| | Yolcunun Şehri Kayıp :) (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 24.01.2008 Nerden: İzmir
Mesajlar: 4.721
Teşekkür etti: 16.297
Teşekkür aldı: 3.795 konuda 10.409 kere
|
Irak'a gitmek istemedi, hayatı karardı
Kanada, Irak’a gitmek istemeyen ve bu yüzden Amerika’daki birliğinden kaçan bir askeri sınır dışı etti.
YA HAPİS CEZASI YA DA IRAK’A GÖNDERİLECEK
Askeri birliğinden kaçarak Kanada’ya sığınan bir Amerikan askeri sınır dışı edildi. Amerikan makamları tarafından Kanada’dan teslim alınan 25 yaşındaki Robin Long, şimdi askeri mahkemede yargılanacak ve hapis cezasına çarptırılması ya da Irak’a gönderilmesine karar verilecek. AMERİKA’NIN İLLEGAL SAVAŞINA KATILMAK İSTEMİYOR
2003 yılında Irak işgalinden sonra orduya katılan ve 2005 yılında Kanada’ya kaçarak sığınma isteyen Long, Amerika’nın kendisini yasal olmayan Irak savaşına göndermek istediğini bildirdi. MAHKEME YETERLİ DELİL OLMADIĞINA KARAR VERDİPazartesi günü Kanada Yüksek Mahkemesi’nde görüşülen davada, Long’un ABD’ye döndüğünde zarar görebileceğine dair yeterince delil olmadığına karar verdi ve Long’un sınır dışı edilmesini kararlaştırdı. 200 ASKER SIRADA BEKLİYOR
Kanada’da hala 200 Amerikan askeri bu ülkeden sığınma hakkı alabilmek için sırada bekliyor. Vietnam Savaşı sırasında da 50 bin Amerikan askeri Kanada’ya kaçarak bu ülkeden sığınma almıştı.
---
Müslüman kadının örtüsünü indirdi
İngiltere’nin kuzeyindeki South Tyneside kentinde 79 yaşındaki yaşlı bir kadın, Müslüman bir kadının peçesini indirdi.
PEÇESİNİ ÇIKARMASINI İSTEDİ
Bir süper markette meydana gelen olay, yaşlı İngilizin 45 yaşındaki Müslüman bir kadına peçesini çıkarmasını istemesiyle başladı. Bunun üzerine 79 yaşındaki yaşlı İngiliz, kadını sorguya aldı, dinini sordu ve peçesini çıkarmasında ısrarcı oldu. IRKÇI SALDIRI UYARISINDA BULUNULDU
Müslüman kadın bu talebi reddedince, yaşlı İngiliz kadın bir anda genç kadının peçesini yüzünden indirdi. Polisin araya girmesiyle göz altına alınan yaşlı İngiliz’e ırkçı saldırıda bulunduğu uyarısında bulunuldu.
--- İran-ABD: Bir ilk
Amerikan yönetimi, önde gelen diplomatlarından birini ilk kez İran'ın nükleer konulardaki başmüzakerecisiyle görüşmeye yollayacak.
Dışişleri Bakan yardımcısı William Burns'ün, Avrupa Birliği Dış politika yüksek temsilcisi Javier Solana'yla birlikte İran'ın başmüzakerecisi Said Celili'yle haftasonu Cenevre'de görüşeceği bildirildi.
Bush yönetimi geçmişte, İran'ın uranyum zenginleştirmesini durdurmaması halinde görüşme yapmayı reddediyordu. Cenevre'deki görüşmede, Birleşmiş Milletler'in uranyum zenginleştirmeyi durdurması karşılığında İran'a önerdiği teşvikler paketine Tahran'ın vereceği tepki ölçülecek.
ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Burns'ün Celili'yle ayrı görüşme yapmayacağı ve sadece dinleyeceği kaydedildi. Burns'ün toplantıya uranyum zenginleştirilmesi durdurulmadığı takdirde başka görüşmeler yapılmayacağı yönündeki koşulları tekrar etmek için "bir defalığına" katılacağı aktarıldı.
ABD ve İran nadiren resmen temas kuruyor. 1979 İran İslam Devrimi ve ardından Tahran'daki ABD Büyükelçiliği'ndekilerin rehin alınmasından sonra iki ülke diplomatik ilişkilerini kesmişti.
__________________ .°•. °•. °•. °•. ««BeNi kayBetmeYi Ba$aRaNı,
kaZanMak için asLa uĞra$mAm»» ѕυѕкυηℓυкℓαяα нüкüм gιу∂ιк...
.•° .•° .•° .•°. ŞampiyonLuk YoLunda Omuz Omuza;
Güç VeRiR Size O KutsaL FoRma!
GeRiye Düşsende,Sakın YıkıLma! And İçtik Bu sene de İki Kupaya!
OnLaRa İnanıyoRuz ve GüveniyoRuz! UltrAslan | 
16.07.2008, 10:12
| | | Yolcunun Şehri Kayıp :) (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 24.01.2008 Nerden: İzmir
Mesajlar: 4.721
Teşekkür etti: 16.297
Teşekkür aldı: 3.795 konuda 10.409 kere
| Hakimden 'çok gizli' mektuplar
İsveç’te kadın bir hakimin Başbakan Fredrik Reinfeldt’e birçok defa mektup göndererek, ‘İsveç vatandaşlarını, burada olmamaları gereken fanatik göçmenlerden korumasını ve İslam'ı yasaklamasını’ talep ettiği bildirildi. GÖÇMENLİK VE İSLAM KARŞITI
Ystad Bölge Mahkemesi’nin eski hakimi olan Bodil Schibli’nin yazdığı mektuplarda göçmenlik ve İslam karşıtı ifadelerin bulunduğu ifade edildi. Schibli’nin bu mektupları, göçmenlerle ilgili davalara baktığı sırada yazdığı kaydedildi. İSLAM DAHA FAZLA YAYILMADAN YASAKLANSIN
Hakim Schibli’nin mektuplarında, İslam’ın daha fazla yayılmasını önlemek amacıyla yasaklanmasını da istediği kaydedilirken, Schibli’nin bu yılın başındaki bir duruşma sırasında uyuduğu için istifa ettiği bildirildi. SÖYLEDİKLERİNİN ARKASINDA DURDU
Öte yandan, İsveç gazetesi Skanska Dagbladet’in sorularını cevaplandıran Schibli, İsveç’teki hakimlerin yüzde 90’ının kendisi gibi düşündüğünü ifade ederek, Müslüman karşıtı görüşlerini yineledi.
__________________ .°•. °•. °•. °•. ««BeNi kayBetmeYi Ba$aRaNı,
kaZanMak için asLa uĞra$mAm»» ѕυѕкυηℓυкℓαяα нüкüм gιу∂ιк...
.•° .•° .•° .•°. ŞampiyonLuk YoLunda Omuz Omuza;
Güç VeRiR Size O KutsaL FoRma!
GeRiye Düşsende,Sakın YıkıLma! And İçtik Bu sene de İki Kupaya!
OnLaRa İnanıyoRuz ve GüveniyoRuz! UltrAslan | 
16.07.2008, 10:13
| | | Yolcunun Şehri Kayıp :) (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 24.01.2008 Nerden: İzmir
Mesajlar: 4.721
Teşekkür etti: 16.297
Teşekkür aldı: 3.795 konuda 10.409 kere
|
Sol muhalefet tutuştu
Ergenekon soruşturması kapsamında hazırlanan ve mahkemeye sunulan iddianameyi sulandırma planı başını CHP ve DSP’nin çektiği muhalefet tarafından büyük bir titizlikle yürütülüyor. Ergenekon’u sulandırma planı TBMM’deki soru önergelerinde de kendini gösterdi.
Ergenekon’un avukatı olduğunu beyan eden CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’dan sonra hızını alamayan DSP’liler de AK Parti hükümetini ve Başbakan Erdoğan’ı yıpratmak için adeta savcı rolüne soyundu. Sol muhalefet nasıl tutuştu?
