Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.
Hucurat-12
Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken ona yardım etmezse, Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar.
Camiu’s-Sağîr
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 26 (2 Kayıtlı ve 24 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
Bir zamanlar güneyimizdeki bir ülkede mezhebçi yüzde 7’lik bir azınlık, devleti ele geçirmiş baskı ve şiddet uygulamaktaydı. Derin devlet, terör estiriyordu. Oysa seçim vardı, sandık vardı, meclis vardı.
Güya hem cumhuriyetti ve hem de demokrasi vardı. Ama seçimler yüzde 99’la kazanılıyordu.
Burada durum çok mu farklı? Burada da yine özde mezhepçi bir azınlık kahir ekseriyete, edepli çoğunluğa zorbalık yapmakta, dayatmakta, sindirmeye, korkutmaya ve kaçırmaya çalışmakta...
Kimin umurunda fakir-fukaranın hastane kuyruklarından kurtulması, adam sınıfından sayılması, ilacı istediği eczaneden alabilmesi.. Kimin derdi köylünün uçakla tanışması.
Milyonlarca öğrenciye daha ders yılı başında milyonlarca kitabın bedava verilmesinin ne kıymeti var? Anadolu, hummalı bir kalkınma seferberliğinde. Anadolu çift yollarla seyrine doyulmaz manzaralara kavuşmuş vaziyette. Anadolu sermayesi ayağa kalkıyor, dış dünyayı tanıyor. Kasabadan ihracat yapılmakta. Anadolu medyası İstanbul’la yarış hazırlığında...
Yabancı sermaye âdeta kuyruğa girmişti. AB süreci başlamıştı. Devlet dünyada devlet gibi itibar görüyordu. Adriyatik’ten Çin Seddi’ne, Kırım’dan Yemen’e, hizmet taşınıyordu. Bölgesel Süper Güç olmuştuk. Kürtçülük paniğe kapılmıştı. Diyarbakır ve benzeri belediyelerin merkeze gelmesi uzak değildi. Kurtuluş çaresi arayan Güneydoğulu, Başbakan ve Cumhurbaşkanını bağrına basıyordu. Vatandaş, Türk parasına da para gözüyle bakar olmuştu. Döviz dakika başına inip çıkmıyordu. Yoksul ve orta halli aileler rüyada görseler inanmayacakları ev hayallerini hakikat yapmışlardı.
Halk iktidara gelmişti.
Bir farkla..
Bu iktidar tıpkı kendilerine rey veren insanlar gibi düşünüyor ve konuşuyordu. Onlara hizmeti, Rabbin nimeti olarak biliyorlardı.
Türkiye kalkınsın istenir mi?
Boş bırakılır mı?
Eğer alıp başını gidiyorsa o elit azınlık, devreye sokulur, tahrikler yapılır, şaha kalkmış kısrak tökezlettirilir.
Olsun...
Olmuştu.
Olacaktı.
Oldu.
Yine olur.
Bu darbe ne ilk, ne son.
Her şeye, her engele, her çomağa, her yamuğa rağmen “durmak yok yola devam”. Umulur ki bugün tekere çomak sokanlar da bir gün bizi anlar...ama o gün inşallah Afrika devletçikleri durumuna düşmemiş oluruz. Sokaklarda gündüzleri dilenci alayları, geceleri fahişe sürüleri olmaz..
*
Mehmed’im sevinin, başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed
bizimdir!
*
Biz, ebede sevdalıyız. Kahramanlık rüyası gören gözü pek yiğitlere muhtacız. Tekeri tümsekte bırakacaklara hakkımızı helal etmeyiz. Her şeye ve herkese rağmen bu mazlum millet ve onun değerleri için terlemeye devam.
Hayırlı işin manisi çoktur.
Böyle ânlarda ecdat ne derdi?
-Bu da geçer yâhû!..
Şüphesiz ki geçecek...
Yarın bazıları rahmet, bazıları lânetle anılacaktır.
