8 Ramazan 1429
08 Eylül 2008, Pazartesi
8 Ramazan 1429
08 Eylül 2008, Pazartesi
Ayet
Tövbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secdeye kapananlar, iyiliğe özendirip kötülükten sakındıranlar, Allah'ın sınırlarını koruyanlar.Müjdele o müminleri!
(Tevbe-112)
hadis
Oruçlunun susması tesbih, uykusu ibadet, duası makbul, ameli de çok sevaptır.Oruçlu iken çirkin konuşmayın! Birisi size sataşırsa, “Ben oruçluyum” deyin!
Deylemi-Buhari

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 20 (3 Kayıtlı ve 17 Misafir) bulunmaktadır.

Online   ebrar69, Sakallı Dagistan,



Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » Fıkıh » Allah’ın Velileri Ile şeytanların Velileri Arasındaki Fark


 
Seçenekler
Şeref Üyesi
 
siyahsancaktar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.03.2008
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 3.383




Teşekkür etti: 25.979
Teşekkür aldı: 2.809 konuda 8.466 kere
kucult  büyük
Allah’ın Velileri Ile şeytanların Velileri Arasındaki Fark

Haberiniz olsun ki- Allah'ın dostlarına hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar asla..."

(Yunus: 10/62)

Yalnız Allah'a hamdederiz. Sadece O'ndan yardım bek*ler, doğru yola götürülmeyi yalnız O'ndan talep ederiz. Günahlarımızın bağışlanmasını yalnız O'ndan niyaz eder; nefislerimizin şehvetlerinden ve sapmalarından doğan kötü ve çirkin hareketlerimizin belalarından sadece ve sadece O'na sığınırız.

Allah bir kimseyi doğru yola getirmişse, onu o doğru yoldan ayıraca yoktur. Kimi de eğri yola saptırmışsa, o eğri yoldan doğru yola getirecek güçte hiç kimse bulunmaz.

Allah'tan başka itaat edilecek hiçbir merciin bulun*madığına iman ederiz. O birdir. Eşi ve ortağı yoktur. Muhammed O'nun kulu ve elçisidir. Bundan hiçbir şüphe*miz yoktur. Allah, onu, bütün dinlerin tamamlayıcısı ve dos*doğru yola götürücü bir önder olarak göndermiştir. Böyle olduğuna Allah da şahittir, ben de kesinlikle şehadet ederim!..

Allah, dinleri tamamlayıcı olarak gönderdiği kendi Ra-sulü'nü, kıyamete yakın bir zamanda tebşir edici, kötü sonuçlardan sakındırıcı, Allah'ın doğru yoluna çağına olarak göndermiş ve onu, karanlıkların perdesini yırtan bir meşale, alemi aydınlatan bir parlak güneş kılmıştır. İnsan*lara, sapık yollardan kurtulup doğruyu bulma çarelerini göstermiş, ilmini öğretmiş, azgınlıklardan kurtulmanın prensiplerini onunla göstermiş; kör gözleri onunla açmış, sağır kulakları onunla duyar hale getirmiş, gerçeklere ka*panmış kalpleri onunla parlatıp açmış; hak ile batılın, doğ*ruyla eğrinin, sükûnetle azgınlığın, imanla küfrün, cennet ehli talihlilerle cehennem ehli talihsizlerin, Allah düşman*ları ile dostlarının arasını onunla ayırmış, gerçekleri onunla tebliğ etmiştir. O hak ile batılın arasında tek terazi, tek şablondur.

Allah'ın Rasulü Muhammed, kime Allah'ın dostu gözüyle bakarsa, o kimse gerçekten de Allah'ın dostu, kime de düşmanı gözüyle bakarsa o da Allah'ın düşmanı olur; şey*tanın ise dostu olur.

Yüce Allah kendi kitabı olan Kur'an-i Kerim'de buyur*maktadır:

"Allah'ın insanlardan dostları vardır, fakat şeytanın da insanlar arasında dostları vardır"

Yüce Allah bu ve buna benzer ifadeleri kerelerce kul*lanmış, kendi dostları ile, şeytanın dostları arasındaki farkı kerelerce ayırmıştır:

"Haberiniz olsun ki, Allah'ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Onlar asla mahzun da olmazlar

"Onlar Allah'a gerektiği biçimde iman etmişler ve O'na karşı gelmekten kesinlikle kaçınmışlardır. Dünya hayatında da ahirette de bütün müjdeler onlaradır. Al*lah'ın sözlerini değiştirecek de yoktur. Bu büyük bir başarıdır*' (Yunus: 10/62)

"Allah kendisine iman edenlerin dostudur ve O dost*larını karanlıklardan aydınlığa götürür. İnkar edenlerinse dostları tağutlardır. Ve onları aydınlıklardan karanlıklara sürüklerler. İşte onlar cehennemliklerdir ve onlar orada ebediyen kalacaklardır" (Bakara: 2/257)

"Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları kendinize dost edinmeyin. Çünkü onlar ancak birbirlerinin dos*tudurlar. Sizden kim onları dost edinirse onlardan olur. Doğru su ya» Allah zalim bir topluluğu asla doğru yola eriştirmez.