Ergenekon iddianamesinin açıklanması ve mahkemeye sunulmasının ardından ortaya çıkan suçlar ve bağlantılardan rahatsız olduğunu gizleyemeyen sol muhalefet, TBMM’yi de Ergenekon’u sulandırma planlarına alet ettiler. DSP İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız’ın Başbakan Recep Tayip Erdoğan tarafından cevaplandırılması talebiyle TBMM başkanlığına sunduğu soru önergesi, “Baykal’ın avukatlığından sonra DSP de savcılığa mı soyundu?” dedirtti. Bu soruları savcı sorar
Hükümet-Asker gerginliği oluşturmak istediği sorularından belli olan DSP’li yağızın hedefinde AK Parti yanlısı olduğunu iddia ettiği basın kuruluşları da vardı. İşte DSP’li Yağız’ın, savcı sorgusunu aratmayacak soru önergesi:
“Partinize yakın bir gazetenin 14 Temmuz 2008 tarihli sayısında sür manşetten verilen haberinde, ‘Ergenekon görevdeki subaylara da uzandı. Şok gelişme… Savcılık, ‘Ergenekon Terör Örgütü’ ile irtibatlı olduğu tespit edilen üst düzey rütbeli muvazzaf subaylar için Genelkurmay’a geçen perşembe günü başvurdu’ denilmektedir; bu haber, doğru mudur ve doğruysa bu gazeteye kim tarafından sızdırılmıştır? Eğer doğru değilse bu tür haberlerle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bütün olarak töhmet altında bulundurulmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Hükümetin başkanı olarak bu yayınlardan rahatsızlık duyuyor musunuz?” DSP suçluyu dışarıda arıyor
“Bu tür haberler, doğru olsa bile soruşturmayla ilgili yayın yasağı kapsamında değil midir? Yayın yasağına karşın, adına ‘Ergenekon’ denilen soruşturmayla ilgili olarak ‘pehlivan tefrikası’ gibi haberlerin yayımlanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Yine bu tür haberlerde; ‘şüpheli’ olarak gözaltına alınan veya tutuklanan kişilerin, konu daha ‘iddia’ aşmasındayken, hatta bazıları için daha ‘iddianame’ bile hazırlanmamışken doğrudan ‘terör örgütünün yöneticisi’ olmakla suçlanmaları, hem ilgili yasalara, hem de temel insan haklarına aykırı değil midir?” Örgütü değil ismini görüyorlar
“Muhataplarının haksız yere suçlanmalarına ve yargısız infaz edilmelerine yol açan bu tür yayınların durdurulması için ilâve önlemler alınması konusunda herhangi bir çalışmanız var mıdır? Bu konuda medyaya açık bir çağrıda bulunmayı düşünüyor musunuz? Soruşturmayı yürüten savcıların ‘Ergenekon’ ifadesini kullanmadıklarını açıklamalarına karşın, özellikle partinize yakın medyada ısrarla ve inatla ‘Ergenekon Terör Örgütü’ ifadesinin kullanılmasını nasıl karşılıyorsunuz? ‘Ergenekon’un, ‘terör’le irtibatlandırılmasından herhangi bir rahatsızlık duymuyor musunuz?” Engin Kaşdaş-habervaktim.com
--- İsrail ille fesatlık yapacak!
İşgal altındaki Filistin topraklarında şiddet ve soykırım uygulayan İsrail, Irak’ı kan gölüne çeviren müttefiki ABD’nin İran’la diplomatik ilişki başlatacak olmasını hazmedemedi. MÜTTEFİKİNDEN RAHATSIZ OLDU
ABD’nin, İran’ın nükleer programını görüşmesi için elçi tayın etmesinden rahatsızlık duyan İsrail, “İran’la nükleer konularda hiçbir müzakere yapılamaz” mesajı verdi. İsrail’in Haaretz gazetesinin haberine göre, Kudüs’teki İsrailli bir yetkili, ülkesinin Amerika’nın bu hareketinden hiç hoşnut olmadığını bildirdi. IRAK’TA MİLYONLARCA İNSAN KATLEDİLDİ
Amerika’yı Ortadoğu bataklığına sürükleyen ve Irak’ta milyonlarca insanı katlettiren İsrail, İran’a saldırı için ABD’ye baskı yaparken, ABD’nin sürpriz bir şekilde İran’la nükleer görüşme yapma isteğinden rahatsız oldu. İSRAİL’E BİLGİ VERDİ
ABD’nin Avrupa Birliği adına Javier Solana ile birlikte müzakerelere gönderdiği Dışişleri Bakan yardımcılarından Wiliam Burns, İranlı yetkililerle görüşecek. ABD, Burns yetkili kılmadan önce de İsrail’e bu konuda bilgi vererek, amaçlarının İran’ı nükleer programdan vazgeçirmek olduğunu bildirdi.
--- Türk bilim adamları Yahudi Üniversitesi'ne alınmadı
İsrail’deki İbrani Üniversitesi’nde bir konferansa davet edilen Türk bilim adamları, Darwin karşıtı propaganda yapacakları gerekçesiyle, davetleri son anda iptal edildi.
ORTAK KONFERANS VERECEKLERDİ
İbrani Üniversitesi’nde İslam ve Yahudilik konusunda Yahudi bilim adamlarıyla ortak bir konferans vermeleri için Öğrenci Birliği tarafından davet edilen bir grup Türk bilim adamı, üniversiteye alınmadı. ASIL NEDEN DARWİN
Konferansı iptal ettiren Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Baz Şamir, önce, konferansı düzenleyen Öğrenci Birliği ile fakülte sekreterliği arasındaki koordinasyon eksikliğini mazeret göstermesine rağmen, iptalin arkasındaki asıl nedenin Darwin olduğu ortaya çıktı. FAKÜLTE DEKANINDAN ‘ANTİ-DARWİN’ KAYGISI
İsrail gazetesi Yediot Aharonot gazetesi, Şamir’in konferansı ‘Anti-Darwin’ propagandası yapacağı endişesiyle iptal ettirdiğini bildirdi. Gazete, kendilerinin edindiği yazışmalarda Şamir’in bu durumu açıkça belirttiğini yazdı. İSTANBUL’DAN GELDİLER
İsimleri açıklanmayan Türk bilim adamlarının İstanbul’dan gelerek İbrani ve Tel Aviv üniversitelerinde konferans vermeyi planladıkları, konferanslarda konuşmacıların dini radikalliği kınayacakları ve Darwin’in ‘Türlerin Kökeni’ tezini de eleştirecekleri belirtildi. ÜNİVERSİTE ÖZÜR DİLEMELİ
Bu arada, konferansı organize eden kuruluşlardan Dinler Birliği üyelerinden Ehud Tokatlı, İbrani Üniversitesi’nin bu kararıyla şok olduklarını, üniversitenin Türkiye’den gelen bilim adamlarından özür dilemesi gerektiğini söyledi. Tokatlı, “Bu insanlar akademisyen ve fikirlerini söylüyorlar. İsrail üniversiteleri akademik boykottan ağzı yanmasına rağmen, kendisi akademik boykot uyguluyor” dedi.
__________________ .°•. °•. °•. °•. ««BeNi kayBetmeYi Ba$aRaNı,
kaZanMak için asLa uĞra$mAm»» ѕυѕкυηℓυкℓαяα нüкüм gιу∂ιк...
.•° .•° .•° .•°. ŞampiyonLuk YoLunda Omuz Omuza;
Güç VeRiR Size O KutsaL FoRma!
GeRiye Düşsende,Sakın YıkıLma! And İçtik Bu sene de İki Kupaya!
OnLaRa İnanıyoRuz ve GüveniyoRuz! UltrAslan | 
17.07.2008, 16:55
| | | Yolcunun Şehri Kayıp :) (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 24.01.2008 Nerden: İzmir
Mesajlar: 4.721
Teşekkür etti: 16.297
Teşekkür aldı: 3.795 konuda 10.409 kere
|
17 yıl sonra ilk kez
Rusya, Kuzey Kutbu bölgesine Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana ilk kez bir savaş gemisi gönderiyor.
