Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 13 (3 Kayıtlı ve 10 Misafir) bulunmaktadır.
çok güzel yazmışsın...ama aklıma takılan şu...Allah-u Teala irade vermiş..irademizi ne yönde kullanacağız...büyüklerle istişare edip doğru bi yol seçmek mümkün...ama sorduktan sonra ne dese kalpten razı olmak gerek...iç gacur gucur ettimi noolcak... bazen hayatını değiştirecek bi karar almak gerekiyor...ya herro ya merro...işte böyle bi durumda ne olursa olsun mu demek gerek acaba...yoksa iradeyi sarf-ı nazar edip Allah böyle diledi böyle oldu yola devammı demeli...ya bu sıkıntı giderek uçuruma götürüyorsa ! maneviyatın giderek çöküyorsa...büyüklerle istişare edecek gücün yoksa...içinden çıkamıyorum vesselam.
.yoksa iradeyi sarf-ı nazar edip Allah böyle diledi böyle oldu yola devammı demeli...ya bu sıkıntı giderek uçuruma götürüyorsa ! maneviyatın giderek çöküyorsa...büyüklerle istişare edecek gücün yoksa...içinden çıkamıyorum vesselam.
burayı görmeden başka bir başlık altında yazmışım, önce onu aktarayım:
çoğu zaman -düşünülerek alınmış- en kötü karar dahi, kararsız kalmaktan daha iyidir. sonuc kötü dahi olsa, kişinin kendi psikolojisine müsbet katkısı çoktur. insan sonra sonra kendi almadığı kararların yaygarasını vicdanında çokça duyabilir.
aklınıza yatmayan hiçbir şeye kalkışmayınız...
akıl ise, kalpte nurani bir şuurdur; hak ile batıl arasını tefrik eder.
iradenizi bağladığınız ne, kim olursa olsun neticede fiil sizin, karar sizin, azab sizin, sevab sizin hanenize... sorumluluk budur ve kimse kimsenin yükünü işlerin değiştiği zamanlarda sırtlanmayabiliyor.
sorun... sorduğunuzda aldığınız cevap, tatmin etmezse, onu da sorun... bu işte çekinme utanma olmaz. cevabın nesi tatmin etmedi ise, o yönlü izah isteyin...
ta ki aklınıza yatsın ki sonradan gelişen olaylar, sorduğunuzu da, kendinizi de sıkıntılı duruma düşürmesin...
herkes kendi yaşamının basamaklarını tırmanır. en makul cevaplar dahi bazen yaşama alanımıza uymayabilir, bunu da göz önünde bulundurunuz.
her yol tükendi. en kararsız zamanınızda, işte, o an istihare...
istihare o an en gereken... bu demek değil ki, başta gereksizdi, öyle değil; ama kişi kendisi ile mücadelesini tamamlamadan, kuvvetini ve gayretini sonuna kadar harcamadan bu düzeye gelemeyebiliyor.
istiharede bir rüya görürseniz de, ehline yorumlatın... (ehil, sadık, psikolojiye vakıf zattır) bu da bir tarz istişaredir.
istihareyi ne zamana yaparsanız yapın, istişareden, kendi yaşama dengeniz ile kendi konumunuzu akletmekten vaz geçmemelisiniz.
akıldan şaşmayın derim...
ve geleceğe dair her türlü hesap ancak zan iledir. zan ile de hüküm bina edilmez. 'şu şöyle olabilir, şu olmayabilir; ya tersi olursa...' kim, kaderinin akışından haberdar ki...
sağlıklı dengeli idmanlı bir istişare, akıl yürütme, değişik analizler ve Allah'a itimad ile atılım... kararsız kalmaktan daima iyidir.
ve bütün bunlara rağmen sabır en büyük tavsiyedir.
içinden çıkılmaz sanılan nice hadiselerin sabırla, direnç idmanı ile üstesinden gelindiği ayan bir bilgidir.
__________________ İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!
Çok güzeldi İsmail abi Allah razı olsun...Birçok şeyi aydınlatıyor...
__________________ Canını sıkma zorluğun arkası kolaylıktır Herşeyin bir vakti ve takdiri vardır Takdir sahibi halimizi biliyor Bizim tedbirimizin üstünde Allah'ın(cc)tedbiri vardır...
Hastalarımdan biri depresyondaydı; sık sık konuşuyorduk çok çaresizdi...Çıkar yol bulamıyordu hayatı öyle karışık bir hal almıştı ki..Ama bir karar vermesi gerekiyordu, bir labirentin içindeymiş gibi bocalıyordu...Sonra oturduk karşılıklı anlattı, sorunlarını...Sonra çözüm olarak neler düşündüğünü sordum...üç dört tane çıkış yolu belirledi...Ama çıkış yolu olup olmadığını bilemiyor...Çıkış umuduyla seçeceği bir yol ,yani bir karar verecek...Ama birinci yolu söylüyor; sonra olumsuzlukları sayıyor, şöyle olursa böyle olursa...ikinci yolu söylüyor yine aynı....Yani her verdiği karar büyük ihtimalle olumsuzlukla sonuçlanacak ona göre...Ben düşünüyorum ben de aynı fikirdeyim...Hastama ne söyleyebilirim...Aşağı tükürse sakal, yukarı tükürse bıyık misali...Ben dinledim o anlattı...Ben olumlu yönlerini vurguladım, o olumsuzları...Ama haklıydı...Peki sonra mı ne oldu, zor olan bir yolu seçti mücadeleyi seçti ama bir çıkış yolu buldu...Çünkü bir KARAR vermeyi başarmıştı...İnş..sonuçları hayırlı olmuştur...