Kalplerinde hastalık onların "Bize bir fenalık dokun*masından korkuyoruz" diyerek onlara koştuğunu

görürsün. Umulur ki Allah bir zafer verir, veya katından bir emir getirir de onlar içlerinde gizledikleri şeye karşı pişman olarak sabahlarlar.

İman edenler derler ki: "Sizinle birlikte olduklarına dair bütün güçleri ile Allah'a yemin edenler bunlar mıdır? Onların bütün amelleri boşa gitmiş ve büyük zarara uğrayanlardan olmuşlardır. Ey iman edenler! Sizden kim diniden dönerse, bilsin kî, Allah, sevdiği ve onların da O'nu sevdiği, mü'minlere karşı alçak gönül*lü, kafirlere karşı güçlü ve şiddetli, Allah yolunda savaşan ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmayan bir millet getirir. Bu Allah'ın büyük iüfudur ki, onu istediğine verir. Allah, ihsanı çok geniş ve herşeyi hakkıy*la bilendir.

Sizin dostunuz, ancak O'nun Rasulü ve namaz kılan, zekat veren, rüku eden mü'mînlerdir. Kim Allah'ı, Rasulü'nü ve mü'minleri dost edinirse, bilsin ki, Allah'ın safını tutanlar mutlaka üstün olurlar, mücadelelerini kazanırlar. Ey iman edenler! Kendilerine sizden önce ki*tap verilenlerden dininizi alay ve eğlenceye alanları ve bir de kafirleri asla kendinize dost edinmeyin. Eğer Allah'a inanmışsanız, korkun O'ndan" (Maide: 5/51)

Gerçek dost şöyle anlatılıyor ayetin mealinde: İşte burada hakiki dostluk ve kudret Allah'ındır. Mükafatlandırma bakımından da hayırlı olan O'dur" (Kehf: 18/44)

Şeytanın dostlarından da şöyle bahsetmektedir Ulu Al*lah ayetlerinde mealen:

"Kur'an-ı okuyacağın zaman huzurdan kovulmuş şeytandan Allah'a sığın. Şeytanın, inananlar ve sadece Rabbine tevekkül edenler üzerinde hiçbir etkisi ve nü*fuzu olmayacağı muhakkaktır. Onun emrini dinleyenler, onu kendilerine dost edinenler sadece Allah'a eş koşanların arasında bulunur" (Nalh: 16/99)

"İman edenler Allah yolunda savaşırlar. İnkar eden*ler ise tağut uğrunda savaşırlar. O halde siz şeytanın dostlariya savaşın. İşin aslına bakılırsa, şeytanın hile ve düzeni çok zayıftır" (Nisa: 4/76)

"Meleklere, "Adem'e secde edin" demiştik de, o ken*dini beğenmiş iblisden başka bütün melekler secde et*mişti. O şeytan cinlerdendi ve Rabbinin buyruğu dışına çıkmıştı. Ey insanlar! Beni bırakıp da, onu ve soyunu kendinize dost mu ediniyorsunuz? Halbuki o sizin apaçık bir düşmanınızdır. Zalimler için bu ne korkunç sonuçlar doğuracak bir değişmedir" (Kehf: 18/50)

"İnsanlar o gerçekten mü'min olmuş seçkinlere: "Düş*manınız olan insanlar size karşı büyük bir ordu topladılar, onlardan korkun!" dediler; bu tehdid on*ların imanını artırdı da "Allah bize yeterli bir destektir, o bizim için ne güçlü bir vekildir!" dediler. Bu tes*limiyetleri yüzünden kendilerine hiçbir zarar dokun*madan, Allah'ın nimeti ve bereketi ile geri döndüler. Allah'ın rızasına uygun yerde durdular. Allah bitmez nimetlerin sahibidir" (Al-i İmran: 3/173)

"İşte o şeytan ancak kendi dostlarını korkutur. Bana iman etmiş iseniz onlardan değil, sadece benden korkun!"

(Al-i İmran: 3/175)

İbrahim (a.s.) babasına şöyle demekteydi:

"Babacığım, şeytana tapma! Çünkü şeytan Rahman olan Allah'a isyan edip başkaldırmıştır. Babacığım!

