iklimya sen psikologmusun çok güzel anlatmışsın benim duygu durumumu
depresyona girdiğimi farkettiğimde 24 saat uyuyordum halsizdim ellerim ayaklarım titriyordu ve halsizliğim için doktora gittim tüm tahlillerim yapıldı ama hiç birşey çıkmadı işte o an farkettim ama kabullenmek istemedim
sonra işler daha kötü olmaya başlayınca komşunun tavsiyesiyle gittim doktora ve iyiki de gitmişim şu anda genel durumum çok iyi işlerimi yapabiliyoru çocuklarıma bakabiliyorum ama olaylar karşısında hemen çöküyorum o an yer yarılsada içine girsem yok olsam diyorum ölmeyi bile isteyemiyorum çünkü kendimin suçlu olduğunu düşündüğüm için cehennemlik olduğumu düşünüyorum
ben çevremdeki herkese zarar veriyorum benim hiç kimseye faydam yok diye düşündüğüm içinde o an yok olmak istiyorum
doktorum güçlü olmamı ve hiç kimsenin olmasa bile çocuklarımın bana ihtiyacı olduğunu söyledi
deprasyon söz konusu olduğunda, ataklardan korunabilmek için en önemli faktör, için, dıştan yardım kabulünü kabullenmesidir.
bıkkınlık, kimseyi istememek, yalnız kalma arzusu, ani duygu değişimleri, -mutluyken aslında mutsuz, mutsuz görünümde aslında mutlu gibi- kırıcı olmak, kırılmayı istemek, ağlamak, bağırmak, titremek v.s gibi tepkilerde en makul metod sakinleştirici eşliğinde sakin ilgisi samimi dost/arkadaş v.s ile zaman geçirmek...
aslında bu da geçici bir çözümdür. kuvvetli silah kendisi ile barışması insanın...
dünyadaki hiçbir günah, şeytanın yaptığından daha ağır değildir ve o bile kaderini yaşıyor kendince! ayrıca dünyada, yaşam içinde Kur'an'ca ismen anılıp, defteri dürülenlerden başka herkesin tevbesinin kabulü söz konusudur.
tevbe pişmanlık demek değildir sadece, utanmak da tevbedir. insanın kendini reddetmesi/kendinden tiksinmesi de tevbe açılımlıdır. beğenmediği kendi değil amelidir zira. amelden tiksintiye yön bulamamış da kendini hedef tahtasına oturtuyor denilir. halbuki, emaneti sapasağlam ulaştırma vazifesi adına amelin cezalandırılması, bedenin ve ruhun cezalandırılmaması gerekli. amel nasıl cezalandırılır? bir an bile kötüyü yapmamak kötüye en büyük cezadır! bir yıl yapma imkanın olanı bir gün yapmaman bile onun için bin yıl cezadır gibi... yani mefsedet terkedilince, onun kıyameti kopar!
bence en güzel tevbe ise, barışmasıdır insanın kendisiyle...
Rabb'in merhametini iliklerinde hissedebilmek... bunu hissettiğinde zaten tevbe seni taşıyacak ve rüzgarı selamete götürecektir biiznillah...
dua en güçlü telkinlerdendir. eller açılıp boyun eğilip Allah teala ile mukabele hali.. tane tane kendini O'na sunmak... aslında kişinin kendisi ile yüzleşmesi ve bir tarz hipnoz etkisi ile kendinden bile sakladığı gerçeklerine ulaşması ve onları kabulüyle birlikte çözüm için kendince usuller geliştirmesi... işte duanın kabulu demek, dayanma gücünün varlığı demektir kendine rağmen kendine insanın...
__________________ İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!
Depresyona defalarca kere girmiş ve şu an hala çıkmak için çırpınan biri olarak, bende birşeyler yazmak istiyorum ama bilirsiniz ki derin acılar dilsizdir.. Kelimelerle anlatılacak birşey değil..
Ama çözümü yok mu? Var elbet.. Var da.. Her nedense, bu çözüm size en uzak yerde oluyor her zaman.. En imkansız yerde..