BBC'nin haberine göre, Marshal Ustinov adlı savaş gemisi bölgede bulunan anti denizaltı gemisine katılacak. Geçen yıl uzun menzilli bombardıman uçakları ve donanma devriyelerini Akdeniz'e gönderen Rusya, şimdi yeniden Kuzey Kutbu civarında olacak. İki savaş gemisi, bir dizi tatbikatın ilki çerçevesinde devriye görevi yürütecek.
Bir donanma yetkisili, adımın saldırgan bir hareket olduğu iddialarını reddetti ve amaçlarının Norveç'in Svalbarg bölgesinde, aidiyeti anlamazlık konusu olan sularda avlanan balıkçıları korumayı amaçladığını belirtti.
Ancak bazı uzmanlar, Rusya'nın Kuzey Kutbu'ndaki etkinliğini bulunan önde gelen ülkelerden olduğunu göstermeyi ve hak iddialarına ivme kazandırmayı amaçlayan bir adım olduğu görüşünde. Bu hareket, küresel ısınmayla buz tabakasının erimesi ardından bölgenin sahip olduğu düşünülen doğalgaz, petrol ve değerli madenlere ulaşmanın daha da kolaylaşacağı düşünüldüğünde çok önemli.
Kuzey Kutbu'na dönmek, küresel sahnedeki gücünü yeniden kazanmakta olduğunu göstermek isteyen Rusya açısından prestij meselesi olarak da görülüyor.
---
Fas, Avrupa'ya 'ılımlı imam' gönderiyor
Kuzey Afrika ülkelerinden Fas, Ramazan ayında Avrupa’ya ‘ılımlı imam’ göndermeyi planlıyor. Diyanet’ten Sorumlu Devlet Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre, Avrupa’daki Fas toplumu için gönderilecek olan imamlar, ‘radikal unsurlarla’ mücadele edecek.
Aralarında 9 kadın din görevlisinin de bulunduğu 176 kişiyi Avrupa’ya gönderecek olan Fas hükümeti, amaçlarının Avrupa’daki Fas toplumunu radikallikten uzak tutmak olduğunu bildirdi. EN FAZLA İMAM FRANSA VE BELÇİKA'YA
Bakanlık, Avrupa’ya gönderilecek olan din görevlilerinden 100’ünün Fransa ve Belçika, 20’sinin Almanya ve İtalya, 14’ünün Hollanda ve İspanya, geri kalanının ise İngiltere ve İskandinav ülkelerine gönderileceğini bildirdi. Ayrıca bir imam da Kanada’da gönderilecek.
3.3 milyon Faslı’nın yurt dışında yaşadığı tahmin ediliyor.
--- Yenilgi artık imkansızdır!
Hizbullah lideri Nasrullah’tan İslâm dünyası ve İsrail’e mesaj: İsrail'in 2 yıl önce kaçırılan iki askerin cesetleri karşılığında serbest bıraktığı beş Lübnan'lı Beyrut'ta zafer kutlamalarıyla karşılandı.
Serbest bırakılan 5 Lübnanlı esiri teker teker öpen ve kucaklayan Hizbullah lideri Hasan Nasrullah, İsrail karşısında artık yenilmeyeceklerini söyledi. Nasrullah, "Yenilgiler çağı kapandı, zaferler çağı başladı. Bu millet, bugün dostlarına ve düşmanlarına yenilmeyeceğini gösterdi" dedi.
“Rıdvan Operasyonu” ile özgürlüğüne kavuşan Semir Kuntar ve Hizbullah savaşçılarının anısına Beyrut'ta düzenlenen kutlama merasiminde onbinlerce Lübnanlıya hitap eden Hizbullah lideri Seyyid Hasan Nasrullah, Rıdvan Operasyonu'nun perde arkasını anlatarak İslâmi Direniş'in gücü ve kararlılığı üzerinde durdu. Hizbullah'ın savaşın bitmesinden sonra iki temel amacını hayata geçirdiğini söyleyen Nasrullah, bunların İsrail'in elindeki Lübnanlı esirlerin serbest bırakılması ve milli birlik hükümeti kurulması olduğunu belirtti. Nasrullah, "Yenilgiler çağı kapandı, zaferler çağı başladı. Bu millet, bugün dostlarına ve düşmanlarına yenilmeyeceğini gösterdi" dedi.
Nasrullah tarihi konuşmasını şöyle sürdürdü:
Bizim ‘Rıdvan Operasyonu’ olarak isimlendirdiğimiz bu neticeye ulaştıran en temel etken Temmuz 2006’da düşmana karşı elde edilen direniş ve zaferdir. Bu savaşta, düşman hiçbir hedefine ulaşamadı ve siyonist oluşuma, liderlerine, ordusuna ve halkına büyük yan etkileri oldu bu durumun. Yani Temmuz’da yenilseydik Semir ve arkadaşları dönemeyecekti. Lübnan yok olacak ve tüm bölge ‘Yeni Ortadoğu’ya dahil olacaktı.
Zafer Lübnan’ın ve direnişin, esirleri kurtaracak eylemin devamı için sabit bir şekilde ayakları üstünde durmasını sağladı. Şimdi bu savaş esnasında liderlik konumunda bulunanları hatırlamamız gerekiyor. Öncelikle İmad Muğniye’yi anmalıyız. Kahramanca bir tarihi duruş sergileyen halkımızı hatırlamalıyız. Yıkılan evlerin sahiplerinin sabrını ve 33 gün süresince göç edenleri hatırlamalıyız. Bu zaferi gerçekleştiren temel ve esas etken işte bu zafer, işte bu direniştir.” İSRAİL’DE HİZBULLAH ESİRİ KALMADI
Son 7 aydır ilk kez kamuoyu önüne çıkan Nasrullah, serbest bırakılan 5 Lübnanlı esiri teker teker öptü ve kucakladı. Nasrullah'ın konuşması dev ekranlardan halka yansıtıldı. Esir değişimine dayalı takas sonunda İsrail hapishanelerinde Hizbullah üyesi mahkûm kalmamış oldu.
Hizbullah tutsakları, 2006 yılının haziran ayında örgütün sınırötesi baskınıyla kaçırılan iki İsrail askeri Eldad Regev and Ehud Goldwasser'ın cesetlerinin teslim edilmesi ardından iade edilmişti. Bu askerlerin 2006'da sınırötesi bir operasyonla kaçırılmaları, İsrail'in Lübnan'ı işgalini tetiklemişti. İsrail'in askerlerini kurtarmak gerekçesiyle Lübnan'a düzenlediği saldırılarda en az bin 100 Lübnanlı, Hizbullah'ın İsrail'i hedef alan saldırılarında ise 300’den fazla İsrailli ölmüştü. Semir Kuntar: Direnişle özgür Filistin’e döneceğim
Hizbullah Lideri Seyyid Hasan Nasrullah tarafından Beyrut'ta kucaklanarak karşılanan esirlerin Lideri Semir Kuntar, 30 yıllık esaret hayatının ardından yaptığı konuşmada, 30 yıl kadar 1948 işgal sınırlarındaki Filistin topraklarında tutsak kaldığını ancak İslâmi direnişle birlikte özgür Filistin'e geri döneceğini belirtti. Verdiği sözünde durduğu için öncelikle Hizbullah lideri Seyyid Hasan Nasrullah'a teşekkürlerini bildirerek sözlerine başlayan Semir Kuntar "öncelikle hapishanede geçen günlerimde bana dayanma gücü veren Allah'a hamdediyorum. İslâmi direniş gibi bir şerefi bahşeden Allah'a hamd ediyorum. Bizleri bu güne eriştiren, bizleri zafer gününe ulaştıran Allah'a hamdediyorum. Artık bizler için yenilgi günlerine dön mek yoktur" dedi. Onbinlerce Hizbullah taraftarının coşkulu sloganları eşliğinde konuşmasını sürdüren Semir Kuntar, İslâmi direniş şehidlerini yad ederek "Bu günde ve özgürlük içinde düşmanın saldırılarıyla yüzleşerek şehid düşen şehidlerimizi anıyoruz. Bugün Lübnan'da ve Filistin'de kalıp düşmana karşı vatanlarını savunurken şehid düşen bütün şehidlerimizi hatırlıyoruz." dedi. Hizbullah'ın şehid önderi Seyyid Abbas Musavi'yi anarak konuşmasını sürdüren Semir Kuntar "Bana şehidlerin efendisi şehid Abbas Musavi'den söz etmeme izin verin. Ona şunu söylemek istiyoruz: Ey Seyyid Abbas bak, direniş öylesine güçlendi ki artık asla yenilmeyecek ve rüyasını gerçekleştirecektir." diyerek Hizbullah'ın nihai amacına ulaşağına dikkat çekti.
