Bayrak
3 Recep 1429
06 Temmuz 2008, Pazar
3 Recep 1429
06 Temmuz 2008, Pazar
Ayet
Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir.Bunlardan dördü haram aylardır.İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur.Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin.
Tevbe-36
hadis
Recebin 1.gününde oruç tutmak üç senelik, 2.günü oruçlu olmak iki senelik ve yine 3.günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur.
Camiu-s sağir

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 56 (3 Kayıtlı ve 53 Misafir) bulunmaktadır.

Online  azadeyim, DuaLar monaroza


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee



Hak-dilaram » GENEL » Genel Kültür » Suriye


Cevapla
 
Seçenekler
Super Moderator
 
leys - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.09.2006
Mesajlar: 1.318


3 Albümü var
Yarışma Puanı: 310
Teşekkür etti: 2.960
Teşekkür aldı: 1.099 konuda 4.034 kere
leys - MSN üzeri Mesaj gönder
Suriye


Geçtiğimiz Ramazan bayramında UNESCO tarafından
dünya kültür mirası kabul edilen Eski Halep,
verimli toprakları ile Humus, Antik Palmira,
birçok kültüre ev sahipliği yapmış Şam şehri
ve bir sahil şehri olan Lazkiye’yi kapsayan bir geziye katıldık.
Bu gezi bizim için bir bakıma tanıma gezisi oldu.
21 Ekim 2006 saat 06:00’da Antakya Cilvegözü sınır kapısından hareket ettik.
Bayram öncesi fazla yoğun olmayan Suriye gümrüğünden bir saatten az süren işlemler
ve yaklaşık 45 dakika süren yolculuğun ardından Halep’e ulaştık.

(1.GÜN) HALEP

Halep, Suriye’nin en büyük ikinci şehridir.
Nüfusunun üç milyona yaklaştığı tahmin edilmektedir.
Halep Arapça’da ve diğer bazı Sami dillerinde taze süt demektir. Halep, Osmanlı İmparatorluğu’nun
en önemli şehirleri arasında yer almış,
Türkçe deyimlere ve Türk edebiyatına yerleşmiştir.
“Halep ordaysa arşın burada!” deyimi,
Âşık Ömer’in
“İşte geldim gidiyorum şen olasın Halep şehri” beyiti
bu meyanda sayılabilir.

Pek çok tarihçi Halep için
“Doğunun Kraliçesi” ifadesini kullanmıştır.
Kebabın kökeni tartışmalarında da Adana ve Urfa’ya rakiptir.

Büyük bölümü Osmanlı döneminden kalan
çarşı, pazar ve bedestenler
Türkiye’deki emsallerini aratmaz.
Şehrin renkli dünyası,
geçmiş dönemlerden kalan kültürel yapısını yansıtmaktadır. Arapçanın yanında Türkçe, Ermenice
ve sömürge döneminden kalan Fransızca,
kullanılan dillerdir.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde
Bursa ve İstanbul’dan sonraki
en önemli dokumacılık merkezi Halep olmuştur.

(2.GÜN) HAMA VE HUMUS

Halep şehrinin 40 km güneyinde yer alan,
kökleri MÖ 2500 yıllara dayanan
dünyanın ilk iki dilli sözlüğü
ve 1700’den fazla tabletin çıkarıldığı
Ebla Antik kentini ziyaret edip
fotoğrafladıktan sonra
günümüze kadar gelen ve halen çalışan
su dolaplarıyla ün kazanmış Hama şehrine hareket ediyoruz.

Bu şehrin içinden geçen Asi nehri üzerinde
homurdanarak ağır ağır dönen büyük su dolapları,
yerel adıyla ‘nûriye’ler (noria) kentin en özgün eserleridir.

Eziyet çeken bir büyükbaş hayvanın
homurdanmasına benzer sesler çıkararak,
ağır ağır ekseni etrafında dönen bu devasa su dolapları
insanı zaman tüneline götürüyor âdeta.
Muhtelif büyüklüklerde,
en büyüğünün çapı 20 metreye varan
bu devasa su dolapları
14. yüzyılda büyük ahşap kalaslardan inşa edilmişler.

Nehrin akıntısı ile dönerek,
haznelerine aldıkları nehir suyunu
hemen üzerlerindeki su kemerlerine aktararak
şehre su taksimini sağlamışlar yüzyıllar boyunca.
Sayıları toplamda otuzdan fazla olan
su dolaplarından günümüze kadar ulaşan
17 tanesi bugün dönmeye devam etse de
seyredenlere keyif verme dışında başka bir vazifeleri yok.

Hama şehri, Suriye’nin en muhafazakâr şehri olarak kabul edilmektedir.
Hama gezimizin ardından
bu şehrin 55 km kuzey batısında bulunan
Afamya antik kentine hareket ediyoruz.
Geniş bir alana yayılmış olan bu antik şehrin
devasa boyutlu sütunları
ve Roma yolu hala dimdik ayakta.
Zamanının en gösterişli kentlerinden
biri olan Afamya’nın ardından,
Humus kentine hareket ediyoruz.