90'dan sonra dünyada halkı müslüman olan devletlerde iktidarlar özellikle ılımlı muhafazakarlara tevdi ediliyor.
ak parti'yi bu süreç dışında değerlendirmek mümkün değil.
büyük bir oyun oynanıyor.
eğer asker bu kumpasta mesela gözden düşürülürse, amerika'nın ortadoğu'ya yerleşmesi planı ile iktidarın bir bağlantısı var mı sorusu sorulabilir.
neden bile bile lades?
halkın bu gibi durumlarda kınananların çevresinde oy olarak kenetlenmesi bilimsel bir veri haline gelmesine rağmen asker, neden böyle oynuyor kartlarını?
neden?
bir başka husus
asker, -özellikle tezkere zamanında- ortaya çıktı ki, amerika'nın yanında değil zahirde. bu güne kadar süren bir takışma bile söz konusu hatta ara ara yansıyor medyaya.
acaba neden yanında değil?
bir şeyler mi biliyorlar türkiye'nin parçalanmasını da içeren büyük ortadoğu planı hakkında?
erbakan hoca, neden israil ile iyi ilişkiler kurmadı?
ak parti hükümetinin şu an israil ile arası nasıl?
acaba erbakan hükümeti israil sebebiyle mi ... kullanılarak, başka birimlerin kurgusuyla alaşağı edildi?
görünenler ile yapılanlar farklı mı?
aynı mı?
ne biliyoruz, ne kadar biliyoruz?
----------------------------
not: bir yıl önce yazmışız...
__________________ İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!
büyük israil devleti kurulması ile ilgili amerika devleti ciddi gayretler içinde. belli bir din kökenli maksat var bu işte. zira inanışlarına göre, yahudi krallığı kurulmalı ki, isa aleyhisselam gök krallığını kurabilsin.
bu maksatla özellikle dünyada ilgili topraklarda ciddi çalışmalara yoğunlaştılar.
türkiye'de bazı problemler yaşıyorlar. parti, şahıs kim olursa olsun -ister istesin ister istemesin- bu projeye hizmet etmek zorunda.
zira:
tam bir bağımlılık söz konusudur.
para bağımlılığı, harb aletleri, gida v.s herşeyi bağlayan bir bağlılıktır.
bu hususta bizim tavsiyemiz:
fert fert, sokak sokak, mahalle mahalle örgütlenerek sanayi ve iktisadi bağımlılılardan kurtulmaya şuurla inançla çalışmamızdır.
__________________ İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!
Şu şekilde bir açılım getirsek konuya nasıl olur.
Akp hükümetinin dış politikada israil ve amerika'nın isteklerine karşı aldığı tavrı keskinleştirmeye başlaması; içeride sistemin köşebaşlarını geçirmiş olanların yıllarca kurdukları düzeni, onların tabiri ile rejimi değiştirecek hamlelere girişmesi, ipinin çekilmesinin sebebidir.
ekonomide Türkiyenin topladığı vergileri verenlerin % 70'i kimler diye araştırırsanız, lozan'da, yetki ve gücü kimlere emanet etmişleri de ortaya çıkarırsınız.
dünyada düzen daima böyledir. güç, ekonomi ile parelel artar veya azalır.
sizin rakam ödeme ve tahsil gücünüzdür, iktidarınızın mihengi.
milyonlarca insanı köle gibi çalıştıran üç beş yüz kişilik, on yirmi aile görünümlü odak, memlekette, onların ağa babaları onlara ne talim ediyorlarsa onu uygulattırıyorlar.
bunların medyası, hayr müesseseleri, mafyaları, siyasette bürokraside adamları var.
idarenin başına ahmed geçmiş, mehmed geçmiş önemli değil...
__________________ İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!
Çok kıymetli bir mali müşavir tanıdığım bahsetmişti, Türkiye'nin ekonomik yapılanması, ekonomi üzerindeki gücün kimlerde olduğu hususlarından...
Özellikle borsanın durumu için; büyük çoğunluğu yabancı sermayenin elinde ve adamlar istediklerini yaptıramadıkları zaman bütün kaynağı çekerek ekonomiyi felç etmekle hükümetleri tehdit ettiklerinden söz etmişti...
İsmail Ağabey, çok sevdiğim üstad necip fazılın eserlerindeki kurtuluş reçetesini kendi üslubunla ne de güzel ifade ettin..
"fert fert, sokak sokak, mahalle mahalle örgütlenerek sanayi ve iktisadi bağımlılardan kurtulmak..."
yanında çalıştığım bir akrabam; sanayicidir; ve sanayi bölgesini bana gezdirirken gözleri doldu, anlatıyordu bir yandan, bizim müslümanlar çene çalmasını çok iyi beceriyor diyordu, çalışmamız lazım, gücü ele geçirmemiz lazım diyordu...
Fert fert de olsa bu işin üstesinden gelmemiz lazım elhasıl. Planlarımız günlük olmayıp, sürekliliğe dayalı olmalı.