17 Cemaziye'l-Evvel 1429
22 Mayıs 2008, Perşembe
17 Cemaziye'l-Evvel 1429
22 Mayıs 2008, Perşembe
Ayet
Onlar; baslarina bir musibet gelince,Biz süphesiz (her seyimizle) Allah'a aidiz ve süphesiz O'na dönecegiz 'innalillahi ve inna ileyhi raciun' derler.
Bakara-156
hadis
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Bir topluma akıllarının almadığı bir şeyi anlatma ki, bazıları için bulantı sebebi olmasın.
Muslim

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:



...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Anket

Hak-dilaram'a nasıl ulaştınız?
Arama Motorlarından: 13,54%
Mail Gruplarından: 4,32%
Arkadaş tavsiyesi: 37,75%
Başka Forumlar Aracılığıyla: 12,97%
İnternette gezerken: 26,51%
ulaşıldım: 4,90%
Katılımcı sayısı: 347. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor

Online Üye

Şuan Forumda: 72 (16 Kayıtlı ve 56 Misafir) bulunmaktadır.

Online  derail, devr-i alem, dilerim, Dilnihad, evva, HAKKAKUL, HamS, hiranur, kebirulcady06, nur talebesi, Sakallı, suheda mesutizm


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye

İncİler Maİl Grubu


Üye Albümlerinden

Üye albümlerinden en son eklenen resimler:

BiZiM uFaKLıKLaR...
suheda isimli üyenin, BiZiM uFaKLıKLaR... Albümünden

BiZiM uFaKLıKLaR...
suheda isimli üyenin, BiZiM uFaKLıKLaR... Albümünden

BiZiM uFaKLıKLaR...
suheda isimli üyenin, BiZiM uFaKLıKLaR... Albümünden

BiZiM uFaKLıKLaR...
suheda isimli üyenin, BiZiM uFaKLıKLaR... Albümünden

KarmaKarışık...
suheda isimli üyenin, KarmaKarışık... Albümünden

KarmaKarışık...
suheda isimli üyenin, KarmaKarışık... Albümünden

KarmaKarışık...
suheda isimli üyenin, KarmaKarışık... Albümünden

KarmaKarışık...
suheda isimli üyenin, KarmaKarışık... Albümünden




Hak-dilaram » GENEL » Genel Kültür » Geçmiş Zaman Olur ki...
Cevapla
 
Seçenekler
. . . . . . . .
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 12.503


Yarışma Puanı: 380
Teşekkür etti: 20.036
Teşekkür aldı: 8.809 konuda 27.512 kere
Daumen hoch Geçmiş Zaman Olur ki...

ZİMEM (Veresiye) DEFTERİ

Osmanlılar zamanında Ramazan günlerinde tebdil-i kıyâfet ile, pek çokzengin, hiç tanımadıkları mıntıkalardaki bakkal, manav dükkânlarına gider,onlardan Zimem Defteri'ni (veresiye defteri) çıkarmalarını isterlerdi.

Baştan, sondan ve ortadan rast gele sahifelerin toplamını yaptırıp,miktarını ödedikten sonra;

"Bu borçları silin! Allah kabul etsin!" der, kendilerini tanıtmadan çeker giderlerdi.

Borcu ödenen, borcunu ödeyenin kim olduğunu; borcu sildiren, borçtan kimikurtardığını bilmezdi...

Gizli verilen nâfile sadakanın, açıktan verilen nâfile sadakadan yetmiş kat daha sevâp olduğunu bilen zevât, yardımlarını mümkün olduğunca gizlidenyapmaya gayret ederdi.

Ecdadımız sağ ile verdiğini, sol elinden bile gizler, yaptıkları iyilikleri unutur giderlerdi.

Sürekli Batı’yı övüp geçmişimizi ve atalarımızı yokmuş gibi görenlere ithaf edilir..

Çok asil bir millet ve atalara sahibiz..

Zimem: Gizli, Gizli yapılan şey, Gizli yapılan iş.

-Nevzat Ekici-



Merhamet eksildiği yerde bereket durmaz dermiş eskiler.

Ramazanın yaklaşmasıyla birlikte dolup taşan kilerlerde fakirin de, komşunun da hakkı unutulmazdı. Öyle ya şu günlerde Allah rızası için bir fakire bir kase çorba yardımı yapmak, bir ihtiyarın, bir fakirin koluna girip de onu minnet yükünden kurtaracak şekilde doyurmanın hazzını ne verebilir ki insanoğluna...