__________________ .°•. °•. °•. °•. ««BeNi kayBetmeYi Ba$aRaNı,
kaZanMak için asLa uĞra$mAm»» ѕυѕкυηℓυкℓαяα нüкüм gιу∂ιк...
.•° .•° .•° .•°. ŞampiyonLuk YoLunda Omuz Omuza;
Güç VeRiR Size O KutsaL FoRma!
GeRiye Düşsende,Sakın YıkıLma! And İçtik Bu sene de İki Kupaya!
OnLaRa İnanıyoRuz ve GüveniyoRuz! UltrAslan | 
18.07.2008, 09:26
| | | Yolcunun Şehri Kayıp :) (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 24.01.2008 Nerden: İzmir
Mesajlar: 4.721
Teşekkür etti: 16.297
Teşekkür aldı: 3.795 konuda 10.409 kere
|
Olay sözler TBMM'de
CHP Grup Başkanvekili, İzmir Milletvekili Kemal Anadol, Tuncay Güney'in 32. Gün programında ''Ergenekon soruşturmasına'' yönelik yaptığı açıklamaları TBMM gündemine getirdi.
Anadol, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına sunduğu soru önergesinde, Güney'in, 32. Gün programında, bir siyasi parti lideri ile bir emekli orgeneralin Ergenekon soruşturması kapsamında polis tarafından alınan ifadelerinin orijinal metnini gösterdiğini ifade etti.
Tuncay Güney'in, bu ifadelerin Yeni Şafak Gazetesi İstihbarat Bölüm Şefi Şaban Arslan ve istihbarat birimlerince gönderildiğini iddia ettiğini kaydeden Anadol, Ergenekon soruşturmasına ilişkin bilgileri sızdıranlar hakkında bugüne kadar girişimde bulunulmadığını öne sürdü.
Güney'e ifadeleri elektronik posta yoluyla gönderenlerin kim olduğunun tespit edilebileceğini belirten Anadol, şu soruların yanıtlanmasını istedi: ''Tuncay Güney'in açıklamaları hakkında ne gibi işlemler yapılmıştır?
Ergenekon soruşturması kapsamında poliste verilen ifadeler, Yeni Şafak Gazetesine kim ya da kimler tarafından servis edilmiştir? Güney'in elektronik postalarının Türk istihbarat birimlerince izlendiği doğru mudur? Eğer doğru ise Tuncay Güney'e soruşturmanın içeriği kimler tarafından gönderilmiştir?
Böyle bir izleme yok ise ifadelerin Güney'in elektronik posta adresine kimler tarafından ve hangi adreslerden gönderildiği tespit edilecek midir?''
--- YÖK, 21 rektör için toplandı
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Genel Kurulu, 21 üniversitenin rektör adaylarını belirlemek üzere toplandı.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan başkanlığında bir araya gelen genel kurul üyeleri, 21 üniversite için üçer rektör adayı belirleyecek ve adaylar Cumhurbaşkanlığının onayına sunulacak.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, her üniversite için belirlenen üçer adaydan birini rektörlüğe atayacak.
--- 'Önemli gün' yarın belli olacak
Anayasa Mahkemesi heyeti, yarın yapacağı gündem toplantısının ardından AK Parti hakkında açılan kapatma davası için gün belirleyecek.
Yüksek Mahkeme heyeti, yarın saat 13.30'da toplanarak, bazı kanunların iptali ve yürürlüklerinin durdurulması istemiyle açılan 10 davada ilk ve esas incelemesini yapacak.
Raportör Osman Can'ın raporunu inceleyen Heyet, bu toplantının ardından AK Parti hakkında açılan kapatma davasıyla ilgili bir gün belirleyecek.
Üyeler, belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak.
AK Parti hakkındaki kapatma davasını, 11 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi Heyeti karara bağlayacak. Asıl üyelerden herhangi birinin bulunmaması veya emekliye ayrılması durumunda 4 yedek üyeden en kıdemlileri heyete katılacak.
Anayasa'ya göre bir siyasi partinin kapatılmasına karar verilebilmesi için nitelikli çoğunluğun oyu aranacak. Buna göre, kapatma kararı için Anayasa Mahkemesinin 11 asıl üyesinin en az 7'sinin oyu gerekecek.
Anayasa Mahkemesi Raportörü Osman Can, Yüksek Mahkeme'ye sunduğu raporunda, AK Parti'nin kapatılması istemiyle açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği görüşünü savunmuştu.
__________________ .°•. °•. °•. °•. ««BeNi kayBetmeYi Ba$aRaNı,
kaZanMak için asLa uĞra$mAm»» ѕυѕкυηℓυкℓαяα нüкüм gιу∂ιк...
.•° .•° .•° .•°. ŞampiyonLuk YoLunda Omuz Omuza;
Güç VeRiR Size O KutsaL FoRma!
GeRiye Düşsende,Sakın YıkıLma! And İçtik Bu sene de İki Kupaya!
OnLaRa İnanıyoRuz ve GüveniyoRuz! UltrAslan | 
21.07.2008, 12:53
| | | Yolcunun Şehri Kayıp :) (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 24.01.2008 Nerden: İzmir
Mesajlar: 4.721
Teşekkür etti: 16.297
Teşekkür aldı: 3.795 konuda 10.409 kere
|
'Köle Obama' editörü kovdurttu
Dünyanın birçok büyük şehrinde bedava dağıtılan tabloid Metro gazetesinin New York versiyonu, perşembe günü kapaktan yayınladığı haberiyle siyaset gündemine de yerleşmişti.
''Obama benim kölem''
Haberde, üzerinde "Obama benim kölem" yazılı tişört giyen bir genç kızın 4 siyahî genç kız tarafından sert bir şekilde saldırıya uğrayıp darp edildiği iddia ediliyordu. Ancak, haberin kaynağının tişörtü dizayn eden İsrailli dizayncı Apollo Braun olduğu ortaya çıktı. Braun'un her hangi bir isim vermemesi sonucunda çeşitli medya kaynaklarının yaptığı araştırmalar, saldırının, saldırgan siyahî kızların ve saldırıya uğrayan beyaz kızın hayal ürünü olduğunu ortaya çıkardı. ''Müslüman olduğu için sevmiyorum''
Metro gazetesinin 17 Temmuz tarihli sayısında olayı gerçekmiş gibi anlatan Braun, "Obama'yı sevmiyorum. Siyahî olmasından dolayı değil. Bu belki de tek sevdiğim tarafı. Müslüman olduğu için sevmiyorum" demişti. Metro'nun manşete taşıdığı hikayenin tamamen uydurma olduğunun ortaya çıkması, gazetenin editörünün koltuğuna mal oldu. New York Metro'nun yayın yönetmeni Mark Bulliet'in işine son verildi. Doğum gününe de davet etmemiş
Öte yandan Barack Obama'nın New Yorker dergisinin muhabirini uçağına almamasının, kasıtlı bir tepki olup olmadığı tartışılmaya devam ederken, New Yorker dergisinin Obama'nın 4 Ağustos'taki doğum günü partisine de davet edilmediği ortaya çıktı. Medya 'Obamacı' olacak
Obama ile bazı medya organları arasında bugünlerde esen soğuk rüzgarlara rağmen, Amerikalıların yarısı, medyanın yarışın kızışacağı sonbahar aylarında Obamacı olacağı görüşünde. Rasmussen Report tarafından yapılan kamuoyu araştırmasına göre Amerikalıların yüzde 49'u, medyanın Obama yanlısı tutum takınacağına inanıyor. Medyanın McCain yanlısı olacağına inananların oranı ise yüzde 14'te kaldı. Wikipedia benzetmesi
Medyanın her iki aday arasında bağımsız haber yaptığına inanan Amerikalıların oranı ise yüzde 24'e geriledi. "Halk artık gazetelere, gazetecilerin Wikipedia'ya bakmamızı istedikleri şekilde bakıyor" diye konuşan Rasmussen grubunun yönetim kurulu başkanı Scott Rasmussen, "Yani işe yarar bilgiler ama kaynağı mutlaka araştırılmalı" tespitinde bulunuyor.
