Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Tayfun Acarer, numara taşınabilirliğinin bu hafta işleme başlayacağını bildirdi.
Acarer, Telekomünikasyon Kurumu Mersin Bölge Müdürlüğü ile Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) işbirliğinde düzenlenen ''Bilgi Güvenliği, E-imza ve Mersin İl Merkezinin Elektromanyetik Kirliliği'' konulu konferansa katıldı.
Türkiye'deki bilgi ve iletişim sektöründeki gelişmeye değinen Acarer, numara taşınabilirliği sistemi ile ilgili yazılım ve donanım sürecinin tamamlandığını söyledi. Sistemin bu hafta Telekomünikasyon Kurumu'nda faaliyete gireceğini anlatan Acarer, şöyle devam etti:
''Numara taşınabilirliği, şu anda kullanılan mobil ve sabit numaraların karakterini değiştirmeden, başka bir operatöre geçmenin mümkün kılınması anlamına geliyor. Kısaca sistem sayesinde A operatöründen aynı numara ile B operatörüne geçilebilecek. Bu da uzun bir çalışma ve tartışmalar sonucu hayata geçti.
Konuyla ilgili operatörlerden biri ile mahkeme süreci halen devam ediyor. Hukuki süreçte, Danıştay oy birliğiyle Telekomünikasyon Kurumu lehinde karar verdi. Ancak, yine mevzuat gereği başlama tarihi örneğin 3 Mayıs ise 6 ay mobil operatörlere bir yıl da sabit operatörlere süre veriyoruz. Dolayısıyla 6 ay sonra mobil operatörlerde, bir sene sonra da Türk Telekom'da numara taşınabilirliği fiilen başlayacak.''
Yaptıkları çalışmalar hakkında da bilgi veren Acarer, 1 Ocak 2008 tarihinden itibaren gizli numaralar ile aranmanın engellendiğini anımsattı.
Gizli numaralar ile aranmanın özellikle kadın kullanıcılarda ciddi sıkıntılar yaratan bir konu olduğunu ifade eden Acarer, ''Bize en çok gelen taleplerden birisi de buydu. Bu konuda 3 operatörle yaklaşık 2 yıl süren çalışmalar neticesinde, cep telefonunda 2 veya 3 tuşun tuşlanması ile gizli aramalar önlenir hale geldi. Son derece basit bir yöntemle abone merkezlerine gitmeye gerek kalmadan sorun çözüldü. Bu kullanıcılar açısından son derece önemli bir konudur'' diye konuştu.
-SMS'DE TÜRKÇE KARAKTERLERİN KULLANILMASI-
Acarer, Türkçe karakterlerin uluslararası SMS alfabesinde yer almaması nedeniyle uzun bir süre tüketicilerin mağdur olduğunu söyledi.
Mağduriyetin önlenmesi amacıyla başlattıkları girişimler sonucunda ilgili sektör temsilcilerinin mobil operatörleri ile çalışma yaptığını vurgulayan Acarer, Türkçe olarak kabul edilen karakterlerin uluslararası SMS alfabesinde de kabul edilir hale gelmesinin sağlandığını kaydetti.
Bir diğer önemli konunun ise hizmet kalitesi olduğunu anlatan Acarer, şöyle devam etti:
''Telefon konuşmalarının aniden kesilmesinin önlenmesi veya aranan numaranın düşmemesi gibi yani mobil sistemlerde arama blokaj ve arama başarısızlık oranlarında yapılan iyileştirmeler oldu. Bununla ilgili özellikle son 1,5 yıl içinde GSM operatörleri ile ciddi çalışmalar yürüterek oldukça iyi bir noktaya geldik. Ancak, hizmet kalitesinin iyileştirilmesi sırasında yeni baz istasyonlarının tesisi ve kapsamının genişletilmesi çalışmaları halen devam ediyor.''
-KAYIT DIŞI CEP TELEFONLARI İLE MÜCADELE-
Acarer, halk arasında kaçak olarak tabir edilen kayıt dışı cep telefonları ile yaklaşık 2,5 yıldır mücadele ettiklerini, konuyla ilgili yasa çıktığında kayıt altında 18 milyon cep telefonun olduğunu, geçen sürede ise kayıtlı telefon sayısının 92 milyonu aştığını söyledi.
Cep telefonlarının bedelinin 150 dolardan hesaplanması halinde 13,5 milyar dolarlık bir ekonominin kayıt altına alındığını ifade eden Acarer, verdikleri mücadele ile kurallara uygun iş yapanların da önünün açıldığını belirtti.