Ya da iyileşmek için, başkalarına.. daha doğrusu başkalarının size el uzatmasına, bir gülümsemesine, bir dönüp bakmasına ihtiyacınız oluyor ama o kişi en sert haliyle duruyor hep karşınızda..
Belki cümlelerime bir anlam veremiyorsunuzdur ama gerçekten yaşayan bilir, bu hep böyledir.. Zaten hep çaresiz kaldığınız için o hastalık kavramıştır sizi pençeleriyle.. Sıkar, acıtır, ezer... Bir türlü çıkmaz o can sizden.. Kanar durur..
Yalnızlığın olabilecek en uç noktasını tanırsınız, çaresizliğiin en gediklisisinizdir artık.. Anneniz bir yabancı gibi bakar size.. Yaşama sevincinizi ne zaman yitirdiğinizi hatırlamazsınız bile.. Ayaklarınızın altından kayıp gider herşey..
Dualar... Hayatınız boyunca olabilecek en mükemmel randevuyu gerçekleştirirsiniz Rabb'inizle.. En samimi konuşmalar, yakarışlar geçer aranızda.. Gözyaşlarınız hiç olmadığı kadar derinden gelir.. Yalnız olmadığınızı anlarsınız ama içinizdeki acı dinecek gibi olmaz çoğu zaman..
İşte, isyana en yakın olunan saatlerdir onlar.. Bir yüzüstü bırakılmışlığı daha yaşarsınız (hâşâ) aklınız sıra.. "Sende mi Rabb'im, sende mi beni bırakıyorsun yüzüstü" demek geçer içinizden... Ama diyemezsiniz.. Acılar bir yutkunmaya dönüşür.. Bir ağlamaya.. Bir yok olmaya..
O anki imtihanı, yaradana isyan etmeden geçebilirseniz, şanslısınızdır.. Bir yoğun kriz daha atlatılmıştır belkide.. Birkaç saatliğine de olsa..
Bende bu rahatsızlığın, iman eksikliğinden kaynaklandığını sanmıyorum.. Öyle olsa, bu kadar ağır bir imtihan esnasında, emin olun herkes ama herkes isyan eder dinden çıkardı.. Dayanılır birşey değil bu dostlar.. Oldu bitti birşey değil yani..
Belki günahlarımızın dökülüp gitmesi için bir vesile; belkide büyük sevaplara erişmemiz için bir sınav.. Ama o yaşanılan her ne ise.. çok can yakıyor...
Zamanımızın hastalığı olduğunu söylemeye gerek yok sanırım Ama söylemiş oldum
Herkesin hemcinsi bir dostu,sırdaşı olması gerekli, ağır yükler altına girildiğinde paylaştırmak adına.
Kardeşliğin ne kadar mühim olduğu dinimizce de malumdur.
Toplumumuzda bunalımların giderek artması aslında islam kardeşliğinin zayıflamasındandır
Bu asırda insan , insanlar içinde kaybolmuştur.
Bu asırda samimi bir müslüman insanlar içinde yalnız kalmıştır
İslam la derdi olmayan kimselerin yaşamı, dünyanın sebeb sonuç ilişkisi ie müsavi olduğu için pek çok hastalığa bağışıklık kazanmıştır Onun içinde çoğu zaman farketmezler Yada geç farkettikleri için ya intihar yada aklın gitmesi
Elhamdülillah müslümanım Zaman zaman depresyon a girsemde yok olup gitmiyorum
Ne yapayım beşerim etkilenirim düşerim şaşarım ama ayağa kalkarım
Umudum var beenim korkularıma zıt. İkisi arasında gider gelirim.
Yalnızım ama tek başımada değilim Dağıla toplıya yaşayacağım götürebildiğim yere kadar
Bediüzzamanın zihnime sadeleştirdiğim şu sözü bayılmaya temayülümde tiner etkisi yapmıştır
''-Başıma gelen musibetlere zaman zaman içerler ben hayatımı islama feda etmişim neden bunlar başıma gelir diye düşünür fakat süratle izale ederdim yaşım yetmiş daha şimdi anlıyorumki Meğer o musibetler Rahmanın şevkat tolatları imiş Aman ha said,sakın ha said..........................