--- Hesaplaşmadan olmaz
MAZLUMDER Ankara Şube Başkanı Ümit Mert, sorumluları hayatta olan ve etkileri hala devam eden 12 Eylül darbesi ve 28 Şubat müdahalesine yönelik ciddi bir yargılama süreci başlatılmadıkça darbe teşebbüslerinin her zaman varolmaya devam edeceğini söyledi.
Ortak Akıl Hareketi’nin 26 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştireceği ve MAZLUMDER’in de tam destek verdiği “Darbelere karşı 70 milyon adım” mitingi dolayısıyla bir açıklama yapan MAZLUMDER Ankara Şube Başkanı Ümit Mert, “Türkiye’ de bu gün yaşanan kriz, kendi toplumu ile kavgalı, tepeden inmeci, tek tipleştirici yönetim anlayışının eseridir” dedi. 12 Eylül ve 28 Şubat’la hesaplaşmadan olmaz
Mert, açıklamasında “Darbelerle dayatılan bu siyasal anlayış kendisini doğrudan anayasal zeminde güvence altına almıştır. Ne yazık ki bu güne kadar tamamı darbe dönemlerinin eseri olan hiçbir anayasa ile köklü bir hesaplaşma içerisine girilmemiş ve yeni bir anayasa için sivil siyasal bir irade ortaya konulamamıştır. Geçmişte yaşanan, en azından sorumluları hala hayatta olan ve etkileri hala devam eden 12 Eylül darbesi ve 28 Şubat müdahalesine yönelik ciddi bir yargılama süreci başlatılmadıkça darbe teşebbüsleri her zaman var olmaya devam edecektir. Son 30 yılın karanlıkta kalmış suikastları, faili meçhul ölüm olayları, gözaltında kayıpları su yüzüne çıkarılmadıkça Türkiye’de sivil siyasetin egemen olması sağlanamayacağı gibi toplumsal barışı tesis etmek de mümkün olmayacaktır” ifadelerini kullandı. Ankara mitingi için çağrı
İlki İstanbul’da yapılan ‘darbeye karşı 70 milyon adım yürüyüşü’nün ikincisini 26 Temmuz 2008 tarihinde Ankara’da gerçekleştireceklerini kaydeden Mert, darbelerin toplumun tüm kesimlerinin onurunu, özgürlüklerini, hayatını tehdit ettiğini düşündüklerini ve bu nedenle de herkesi darbelere karşı duyarlı olmaya, ortak tepki koymaya davet ettiklerini kaydetti. Mert, “Darbeciler yargılansın, darbe dönemlerinin karanlık olayları aydınlatılsın ve Türkiye darbe anayasalarından kurtarılsın” dedi.
--- Metroda İslami reklam çıldırttı
Amerika’nın New York kenti metrosundaki billboardlara İslam ile ilgili reklamların yerleştirilecek olması, tartışmalara yol açtı.
METROPOL ULAŞIM OTORİTESİ İLE ANLAŞTI
Kuzey Amerika İslam Toplumu, Ramazan ayı boyunca metrolarda İslam’la ilgili eğitici reklam panolarının bulunması konusunda Metropol Ulaşım Otoritesi ile anlaştı. 48 bin Amerikan Doları karşılığı New York kenti metrosuna asılacak olan reklamların Amerikalılara İslam hakkında doğru bilgi verme amacı taşıdığı bildirildi. RAMAZAN AYI VE 11 EYLÜL KUTLAMALARI
Kampanyanın başlayacağı Eylül ayı, aynı zamanda 2001’deki 11 Eylül saldırılarının 7. yıl dönümüne denk geliyor. Bu durum ise, en çok Amerikalı aşırı sağcı-ulusalcı politikacıları rahatsız etti. Cumhuriyetçi Parti’den Peter King, Metropol Ulaşım Otoritesi’ne çağrıda bulunarak, reklamların kesinlikle panolara konulmamasını istedi. CUMHURİYETÇİ KING’İN TEPKİSİ
King’in, “Bu reklamlar utanç verici. Çünkü reklamların yayınlanması, 11 Eylül olaylarının yedinci yıldönümü ile aynı zamanda yapılıyor. Metro, teröristlerin her zaman hedeflerinde düşündüğü bir yerdir” ifadelerini kullanması dikkat çekti.
__________________ .°•. °•. °•. °•. ««BeNi kayBetmeYi Ba$aRaNı,
kaZanMak için asLa uĞra$mAm»» ѕυѕкυηℓυкℓαяα нüкüм gιу∂ιк...
.•° .•° .•° .•°. ŞampiyonLuk YoLunda Omuz Omuza;
Güç VeRiR Size O KutsaL FoRma!
GeRiye Düşsende,Sakın YıkıLma! And İçtik Bu sene de İki Kupaya!
OnLaRa İnanıyoRuz ve GüveniyoRuz! UltrAslan | 
23.07.2008, 09:47
| |
ŞüHeDa isimli üye'ye teşekkür edenler
| | | Yolcunun Şehri Kayıp :) (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 24.01.2008 Nerden: İzmir
Mesajlar: 4.721
Teşekkür etti: 16.297
Teşekkür aldı: 3.795 konuda 10.409 kere
|
'AK Parti' yeni liderini seçti
Fas’ta İslami muhalefetin başını çeken Adalet ve Kalkınma Partisi, yeni genel başkanını seçti. Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan’ın da katıldığı Fas AK Parti Kongresi’nde Abdelilah Benkiran Parti’nin yeni genel başkanı seçildi.
ACİL ANAYASAL REFORM İSTEDİ
Genel Başkanlığa seçildikten sonra bir konuşma yapan Abdelilah Benkiran, Fas’ın çok acil bir şekilde anayasal reformlar gerçekleştirerek, yolsuzluk ve keyfi güç kullanımının önüne geçmesi gerektiğine vurgu yaparak, Kral Abdullah ile birlikte çalışarak, Fas’ın yönetici eliti olarak bilinen Mahkzen’in kötü politikalarının önüne geçmek istediklerini bildirdi. DİNİ PARTİ DEĞİL, DİNİ REFERANS ALAN SİYASİ PARTİ
Fas’taki elit yönetici sınıfının ayrıcalıklı davrandığını ve bunun da halka zarar verdiğini belirten Benkiran,Partisinin bir sonraki seçimlere şimdiden hazırlık yapacağını söyledi. Benkiran, daha çok ekonomik ve sosyal problemlerin çözümü için çalışacağını ifade ederek, “Biz dini referans alan bir siyasi partiyiz, dini parti değiliz” dedi.
Benkiran, görevi, Parti’nin beş yıldır başında bulunan Saad Eddine Osmani’den devraldı.
--- Kaddafi'nin intikamı ağır oldu
Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi, iki hizmetlisini ağır şekilde darp ettiği gerekçesiyle oğlu Hannibal Kaddafi’yi göz altına alan İsviçre’ye alışılmadık bir diplomatik saldırıyla karşılık verdi.