Humus, bereketli topraklarıyla ün salmış
Suriye’nin üçüncü büyük şehridir.
Halep-Şam karayolu üzerinde bulunan
bu sanayi şehri turizm açısından pek câzip olmamakla birlikte geçiş noktasında olması sebebiyle
her zaman önem arzetmiştir.
Sabah erken saatte antik Palmira kentine gitmek üzere Humus’a veda ediyoruz…

(3.GÜN) PALMİRA

Humus’un 155 km doğusundaki
antik çağlardan kalma Palmira şehri bulunmaktadır.
Kervan yolları üzerinde olması nedeniyle
Palmira çok zengin, görkemli ve parlak bir şehir haline gelmiştir. Yaklaşık 1.200 mt uzunluğundaki
Roma yolu sütunlarının önemli bir kısmı hâlâ ayaktadır.
Şehrin vahâya yaslanmış bölümündeki
görkemli ‘Bal tapınağı’ kısmen ayakta.
Ayrıca şehrin hemen dışında,
çölün ortasında yer alan ‘mezarlar vadisi’ oldukça etkileyici.
Burada bulunan mezar-binalar
beş-altı kat yükseklikte,
içlerinde onlarca, yüzlerce mezar var.
Mezarların bir morg gibi üst üste sıralandığı yerde,
ölüler için havalandırma tertibatına kadar her şey düşünülmüş. Bugün mezar kulelerinin bir kısmının
içini gezmek mümkün.
MS 273 yılında Roma’ya başkaldırması neticesi
yerle bir edilerek bedeli ağır bir şekilde ödetilmiştir.
Bundan sonra şehir bir daha toparlanamayıp
eski ihtişamına dönememiş,
özellikle 17. yüzyılda tamamen terk edilerek
adeta bir hayalet şehir olmuştur.

(4.GÜN) ŞAM

4 milyonu aşan nüfûsuyla
Suriye’nin başkenti Şam,
aynı zamanda Arap dünyasının en eski
ve en kalabalık şehirlerinden birisidir.
Dımeşk ismiyle de anılır.
Âdeta bir açık hava müzesini andıran
Şam şehrinde görülmesi gereken yerlerden birisi Peygamber Efendimizin (sav) torunu,
Hazreti Fâtıma vâlidemiz ve Hz. Ali efendimizin kızı,
Hz. Hasan ve Hüseyin’in ablaları
Hz. Zeyneb’in türbesidir.

705 yılında Emevi halifesi
Velid bin Abdulmelik tarafından câmiye çevrilen binâ,
7000 m²’lik alana sahiptir.
Câminin içinde Hz. Yahya (as)’ın kabri,
Kerbela’da Yezid’in adamları tarafından şehid edilen Hz.Hüseyin’in mübarek başının defnedildiği ziyaret yeri bulunmaktadır.

Ayrıca İslâm dünyasının yetiştirdiği,
fakat düşmanları tarafından da takdir edilen büyük kahraman, İslâm’ın Kılıcı Selahattin Eyyubî’nin türbesi de Şam’dadır.

Türbenin avlusunda 1914 yılında
Filistin’de uçakları düşen ilk hava şehitlerimizden Sadık Bey, Fethi Bey ve Nuri Beyin kabirleri bulunmaktadır.

Kanuni Sultan Süleyman tarafından
1554 yılında Mimar Sinan’a yaptırılan
Süleymaniye Camii ve Külliyesi de aynı bölgede yer almaktadır. Külliyenin bahçesinde
son padişah Vahdeddin’in kabri bulunmaktadır.
1863 yılında Sultan Abdulhamid tarafından yaptırılan
Hamidiye Çarşısı,
bu şehirdeki en hareketli mekânların
ve önemli eserlerin başında gelmektedir.

(5.GÜN) LAZKİYE

Antik zamanlarda Laodicea olarak bilinen Al Ladhikiya,
şimdiki adıyla Lazkiye,
Suriye’nin en önemli limanıdır.
Akdeniz sahillerinin kuzey kıyısında bulunan Lazkiye,
küçük bir balıkçı köyüyken
büyümüş ve günümüzün gelişmekte olan limanı haline gelmiştir. Burayı çevreleyen sâhiller ve kasaba dışında bulunan oteller, tatilciler tarafından tercih edilmektedir.
Söylentiye göre,
limanın tarihi İ.Ö 4500 yılına kadar uzanmaktadır.
Geniş ve ağaçların sıralanmış olduğu sokaklar,
şehre bir Avrupa havası vermektedir.
Suriye’nin en büyük liman şehri olan Lazkiye,
1950’den sonra gelişme göstermiştir.
Bunun üzerine çevrede bulunan Türkmen köylerinden
çok sayıda Türk şehir merkezine göç etmiştir.
Bu bölgede 265 Türk köyü bulunmaktadır.

Bizim insanımıza bu kadar benzeyen
sıcak, samimi, dost insanlar ülkesi kardeş Suriye…

İnsanlarının yakınlığı
bizi evimizde hissettirdi ve zannediyorum,
bu hâlet-i rûhiyemiz,
çektiğimiz fotoğraflara da aksetti.
İnşâallah, yakın bir zamanda tekrar ziyaret imkânı olur diye temennî ediyorum.
Sizlere de fırsat bulursanız, Suriye’mize gitmenizi tavsiye ediyorum efendim.
M. Yılmaz / İrfan Mektebi





eski 12.04.2007, 17:52 leys isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
leys isimli üye'ye teşekkür edenler
''yolcu''
 
emir_ali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.01.2007
Mesajlar: 550


 
 
Teşekkür etti: 119
Teşekkür aldı: 194 konuda 360 kere
İnşaallah gitmek nasip olur kardeşim saoalısn ellerine sağlık.
Allah razı olsun .
__________________
Her kim,diniylebir yerden diğer bir yere,bir karışda olsa
hicret ederse,cenneti kendisine vacip eder vr o kişi
cennette Muhammed Aleyhisselam ile İbrahim Aleyhisselam'ın refiki, arkadaşı olur.
eski 13.04.2007, 17:58 emir_ali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #2
Cevapla



Yer imleri
Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:43 .