Bu arada, 5,5 milyon makinenin de kara listeye alınarak kapatıldığına işaret eden Acarer, kapatma ve beyaz listeye dahil etme işleminin devam ettiğini kaydetti.
-MERSİN VALİSİ AKSOY-
Mersin Valisi Hüseyin Aksoy da, hızla gelişen teknolojiden gerek günlük yaşamda gerekse iş dünyasında her geçen gün biraz daha fazla yararlanma adına önemli çalışmalar yapıldığını söyledi.
Gelişen teknoloji karşısında Telekomünikasyon Kurumu önderliğinde ciddi çalışmalar yapıldığını ifade eden Aksoy, özellikle e-devlet ve elektronik imza projesinin ilerleyen süreçte tüm birim ve kurumlara yayılarak uygulamaya geçirileceğini vurguladı.
MTSO Başkan Yardımcısı Faik Burakgazi ise teknolojik gelişmelerin bir yandan yaşamı kolaylaştırırken, diğer yandan da bazı olumsuzluklara neden olduğunu söyledi.
Alışılagelen haberleşme şekillerinin yerini dijital haberleşmeye bıraktığını ifade eden Burakgazi, ''Dijital haberleşmenin yaygın kullanımı yaşamda köklü değişikliklere yol açan her yenilikte yaşanan bir takım sorunları da beraberinde getirdi. İletişim hukuku, bilgi güvenliğine bağlı olarak inkar edememe ve kimlik denetimi gibi pek çok alanda tartışılması gereken konuları ortaya çıkardı'' dedi.
Konferansa, Telekomünikasyon Kurumu Kurul Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Alkan, Mersin Üniversitesi (MEÜ) Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Halil Kumbur, E-Güven Şirketi Genel Müdürü Can Orhun, Mersin Vergi Dairesi Başkanvekili Fehmi Günaydın, MTSO Meclis Başkanı İbrahim Kiper ile çok sayıda davetli katıldı.
28 Nisan 2008, Pazartesi
__________________ ....Sevdalımsın iSTANBUL.....Mahşere kadar!
....Sen mavi bir sevdasın bende...iSTANBUL!
....Sonsuzluklarla dolusun,özlenensin!
....Ve hep beklenensin,ömrün sonuna kadar!
....Herşeyden çok istenilensin!
....Adın anılınca "ahh!" çekilensin!
....Sen bensin iSTANBUL,sadece BENSiN!
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), 71 taşınmaz için teklif alacak.
TMSF'den yapılan yazılı açıklamaya göre, muhammen bedelleri toplamı 19 milyon 734 bin 405 YTL olan 71 taşınmaz için 9 Mayıs 2008 Cuma gününe kadar teklif alınacak.
3 milyon 525 bin YTL bedelli İstanbul Yenibosna'da bulunan fabrika arsası ile Ankara Çankaya'daki 2 milyon 270 bin YTL muhammen bedelli oto yıkama tesisi teklif alınacak önemli gayrimenkuller arasında bulunurken, 1 milyon 730 bin YTL'lik İstanbul Üsküdar'daki dubleks villa, 1 milyon 228 bin YTL değerli Kayseri'deki kafeterya ve Denizli'de yer alan 1 milyon YTL muhammen bedele sahip arsa da satışa sunulacak taşınmazlar arasında yer alıyor.
İlgili teklifler, muhammen bedelin altında olmamak şartıyla 9 Mayıs Cuma günü mesai saati bitimine kadar verilebilecek.
Bu sürenin bitiminde, bir taşınmaza bir alıcı tarafından teklif verilmişse, onayın ardından teklif sahibine satış yapılacak. Bir gayrimenkule birden fazla alıcının teklif vermesi halinde ise kendilerine daha sonra bildirilecek olan tarih ve saatte katılımcılar arasında İstanbul'da açık artırma düzenlenecek.
28 Nisan 2008, Pazartesi
-----
Mercimek, kuraklık tehdidinde
Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Şanlıurfa Şube Başkanı Abdullah Melik, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde bu yıl başgösteren kuraklığın, Türkiye'de, başta kırmızı mercimek olmak üzere, buğday ve arpa üretiminde ciddi sorunlar doğuracağını ve üreticilerin yaşamını güçleştireceğini belirtti.
Melik, yaptığı yazılı açıklamada, tarımsal kuraklık konusunda geçen yıl yetkilileri uyardıklarını belirterek, bu yıl hububat hasadında ortaya çıkabilecek üretim eksikliği ve fiyat artışlarının önlenmesi konusunda önlem alınması gerektiğini savundu.