OĞLU VE GELİNİ, HİZMETLİLERİNİ DÖVMÜŞTÜ
Kaddafi’nin oğlu Hannibal Kaddafi (32), geçtiğimiz hafta eşiyle birlikte Cenevre’de bir otelde iki hizmetlilerini ağır şekilde dövdüğü gerekçesiyle göz altına alınmış, daha sonra da kefaretle serbest bırakılmıştı. DİPLOMATLARI KOVDU,VİZELERİ DURDURDU, İSVİÇRELİLERE GÖZALTI
Oğlu ve gelinin göz altına alınmasını hazmedemeyen Kaddafi, ülkesindeki İsviçrelilere ait yatırımları durdururken, İsviçreli diplomatları da Libya’dan attı. Kaddafi, bununla da kalmayarak, iki İsviçre vatandaşını göz altına aldırdı, Libya’nın İsviçre’deki Büyükelçisi’ni geri çağırdı, İsviçre vatandaşlarına vize verilmesini de yasaklattı. BÜYÜKELÇİLİĞİN ÖNÜNDE PROTESTO ORGANİZE ETTİ
Libya, tüm bunların yanı sıra İsviçre’ye yaptığı petrol sevkıyatını da durdurabileceği tehdidinde bulundu. Kaddafi, Tripoli’deki İsviçre Büyükelçiliği önünde de bir protesto eylemi organize etti. Protestocular, İsviçre Büyükelçiliği’ne yazdıkları mektupta, İsviçre’nin Libya’dan özür dilemesi talebinde bulundu.
Libya’nın İsviçre’ye yönelik bu alışık olmadık diplomatik saldırı karşısında İsviçre Hükümeti Tripoli’ye bir heyet göndererek, Libya’ya gerekli açıklama yapacak.
--- Korku imparatorları panikte
Sezer dönemindeki hukuksuz atamalara ses çıkarmayan ve üniversitelere korku imparatorluklarına çeviren yasakçı bazı rektörlerin YÖK listesinde Köşk’e çıkmaması saltanatlarının sonu olarak değerlendiriliyor. Haklarında kabarık yolsuzluk dosyası bulunan rektörlerin yargı tehdidi ise panik olarak nitelendiriliyor.
Birçoğu hakkında TBMM’de araştırma komisyonu kurulmasına ve sayısız iddialar bulunmasına rağmen yasakçı YÖK Başkanı Erdoğan Teziç döneminde soruşturma izni bile verilmeyen bazı rektörler, YÖK listesinde Köşk’e gidemeyince, “Mahkemeye başvuracağım” diyerek hukuku hatırladılar. Teziç yönetimindeki YÖK nasıl kalkan olmuştu
Bunların başında gelen isimlerden biri olan Gazi Üniversitesi Rektörü Kadri Yamaç, Teziç döneminde YÖK tarafından koruma kalkanına alınmıştı. İlaç çetesi ile işbirliği yaparak Bağ-Kur’u zarara uğratmakla suçlanan Yamaç, yargılanmasına YÖK tarafından izin verilmeyince rahat bir nefes almıştı. Gazi Üniversitesi’nde, sadece İletişim Fakültesi hakkında 28 suç duyurusu bulunuyor. Ancak savcılık dava açabilmek için Teziç döneminde YÖK’e başvurmuştu. Dönemin YÖK yönetimi buna izin vermemişti. Sonuç alınamayan takibatın yeniden başlaması gündeme geldi. Yamaç’ın listeye alınmamasını mahkemeye taşıyacağını söylemesi, hakkında açılacak soruşturmalar dizisi nedeniyle kapıldığı panik olarak görülüyor. Akademik çevreler: Yasakçılar panikte
Kadri yamaç’ın kendi atandığı dönemi hatırlaması gerektiği uyarısında bulunan akademik çevreler, Yamaç’ı listeye almamakla YÖK’ün iade-i itibar yaptığı görüşünde. Rektör eşlerinin de elenmesini yerinde bir karar olarak gören akademik çevreler, Yamaç ve onun gibi düşünenlerin üniversitelere büyük zarar verdiğini belirtiyor. Verilen zararların A.N.Sezer ve Erdoğan Teziç döneminde hesabının sorulmadığını hatırlatan akademik çevreler, Kadri Yamaç başta olmak üzere, bütün yasakçı rektörlerin yaptıklarının hesabını vereceğini, bu nedenle de paniğe kapıldıklarını dile getiriyor.
__________________ .°•. °•. °•. °•. ««BeNi kayBetmeYi Ba$aRaNı,
kaZanMak için asLa uĞra$mAm»» ѕυѕкυηℓυкℓαяα нüкüм gιу∂ιк...
.•° .•° .•° .•°. ŞampiyonLuk YoLunda Omuz Omuza;
Güç VeRiR Size O KutsaL FoRma!
GeRiye Düşsende,Sakın YıkıLma! And İçtik Bu sene de İki Kupaya!
OnLaRa İnanıyoRuz ve GüveniyoRuz! UltrAslan | 
24.07.2008, 14:50
| | | Yolcunun Şehri Kayıp :) (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 24.01.2008 Nerden: İzmir
Mesajlar: 4.721
Teşekkür etti: 16.297
Teşekkür aldı: 3.795 konuda 10.409 kere
|
Hürriyet, İP, Ulusal Kanal, Aydınlık el ele
Başta Doğu Perinçek olmak üzere yöneticilerinin büyük bir bölümü Ergenekon terör örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklanan İşçi Partisi ve Ulusal Kanal’ın, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’a yönelik saldırılarında Hürriyet gazetesini kılavuz olarak kullandıkları ortaya çıktı.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ı karalama kampanyası başlatan Aydınlık Dergisi’nin 7-13 Temmuz tarihli haftalık sayısında verdiği haberin kaynağı Aydın Doğan’ın gazetelerinden Hürriyet çıktı. ''Tarikatçılıkla suçlanan üye''
Hürriyet Gazetesi’nin 24 Şubat 1991 tarihli sayısında 18. sayfadan verdiği haberde Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç için, “Anayasa Mahkemesi'nin 'tarikatçı'lıkla suçlanan tartışmalı üyesi Haşim Kılıç'ın, 12 Eylül öncesinde İslam devrimi için silahlı mücadele veren bir grubun yayın organı olan Gölge dergisinin Ankara Temsilciliği'ni yaptığı belirlendi. Radikal İslamcı derginin 7. sayısının da Atatürk'e hakaret edildiği gerekçesiyle toplatıldığı öğrenildi. 1976 yılı içinde 10 sayı çıkarıldığı belirlenen derginin tüm sayılarında İslam devrimi için silahlı mücadele çağrısı yapılıyordu” şeklinde iddialara yer verilmişti.
İlk hedef: Haşim Kılıç
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, bazı parti yöneticileri, Ulusal Kanal’ın çok sayıda yöneticisinin Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanması üzerine harekete geçen Aydınlık Dergisi, Ulusal Kanal ve İşçi Partisi’nin internet sitesi, yargıya yönelik çamur kampanyası başlattı. Ulusalcıların hedefinde ise doğrudan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç vardı. İP'çilere Hürriyet'ten servis!
Ulusalcıların Haşim Kılıç’ı yıpratmak ve bu sayede ortalığı karıştırmak için kaynak arayışı da fazla sürmedi. Kılavuzları Hürriyet gazetesi, 1991 yılında birinci sayfadan giremediği, ancak 18. sayfasında bir köşeye sıkıştırarak verdiği bir haber Perinçek yandaşlarına adeta bayram ettirdi. Habere adeta saldırdılar
Aydınlık dergisi, Ulusal Kanal ve İşçi Partisi’nin internet sitesi, Hürriyet’in 24 Şubat 1991 tarihli sayısını ve bu sayıda yer alan Haşim Kılıç’a ilişkin haberi bulmakta zorlanmadı. Hürriyet’in birkaç satırlık haberine adeta saldıran Perinçek’in çevresi, günlerce katıldıkları kartel televizyonlarındaki canlı yayınlarda bu iddialarla Haşim Kılıç’a saldırdı. Haşim Kılıç’ı Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı ilan eden sözde ulusalcılar günlerce bu saldırılarını sürdürdü. İftiradan Tuncay Özkan da nemalandı
İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Hasan Basri Özbey’in, Hürriyet’in 1991 yılında ortaya attığı bir iddiayı yeniden günmede taşıyarak Haşim Kılıç’ı istifaya davet etmesine tam destek veren sözde ulusalcıların şahı Tuncay Özkan da, desteğini bizkaçkişilyiz isimli internet sitesinde gösterdi.
