|  |
| | .
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 1.654
Teşekkür etti: 591
Teşekkür aldı: 587 konuda 1.238 kere
| Yazarların Hayatı Mehmet Akif Ersoy (1873 - 1936) Türk, şair. İstiklal Marşı'nı yazmış, günlük konuşma dilinin şiirle kaynaşmasını sağlayarak halkçı bir nazmın doğuşuna ön ayak olmuştur. İstanbul'da doğdu, 27 Aralık 1936'da aynı kentte öldü. Bir medrese hocası olan babası doğumuna ebced hesabıyla tarih düşerek ona "Rağıyf" adını vermiş, ancak bu yapma kelime anlaşılmadığı için çevresi onu "Âkif" diye çağırmıştır. Babası Arnavutluk'un Şuşise köyündendir, annesi ise aslen Buharalı'dır.
Mehmed Âkif ilköğrenimine Fatih'te Emir Buharî mahalle mektebinde başladı. Maarif Nezareti'ne bağlı iptidaîyi ve Fatih Merkez Rüştiyesi'ni bitirdi. Bunun yanı sıra Arapça ve İslami bilgiler alanında babası tarafından yetiştirildi. Rüştiye'de "hürriyetçi" öğretmenlerinden etkilendi. Fatih camii'nde İran edebiyatının klasik yapıtlarını okutan Esad Dede'nin derslerini izledi. Türkçe, Arapça, Farsça, veFransızca bilgisiyle dikkati çekti. Mekteb-i Mülkiye'nin idadi (lise) bölümünde okurken şiirle uğraştı. Edebiyat hocası İsmail Safa'nın izinden giderek yazdığı mesnevileri şair Hersekli Arif Hikmet Bey övgüyle karşıladı. Babasının ölümü ve evlerinin yanması üzerine mezunlarına memuriyet verilen bir yüksek okul seçmek zorunda kaldı.
1889'da girdiği Mülkiye Baytar Mektebi'ni 1893'te birincilikle bitirdi. Ziraat Nezareti (Tarım Bakanlığı) emrinde geçen yirmi yıllık memuriyeti sırasında veteriner olarak dolaştığı Rumeli, Anadolu ve Arabistan'da köylülerle yakın ilişkiler kurma olanağı buldu. İlk şiirlerini Resimli Gazete'de yayımladı. 1906'da Halkalı Ziraat Mektebi ve 1907'de Çiftçilik Makinist Mektebi'nde hocalık etti. 1908'de Dârülfünûn Edebiyat-ı Umûmiye müderrisliğine tayin edildi. İlk şiirlerinin yayımlanmasını izleyen on yıl boyunca hiçbir şey yayımlamadı.
1908'de II. Meşrutiyet'in ilanıyla birlikte Eşref Edip'in çıkardığı Sırat-ı Müstakim ve sonra Sebilürreşad dergilerinde sürekli yazılar yazmaya, şiirler ve çağdaş Mısırlı İslam yazarlarından çeviriler yayımlamaya başladı. 1913'te Mısır'a iki aylık bir gezi yaptı. Dönüşte Medine'ye uğradı. Bu gezilerde İslam ülkelerinin maddi donatım ve düşünce düzeyi bakımından Batı karşısındaki zayıflıkları konusundaki görüşleri pekişti. Aynı yılın sonlarında Umur-u Baytariye müdür muavini iken memuriyetten istifa etti. Bununla birlikte Halkalı Ziraat Mektebi'nde kitabet ve Darülfununda edebiyat dersleri vermeye devam etti. İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne girdiyse de cemiyetin bütün emirlerine değil, sadece olumlu bulduğu emirlerine uyacağına dair and içti. I. Dünya Savaşı sırasında İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin gizli örgütü olan Teşkilât-ı Mahsusa tarafından Berlin'e gönderildi. Burada Almanlar'ın eline esir düşmüş Müslümanlar için kurulan kampta incelemeler yaptı. Çanakkale Savaşı'nın akışını Berlin'e ulaşan haberlerden izledi. Batı uygarlığının gelişme düzeyi onu derinden etkiledi. Yine Teşkilât-ı Mahsusa'nın bir görevlisi olarak çöl yoluyla Necid'e ve savaşın son yılında profesör İsmail Hakkı İzmirli'yle birlikte Lübnan'a gitti. Dönüşünde yeni kurulan Dâr-ül -Hikmetül İslâmiye adlı kuruluşun başkâtipliğine getirildi. Savaş sonrasında Anadolu'da başlayan ulusal direniş hareketini desteklemek üzere Balıkesir'de etkili bir konuşma yaptı. Bunun üzerine 1920'de Dâr-ül Hikmet'deki görevinden alındı. İstanbul Hükümeti Anadolu'daki direnişçileri yasa dışı ilan edince Sebillürreşad dergisi Kastamonu'da yayımlanmaya başladı ve Mehmed Âkif bu vilayette halkın kurtuluş hareketine katkısını hızlandıran çalışmalarını sürdürdü. Nasrullah Camii'nde verdiği hutbelerden biri Diyarbakır'da çoğaltılarak bütün ülkeye dağıtıldı.