Berat kandiliyle başlayan o hummalı bekleyişten nasibini önce erzaklar alır, ramazana bilemedin birkaç gün kala fakir düşmüş akrabalara pirincinden yağına varıncaya erzak gönderirlerdi. Bunlardan başka eve gelen bütün erzak ve eşyaya fukaranın hakkı verilmeden el sürülemezdi. Ramazan geldi mi ekseriyetle evin reisi iftara yakın mutfağa gelir, nevâle ne ise çorba başta olmak üzere üç veya dört-beş türlü yemek seçerdi.

Öyle kazanlar vardı ki, insan içine düşse boğulur, öyle kepçeler vardır ki bir dolusu insanı doyururdu. Bu yemekler çoğunlukla çorba ile beraber et, bir pilav, bir tatlıdan ibaret olurdu. Özenle hazırladıkları tepsilere dizilen iftariyeler herhangi bir fakirin evine götürüp verilirdi. Daha ilginç olanı ise gönderilen yemeklerin içine hediye bâbında hal ve vaktine göre çeyrek veya yarım altın iliştirmekti.

Kapılar ardına kadar açık

Pek çok zengin her akşamüstü hizmetkârlarından biri şuradan buradan fakir kimseleri toplar, konakta özellikle kurulmuş sofraya oturtur, yedirir, içirirdi. Zaten İstanbul'daki hemen her ev, en nefis yemeklerin her Selamün aleyküm diyene sunulduğu bir ziyâfethâne haline gelirdi. Üstelik büyük konakların iftar sofrasında yer almak için tanıdık olmaya falan lüzum da yoktu.

Gözüne kestirdiğin yere girerdin kimse de kim olduğunuzu, ne münasebetle tanışıldığını, isminizi ve işinizi sormazdı. Otur masanın bir kenarına, istersen ne konuş, ne dinle, yaranmaya çalışma, sekiz on türlü yemekten, tıka basa karnını doyur. Kahveni iç, usulcacık sıvış git... Kimse farkında olmaz, onlar dahi işi acayip bulmazdı. Otuz gün ramazan böylece, yabancı konaklarda iftar etmek suretiyle krallar gibi yiyip içerek geçiren binlerce insan vardı.

Mahallelerde ise esnaftan ve orta hallilerden beş altı zat, birleşir, sıra yaparlar, birer ikişer gün fasıla ile imam efendiyi, hacı efendiyi, birinci muhtarı iftara davet ederlerdi. İmam da, hacı da, muhtar da bu davetin, mahallelilere delâlet etmek mânâsını taşıdığını bilirler, ona göre beraberlerine davetli alırlardı. Bir de cami iftarları vardı.

Hali vakti pek de yerinde olmayan, evinde iftar veremeyenler ise iftar vaktine yakın büyük camilerimizin avlularında dolaşır, yanlarına üç, beş fakir alır, iftar vaktinde onlara pide, hurma, zeytin alıverip oruç bozdururlardı.

Zaten Ramazanda camiye gelen halk, mali kudretine göre yardım bekleyen fukaraya sadakalar, rastlarsa kimsesiz çocuklara "şeker parası" namıyla para verir, cami dışında simit, çörek alır, hoş sözlerle gönüllerini yaparlardı.

Dayanışmanın böylesi


O zamanlar memlekette şimdiki gibi yüzlerce hayır cemiyeti, yüzlerce sosyal dernek yoktu. Ancak İslâmiyet'in beş temel direğinden biri olan "zekât" müessesesi vardı ve bu müessese, maddi hiçbir müeyyide olmaksızın, Müslümanların kalplerindeki sarsılmaz inançla tıkır tıkır işlerdi.

Sadece zekat değil, fidyeler, fitreler ve sadakalar da düzenli olarak verilirdi. Ve en önemlisi bir "Mahalle teşkilâtı" vardı İstanbul'da. Kimin kurduğu, kimin işlettiği belli olmayan, başkanı, muhasebecisi, veznedarı bilinmeyen bu mahalle teşkilatları, nesillerden nesillere sessiz akan billûr bir nehir gibi hizmetlerine devam ederdi.

Bu mahalle teşkilâtlarının öyle resmi görevlileri yoktu. Yardım edenle, yardım edilenin adları, sanları, boy boy resimleri teşhir edilmezdi.

Yalnız ramazanda, bayramlarda değil, her zaman Ana evlerinin gözü, yavru evlerin üstünde olurdu. Hastalara, ilaçları, öğrencilere kitapları defterleri, gelinlik kızlara çeyizleri derhal el altından yetiştirilir, el birliği ile yeni evlere her şeyi tamam, mükemmel bir evceğiz hazırlanıverirdi...