Böylelikle kendimi daha düşmeden tedaviye etmeğe çalışıyorum
Başaramassamda hemen sağlam bir dert ortağı bulur dertleşirim
Konu nesimi tarafından (07.12.2007 Saat 01:24 ) değiştirilmiştir..
monaroza kardeş.. Ben kendi adıma konuşayım, ben oyalanıyorum biraz..
Tabii çok kötü değilsem..
Okumayı ve araştırmayı seven bir insanım..
Bu yönden "net" benim için biçilmiş kaftan..
Ama pc başında geçirdiğim saatlerin ardından gelen vicdan azabı ve hata yapmışlık hissi de olmasa.. herşey daha güzel olacak ama.. ne yapalım..
Ya işte konuşulması gerek bunların...kim nasıl düşünüyor,eksiklerimiz,yanlışlarımız neler...bide insanoğlunda şöyle bir bireysellik takıntısı var; "Bu benim sıkıntım çok özel...sen anlatıyorsun ama başka bir şey anlatıyorsun...benim durumuma uymuyor." Aslında her bir sıkıntı sadece hayatın gerçekleri...onları sıkıntı haline getiren, bizim duyuşlarımız..hissiyatımız. Kafamızda idealize ettiğimiz bir ben var,birde o benin çabalarına paralel hakettikleri var...yani ben bu konuda şunca çaba harcamışsam,şunca halis niyetlerle...şu sonucu almalıydım...benlik bakış açısı...
Kaderi bakış açısını yakalamak, o kadar güç geliyorki bazen...hatta bunu kendi adımıza başarmamız imkansız oluyor...işte tam burada bir dost gerekli...Rabbiyle arası iyi bir dost. Ve benzeri durumları yaşamış,bunları paylaşacak kadar kendiyle barışabilmiş bir dost...nasıl geçilirmiş bu dikenli yoldan,gösterecek bir dost...elinizden tutup:" Hadi beraber geçelim "diyecek bir dost...
Pek tabi ki onuda Rabbim gönderecek...taktir olunan süre geldiği zaman...
Taktirin dışında olabilen ne var ki?
hak-dilaram abiye hiranura monaroza ablaya nesimiye ve dilerim e çok teşekkür ederim yazdıkları anlaşıldığımı gösterdi benim için net faydalı şu yönden oluyor gerçek alemde kuramadığım arkadaşlığı sanal alemde kuruyorum ve birilerinin beni önemsediğini hissediyorum yalan bile olsa razıyım yeter ki önemseneyim
hiranur arkadaş çok güzel demiş o an ern çok sevgi şevkat beklediğiniz insan tüm sertliğiyle karşınızda duruyor sizi çocuk gibi bebek gibi sevmesini istiyorsunuz ama yok maalesef olmuyor yumaşamıyor bu duyguyu iyi bilirim
nesimi kardeş hani demişsiniz ya o an sıkıntılarımı en yakın arkadaşıma anlatırım diye ya en yakın arkadaşım yoksa benim ya da bunları dinlemeye tahammül edemiyorsa kimse yada anlatmaya başladığım anda sorunlarımı hemen beni suçluyorlarsa mesela ben iyi anne olamıyorum diyorum karşımdaki kişi de ol o mzaman diyor sonrada ben beceremiyorum deyip hiç bir şeyin bana layık olmadığını düşünüyorum vs vs yani yalnızım
hak-dilaram abi defalarca tövbe ettim ama artık kendimdende tiksiniyorum ona iyi bir kul olamadığımı ve ben hayatı nbile haketmediğimi düşünüyorum en çokta canımı bu yakıyor diyorumki kimse için önemli olmasamda allah için önemli olsam yeterdi diyorum ama biliyorum ki ben allahın gönlünü hoş edecek hiç birşey yapamıyorum yani ben bittim bendede herşey bitti ama şunu söyleyeyim eğer cehennemin varlığını bilmeseydim çoktan intihar dederdim herhalde