Yıllık yağış ve sıcaklık ortalamasının Güneydoğu Anadolu Bölgesi dışındaki birçok yerde normal seyrinde olduğuna işaret eden Melik, özellikle Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Batman, Gaziantep ve Kahramanmaraş'ta bu yıl yağış ortalamalarında önceki yıllara göre yaklaşık yüzde 70 gerileme tespit edildiğini kaydetti.
Risk altındaki bu illerde ürün vermeyeceği kesinleşen arazilerde tarlalara hayvan salımına başlandığına dikkati çeken Melik, yöre üreticisinin gelir olanaklarını sınırlayan bu durumun Türkiye'nin kırmızı mercimek üretiminde ciddi tehlikelere yol açacağını belirtti.
Türkiye'nin son 20 yılda baklagil ürünleri ekim alanlarının neredeyse yarısını kaybettiğini aktaran Melik, açıklamasında şu görüşleri dile getirdi:
''Baklagillerle kaplı alan 2 milyon hektardan, 1,2 milyon hektara gerilemiştir. Buna paralel olarak üretim miktarı da 2,2 milyon tondan, 1,6 milyon ton düzeyine düşmüştür. Geçen yıl ise bu rakam 1,3 milyon tona kadar gerilemiştir. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bu yıl başgösteren kuraklık, Türkiye'de başta kırmızı mercimek olmak üzere, buğday ve arpa üretiminde ciddi sorunlar doğuracak, üreticilerin yaşamını güçleştirecektir.''
-DİĞER BÖLGELERDE SORUN YOK-
Abdullah Melik, kuraklık nedeniyle Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde buğday ve arpa üretimi için öngörülen azalmanın, diğer bölgeler için söz konusu olmadığını belirtti.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi dışındaki bölgelerde geçen yıla göre daha iyi üretim koşullarının gerçekleştiğine işaret eden Melik, ''Türkiye buğdayda kendine yeter noktası olan 18,5 milyon tonluk üretimi bu yıl gerçekleştirilebilir'' dedi.
Arpa üretimindeki rekolte beklentisinin 8,5 milyon ton civarında olduğunu aktaran Melik, buna karşılık kırmızı mercimek üretiminin neredeyse yarı yarı azalarak 271 bin tona düşebileceğini kaydetti.
Melik, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaşanan kuraklığın tazmini için uygun önlemler geliştirilmesi ve üreticilerin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğini ifade etti.
28 Nisan 2008, Pazartesi
__________________ ....Sevdalımsın iSTANBUL.....Mahşere kadar!
....Sen mavi bir sevdasın bende...iSTANBUL!
....Sonsuzluklarla dolusun,özlenensin!
....Ve hep beklenensin,ömrün sonuna kadar!
....Herşeyden çok istenilensin!
....Adın anılınca "ahh!" çekilensin!
....Sen bensin iSTANBUL,sadece BENSiN!
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Ulusal 100 Endeksi haftanın ilk gününün birinci seansını Cuma günkü kapanışa göre 155 puan değer kazanarak 43.748 puandan kapattı.
Hisse senetleri ortalama yüzde 0.36 oranında değer kazandı.
28 Nisan 2008, Pazartesi
__________________ ....Sevdalımsın iSTANBUL.....Mahşere kadar!
....Sen mavi bir sevdasın bende...iSTANBUL!
....Sonsuzluklarla dolusun,özlenensin!
....Ve hep beklenensin,ömrün sonuna kadar!
....Herşeyden çok istenilensin!
....Adın anılınca "ahh!" çekilensin!
....Sen bensin iSTANBUL,sadece BENSiN!
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 1 Mayıs kutlamalarıyla ilgili olarak Türk-İş, DİSK ve KESK genel başkanlarını kabul etti.
Erdoğan, TBMM'deki makamında, Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu, DİSK Genel Başkanı Süleyman çelebi ve KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul ile saat 10.45'de bir araya geldi.
Basına kapalı olarak yapılan görüşmeye, çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk çelik de katıldı.
Bu arada, sendika temsilcilerinin bugün İstanbul'da yapacakları basın toplantısının ileri bir tarihe ertelendiği öğrenildi.
2008-04-29 11:06:58
__________________ ....Sevdalımsın iSTANBUL.....Mahşere kadar!
....Sen mavi bir sevdasın bende...iSTANBUL!
....Sonsuzluklarla dolusun,özlenensin!
....Ve hep beklenensin,ömrün sonuna kadar!
....Herşeyden çok istenilensin!
....Adın anılınca "ahh!" çekilensin!