Küçük evlerin bayramlıkları da, ramazan ayı içinde büyük evlerde hazırlanır, gizlice bohça bohça yavru evlere gönderilirdi. Bu bohçalar içinde ihtiyar ninelerin baş örtülerinden, küçük torunların çoraplarına, pabuçlarına kadar bütün iç ve dış giyecekler bulunurdu.

Tolga Uslubaş
__________________
“Bâki kalan bu kubbede, hoş bir sadâ imiş"


http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 19.05.2007, 09:49 monaroza isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #1
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 8 üye:
. . . . . . . .
(Konuyu Başlatan)
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 12.503


Yarışma Puanı: 380
Teşekkür etti: 20.036
Teşekkür aldı: 8.809 konuda 27.512 kere
Bugün bir mail grubunda tekrar okuyunca aklıma geldi, geçen yıl eklemişim..

Okuyalım inşaAllah
__________________
“Bâki kalan bu kubbede, hoş bir sadâ imiş"


http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 23.09.2007, 00:41 monaroza isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #2
monaroza isimli üye'ye teşekkür edenler
. . . . . . . .
(Konuyu Başlatan)
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 12.503


Yarışma Puanı: 380
Teşekkür etti: 20.036
Teşekkür aldı: 8.809 konuda 27.512 kere
Bunu da, taa 2001 yılında yazmışım

Geçen gün televizyonda gördüm "Askıda ekmek" uygulamasını maşaAllah..


Yayılmalı bu tür güzellikler, ekmekle kalmamalı

Biliyorum çoğunuz belki defalarca rastladınız ve okudunuz..Olsun.. Yine okuyun : )

Ben de belki en az 10 kez okumuşumdur bu yazıyı..
Ve her seferinde beğenerek, düşünerek, muhasebe
yaparak okudum..

Önce çook uzaklara – kimbilir bazılarınca en yakınlara-
Asr-ı Saadete, sonra Osmanlıya; muhteşem ecdadımıza
Sonra günümüze ve en son da içime doğru uzanan uzun bir yolculuğa çıktım kendimce..

“Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” hadisini hayatına düstur yapan nice Hakk erleri geçti içimden..

Osmanlıyı kendisi yapan, asırlara mührünü vurdurtan
rikkati, inceliği, gönülleri ummanlar kadar geniş aydınlık insanları geçti..

Ve;
Sadaka taşlarını hatırladım..
Hani şehrin muhtelif yerlerine konulan, içi bir el girecek kadar oyuk ve zenginlerin kimse görmeden, sessizce uğrayıp yüreklerince koyduğu paraları, ihtiyacı olanların yine sessizce gelip, ihtiyacı kadarını aldığı; böylece ne alanın ne de verenin belli olduğu; VERENİN YALNIZ O OLDUĞUNU vurgulayan, kimseyi minnete de gurura da düşürmeyen; ve böylece toplumda ekonomik bir denge kurulmasını sağlayan SADAKA TAŞLARINI...

Evet “iki kahve! Biri askıda” Ne güzel..
İyi şeyler ne taraftan olursa olsun
takdir edilmeli tabii ki..
Ama bizim olan hasletlerimizi unutmamak şartıyla..

Günümüzde yok mu böyleleri?.. Olmaz mı..
Ben çok şahid oldum; kendine veya evine herhangi birşey alırken ya aynısından ya da biraz değişiğinden ama mutlaka bir muhtaca da alan, yediren, giydiren ve ancak böyle olduğunda mutlu olabilen insanlar...
Evet çok şükür ki varlar..

İsterim ki hepimiz içimize dönelim ve sorgulayalım
kendimizi;
Askıda nelerimiz var bizim?..
Hususan amellerin değil ikiye belki yüzbinlere katlandığı
şu mübarek günlerde..

Nelerimiz var askıda?..
Askıda bir tas çorba!..
Askıda bir ayakkabı!..
Askıda bir bayramlık elbise!..
Askıda bir talebenin aylık-yıllık masrafı!
Askıda bir ailenin yakacak giderleri!
.................

Veren sensen, alan bensem;
Aslında veren de alan da O dur..

Değil mi ki sen ve herşeyin O’nun.. O’ndan..

Ve; Hayy dan gelen Hû ya gider..

Ve;
Neticede kazanan sensindir;
Verebilmek erdeminden ötürü..
Dünyada da ahirette de
Misliyle sana döner verdiklerin..

Vesselamu aleykum..

monaroza


Askıda Kahve Hikayesini hiç okumayanlar için;

İki kahve, biri askıda

Toplumsal dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu anlatan küçücük bir öykü anlatmak istiyoruz sizlere...