Burdur mebusu sıfatıyla TBMM'ye seçildi. Meclis'in bir İstiklâl Marşı güftesi için açtığı yarışmaya katılan 724 şiirin hiçbiri beklenilen başarıya ulaşamayınca maarif vekilinin isteği üzerine 17 Şubat 1921'de yazdığı İstiklal Marşı, 12 Mart'ta birinci TBMM tarafından kabul edildi. Sakarya zaferinden sonra kışları Mısır'da geçiren Mehmed Âkif, laik bir Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması üzerine Mısır'da sürekli olarak yaşamaya karar verdi. 1926'dan başlayarak Camiü'l-Mısriyye'de Türk dili ve edebiyatı müderrisliği yaptı. Bu gönüllü sürgün yaşamı sırasında siroz hastalığına yakalandı ve hava değişimi için 1935'te Lübnan'a, 1936'da Antakya'ya birer gezi yaptı. Yurdunda ölmek isteği ile Türkiye'ye döndü ve İstanbul'da öldü.
Mehmed Âkif'in 1911'de 38 yaşında iken yayımladığı ilk kitabı Safahat bağımsız bir edebi kişiliğin ürünüdür. Bununla birlikte kitabın Tevfik Fikret'ten izler taşıdığı görülür. Fransız romantiklerinden Lamartine'i Fuzuli kadar, Alexandre Dumas fils'i Sâdi kadar sevdiğini belirten şair, bütün bu sanatçıların uğraşı alanlarına giren "manzum hikâye" biçimini kendisi için en geçerli yazı olarak seçmiştir. Ancak, sahip olduğu köklü edebiyat kaygusu onun yalınkat bir manzumeci değil, bilinçle işlenmiş ve gelişmeye açık bir şiir türünün öncüsü olmasını sağlamıştır. Mehmed Âkif'in düşünsel gelişiminde en belirleyici öğe onun çağdaş bir İslamcı oluşudur. Çağdaş İslamcılık, Batı burjuva uygarlığının temel değerlerinin İslam kaynaklarına uyarlı olarak yeniden gözden geçirilmesini, Batı'nın toplumsal ve düşünsel oluşumuyla özde bağdaşık, ama yerel özelliklerini koruyan güçlü bir toplum yapısına varmayı öngörür. Bu görüşe koşut olarak Mehmed Âkif'in şiir anlayışı Batılı, hatta o dönemde Batı'da bile örneklerine az rastlanacak ölçüde gerçekçidir. Kafiyenin geleneksel Osmanlı şiirinde bir bela olduğunu savunan, resim yapmanın yasak sayılmasının, somut konumların betimlenmesini aksattığı ve bu yüzden şiirin olumsuz etkiler altında kaldığı görüşünü ileri süren Mehmed Âkif, Fuzuli'nin Leylâ vü Mecnûn adlı yapıtının plansız olduğu için yeterince başarılı olamadığını dile getirecek ölçüde çağdaş yaklaşımlara eğilimlidir. Konuşma diline yaslandığı için kolayca yazılıvermiş izlenimi veren şiirleri biçime ilişkin titiz bir tutumun örnekleridir. Hem aruzdan doğan bağların üstesinden gelmiş, hem de şiirin bütününü kapsayan bir iç musiki düzenini gözetmiştir. Dilde arılaşmadan yana olan tutumunu her şiirinde biraz daha yalın bir söyleyişi benimseyerek somutlukla ortaya koymuştur. Mehmed Âkif geleneksel edebiyatın olduğu kadar, Batı kültürünün değerleriyle etkileşimi kabul eder, ancak Doğu'ya ya da Batı'ya öykülenmeye şiddetle karşı çıkar. Çünkü her edebiyatın doğduğu toprağa bağlı olmakla canlılık kazanabileceği ve belli bir işlevi yerine getirmedikçe değer taşımayacağı görüşündedir. Gerçekle uyum içinde olmayı herşeyin üstünde tutar. Altı yüzyıllık seçkinler edebiyatının halktan uzak düştüğü için bayağılaştığına inanır. İçinde yaşanılan toplumun özellikleri göz önüne alınmadan Batılı yeniliklere öykünmenin doğrudan doğruya edebiyata zarar vereceği, "edebsizliğin başladığı yerde edebiyatın biteceği" anlayışına bağlı kalarak "sanat sanat içindir" görüşüne karşı çıkmış, "libas hizmetini, gıda