirî
Allahu hâdirî
Allahu maî

Konu HamS tarafından (12.07.2008 Saat 20:31 ) değiştirilmiştir..
eski 15.06.2008, 23:01 HamS isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
Tevbe Geciktikçe Zorlaşır
(Konuyu Başlatan)
 
Üyelik tarihi: 27.01.2008
Mesajlar: 563




Teşekkür etti: 5.822
Teşekkür aldı: 545 konuda 2.279 kere
kucult  büyük
4-Muhabbet; Allah Teâlâ’nın Ulûhiyetini ve

Rubûbiyetini kabul etmek, Allah Teâlâ İlah yani

ruhların sevgilisi olduğu için O ‘na ibadet etmek; Rabb

olduğu için de emrlerine boyun eğdiği gibi

yasaklarından sakınmaktır.


Bir insan ne kadar Ma’bûd’unu severse , o kadar

namaz, oruç, zekat, hac ve cihadla O’na ibadet

eder.Ve ne kadar Rabb’inden korkarsa, o kadar

yasaklarından sakınır.Henüz genç yaşta bu sevgi ve

korku bir insanın kalbinde yerleşmezse, kalbi

katmerleşir, kararır, sertleşir; dîni hakîkatini

bilmekten âciz kalır.Bu takdirde Allah Teâlâ’yı bırakır;

gayrını sever, gayrından korkar.

Allah Teâlâ’nın sevgisi ve rızasını kazanmaya yol

gösteren, Muhammed Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve

sellem ‘ dir; Onsuz dünya ve ahret saadetine ulaşmak

imkansızdır. Allah Teâlâ yüz yirmi dört bin peygamberi

her kavimden zaman zaman seçip göndermiştir. en

son Hazreti Mustafa’yı… Hazreti Mustafa sallallâhu

aleyhi ve sellem, en üstün, en seçkin olduğu için, Ona

inanmak, Onu örnek edinmek, lider olarak kabul

etmek; yüz yirmi dört bin peygambere iman etmekten

ibarettir.


Beşerin düşüşü bu noktadandır. Nitekim kemâle

ermesinin başlangıcı da bu noktadadır. Şöyleki, her bir

peygamberin zamanında olduğu gibi, Hazreti Mustafa

sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında da ve şu ana

kadar, şu hâdise devam etmiştir:

Ebu Cehil ve tâbî’leri Abdullah oğlu Muhammed’i

normal bir insan, nihayet bir reis ve lider olarak

görmüşlerdir. Haliyle bir meslekçi kendi mesleğine

göre Onun hayatını inceleyince; Onu iyi, mükemmel

bir insan görmüştür.Fakat noral insan gördükleri için,

başkasıyla teraziye koyup tartmaya kalkışmış…ve

azâmetinin idrakinden uzaklaşmışlardır.Bugün Garb

mütefekkirleri dahi ve onların tuzağına giren zayıf

imanlılar: ‘’Nihayet peygamberler de beşerdir.’’ Deyip,

meseleden kaçmaktadırlar. İşte düşüş bu noktada…

Yine Hazreti Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem’in

zamanında Hazreti Ömer ve ona uyanlar, Hazreti

Mustafa’yı bir beşer olarak değil, beşerden Allah

Teâlâ’nın Rasûlu, elçisi olarak görürler. İşte bu bakışla

Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem’in risâlet

şahsiyetine, nübüvvetinin ulûhiyetine hayretle bakar;

onu idrak etmeye çalışır… ve tanırlar; örnek tutarlar;

yükselirler. Bu gözle Peygamber’e bakmayan,

azâmetini idrak edemez.
__________________
Allahu nâzirî
Allahu hâdirî
Allahu maî

Konu HamS tarafından (17.06.2008 Saat 22:25 ) değiştirilmiştir..
eski 16.06.2008, 12:12 HamS isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #2
HamS isimli üye'ye teşekkür eden 11 üye:
Tevbe Geciktikçe Zorlaşır
(Konuyu Başlatan)
 
Üyelik tarihi: 27.01.2008
Mesajlar: 563




Teşekkür etti: 5.822
Teşekkür aldı: 545 konuda 2.279 kere
kucult  büyük
Allah Teâlâ’nın Rasûlü’nün azâmetini idrak etmek ve Onu

‘’Rasûlullah’’ kabul etmek, dolayısıyla emrlerine uymak ve

yasaklarından sakınmak, Allah Teâlâ’nın sevgisinin ve

korkusunun müşahhas misali ve alâmetidir. Şu halde Ona

uymayanlar, insanlık şerefinden o nisbette düşmektedirler.