....Sen bensin iSTANBUL,sadece BENSiN!
5. Hudut Alay Komutanlığı'na bağlı birlikler, Türkiye-İran sınırında devriye görevini yerine getirirken, görev dönüşü bir asker mayına basarak şehit oldu.
Şehit asker için yarın 5. Hudut Alay Komutanlığı'nda tören düzenleneceği bildirildi.
(AA)
2008-04-29 15:42:42
__________________ ....Sevdalımsın iSTANBUL.....Mahşere kadar!
....Sen mavi bir sevdasın bende...iSTANBUL!
....Sonsuzluklarla dolusun,özlenensin!
....Ve hep beklenensin,ömrün sonuna kadar!
....Herşeyden çok istenilensin!
....Adın anılınca "ahh!" çekilensin!
....Sen bensin iSTANBUL,sadece BENSiN!
1 Mayıs olayları nedeniyle büyük zarar gördükleri için çoğu zaman kepenk kapatan esnaf bu kez, işçi temsilcilerine çağrıda bulundu. Peki 1 Mayıs yaklaştıkça tedirginliği de artan esnaf ne istedi?
Esnaf ve Sanatkarlar Derneği (ESDER) Genel Başkanı Mahmut çelikus, 1 Mayıs öncesi işçi temsilcilerine seslendi. İşçilerin yasaların kendilerine verdiği haklar çerçevesinde 1 Mayıs’ı kutlayacaklarını belirten çelikus, “Ancak ne yazık ki bazı provokatörler taşkınlıklar yaparak çevreye zarar veriyorlar. Esnaflarımız, provokatörler yüzünden büyük maddi zararlar görüyor” hatırlatmasında bulundu.
İŞ YERİNİ AçMIYORLAR YİNE DE BüYüK ZARAR GöRüYORLAR
1 Mayıs öncesi uyarılarda bulunan çelikus, işçilerin kendilerine verilen haklar çerçevesinde yapacakları eylemlerin bazı provokatörlerin olayları kışkırtması sonucu taşkınlıklarla sonuçlandığını hatırlattı. Provokatörlerin amacının ülkede kargaşa oluşturmak olduğunu söyleyen çelikus, “Türkiye’de huzur olmasını istemeyen bazı çevreler, özellikle bu tür bayramlarda devreye girerek ülkemizde kaos oluşturuyorlar. İnsanlarımızın yasalar çerçevesinde haklı taleplerini dile getirmek için yaptıkları eylemleri kışkırtarak çevreye zarar veriyorlar. Milyonlarca lira zarar oluyor. özellikle esnaf ve sanatkârlarımız o günlerde işyerlerini açamıyorlar. Yine de büyük zararlar görüyorlar. Dilerim bu defa kimse zarar görmez” diye konuştu.
İŞYERLERİNE VERİLEN ZARARLAR BüYüK
çevrenin zarar görmemesi için her türlü eylem, miting ve benzeri kutlamaların şehir dışında yapılması gerektiğini vurgulayan çelikus, “Esnaflarımız her türlü zarar görüyor. Ne cam kalıyor, ne çerçeve. Zaten piyasada işler iyiye gitmiyor. Esnaf ve sanatkârlarımız zor durumda. Bir de bu tür zararlar eklenince esnafın kepenk kapatmaktan başka çaresi kalmıyor” dedi. İşçilerin esnaflar için önemine de değinen çelikus, sözlerini şöyle sürdürdü: “Esnaf ve sanatkârlarımızın gelir kaynakları arasında işçi, memur, emekli ve çiftçi bulunuyor. Bu nedenle işçilerimizin haklı olan her mücadelesinde yanlarındayız.”
Engin Kaşdaş-habervaktim.com
2008-04-29 16:44:26
__________________ ....Sevdalımsın iSTANBUL.....Mahşere kadar!
....Sen mavi bir sevdasın bende...iSTANBUL!
....Sonsuzluklarla dolusun,özlenensin!
....Ve hep beklenensin,ömrün sonuna kadar!
....Herşeyden çok istenilensin!
....Adın anılınca "ahh!" çekilensin!
....Sen bensin iSTANBUL,sadece BENSiN!
'Ne yanlışa sahip çıkar, ne de komploya boyun eğeriz'
Vakit Gazetesi Yayın Kurulu, Hüseyin Üzmez olayı ile ilgili olarak yazılı bir basın açıklaması yaptı.
Gazetenin Yayın Kurulu'ndan yapılan açıklamada şöyle denildi:
Ne yanlışa sahip çıkar, ne de komploya boyun eğeriz!