vazifesini" gören bir şiiri kurma çabasına girişmiştir. Bu yüzden toplumsal ve ideolojik konuları şiir ile ve şiir içinde tartışma ve sergileme yolunu seçmiştir. Bütün çıplaklığıyla gerçeği göstermekteki amacı okuyucusunu insanların sorunlarına yöneltmektir. Bu kaygıların sonucu olarak yoksul insanların gerçek çehreleriyle yer aldığı şiirler Türk edebiyatında ilk kez Mehmed Âkif tarafından yazılmıştır. Mehmed Âkif şiirinin yaşadığı dönemde ve sonrasında önemini sağlayan gerçekçi tutumudur. Bu şiirde düş gücünün parıltısı yerini gözle görülür, elle tutulur bir yapıya bırakmıştır. Şairin nazım diline bu dilin özgül niteliğini bozmaksızın elverişli olduğu gelişmeyi kazandırması, aruz veznini yumuşatmayı, başarmasıyla mümkün olmuştur. Bu aynı zamanda Türkçe'nin şiir söylemedeki olanaklarının ne ölçüde geniş olduğunu göstermesi demektir. Söz konusu dönemde her şairin dili kişisel bir dil kurma adına dar bir vadiye sıkışmak zorunda kalmıştı. Mehmed Âkif dilin toplumsal kimliğini öne çıkarmış, üslupta öz günlük ve kişiselliğe ulaşmıştır. Yenilikçi bir şair olarak, yaşadığı dönemde görülen ölçüsüz yenilik eğiliminin bozucu etkilerine, ölçüsü işleviyle bağlantılı bir şiir kurmak suretiyle sınır çekmeye çalışmıştır.
-alıntı- | 
09.12.2006, 22:12
| |
izdüşüm isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
| | | . (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 1.654
Teşekkür etti: 591
Teşekkür aldı: 587 konuda 1.238 kere
| Necip Fazıl Kısakürek Necip Fazıl Kısakürek (26 Mayıs 1904, İstanbul - 25 Mayıs 1983, Erenköy), Türk şair, romancı, hikayeci ve piyes yazarıdır.
Hayatı
Kayıtlı bir şecereyle, Alâüddevle devrinin Şeyhülislâmı Mevlâna Bektût'a dayanan ve Dülkadiroğullarına bağlı "Kısakürekler" soyuna mensuptur. Necip Fazıl'ın çocukluğu, mahkeme reisliğinden emekli büyük babasının İstanbul Çemberlitaş'taki konağında geçti. İlk ve orta öğrenimini Amerikan ve Fransız kolejleri ile Bahriye Mektebi'nde (Askeri Deniz Lisesi) tamamladı. Lisedeki hocaları arasında dönemin ünlülerinden Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Hamdi (Akseki), İbrahim Aşkı gibi isimler vardı.
Avrupa'ya gönderilen ilk Cumhuriyet öğrencileri arasında yer alarak Paris'e gitti. Sorbon Üniversitesi Felsefe Bölümü'ne bir süre devam ettikten sonra Türkiye'ye döndü. Çeşitli bankalarda çalıştı. Müfettişliğe kadar yükseldi. Bir Fransız okulu, Robert Koleji, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi, Ankara Devlet Konservatuarı, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde hocalık yaptı( 1939 - 1943). Sonraki yıllarında fikir ve sanat çalışmaları dışında başka bir işle meşgul olmadı.
Ankara DTCF, Devlet Konservatuarı, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi ve Robert Kolej'de dersler verdi. 1934 yılında, Abdülhakim Arvâsi ile tanıştı ve kendisine mürid oldu. Kendi deyişi ile Sosyal mücadele'ye atıldığı 1943'ten ölümüne kadar, "anlaşılmadan benimsenmek"le "tanınmadan dışlanmak" arasında sıkışıp kalmaktan şikayet etti. Pek çok farklı çevre ve görüş tarafından dışlandı, suçlandı. Defalarca yargı önüne çıktı ve hapis yattı: 1960 öncesinde hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararları toplamı 101 yıla ulaşmıştı. 25 Mayıs 1983'de Erenköy'deki evinde vefat etti; Eyüp'te toprağa verildi.