Doğrusu sana Rahman olan Allah tarafından bir gazabın ve azabın dokunmasından korkuyorum ki, bu gazab seni

şeytanın dostu olarak bırakır!" (Meryem: 19/45)

"Ey iman edenler! Benim de, sizin de düşmanınız olanları kendinize dost edinmeyin. Onlar size gelen hak

ve gerçeği inkar ettikleri halde onlara sevgi gösteriyorsunuz. Habuki onlar, Rabbiniz olan Allah'a inandığınız*dan ötürü sizi ve Rasulümüz'ü yurtlarınızdan çıkarıyor*lar. Eğer sizler benim yolumda savaşmak ve rızamı kazan*mak için çalışmışsanız onlara nasıl sevgi beslersiniz? Ben sizin gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da çok iyi bilirim. İçinizden onlara kim sevgi besliyorsa, bilsin ki doğru yoldan çıkmıştır" (Mümtehine: 60/1)

İnsanlar arasında Allah dostları bulunduğu gibi, şey*tanın da dostları olmaktadır. Keyfiyetini iyice anladıktan sonra, bunların arasındaki farkı bir iyice belirtmek gerek*mektedir. Aynen Allah'ın Rasulü nasıl ayırmışsa, beyan*larıyla apaçık belirtmişse öylece belirtelim.

Allah'ın dostları sadece Allah'tan gereği gibi korkan ve hiçbir ard niyetsiz emirlerine itaat eden mü'minlerdir. Allah böyle olan dostlarını övüyor:

"Haberiniz olsun Allah'ın dostlarına hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar. Onlar Allah'a Al*lah'ın belirttiği biçimde inanmışlar ve O'na karşı gelmek*ten kesinlikle kaçınmışlardır" (Yunus: 10/62)

Buharı ve diğer hadisçilerin rivayet ettikleri gerçek bir hadisde, Ebu Hureyre Allah'ın Rasulü'nden şunları nakleder:

"Yüce Allah'ım bana buyurdu ki: "Kim benim bir dos*tuma düşmanlık ederse bana karşı savaş açmıştır. Ku*lum bana ancak emrettiğim ve farz kıldığım ibadetle yak*laşır. Ve devamlı nafile ibadetlerle bana yakın düşer. Öyle ki ben de onu sevmeye başlarım. Onu sevince de, duyan ku*lağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Artık o benimli duyar, benimlegörür, benimle tutar, benimle yürür. Ben'den bir şey isterse elbette ki veririm. Bana sığınırsa onu korurum. Yaptığım hiçbir işte terddüt etmed*im. Yalnız, mü'min kulumun ruhunu almakta tereddüt et*tim. O ölümden tiksinir, ben de onun hoşlanmadığı şeyler den hoşlanmam. Fakat ölümden kurtuluş yoktur[1]

Bu hadis, Allah dostları hakkında rivayet edilen sahih bir hadistir. Yüce Rasul bu hadislerinde, Allah dostlarına düş*manlık yapmanın Allah'a savaş açmak anlamına geldiğini beyan ediyor. Korkunç bir suç olduğunu belirtiyor.

Bir başka hadisde şöyle buyrulmaktadır:

"Ben dostlarımın intikamını düşmanlarımdan alırım, öfkeli bir aslanın intikam almasına benzer bir biçimde"

Evet durum budur. Çünkü Allah'ın dostları, Allah'ın istediği biçimde iman eden ve O'nu kendisi için yegane sevgili olarak kabul eden, sevdiğini seven, sevmediğini sevmeyen, rıza gös*terdiğine rıza gösteren, hoşlanmadığından hoşlanmayan; O'nun emrettiklerini emreden, yasakladıklarından kaçındıran bahti*yarlardır. Allah kime iyilik yapılmasını isterse, bu dostlar on*lara iyilik ederler, kime de emretmezse, ona engel olurlar.

Rasulullah (s.a.v.) bir hadisinde şöyle buyurmuştur:

"İman konusunda en sağlam tutamak, Allah için sevmek, Allah için buğz etmektir"[2]

Ebu Davud'un kaydettiği bir hadisde buyrulmaktadır:

"Kim Allah için sever, Allah için buğzeder, Allah için verir, ve Allah için menederse, gerçekten de o kimse imanını tamamlamıştır"[3]

Bazıları "Allah dostlarına veli denmesinin sebebi, bu dostluğa erişenlerin Allah'a karşı eda edilmesi gerekli olan itaati eksiksiz ve kesintisiz yaptıkları içindir" demişler'se de, az yukarda yapılan tarif daha uygun bir ifadedir. Yani veli, Allah'a yakın kimse demektir.

Veli, Allah'ın sevdiği, hoşnud olduğu, buğzettiği, emrettiği, menettiği şeylerde, Allah'a uygun bir yol tutturan kimse olduğu*na göre, ona düşmanlık eden Allah'a düşmanlık etmiş sayılır nor*mal olarak. Nitekim Yüce Alan mealen buyurmaktadır:

"Ey iman edenler. Ben'im de, sizin de düşmanınız olan*ları kendinize dost edinmeyin. (Mümtehine: 60/1)[4]
__________________
______________________________________________

Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......
eski 19.06.2008, 00:24 siyahsancaktar isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
siyahsancaktar isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:


Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:31 .


Page generated in 0,27386 seconds with 14 queries