26 Nisan’dan bu yana, Hüseyin Üzmez’in şahsında Vakit Gazetesi ve Vakit Gazetesi’nin şahsında tüm mütedeyyin insanları karalama maksatlı yayınlar herkesin malumudur.
Vakit Yayın Kurulu olarak, bu vesile ile şu hususları kamuoyuna duyurmayı bir borç bilmekteyiz.
Görsel ve yazılı medya, Hüseyin Üzmez üzerinden Vakit Gazetesi ve hatta tüm mütedeyyin insanları suçlayıcı yayınlara devam etmektedir.
Üzmez’in suçu henüz kesinlik kazanmamıştır... Buna rağmen, biz bu fiili tasvip etmediğimizi defalarca deklâre ettik... Böyle bir suç işlendiğinde; ölçümüz, Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (sav); “Hırsızlık yapan kızım Fatıma da olsa, elini keserim” şeklindeki ilkesidir. Eylem tasvip edilmediği müddetçe; “fail”in yakınlarının ve çalıştığı kurumun o eylemden sorumlu tutulması mümkün olamaz!..
Evrensel hukukta, “suçun şahsiliği” ilkesi esastır. “Fail” kim ise, “eylem” sebebiyle sadece o suçlanabilir ve o cezalandırılabilir.
Eylemin; Hüseyin Üzmez’e, “şahsi suç” olarak atfedilen bir “iddia” olduğu, Vakit Gazetesi ile hiçbir ilgisinin bulunmadığı ortadadır!.. Buna rağmen; ısrarla “Vakit Gazetesi”nin ve mütedeyyin insanların suçlanmaya kalkışılması, olayın “maksatlı” olduğu tezini güçlendirmektedir.
Şu ana kadar Hüseyin Üzmez aleyhine delil olarak küçük kızın karakol beyanlarından başka bir bilgi yoktur. Bu kız da; “adı kötüye çıkmış bir kadın”la dolaştığı için, olaydan iki gün önce babasından “dayak” yiyen ve bu sebeple karakolluk olan bir kızdır. Dolayısıyla o kızın beyanlarının ne derece sıhhatli olduğu şüphelidir.
Kaldı ki; adı geçen kızın, tutuklama sonrasında kendi öz babasına ve teyzesine, olayın gerçek olmadığını açıkladığı tarafımızca bilinmektedir.
Tüm bu süreç sonrasında, Hüseyin Üzmez hakkındaki iddiaların, tüm yönleriyle açıklığa kavuşmasını bekliyor, Vakit Gazetesi olarak da; alnımızın ak, başımızın dik olduğunu tekraren kamuoyuna duyuruyoruz..
Biz; duruşunu, güvenilirliğini tüm kamuoyu nezdinde ispat etmiş bir gazeteyiz.
Peki; Üzmez üzerinden Vakit Gazetesi’ne saldıranlara ne derece güvenilir?
Onlar; “porno” yayından kesinleşmiş mahkûmiyeti olan “sabıkalı bir patron”un, halen emrinde çalışan gazeteciler (!) değil midir?
Onlar; Etibank’ı hortumlayıp, bir şekilde kendilerini çete suçundan sıyırıp, bir başka patronun kontrolünde yayınlarına devam eden gazeteciler (!) değil midir?
Onlar; patronlarının “banka hortumu”na sessiz kalan, fakir fukaranın üzerine milyarlarca dolarlık borç yıkan, hatta patronları tutuklandıktan sonra bile, ona destek yazıları yazan, destek haberleri yapan gazeteciler (!) değil midir?
Onlar; TRT’yi dolandırma suçundan yargılanıp mahkûm olan, basın kartı hamili sözde gazeteciler değil midir?
Eşi dışında bir kadın ile yatak sahneleri internet sitelerinde halen yayında olan, üstelik o görüntülerdeki “sadistçe” fiilleri apaçık ortada iken, bu sadistleri ana haber bülteni sunması için büyük transfer bedelleri ile kanallarına getirenler, onlara program yaptıranlar kimdir?
Toplumun ahlâkını bozmak için özellikle sübvanse edilen; kağıt bedelinin bile altındaki bir fiyatla satılan ucuz gazetelerinde “Aldatan kadınlar” başlıkları ile tam sayfa “zina dizi yazıları” yapanlar kimdir?
Çıplak kadın fotoğraflarını “arka sayfa güzeli” adı altında pazarlayanlar kimdir?
Zina suç olmasın diye kampanya başlatıp, “hayvanlar gibi özgürce sevişmek” isteyenler kimlerdir?..