İlk şiirleri Yeni Mecmua dergisinde çıktı (1923). İkinci şiir kitabı Kaldırımlar'ın (1928) yayımlanmasıyla birlikte "kaldırımlar şairi" olarak adını duyurdu. Ağaç (1936) ve Büyük Doğu (1943-1978) dergilerini çıkardı; çeşitli gazetelerde fıkra ve başmakaleler yazdı. Bütün şiirlerini topladığı "Çile" ile, 1934'te yaşadığı ruh buhranlarının sahne eseri olan ve Türk Tiyatrosunun ilk büyük dram örneği sayılan "Bir adam yaratmak" (1938) başta olmak üzere, çeşitli türlerde 100'ün üzerinde kitabı vardır.
ÜSTAD)NECİP FAZIL KISAKÜREK
Hayatı:
1905 yılının 25 Mayıs'ında İstanbul'da doğdu.
Maraş kökenli soylu bir ailenin çocuğudur.
Heybeliada'daki Bahriye Mektebi'nde ve Dârülfünûn'un (İstanbul Üniversitesi) Felsefe bölümünde okudu...
Batı kültürünü ithal maksadıyla Fransa'ya gönderilen ilk beş gencin içinde o da vardı...
Fransa yıllarında tam bir bohem hayatı yaşadı...
Yurda döndükten sonra Türkiye İş Bankası'nda müfettişlik ve Güzel Sanatlar Akademisi'nde öğretim üyeliği yaptı...
1938 yılında Abdülhakîm Arvasî Hazretleri ile tanışıp İslâm'a döndü...
1943 yılında resmî görevlerinden istifa ederek Büyük Doğu ismiyle gazete çıkartmaya başladı. Büyük Doğu gazetesi 1978'e kadar, devlet tarafından defalarca kapatıldığı için fasılalarla çıkmaya devam etti...
1979-1980 yıllarında, Salih Mirzabeyoğlu ile beraber Rapor isimli bir dergi neşretti.
Bütün hayatı Kemalist yapılanmaya karşi mücadele ile geçen Necip Fazıl Kısakürek'in yarı hayatı hapishanelerde geçmiştir.
İki defa ihtilâl teşebbüsünde bulunmuş fakat başarılı olamamıştır.
Birinci ihtilal teşebbüsünde Adnan Menderes'i kullanmak istediğini fakat başarılı olamadığını kendisi hatıralarında yazmıştır.
İkinci ihtilâl teşebbüsü ise, Alparslan Türkeş tarafından deşifre edilerek akamete uğratılmıştır.
Necip Fazıl Kısakürek, 1983 yılının (doğduğu gün olan) 25 Mayıs'ında vefat etti.
Kabri, İstanbul'un Eyüp Sultan semtindedir.
Eserleri:
12 yaşında şiire başlayan Necip Fazıl'ın ilk şiir kitabı daha 17 yaşında iken yayınlandı ve şiirleri Kemalist T.C.'nin ders kitaplarında okutuldu.
T.C. tarafından, "bir mısraı Türk milletini ihya etmeye yeter" denilerek övüldü...
Genç yaşta yazdığı tiyatro eserleri, T.C.'nin tiyatrolarında aylarca kapalı gişe sahnelendi...
