| Churchill CHURCHİLL Churchill İngilizlerin deniz harp komutanı. Deniz harp bakanıydı o zamanlar. En yüksek seviyede oydu. Ve İngilizler Çanakkale’ye hücum kararı almadan önce korkuyorlardı. Ya , perişan olmayalım, en güçlü donanmaya sahipken mahvolmayalım, o zaman bahriye nazırı Churchill, adını duymuşsunuzdur, o kafir diyor ki;”beyler korkmayın. Ben şu deniz kıyafetimle Müslümanların merkezi İstanbul da oturacağım, korkmayın”böyle diyordu. Savaştan sonra kardeşlerim, ağır mahkemeler geçirdi.”en güçlü donanmayı senin emrine verdik, fakat bizi sen perişan ettin”diye ağır soruşturmalar geçirdi. Ve kendisini müdafaa ederken şöyle diyordu;”efendiler, anlamıyor musunuz? Biz Çanakkale de Türklerle savaşmadık ki. Biz Allah ile savaştık. Tabii ki mağlup olduk”diyor. Cümle çok ilginçtir.”biz Allah ile savaştık tabiî ki mağlup olduk”çok ilginç bir cümledir. Niye? Çünkü “gökten inen yardımı gördük”, diyor. “Allah ile savaşılır mı? Tabii ki mağlup olduk.” Fakat halktan büyük protestolar yağıyor. Ondan sonra halktan bir grup”sen bizi perişan ettin. En güzel donanmayla dünyaya bizi rezil ettin.” Deyince, sessizce halkın önüne geçiyor. Bir havuzun başında duruyor. Halk peşinden geliyor. Bu anda birkaç gence “soyunun haydi”diyor. Soyunuyorlar. Eline aldığı birkaç küçük balığı havuzun içine atıyor. Ve “girin de, yakalayın” diyor. Gençler giriyor, dolaşıyor, çabalıyorlar; bir türlü yakalayamıyorlar.”çıkın dışarıya”diyor.”şu an havuzun içine hepinizi soksam, elinizle şu balığı yakalayın, desem yakalayamazsınız.” “Fakat ben her gün elime bir kepçe alırım. Bir kepçe bu havuzdan su dökerim. Bir müddet sonra bu havuzun suyunu bitiririm. Havuzun suyu bitince balıklar yaşayamaz. Ölür. Ben kolayca hedefime varmış, düşmanımı yakalamış olurum.”diyor. Ve ondan sonra halkına dönüyor 1915-1916’lar -“Ey halkım. Bu Müslüman Türkler, kürdüyle türküyle, alevisiyle sünnisiyle, lazıyla çerkeziyle , iman denizinin, kuran denizinin, İslam denizinin, iffet ve namus denizinin, örtü denizinin, kardeşlik denizinin, birlik beraberlik denizinin içinde yüzen balıklar gibidirler. Biz ahmakça silahla onların karşısına çıktık. Yani elimizle denizdeki balığı yakalamaya çalıştık. Tabi ki perişan olduk. Gençlerin perişan olduğu gibi yakalayamadık. Ama bu günden sonra yapacağımız; her gün dökerek kepçe kepçe havuzun suyu bitirildiği gibi biz azar azar basın-yayın, eğitim, bütün yollarla.. biz onları Kurandan, İslamdan, dinlerinden ayırmaya çalışacağız. Onların örtülerini, iffet ve namus duygularını kullanacağız, kürt-türk, alevi-sünni, laz-çerkez diye birbirine kırdıracağız. O zaman onlar her şeylerini bize kolayca teslim edecekler.”diyor. Gelin kardeşlerim 1915 yılından günümüze kadar, aradan geçen bunca zamandan sonra memleketimize bakalım. Öyleyse, sokakta gezerken Allah korusun şeytana, bu kafirlerin planlarına, oyunlarına kurban gitmiş zavallı bacımın saçına bakarsan, sen de bir İngiliz adına çalışan parasız bir ajansın, demektir. Allah korusun, eğer evinde, hergün bulunduğun yerde, nerede kalıyorsan,”Allah u Teala şöyle buyurdu”,”Peygamber(sav)şöyle buyurdu”, ilmihal böyle yazıyor”diye ayet, hadis okumazsak, ilmihal okumazsak dinimizi öğrenmezsek Allahu Teala ya iman davetini anlatmazsak Allah korusun biz de gönüllü ve parasız İngiliz adına diğer kafirler adına bu dini hayattan uzaklaştırıyoruz demektir. Eğer hergün en az 2.5-3 saatimizi ayırıp Allah u Teala yı,dinini bu insalara bu milletimizin evladına anlatmaya gitmiyorsak, gönüllü veya gönülsüz İngiliz Fransız adına çalışıyoruz demektir. ÇAĞIMIZ VE ÇARESİ...
__________________ Canını sıkma zorluğun arkası kolaylıktır Herşeyin bir vakti ve takdiri vardır Takdir sahibi halimizi biliyor Bizim tedbirimizin üstünde Allah'ın(cc)tedbiri vardır...
Konu iklimya tarafından (21.09.2007 Saat 13:49 ) değiştirilmiştir..
|