Habervaktim.com olarak, Hürriyet’in Haşim Kılıç’la ilgili iddialara yer verdiği, ancak 18. sayfasına sıkıştırdığı haberi yayınlıyoruz
--- Sahte çürük raporuna 177 yıl hapis!
Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesi, sanık Aytekin Demirdaş'ı, 71 sanıkla bağlantılı olarak ''askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçuna iştirak''ten toplam 177 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı.
Hava Kuvvetleri Lojistik Komutanlığı'ndaki spor salonunda kurulan mahkemede görülen davanın bugünkü duruşmasına, tutuklu sanıklar ile tutuksuz yargılanan bazı sanıklar ve avukatları katıldı.
Son sözleri sorulan sanıklar, daha önce verdikleri ifadeleri tekrarladıklarını belirterek, takdiri mahkemeye bıraktıklarını söyledi.
Mahkeme, sanık Aytekin Demirdaş'ın, 71 sanığa, askerliğe elverişli olmadıklarına dair sahte ön rapor düzenlemek suretiyle üzerine atılı ''askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçuna iştirak'' suçunu işlediği sübuta erdiğinden, Askeri Ceza Kanunu'nun (ACK) 81/2. maddesi uyarınca her bir sanık ile bağlantılı olarak 2 yıl 6 ay hapis cezası olmak üzere toplam 177 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Demirdaş hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 Sayılı CMK'nın 231. maddesinin 5 ila 14. fıkralarının uygulanması yönündeki talebin, sanık hakkında tertip olunan ceza miktarının iki yıldan fazla olması nedeniyle reddini kararlaştıran mahkeme, Aytekin Demirdaş'ın, Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılmasına karar verdi.
Demirdaş ve avukatının, ACK'nın 81/2. maddesindeki ''Az vahim hal'' cümlesinin uygulanması taleplerinin de reddine karar verildi.
Sanık Levent Özcan, 40 sanıkla bağlantılı olarak ''askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçuna iştirak'' suçundan toplam 100 yıl hapis cezasına çaptırıldı.
Sanık Süleyman Eke de aynı suçtan 37 sanık ile bağlantılı olarak toplam 74 yıl hapis cezası aldı.
''Askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçuna iştirak'' suçundan yargılan sanıklardan Mehmet Özkaplan 20 yıl, Remazan Özdemir 6 yıl, Mehmet Ali Özdemir 1 yıl, Beşgül Alçın (Dobada) 10 yıl, Orhan Doğanay 10 yıl, Bülent Atilla 10 yıl, İmdat Bozkurt 14 yıl, Muzaffer Yıldız 1 yıl, Yalçın Dursun 2 yıl, Muharrem Özsarı 2 yıl, Ayhan Eke 8 yıl, Veli Çırk 2 yıl, Abdulcebbar Akın 4 yıl, Kadir Soytürk 4 yıl, Turgut Gündüz 18 yıl, Sema Çavuşoğlu (Demiralan) 2 yıl, Salih Doğan İşlek 2 yıl, Gürbüz Altınel 4 yıl, Mehmet Özsoy 2 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Aynı suçtan yargılanan sanıklar Yüksel Şanlı ve İbrahim Ethem Eke'nin ise üzerlerine atılı suçlardan beraatlerine karar verildi.
Sanıklar Aytekin Demirdaş, Levent Özcan, Süleyman Eke, Mehmet Özkaplan, İmdat Bozkurt, Turgut Gündüz'ün tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme, sanıklar Bülent Atilla, Orhan Doğanay, Remazan Özdemir, Ayhan Eke ve Beşgül Alçın'ın (Dobada) ise tahliyelerine karar verdi.
--- Rice'ın kellesine ödül kondu!
Yeni Zelandalı üniversite öğrencileri, ülkelerini ziyaret edecek ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın başına protesto için 5 bin Yeni Zelanda doları (3 bin 715 Amerikan doları) para koydu.
Auckland Üniversitesi Öğrenci Derneği, Irak'ın işgali dolayısıyla protesto etmek istedikleri Rice'ı, ziyareti sırasında tutuklayana ödül verileceğini bildirdi.
Öğrenci derneği başkanı David Do, "Bu aslında sembolik bir protesto, kendisinin dışişleri bakanı olarak Irak'la ilgili tutumu ve terör şüphelilerine işkence edilmesine izin vermesinden dolayı yapılan bir protesto" dedi. Do, öğrencilerin bunun yanı sıra Cenevre sözleşmelerini ihlal ettiği gerekçesiyle Rice'ın tutuklanması için polise resmen başvurmayı planladıklarını da belirtti.
Rice'ın Avustralya ziyaretinden sonra bugün Yeni Zelanda'ya geçmesi bekleniyor.
__________________ .°•. °•. °•. °•. ««BeNi kayBetmeYi Ba$aRaNı,
kaZanMak için asLa uĞra$mAm»» ѕυѕкυηℓυкℓαяα нüкüм gιу∂ιк...
.•° .•° .•° .•°. ŞampiyonLuk YoLunda Omuz Omuza;
Güç VeRiR Size O KutsaL FoRma!
GeRiye Düşsende,Sakın YıkıLma! And İçtik Bu sene de İki Kupaya!
OnLaRa İnanıyoRuz ve GüveniyoRuz! UltrAslan | 
25.07.2008, 09:02
| | | Yolcunun Şehri Kayıp :) (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 24.01.2008 Nerden: İzmir
Mesajlar: 4.721
Teşekkür etti: 16.297
Teşekkür aldı: 3.795 konuda 10.409 kere
|
Kapatma davasında bile Ergenekon parmağı
''Ergenekon'' davasının iddianamesinde, ''Ergenekon terör örgütü''nün gerçekleştirmeyi planladığı eylemlere de yer verildi.
Yargıtay'ın krokisi, üyelerine suikast
İddianamede, İP Ankara Genel Merkez binasında yapılan aramada ele geçirilen CD'de, Yargıtay binasına ait kroki ve bilgilerin bulunduğu ifade edilerek, ''Bunların, Yargıtay'da görevli ve Ergenekon terör örgütüyle irtibatlı olan kişi ya da kişilerce hazırlandığı'', buradaki bilgilerden, ''Ergenekon terör örgütü''nün, Yargıtay Başkanlığında görevli üst düzey bir yöneticiye yönelik suikast hazırlığı yaptığının anlaşıldığı vurguladı.