Devletin anayasal düzenini değiştirme suçundan gözaltına alınıp, 83 yaşında olması dolayısıyla, 15 günde bir imza verme şartı ile salıverilen ve bu suç sebebi ile yurtdışına çıkışı yasaklanan başyazarlarına, bu suçlamadan aklanmadan başköşelerini açanlar onlar değil midir?
Çete sanığı başyazarlarını; tebriklerle, kutlamalarla, alkışlarla göklere çıkaranlar onlar değil midir?
Bizim ölçümüz, “fasıklardan gelen habere itibar etmemek”tir. Bu ölçü gereğince; biz ortalığa saçılan haberlere ihtiyatla yaklaşacak ve olayın tamamen açıklığa kavuşmasını bekleyeceğiz.
“İddia”lardan bu yana HüseyinÜzmez’in tek bir yazısı bu gazetede yayınlanmamıştır.
Ama sadece Üzmez’i değil, onun üzerinden topyekûn bir camiayı suçlayanlar, “pornodan mahkûm olan patron”un emrinde, halen yazı yazmaya, gazetecilik (!) yapmaya devam etmektedirler.
İşte Vakit’in farkı budur.
Vakit; henüz netleşmiş bir durum olmamasına rağmen, Hüseyin Üzmez aklanıncaya kadar onun yazılarına ara vermiş ve suçu sabit görüldüğünde “yollarını ayıracağını” deklâre etmişken, onlar hortumcuların kontrolünde gazete çıkarmaya devam etmekte hiçbir beis görmemektedir.
Vakit, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da “inananların yüzakı” olma misyonunu sürdürecektir.
İnananların gören gözü, işiten kulağı, haykıran sesi olmaya devam edecektir.
Bomba koydurarak, kaleşnikofla taratarak, çete reisine iftira ettirerek, 28 Şubat sürecinde 400 polisle baskın yaptırarak susturulmak istenen sesimiz, Allah’ın izniyle bundan sonra da gür bir şekilde çıkmaya devam edecektir.
Hiç kimsenin yanlışına sahip çıkmayacak, ancak komplolara da boyun eğmeyeceğiz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
YAYIN KURULU
__________________ ....Sevdalımsın iSTANBUL.....Mahşere kadar!
....Sen mavi bir sevdasın bende...iSTANBUL!
....Sonsuzluklarla dolusun,özlenensin!
....Ve hep beklenensin,ömrün sonuna kadar!
....Herşeyden çok istenilensin!
....Adın anılınca "ahh!" çekilensin!
....Sen bensin iSTANBUL,sadece BENSiN!
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasını öngören anayasa değişikliğinin iptali istemiyle açılan davada, raportörün raporunu tamamlamasından sonra en kısa sürede görüşmek için gün belirleyeceğini açıkladı.
Kılıç, konuya ilişkin sorusu üzerine, bu davanın raporunu hazırlamak üzere görevlendirilen raportörün, aynı zamanda AK Parti'nin kapatılması istemiyle açılan davanın da raportörü olduğunu anımsattı. Kılıç, şunları kaydetti:
"Raportör, o davanın ilk inceleme raporunu hazırlamak için anayasa değişikliğine ilişkin rapor hazırlıklarına 10-15 gün ara verdi. Raportörün rahat ortamda çalışması lazım. Raporunu hazırlamaya devam ediyor. Rapor tamamlanmadan size görüşeceğimiz günle ilgili bir şey söyleyemem. Rapor tamamlandıktan sonra en kısa sürede görüşmek için gün belirleyeceğim."
Haşim Kılıç, bir soru üzerine, davanın görüşülmesinde herhangi bir gecikmenin söz konusu olmadığını belirterek, anayasa değişikliklerinin öncelikli görüşülecek davalar arasında yer aldığını vurguladı. CHP, başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasını öngören Anayasa'nın 10 ve 42. maddelerinin değiştiren kanunun "yok hükmünde sayılması", iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi'nde dava açmıştı.
2008-04-30 16:55:33
---
Erdoğan: ''Bu ısrarın arkasında iyi niyet görmüyoruz''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 1 Mayıs'ın kutlanmasını ve işçi bayramına dönüştürülmesini hiçbir zaman yanlış bulmadıklarını belirterek, ''Yeri konusunda, bu işe yaklaşımımız farklı olmuştur'' dedi.
Erdoğan, ''İstanbul'da, gidilir Taksim'de çelenk konulur ondan sonra Vatan Caddesi'nde veyahut da statlarda eğlenceler yapılır. Ama ısrarla, böyle bir şeyin arzu edilmesinin arkasında biz iyi niyet görmüyoruz. Bu konuda da üstelik bütün istihbari bilgileri, legal örgütlere, sendikalarımıza verilmiştir'' diye konuştu.