33 yaşında Abdülhakim Arvasî Hazretleri ile tanıştı. Bu tanışma onun hayatında dönüm noktası oldu. Bundan sonraki hayatı, Kemalist yapı yerine kurmayı hayal ettiği "Başyücelik" isimli devletin ideolojik altyapısını hazırlamakla geçti. Fakat o âna dek kendisini yere göğe sığdıramayanlar tarafından, İslamî kimliği açık olduktan sonra yokluğa mahkûm edilmek istendi. Ders kitablarından şiirleri ve fikirleri çıkarıldı. Tiyatrodan sinema senaryosuna, tarihten siyasete, şiirden fikire çok geniş bir yelpazede yüzden fazla eser yazmış büyük bir ideologdur... _________________
Eserleri
Hikayelerim
Cinnet Mustatili
Bir Adam Yaratmak
Çile
Kafa Kağıdı
O ve Ben
Yunus Emre
At'a Senfoni
Para
Sahte Kahramanlar
Hazret-i Ali
Tanrı Kulundan Dinlediklerim
İhtilal
Moskof
Tohum
Aynadaki Yalan
Reis Bey
Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu
Babıali
Sosyalizm, Komünizm ve İnsanlık
Hitabeler
Peygamberler Halkası
İbrahim Ethem
Hesaplaşma
Esselam
Dünya Bir İnkilap Bekliyor
Hac
Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar
Türkiye'nin Manzarası
Çerçeve-I
Nur Harmanı
İman ve İslam Atlası
Müdafaalarım
Veliler Ordusundan 333
Benim Gözümde Menderes
İdeolocya Örgüsü
Mümin-Kafir
Senaryo Romanlarım
Çöle İnen Nur
Son Devrin Din Mazlumları
Öfke ve Hiciv
Sabır Taşı
Ulu Hakan II.Abdülhamid Han
Başbuğ Velilerden 33
Çerçeve-II
Konuşmalar
Rabıta-i Şerife
Doğru Yolun Sapık Kolları
Başmakalelerim-I
Tasavvuf Bahçeleri
Çerçeve-III
Namık Kemal
Hücum Ve Polemik
Rapor 1/3
Rapor 4/6
Rapor 7/9
Rapor 10/13
Yeniçeri
Reşahat
Başmakalelerim-II
Mektubat
Başmakalelerim-III
Çerçeve-IV
Gönül Nimetleri
-alıntı- | 
11.12.2006, 11:54
| |
izdüşüm isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
| | | GüzellikGöreninGözündedir
Üyelik tarihi: 02.09.2006
Mesajlar: 2.982
2 Albümü var
Yarışma Puanı: 1330 Teşekkür etti: 6.124
Teşekkür aldı: 1.882 konuda 5.399 kere
| Allah razı olsun izdüşüm devam canım çok güzel bir çalışma olmuş...
__________________ Eğer Çekemezsen Gülün Nazını Ne Dikene Dokun Ne Gülü İncit,Sahrada Mecnun Değilsen,Ne Leyla`yı Çağır,Ne Çölü İncit.. جزاك الله خيرا | 
11.12.2006, 12:35
| | | . (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 1.654
Teşekkür etti: 591
Teşekkür aldı: 587 konuda 1.238 kere
| Abdurrahim Karakoç 1932 yılının Nisan ayında Kahramanmaraş ili, Elbistan ilçesine bağlı Ekinözü(Cela) köyünde dünyaya geldi. Küçük yaşlarda şiire merak sardı. Bu, aileden gelme bir merak diyebilriz. Çünkü dedesi, babası ve kardeşleri de şairdirler.
İlk yazdığı şiirleri 2 kitap oIacak hacimde iken beğenmeyip yaktı ve 1958 yılından itibaren yazdıklarını 'Hasana Mektuplar' ismi altında 1964 yılında 10.000 adet bastırdı. FEDAİ yayınları arasında çıkan bu eser kısa zamanda tükendi ve 2. baskısını yine 10.000 adet bastırdı.
1958 yılında buIunduğu kasabada belediye mesul muhasibi olarak memuriyete girdi.1981 yılı Mart ayında emekli oldu.
Mücadeleci şiirlerinin çokluğu şartlardan kaynakIanmaktadır.27 Mayıs darbesi, zinde güçler, demokrasi maskaraIığı ve haksızlıklar hiciv şiirlerini besledi.30'a yakın mahkemeye verildi, hepsinden beraat etti. Avukat tutmadı, hep kendi kendini savundu. Hiçbir iktidarla barışık olmadı. Çünkü,o, insana ve İslâm'a yapılanların zulüm olduğuna inanmıştı. Şiirlerinde esas unsur insandır.
Serdengeçti, Töre-Devlet, Ocak, Yeni Düşünce, Yenisey,Alperen yayınları oIarak şimdiye kadar 12 şiir kitabı, bir tane de makalelerinden derlenen nesir kitabı çıktı.
1985 yılından beri gazetecilik yapmaktadır. Bir ara politikaya girdi ve ayrıldı. Niçin girip, niçin ayrıldığını bir röportajda şöyle cevaplandırdı:
'Allah rızası için girmiştim, Allah rızası için ayrıldım'
30 yılı aşkın bir zaman içinde kitapları baskı üstüne baskı yenilemektedir. Bilhassa VUR EMRI adlı kitap günümüz şairlerinin hiç birisine nasip olmayan kabulü görmüştür.
