Dün akşam Kutlu Doğum münasebetiyle tertib edilmiş bir toplantı vardı. İskender Pala konuşmacıydı. Nasıl geçtiğini hakikaten anlayamadığım birbuçuk saatlik konuşmasında üç önemli şahsı tanıttı.. Çok güzel bir sohbetti.. Allah razı olsun..
1-Mevlid yazarı Süleyman Çelebi ve yazılmasına vesile olan olay.
2-Sultan.I.Ahmet ve ona
"Nola tacım gibi başımda götürsem daim/
Kademi resmini ol Hazret-i Şah-ı Rusül'ün/
Gül-i gülzar-ı nübüvvet o kadem sahibidir/
Ahmeda, durma yüzün sür kademine o gülün" mısralarını yazdıran olay.
3-Hakani Mehmet Bey ve Hilyesi...
Diğer ikisi az çok bilindiğinden ben üçüncüyü anlatmaya çalışacağım...
Sultan Üçüncü Mehmed Han çok nazik, halim selim, vakur, kerim bir şahsiyete sahipti. Sancakbeyliğinden saltanata gelen son Osmanlı padişahıdır. Bütün Osmanlı padişahları gibi iyi bir şair olup şiirlerinde Adli mahlasını kullanırdı. Beş vakit namazını daima cemaatle kılardı. Devrin kaynakları dindarlığını, Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem), Dört Halife, Eshab-ı kiram ve alimlere hürmetini yazar. Mübarek isimlerini duyduğu an hürmeten ayağa kalkardı.
Hakani Mehmet Bey...Divan Katibi..şair bir zat .Zamanın sadrazamı Ayas Paşa akrabası oluyor...Hilye ismini verdiği eserini sadrazam Ayas Paşa görüyor ve alıyor..Divan toplantısı için saraya gittiği bir gün Padişah III.Mehmet tarafından çağrılıyor..ilk on beyti Padişah ezberden okuyor, sonra Şeyhül islam, sonrada sırasıyla orada bulunan günümüz bakanlar kurulu üyeleri olarak tanımlayabileceğimiz zevat ezberden okuyorlar.. tamamı bin küsür beyit olan eserin dörttebirine yakın bir kısmı böyle aşk ve şevkle okunuyor...
Hakani Mehmet Efendi haliyle mahcup oluyor...Padişah dile benden ne dilersen deyince ancak “özür dilerim” diyebiliyor..Bu üç kere tekrarlanıyor..Padişah kalkıp gidiyor..Orada bulunanlar siteme başlıyorlar.. “Ayıp ettin, bir şey istemeliydin” gibilerden..( burada "divan-ı hümayun toplantısında kriz çıkıyor, anayasa kitapçığının fırlatılması gibi..borsa düşüyor."..espirisi yapıldı..)
O zaman diyor ki “Bu bir tuhfedir (hediye), karşılık olarak bir şey isteseydim ucuza gitmiş olacaktı..Ben karşılığı cennette bekliyorum..”
...anlatılır ki ; bu muhterem zat vefat ederken önce “Yaranı basefa , şu cennet bahçeleri ne güzel bahçelermiş” demiş ,sonrada kelime-i şehadeti söyleyerek ruhunu teslim eylemiş...
Hilye adlı eseri şöyle tanıtılıyor.
“Peygamber Efendimiz Sallallahu aleyhi vessellem’in kutlu vasıfları ile mübarek güzelliklerini anlatan Hilye-i Saadet, asırlar boyu halk arasında makamla okunmuş muhteşem klasiklerimizden birisidir. Hz. Muhammed’in (s.a.s) fizikî, ahlâkî, ruhî ve insanî özelliklerinin güvenilir kaynaklardan derlenmesiyle meydana getirilen bu eseri okuduğunuzda, iki cihan serveri efendimizin gönüllere esenlik veren güzelliklerini yeniden keşfedecek; ruhen ve bedenen onu daha yakından tanıyacaksınız. Bu öyle bir tufhedir ki zikr-i Huda ile memlû sahabi dillerden, aşk-ı Habîbullah ile çarpan şair gönüllere; şefaat-ı Resulullah’a müştak aciz bir kalemden, zübde-i ihlâs olacak pırlanta bir nesle sunulmuştur.”
Program sonunda dernek başkanı tarafından İskender Pala Bey’e güzel bir ebru çalışması takdim edildi...Dedi ki; ben bunu kardeşlerimizden birine vereyim, benim hediyem ucuza gitmesin...