Düşüş noktasından Peygamber’e bakanlar, Peygamber’i

peygamber olarak değil, Abdullah oğlu Muhammed

gördüklerinden dolayı hak yoldan saptılar ve

saptırdılar.Peygamberliğin ne olduğunu bilemediler.Ve bu

cehaletten,fitne dalgalarının içine girip, şaştılar,şaşırttılar…

Hatta Yahudi ve hristiyanların bilginleri dahi, kendi benliklerini

kul ile Allah arasına koyup, halkı, kendi nefslerinin istek ve

arzularına davet ettiler.. İsmi ne olursa olsun, nübüvveti kabul

etmeyenlerin dinleri ve mezhepleri bâtıldır. İşte bu bâtılı

Müslümanlara da bulaştırdılar. Her gelen, gideni tenkid etti.

İkinci yolda olanlar, benliklerini yok ederek Allah Teâlâ’nın

Rasûlü’nün, yani Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in

risâlet şahsiyetini halka gösterdiler. Bütün emellerini ölümden

sonra Allah Teâlâ’nın rızasını kazanmaya bağladılar.
__________________
Allahu nâzirî
Allahu hâdirî
Allahu maî
eski 17.06.2008, 22:28 HamS isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #3
HamS isimli üye'ye teşekkür eden 9 üye:
Tevbe Geciktikçe Zorlaşır
(Konuyu Başlatan)
 
Üyelik tarihi: 27.01.2008
Mesajlar: 563




Teşekkür etti: 5.822
Teşekkür aldı: 545 konuda 2.279 kere
kucult  büyük
Bu iki zümrenin arasında fark çoktur.Mesela: Şu ana kadar

gayri Müslimlerin çılgınlığına girmeyen Müslümanların

bilginleri, ilimlerini, Kur’an ve hadîsi; sened ve tevâtür

yoluyla nakletmektedirler.Her gelen, gideni üstün saygıyla

anar, aczini itiraf eder; ve hak olan noktaya davet eder..

Bunlar ilimleriyle risâleti idrak ettiler. Allah Teâlâ’nın şu

emrine uydular:


‘’Nitekim (Kitap indirmek ve İslam hükmünü bildirmek gibi)

içinizde kendinizden bir peygamber

gönderdik.Hakîkaten o size ayetlerimizi okusun; sizi

(Allah Teâlâ’ya eş tutmaktan, fena ahlak ve günahlardan

kurtarıp) temizlesin diye; size Kitap ve hikmeti öğretsin

diye.. Tâ ki bilmediğiniz şeyleri bildirsin.. Öyle ise siz

de Ben’i anın; Ben de sizi anayım. Bir de Ban’a

şükredin. Ban’a nankörlük etmeyin.’’ (El-Bakara 151-
152)



Bu ayet-i kerîmelerde, zikir ve şükür emredilmiştir:

a- ’’Hakîkaten o size ayetlerimizi okusun diye.’’..

Peygamberler önce ilm-i Tevhîdi, yani iman konusuna aid

olan ahkamları tebliğ etmek sûretiyle talim buyurmuşlardır.

Binaenaleyh bir gencin ilk öğretimi, iman konusuna aid olan

usul bilgilerini, yani esas inanç bilgilerini tahsil etmesidir.Bu

esas kalplerde bulûğ çağından önce yahud bulûğun ilk

sıralarında nakşedilmezse, çocuklar melekî hislerle şeytânî

hisler arasında bocalayıp bunalım girer.Bu yaşlarda

bunalımın sebebi, dînî talimlerde kusur etmektir.



b- ‘’Sizi (Allah Teâlâ’ya eş tutmaktan, fena ahlak ve

günahlardan kurtarıp) temizlesin diye.’’ .. Peygamberler

ikinci talimde, ruhu temizleyebilecek temel ahlâkı

öğretmişler; mesela hırsızlık, yalan, zina gibi şeylerden, akıl,

ruh ve kalpleri temizlemişlerdir.Aslında tezkiye, rûhânîdir;

ehli irşâda mâlum olduğu üzere, kötü hisleri uyuşturmak; iyi

hisleri, duyguları tahrik etmektir; nefsi tuzaklarından

kurtarmaktır.Buna ilm-i tasavvuf denilir.Bu ilim, satreler ve

kitaplarla öğrenilmez, nazar ve bakışlarla öğretilir.