Erdoğan, Litvanya Başbakanı Gediminas Kirkilas ile ikili ve heyetler arası görüşmelerin ardından ortak açıklamalarda bulundular ve soruları yanıtladılar.
Bu ziyaretin, Başbakan düzeyinde gerçekleştirilen ilk resmi ziyaret olma önemi taşıdığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, ziyaretler vesilesiyle ikili ilişkileri ele alma fırsatı bulduklarını ve iki ülke arasındaki siyasi, ekonomik ilişkileri değerlendirdiklerini söyledi.
Sendikaların, 1 Mayıs'ı, Taksim'de kutlamalarına ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, şöyle konuştu:
''Bununla ilgili açıklamalarımızı arkadaşlarım yaptı, ben yaptım. Son olarak Çalışma Bakanım bir basın toplantısıyla yaklaşımımızı ortaya koydu. Yalnız ben bir hedef saptırmayı görüyorum. Onun için burada tekrar milletime duyurmak istiyorum. Bunu tüm işçi, memur kardeşlerime duyurmak istiyorum. Biz bugünün kutlanmasını, bugünün bir işçi bayramına adeta dönüştürülmesini hiçbir zaman yanlış bulmadık. Yeri konusunda, bizim biliyorsunuz, bu işe yaklaşımımız farklı olmuştur. O nedir? Geçen yıla kadar böyle bir şey hiç gündemde yokken bunun gündeme getirilerek ısrarla Taksim meydanında yapılması bizim buna olumsuz yaklaşımımızı gündeme getirmiştir.''
''Şu anda aklıselimin egemen olduğu bir hava. İşte duyduk ki, sendikalardan en çok üyeye sahip bir sendika 'biz sadece gidip çelengimizi bırakacağız ama katılmayacağız' dediler'' diyen Başbakan dün bazı sendika başkanlarıyla bir araya geldiğini anımsatarak, şunları söyledi:
''Sendika başkanlarına da söyledim, 'gelin bu işi farklı bir yere taşımayın. Orada temsili bir heyetle çelenginizi koyun. Ama gidin mitinginizi de kaç bin kişiyi toplayacaksanız toplayın, Kazlıçeşmeyi mi? Çağlayan'ı mı? Kadıköy'ü mü? Kartal'ı mı tercih edersiniz? Nereyi tercih ederseniz gelin orada yapın. Ama 'hayır' diyorlar. Enteresan olan da şu; 'Kaç bin kişi toplarsınız?' dedim. '30-35 bin kişi', 'Allah aşkına' dedim, 30-35 bin kişiyle basın toplantısı olur mu? 'Biz miting yapmayacağız' diyorlar, 'basın toplantısı yapacağız'. Yani 30-35 bin kişi ile bir basın toplantısı yapma fikrini sizler hiçbir zaman hukukla, kanunla alakalı görüyor musunuz? Bu, tam bir muvazaadır. Böyle bir şey olmaz. Bunu yarın başka şeyler takip eder. Bir basın toplantısı, işte bu tür yerlerde yapılır. Sembolik diyelim, ona da katlanalım. O da sembolik bir grupla yapılır. Ama kalkıp da olayı böyle 10-20-30 bin kişi dediğiniz zaman bunun adı basın toplantısı olmaz. Biz de bu işleri az çok biliyoruz.''
2008-04-30 15:38:55
__________________ ....Sevdalımsın iSTANBUL.....Mahşere kadar!
....Sen mavi bir sevdasın bende...iSTANBUL!
....Sonsuzluklarla dolusun,özlenensin!
....Ve hep beklenensin,ömrün sonuna kadar!
....Herşeyden çok istenilensin!
....Adın anılınca "ahh!" çekilensin!
....Sen bensin iSTANBUL,sadece BENSiN!
DİSK Başkanı Süleyman Çelebi, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, İstanbul Valisi Muammer Güler ve İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.
Taksim Meydanı'na yürümeyi iptal ettiklerini açıkladıktan sonra DİSK Genel Merkezi'nde bir basın açıklaması yaptı. İstanbul Valisi Muammer Güler'in yaptığı suç duyurusunun ardından savcılığın konuyla ilgili süreci başlattığını belirten Süleyman Çelebi, "Biz de İstanbul Valisi Muammer Güler, İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah hakkında suç duyurusunda bulunacağız." dedi. Polis tarafından kullanılan gaz bombalarını gösteren Çelebi, "Şu anda elimde tuttuğum bomba, modelini bilmiyorum herhalde daha fazla gaz çıkarıyormuş. Her 15 dakikada bir bu gaz bombalarından atıldı. Hastaneye bile atıldı." açıklamasını yaptı.