KENDİ DİLİNDEN, KENDİ TARİFİ
'Ebedî kudretin tek sahibinden alınan emir üzerine 1932 yılında dünyaya gelmişim. Çocukluğum şöyle-böyle geçti. Kıt imkânlara, kıtlık yıllarına rağmen hâlâ o günleri özlerim. Birçok kimseye o yılları anlatsam, 'Özlenecek neresi var? ' diyebilirler, amma ben hep çocukluk yıllarımı sevdim. Şiir yazmaya küçük yaşlarda başladım. Zaten bizim oralarda her genç şiir yazar. Bu tutku başka bir meşgalenin veya işin olmayışından kaynaklanıyor gibime geliyor. Ben de avareydim, boşluğumu şiirle doldurmaya çalıstım.
Benimle şiire başlayanlar yalnızlıktan, yardımsızlıktan dökülüp gittiler.
Bana gelince:
Sağolsunlar, iktidarların ve muhalefetin irikıyım politikacıları, ihtilal cuntacıları, 'bilimsel' cüppeliler, entellektüel züppeler, millî soyguncular, sosyete parazitleri, sermaye sülükleri, zulüm-işkence makineleri, adalet katleden hukukçular, dalkavuklar, pezevenkler, üçkağıtçılar v.s. hep bana yardımcı oldular. Şiir malzememi veren onlar, öfkemi bileyen onlar oldular. Yardımlarını inkâr etmiyorum, fakat teşekkür de etmiyorum.
Dinsizlerin değil, din düşmanlarının, yani İslâm düşmanlarının da az yardımı olmadı. Bir bakıma dinî duygularımın kuvvetlenmesine vesile oldular.
En uygun zamanda yaşadığıma inanıyorum. Yardımcılarım (!) var oldukları sürece yazmaya devam edeceğim.
Allah (cc) kısmet ederse...'
Evli ve 3 çocuk babasıdır.1984 Ekim ayından bu yana Ankara'da ikamet ediyor. Şu anda hiç bir siyasi kuruluş, hiçbir mesleki dernek üyesi değildir. Hakkın yanında olanları sözleriyle desteklese de, şahısları övmek, beğenmeyince sövmek gibi basitliği kabul etmemektedir.
Yemini var, yazabildiği müddetçe yazacak. kimbilir nereye ve ne zamana kadar...
ESERLERİ
Şiir kitapları: Hasan'a Mektuplar (1965) , El Kulakta (1969) , Vur Emri (1973) , Kan Yazısı (1978) , Suları Islatamadım(1983) , Beşinci Mevsim(1985) , Dosta Doğru, Akıl Karaya Vurdu(1994) , Yasaklı Rüyalar(2000) , Gökçekimi(2000) , Gerdanlık-I(2000) , Gerdanlık-II(2002) , Gerdanlık-III(2005) ,Parmak İzi(2002) ,
Düşünce Yazıları, Çobandan Mektuplar(Deneme)
-alıntı- | 
17.12.2006, 00:34
| |
izdüşüm isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
| | | Gast
Mesajlar: n/a
| kendi sesi ve anlatımıyla N.F.K. | 
19.05.2007, 18:49
| |
isimli üye'ye teşekkür edenler
| | | Super Moderator
Üyelik tarihi: 25.11.2007 Nerden: İzmir - Kahramanmaraş - Ş.Urfa :)
Mesajlar: 3.511
11 Albümü var
Yarışma Puanı: 1770 Teşekkür etti: 6.060
Teşekkür aldı: 3.220 konuda 11.075 kere
| Bu konuyu işleyelim inşallah... | 
02.03.2008, 13:02
| |
mesutizm isimli üye'ye teşekkür edenler
| | | Super Moderator
Üyelik tarihi: 25.11.2007 Nerden: İzmir - Kahramanmaraş - Ş.Urfa :)
Mesajlar: 3.511
11 Albümü var
Yarışma Puanı: 1770 Teşekkür etti: 6.060
Teşekkür aldı: 3.220 konuda 11.075 kere
| Cemil Meriç gerçekten de okunması gereken değerli bir fikir adamımız...
Teşekkürler kardeşim... | 
02.03.2008, 14:14
| |
mesutizm isimli üye'ye teşekkür edenler
| |  | Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:01 .
Powered by: vBulletin Version 3.7.2 (Türkçe) Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 RC5 Bazaar Desings |