Zamanımızın gençleri bundan mahrum oldukları için,

doğrusu mürşidsiz oldukları için, büyük günah işlemeye

cüret alırlar. Gençlerin ikinci hamlede bunu öğrenmeleri

gerekir

__________________
Allahu nâzirî
Allahu hâdirî
Allahu maî
eski 21.06.2008, 15:34 HamS isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #4
HamS isimli üye'ye teşekkür eden 9 üye:
Tevbe Geciktikçe Zorlaşır
(Konuyu Başlatan)
 
Üyelik tarihi: 27.01.2008
Mesajlar: 563




Teşekkür etti: 5.822
Teşekkür aldı: 545 konuda 2.279 kere
kucult  büyük
c- '''Size Kitap ve hikmeti öğretsin diye.’’..

Peygamberler ikinci hamlede, tezkiye ile, halkın kalplerinde

üstün mahkemeyi tesis etmişlerdir. Üçüncü hamlede, dış

mahkeme olarak da helal ve haramı talim etmişlerdir.



Aslında bugün zamanımızda bu talim çok eksik olduğundan

ve insanların şeraitten uzaklaşmasından dolayı, her bir

ferde on polis dahi yetmez. Çünkü polis de iğfal edilebilir,

görmedikleri yer çoktur. Çünkü polise ihtiyac, iç mahkemenin

yıkılışındandır,yani tezkiyenin olmamasından.Tezkiyesiz

hukuk, ruhsuz heykel gibidir.İşte şeriat denilen şey, bu iki

hukuktur.Demek vahye dayalı olmayan hukuk,nizam ve

intizam; avcı ve avın oyunundan ibarettir.Gençlerin tezkiyeyi

ihmal etmemeleri ve zahirde de şeraitin emr ve yasaklarını

öğrenmeleri gerekir.



d-‘ Tâ ki bilmediğiniz şeyleri bildirsin.’’.. Bundan


sonra peygamberler, insana, akıl, zeka ve ilimleriyle

tahlil edemeyeceği birçok şeyleri öğretmişlerdir. Binaenaleyh

dînî talimin başlangıcı ve nihayeti, özet olarak: tilavet,

tezkiye, helal ve haramı öğretmek yani ilmî ve amelî hikmet,

kalbî ilimler olmak üzere dört husustur.Bunların başlangıcı

zikir ve nihayeti de zikirdir.Ve bunların hepsi Peygamber

sallallâhu aleyhi ve sellem’e ittiba’ etmekte

hududlandırılır.Allah Teâlâ’nın sevgisi de Peygamber’e

uymaktan ibarettir.Nitekim


‘’(Habîbim) De ki : Eğer Allah’ı seviyorsanız Bana uyun

ki, Allah da sizi sevsin…’’ (Âl-i İmrân 31)buyrulmuştur.



Yine birinci yolda olan, yani Peygamber’i Muhammed bin

Abdullah görenler, şahısları hedef göstererek, Müslüman

gençleri heder etmektedirler. Bunun örneği reformculuk,

Vahabîcilik, Hâricîlik ve Şîa akımıdır.


İkinci yolda olan, yani Muhammed bi Abdullah sallallâhu

aleyhi ve sellem’i, Rasûlullah yani Allah Teâlâ’nın elçisi ve

seçtiği kulu olarak görenler; Onun ashabının şerefini

korumakta ve Ona uymaktadırlar. Binaenaleyh şu iki hadîsi

ve yukardaki ayet-i kerîmeleri gençleri hayat düsturu olarak

kabul etmeleri gerekmektedir:



‘’Size Allah Teâlâ’dan korkmayı, habeşî bir köle olsa

dahi (amirinize) kulak vermeyi ve boyun eğmeyi tavsiye

ederim.Gerçek şu ki, Benden sonra sizden yaşayan,

elbette birçok ihtilafları görecektir.Bu takdirde size

Benim sünnetim ve Benden sonra rüşd ve hidayet

yolunu gösteren halîfelerimin sünneti gerek;ona

tutunun, (aç kimse bütün dişleriyle ekmeğe sarıldığı gibi)

sımsıkı sarılın.. Sizi yeni çıkan modalardan sakındırırım.