Ordu'yu darbeye teşvik
''Ergenekon terör örgütünün, nihai amacına ulaşmak için ülkede darbe zemini oluşturmaya çalıştığı ve Türk Silahlı Kuvvetlerini darbe yapması yönünde teşvik ettiği'' ileri sürülen iddianamede, bu çerçevede darbe zemini oluşturmak için ülkede kaos ve çatışma ortamı oluşturacak eylemler gerçekleştirdiği kaydedildi. Cumhuriyet gazetesine bombalı saldırı
İddianamede, ''örgüt üyelerinin, bir dönem kamuoyunda ciddi tartışmalara sebebiyet veren türban konusuyla ilgili öncelikle örgütün kontrolünde olan Cumhuriyet gazetesinde türbanla ilgili ülkede gerginlik oluşmasına sebebiyet verecek karikatür çizdirdikleri, sonra da örgüt içerisinde bulunan suikast timlerine gazeteye bomba attırdıkları'' öne sürülerek, ''devamında da gazetede başyazarlık yapan ve örgütün üst düzey yöneticisi olan İlhan Selçuk'un söz konusu bombalama olaylarının sanki karikatür olayından rahatsız olan kesimlerce yapıldığı yönünde yazılar yazarak, ülkede gerginlik ve kutuplaşma oluşturmaya çalıştığı, böylelikle örgütün hedefleri doğrultusunda darbe için zemin oluşturulmaya çalışıldığı'' iddia edildi. Kanlı Danıştay saldırısı
''Cumhuriyet gazetesinin bombalanmasından hemen sonra, bu kez de aynı tetikçilere türbanla ilgili karar veren Danıştay Başkanlığındaki kurul üyelerine yönelik suikast yaptırıldığı, saldırıdan hemen sonra da örgütün kontrolünde olan medya organları vasıtasıyla söz konusu eylemler sanki türban kararından rahatsız olan kesimlerce yapılmış gibi kamuoyu oluşturularak, ülkede laik-antilaik kutuplaşması ve çatışma ortamı oluşturulmaya çalışıldığı'' savunulan iddianamede, böylelikle her iki olayla bir an evvel darbe zemini oluşmasının hedeflendiği, fakat emniyet güçlerinin yaptığı başarılı çalışmalarla faillerin yakalanmasıyla örgütün amacına ulaşamadığı vurgulandı. Kapatma davası için girişimler
İddianamede, ''Ergenekon terör örgütü üst düzey yöneticilerinin, AK Parti'ye kapatma davası açılması için ciddi girişimlerde bulundukları, ele geçirilen kroki ve kroki açılımındaki bilgilerden Yargıtay üst düzey görevlilerine suikast hazırlığı yapılacağı göz önünde bulundurulduğunda, tıpkı Danıştay olayında olduğu gibi örgütün öncelikle Yargıtay Başsavcılığını kapatma davası açması yönünde etkilemeye çalıştığı'' ileri sürülerek, sonraki süreçte de planlarını gerçekleştirmek amacıyla suikast için hür türlü planı yaptıkları anlatıldı. Büyükanıt'a suikast
İddianamede, İP Genel Merkezinde yapılan aramada bulunan çok sayıdaki CD'den birinde, Kara Kuvvetleri Komutanı olduğu dönemde Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın belirtilen tarihte İzmir ve Balıkesir illerine yapacağı ziyaretler sırasındaki koruma planının yer aldığının anlaşıldığı kaydedildi. NATO karargahının da krokisi var
Bu konunun sorulduğu Doğu Perinçek'in şüpheli cevapları, aynı yerden ele geçirilen Yargıtay krokileri ve İzmir NATO Karargahı krokileriyle birlikte değerlendirildiğinde, Orgeneral Büyükanıt'a yönelik kötü amaçlı eylem ve planlar yapılmış olabileceğinin düşünüldüğü belirtildi. Orhan Pamuk, Fehmi Koru, Ahmet Türk, Osman Baydemir ve Sebahat Tuncel de listede
İddianamede ayrıca, şüpheliler arasındaki telefon görüşmeleri ve ifade içeriklerinden, ''Ergenekon terör örgütü''nün Kuvayı Milliye Derneğindeki yapılanmasının, Orhan Pamuk, Fehmi Koru, Ahmet Türk, Osman Baydemir veya Sebahat Tuncel'in öldürülmesi konusunda plan yaptığının sabit olduğu ve gerçekleşmesi halinde terör eylemi niteliğinde bulunacağı öne sürüldü.
__________________ .°•. °•. °•. °•. ««BeNi kayBetmeYi Ba$aRaNı,
kaZanMak için asLa uĞra$mAm»» ѕυѕкυηℓυкℓαяα нüкüм gιу∂ιк...
.•° .•° .•° .•°. ŞampiyonLuk YoLunda Omuz Omuza;
Güç VeRiR Size O KutsaL FoRma!
GeRiye Düşsende,Sakın YıkıLma! And İçtik Bu sene de İki Kupaya!
OnLaRa İnanıyoRuz ve GüveniyoRuz! UltrAslan | 
26.07.2008, 13:06
| |
ŞüHeDa isimli üye'ye teşekkür edenler
| | | Şeref Üyesi
Üyelik tarihi: 24.03.2008 Nerden: İstanbul
Mesajlar: 3.974
Teşekkür etti: 30.770
Teşekkür aldı: 3.448 konuda 10.507 kere
|
Ölü ve yaralılarla ilgili ilk bilgiler..
Güngören'de meydana gelen patlamaların ardından ölen ve yaralananların kimlikleri belli olmaya başlarken, vatandaşlar bayraklarla tepki gösterdi.
Güngören'i kana bulayan patlamaların ardından hastanelere kaldırılan yaralıların tedavileri devam ederken, ölen vatandaşların kimlikleri belli olmaya başladı. Fadime Başkum, Nacide Aydın'ın hayatlarını kaybettikleri öğrenildi.
Bakırköy Devlet Hastanesi'nde yaralıların olduğunu öğrenen yakınları, hastaneye akın etti. Hastaneye girmek isteyen yaralı yakınları, bir süre içeri alınmadı. Acılı vatandaşlar bir süre sonra, hastanede tedavileri devam eden yakınlarını görmek için içeri girdi. Terör saldırısının ardından bazı vatandaşlar, kan vermek için hastaneye geldi.
Öte yandan, patlamanın meydana geldiği bölgede oturan vatandaşların saldırıyı kınamak için evlerinin balkon ve pencerelerine Türk bayrakları astıkları gözlendi.
Hayatını kaybedenlerden isimleri belli olanlarlar: Yavuz Öztürk, Servet Asan Halit Öge, Abdullah Güler, Alim Makaracı, Murat Ağca (13) Fadima Başkan, Aleyna Çelik (4) Macide Aydın
İstanbul Valiliği Kriz Merkezi, Güngören'de meydana gelen patlamalarda 13 kişinin öldüğünü, 137 kişinin yaralandığını bildirdi.
Alınan bilgiye göre, İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılan Aleyna Çelik, Dursun Ali Aydemir ve Murat Ağca (
Olayda yaralananlardan ismi tespit edilen diğer kişiler ve bulundukları hastaneler ise şunlar:
Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi: Tahir Yıldırım, Uğur Kılıçarslan, Dilek Karahan, Neriman Güner, Hikmet Ali Erin, Remzi Tanrıkulu, Buse Hazarlı, Selma Koska, Nurten Süpürgeci, Bekir Demir, Erdi Kılıçsoy, Süleyman Çamur, Erdal Çelebi, Rahime Güneşgil, Sebiha Karınca, Ahmet Karınca, Sabriye Karınca, Vedat Karınca, Hayriye Yardım, Mehmet Turan, Başaran Üstünel, Yılmaz Erinç, Gülsüm Irazlı.
JFK Hospital İstanbul: Furkan Kuru, Enver Menekşeoğlu, Fikriye Çamlıbel.
Güngören Özel İlgi Hastanesi: Muhtar Gelve, Yasin İnceyılmaz, İbrahim Aykut, Gülşah Keçeci, Samet Algül, İrfan Fırat.
International Hospital: Bedir Onur Dağdeviren.
Güngören'deki Özel Kolan Hastanesi: Ramazan Kırıktaş, Selçuk Satil, Özcan Güneş.
Bağcılar Devlet Hastanesi: 4 yaralı var, 7 yaralı da tedavilerinin ardından taburcu edildi.
İstanbul Üniversitesi (İÜ) İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesinde açıklama yapan Prof. Dr. Cemalettin Ertekin, yaralılardan 3'ünün durumunun ağır olduğunu, kol ve bacaklarından yaralanan 3 kişinin ameliyata alındığını bildirdi.
Ertekin, 18 yaralının tedavisinin sürdüğünü, 8 yaralının da tedavileri tamamlanarak taburcu edildiğini ifade etti.
__________________ * “Tasavvuf, vakti, en değerli olan şeye sarfetmektir."
* "Tasavvuf, herkesin yükünü çekmek ve kimseye kendi yükünü çektirmemektir."
* "Tasavvuftan maksat, kendini zorlamadan her an Allahü teâlâyı hatırlamaktır."
* "İnsanın kıymeti; idrâkinin, bu yolun büyüklerinin hakikatlerini anladığı kadardır."
* "Belâlara sabretmek hatta şükretmek gerekir. Çünkü, Allahü teâlânın birbirinden acı belâları vardır." | 
28.07.2008, 05:32
| |
siyahsancaktar isimli üye'ye teşekkür edenler
| | Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:59 .
Powered by: vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 Bazaar Desings |