Polisin tutumu ile ilgili soru üzerine Süleyman Çelebi, polislerin de 14-15 saat çalışan insanlar olduğunu belirterek onların da amirlerinden aldıkları talimat gereği hareket ettiklerini belirtti. Çelebi, "Bu konuda bütün talimatlar birinci derece Vali Güler, Emniyet Müdürü Cerrah ve onların amirlerindendir. Burada elimizde olan bütün belgelerle Vali, Emniyet Müdürü ve içişleri Bakanı hakkında soruşturma açılması noktasında suç duyurusunda bulunacağız."dedi. Bugün DİSK binası içinde Avrupa Parlamentosu'ndan milletvekillerini de olduğunu söyleyen Çelebi, hükümetin bugün yaşananların hesabını Avrupa'da da vereceğini söyledi.
2008-05-01 16:01:26
__________________ ....Sevdalımsın iSTANBUL.....Mahşere kadar!
....Sen mavi bir sevdasın bende...iSTANBUL!
....Sonsuzluklarla dolusun,özlenensin!
....Ve hep beklenensin,ömrün sonuna kadar!
....Herşeyden çok istenilensin!
....Adın anılınca "ahh!" çekilensin!
....Sen bensin iSTANBUL,sadece BENSiN!
Suriyetel’i satın almak isteyen Turkcell'in, ABD tarafından uyarıldığı ve New York Borsası’nda da işlem gören Turkcell’e gözdağı verdiği bildirildi.
Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye’nin en büyük mobil telefon operatörü Turkcell’in Suriye’nin telefon operatörü Suriyetel’i satın almaması konusunda uyardı.
BEŞAR ESAD’IN KUZENİYüzde 69’u Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın kuzeni Rami Makhluf’un sahip olduğu Suriyetel için Turkcell’in 1 milyar dolar vermesi beklenirken, ABD Hazine Bakanlığı’ndan bir diplomat, Amerikalı yatırımcıların Turkcell’le işbirliği konusunu gözden geçirmelerini istedi.
TURKCELL’E DOLAYLI BASKI
Reuters haber ajansının bildirdiğine göre, Suriyeli iş adamı Rami Makhluf’un ABD’nin işbirliğini yasakladığı isimler arasında olduğu belirtilirken, Amerikalı yetkililerin Turkcell’li yetkililerle dolaylı yoldan iletişim kurduğu ve Suriyetel’in satın alım işlemlerini gözden geçirmelerini istediği kaydedildi. ABD’li yetkililerin satın alım işleminin yasal sorunlarla karşılayabileceği uyarısında da bulunduğu ifade edilirken, gözlemciler ABD’nin bu tavrının tehdit olduğu görüşünü dile getiriyor.
TURKCELL: YASAL KISITLAMA YOK
Amerikan vatandaşlarının Makhluf ile işbirliği yapmalarını yasaklayan ABD, Turkcell’in Suriyetel’i satın alarak Amerikan ortaklarının da Makhluf ile dolaylı iş yapacağını düşünüyor.
Öte yandan Turkcell’in Suriyetel’i satın alma işlemlerinin ABD tarafından geciktirildiği belirtildi. Konuyla ilgili olarak bir açıklama yapan Turkcell ise, Turkcell’in Türkiye merkezli bir şirket olduğunu ve Suriyetel’i satın almak için herhangi bir yasal kısıtlama bulunmadığını bildirdi.
Açıklamada, şirketin Suriyetel'i satın alma girişimlerinden vazgeçmediği belirtilirken, ABD'nin resmi olarak herhangi bir baskı uygulamadığı ifade edildi. İsminin verilmesini istemeyen bir Turkcell yetkilisi de, Suriyetel ile ilgili görüşmelerin halen devam ettiğini kaydetti.
(habervaktim.com– Dış Haberler)
2008-05-01 14:48:01
__________________ ....Sevdalımsın iSTANBUL.....Mahşere kadar!
....Sen mavi bir sevdasın bende...iSTANBUL!
....Sonsuzluklarla dolusun,özlenensin!
....Ve hep beklenensin,ömrün sonuna kadar!
....Herşeyden çok istenilensin!
....Adın anılınca "ahh!" çekilensin!
....Sen bensin iSTANBUL,sadece BENSiN!