Çünkü yeni çıkan her moda bid’attir.Ve her bid’at

dalâlettir.’’
__________________
Allahu nâzirî
Allahu hâdirî
Allahu maî

Konu HamS tarafından (12.07.2008 Saat 20:25 ) değiştirilmiştir..
eski 29.06.2008, 19:03 HamS isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #5
HamS isimli üye'ye teşekkür eden 9 üye:
Tevbe Geciktikçe Zorlaşır
(Konuyu Başlatan)
 
Üyelik tarihi: 27.01.2008
Mesajlar: 563




Teşekkür etti: 5.822
Teşekkür aldı: 545 konuda 2.279 kere
kucult  büyük
‘’Ön dişleriyle ısıranın ısırışı gibi ısırın.’’ Cümlesinde

tasvir ve istiâre vardır. Yani ihtilaftan dolayı yolları birbirine

karıştırıp şaşıran kimsenin hali, açlıktan gözü görmez, var

gücüyle bulduğu ekmeğe sarılanın haline benzetilmiştir.

Maksad son derece sünnete ehemmiyet vermektir.Bunun

için mubalağa yoluyla beyan edildi.


Ehli sünnet velCemaat, tüm ashabı hayr ile yad

etmektedirler.Zira hepsi Peygamber’in sohbetiyle

şereflenmişlerdir.Kemâl-i ittiba’ ile ardınca gidenler, evliya

olmuşlardır.. Onlara da hürmet etmişlerdir ve ederler.

Evliya yani Allah Teâlâ’nın dostları veya ashâb-ı kiramdan

birinin şerefine dokunulduğu zaman, dokunandan İlâhi feyz

kesilir. Feyzin kesilmesiyle ruh çırpınır ve günahlara

sarılır.Bu da zulmün bir çeşididir.İşte bu zulme tevessül eden

kimseden Allah Teâlâ intikam alır.


İşte apaçık olarak bu hadîs-i şerîf Müslümanlara kuvvetli bir

mesaj veriyor. Müslümanların bu zamandaki vazifeleri;

Kur’an ve hadislerin manalarını, ashabın kanalından hüküm

bildiren müctehidlerin sözünden almaktadır.Çünkü enerji

misali Kur’ân-ı Hakîm, hadîs-i şerîfin barajında

kemiyetleşir.Hulefâi Râşidîn başta olmak üzere, vahyi

müşahade eden ashabdan fukaha olanların kalblerini

taşıyan her bir müctehid, birer direk gibidir.Hatta ashab

trafo, müctehidler ise birer lamba gibidir.Binaenaleyh

Kur’ân’ın füyûzâtını, zamanımıza kadar gelen kabloları

taşıyan ulemaya bağlanmak şarttır.Hiçbir kimse ‘’Ben de

ashab ve tâbiîn gibi yahud tebei tâbiîn gibi, vasıtasız olarak

Kur’ân ve hadis metninden yahud meallerinden hüküm

alıyorum.’’ Diyemez. Ayaa! ... Bir İstanbul şehrinden, faraza

Bursa şehrine, barajın cereyanı vasıtasız gitmiyorsa;

menbaındaki su,İstanbul şehrine borusuz ulaşamıyorsa; Asrı

saadetten bu zamana Kur’ân ve hadislerin manaları ve

feyzleri, nasıl vasıtasız ulaşabilir?!.


Konuya dönelim.. Ayet-i kerîmede:

‘’Ey iman edenler, Allah ‘a itaat edin. Peygamber’e ve

sizden olan emr sahiblerine itaat edin. Eğer bir şey

hakkında çekişirseniz, onu Allah’a ve Peygamber’e

döndürüp müracaat edin…’’ (En-Nîsâ’ 59) buyrulmuştur.

Hüküm döndürelecek kimselerin hakkında ulemâ ihtilaf

ettiler.Bazıları ulu-l emr; bazıları fukaha; bazıları da her iki

taife olduğunu söylediler.Son söz öncelik kazanmıştır.

Hadîs-i şerîfte:


‘’Nerde olursan ol, Allah’tan kork.

Fenalıklardan sonra iyilik yap ki, onu yok

edesin. İnsanlara güzel ahlakla davran.’’

buyrulmuştur.
__________________
Allahu nâzirî
Allahu hâdirî
Allahu maî
eski 12.07.2008, 20:25 HamS isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #6
HamS isimli üye'ye teşekkür eden 7 üye:
adıdeğmez....
 
hafsa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 16.08.2007
Mesajlar: 2.722




Teşekkür etti: 15.851
Teşekkür aldı: 2.577 konuda 9.506 kere
kucult  büyük
Allah razı olsun.. emeğine, ellerine sağlık kardeşim..

okunsun inşaAllah
__________________
...Allâhumme eınnî alâ zikrike ve şukrike ve husni ibâdetik...
eski 18.07.2008, 16:24 hafsa isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #7
hafsa isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:


Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:03 .