__________________ Canını sıkma zorluğun arkası kolaylıktır Herşeyin bir vakti ve takdiri vardır Takdir sahibi halimizi biliyor Bizim tedbirimizin üstünde Allah'ın(cc)tedbiri vardır...
çok güzel yazmışsın...ama aklıma takılan şu...Allah-u Teala irade vermiş..irademizi ne yönde kullanacağız...büyüklerle istişare edip doğru bi yol seçmek mümkün...ama sorduktan sonra ne dese kalpten razı olmak gerek...iç gacur gucur ettimi noolcak... bazen hayatını değiştirecek bi karar almak gerekiyor...ya herro ya merro...işte böyle bi durumda ne olursa olsun mu demek gerek acaba...yoksa iradeyi sarf-ı nazar edip Allah böyle diledi böyle oldu yola devammı demeli...ya bu sıkıntı giderek uçuruma götürüyorsa ! maneviyatın giderek çöküyorsa...büyüklerle istişare edecek gücün yoksa...içinden çıkamıyorum vesselam.
Şu soruyu kendime en az iki yıl sordum durdum..Güya benim cüz i iradem her hangi bir olaya yön verecekmiş gibi(!)
Bu gün ise o halimi ; Kul olmanın bakış açısını yakalamamışlık olarak görüyorum.
Yani ben kimim ki ,hayat hakkında vereceğim her hangi bir karar hayatın akışını değiştirsin? Bu badirenin geçiş yolu Alemin sahibini anlamaya çalışmaktır...Her yaşanan şeyin ondan geldiğini, kalben kabullenmek...Bunuda anlatacak olan yine O kuşkusuz...
Tek yapmamız gereken şey,yaşadığımız olaylara kendimiz gibi bakmamayı öğrenmek...Bir başkasının gözüyle kendimizi okumak...Ayna gerek insana kendini yansıtacak...
En önemlisi kendimizi ayrıştırmak nefsten...içimizi dinlerken; Nefsin,şeytanın,Rahmanın sözlerini bir birine karıştırmamak...
Çok iyi bilirim, o iç karmaşayı...bütün sesler birbirine karışır...en doğruyu bulmak istersiniz...bir türlü bulamazsınız...İmanınız haksızlık etmeme titizliğinde iken,nefsiniz kendi hakllıklarınızı sunar size..Evet Haklısınız zahiren...yerden göğe haklısınız belki...lakin olayların zahiri ile batını örtüşmez ki...Rabbimin muradını anlamaya çalışmaktır aslolan...
Gecelerce ellerimi açıp:"Halimi görüyorsun,ne yapayım istersin anlamıyorum. Anlat bana ne olur! "
Diye dualar ederken direndiğimiz nefsimizdir kuşkusuz...sunduğumuz acziyetimizdir...cevapsız kalmaz hiç bir yakarı...zamanı gelince her şey anlaşılır...Belkide zaman zaman hiç bir şey yapmadan sabr
ile beklemektir aslolan...İmtihandayız. İmtihan Rab için değil...bizim için. Rabbimiz bizi bizden iyi bilir...diler ki bizde kendimizi bilelim. Kendimizi bilmek ona varmaktır aslında...
Belkide bize gereken acılarla kıvranmak...bu kıvranış esnasında,kendimizi anlamaya çalışmak...Belki kendimize dönmemiz için dış dünyada tıkanıklıklar yaşarız...Her şey yolunda gidiyor olsaydı: "Ben kimim? Neden bu sorunlar beni yıpratıyor...neden gücüm yetmiyor..neden içim durulmuyor.."diye milyonlarca soru ekilmezdi benliğimize...ve cevapları araken buluverirsin kendini...zanlarıdan kurtulursun kendin hakkında ,hayat hakkında...Hakikate yaklaşırsın adım adım...
Yaklaştıkça için ışır...
Her bulanıklığın ardı durulmak! Her karanlığın ardı ışık! Her zorluğun ardı kolaylık!
Her doğum sancılı olur...
Çok klasik oldu yazdıklarım. O bunalım anlarımda bu tarz şeyler okuyunca:"Belki doğru ama nasıl?" Diye sorardım. İşte o nasıl Rabbimin elinde...O nasıl isterse öyle. Çekelim nefsimizi Rabbimizle aramızdan yeterde artar...
Konu dilerim tarafından (07.01.2008 Saat 12:50 ) değiştirilmiştir..