Napoli'nin kenar mahallelerinden birinde bir cafe-bardayız. İçeriye giren müşterilerden biri barmene, "duecaffee, uno sospeso" -iki kahve biri askıda- diyerek siparişini verdikten sonra, iki kahve parası ödedi ama bir kahve içip gitti. Bunun üzerine barmen, tezgahın üzerinde asılı duran çiviye küçük bir kağıt astı.

Daha sonra ve ondan sonra gelen pek çok müşteri aynı şekilde sipariş verdiler. Çoğu insan bir kahve içerse, iki, iki kahve içerse üç kahve parası ödeyip çıktı kafeteryadan. Garson da her defasında tezgahın üzerindeki çiviye küçücük bir kağıt daha ekledi.

Bir süre sonra kötü giyimli, yoksul olduğu her halinden belli olan bir adam girdi içeriye, barmene "un caffee sospeso" -askıdan bir kahve- dedi. Barmen, diğer müşterilere gösterdiği nezaketi bu müşteriye de göstererek, dumanı tüten sıcacık bir kahve koydu adamın masasına. Yoksul adam kahvesini içtikten sonra, parasını ödemeden çıkıp gitti. Garson da tezgahın üzerindeki askıya taktığı kağıtlardan birini çıkarıp, çöpe attı.

Toplumsal terbiyeye bundan güzel bir örnek olabilir mi? Yardıma muhtaç olan insanlara, bu yardımı istemelerine gerek kalmadan yardımcı olabilmek ya da yardımın yalnızca yaşamsal ihtiyaçlarla sınırlı olmadığını anlayabilmek ne güzel. Evet kahve bir Napolili için bile yaşamsal bir ihtiyaç olmayabilir ama günlük yaşamda çok önemli bir yer tuttuğuna şüphe yok.

Sıcak bir kahvenin özlemini çeken yoksul insanlara, oturdukları kafeteryada fazladan bir kahve parası ödeyerek ikramda bulunuyor maddi durumu buna imkan verenler.

Kafeteryadaki garsonun, yoksul insanlara ikram edecek bir kahvesi bulunduğunu tezgahın üzerine astığı kağıtlarla anlatması ise bir başka zerafet örneği. Böylece, müşteriler kime yardım ettiklerini bilmeden birilerine destek olmanın keyfini, yardıma ihtiyacı olan kişiler de kimden geldiğini bilmedikleri bir kahveyi yudumlamanın mutluluğunu yaşıyorlar. Ne güzel!


-Alıntı-


__________________
“Bâki kalan bu kubbede, hoş bir sadâ imiş"


http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 23.09.2007, 00:50 monaroza isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #3
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
Yeni Üye
 
inşirah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.01.2008
Mesajlar: 13


 
Teşekkür etti: 28
Teşekkür aldı: 13 konuda 45 kere
aslında küçük şeyler bile elimizden geldiğince böyle bir şeyi hayata geçirebilsek yeniden, ne güzelmiş eski edep ve adap...askıda duamıs olsun hiçbişeyimiz yoksaçok güzel,Allah razı olsun...
__________________

"Açmadık mı? Açıp genişletmedik mi? Senin için. Senin mutluluğun için göğsünü de nefesine genişlik, kalbine ferahlık, nefsine kuvvet ve ferahlık vermedik mi? İçinde bulunulan anda ve gelecekte, dünya ve ahirette bütün dilekleri izah edip de her zorluğu yenecek büyük bir ruh ile şaşkınlıktan doğru yolu bulmaya, gamdan sevince, darlıktan genişliğe erdirmedik mi?"
eski 23.01.2008, 01:25 inşirah isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #4
inşirah isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
.....BiR GüLü SeVDiM.....
 
kapına_geldim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.01.2008
Mesajlar: 2.290


Yarışma Puanı: 430
Teşekkür etti: 16.826
Teşekkür aldı: 2.091 konuda 6.438 kere
gerçekten çok güzel teşekkürler monaroza abla
__________________
............SöNDüRüN LaMBaLaRı UzAkLaRa GiDeYiM.............
............NuRDaN BiR ŞeHiR GiBi RuHuMu SeYReDeYiM.............

eski 23.01.2008, 01:35 kapına_geldim isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #5
kapına_geldim isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
Cevapla

Yer imleri

Seçenekler

Yetkileriniz
Es ist Ihnen nicht erlaubt, neue Themen zu verfassen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, auf Beiträge zu antworten.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Anhänge hochzuladen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Ihre Beiträge zu bearbeiten.

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:10 .