Bayrak
4 Recep 1429
07 Temmuz 2008, Pazartesi
4 Recep 1429
07 Temmuz 2008, Pazartesi
Ayet
Ey iman edenler! Allah’tan korkun, herkes yarına ne hazırladığına baksın.
Haşir-18
hadis
Allah’ım! Recep ve Şâbânı hakkımızda mübarek kıl, bizi Ramazan’a kavuştur.
Müsned

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 30 (3 Kayıtlı ve 27 Misafir) bulunmaktadır.

Online  DuaLar, gul555, sara


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee



Hak-dilaram » GENEL » Haber ve Siyaset » Lübnan’a asker göndermek


Cevapla
 
Seçenekler
FIRAT
Gast
 
Mesajlar: n/a

 
Lübnan’a asker göndermek

Lübnan’a asker göndermek


Lübnan’da 14 Ağustos günü yürürlüğe giren ateşkesi koruma görevini üstlenecek olan BM askerlerine Türk askerleri de katılsın mı?

Türkiye’nin Ortadoğu vizyonu, bu soruya yekten evet veya hayır cevabını vermemizi mümkün kılacak kadar berrak değil. Bir yanda ABD’nin “Büyük Ortadoğu Projesi”ne bağlılık sözü var, öbür yanda HAMAS ve Hizbullah’a yapılan jestler. Bir yanda emperyalizme uşaklığı “realpolitik”le tevil eden anlayış var, öbür yanda “dış politikada yeni açılım” gayretleri. Lübnan’a gönderilmek istenen Türk askerlerinin hangi ‘eğilim’e hizmet edeceğini kestirmek güç. Diyelim ki hükümet, Osmanlı mirasına uygun bir misyon tasavvur ediyor; hükümetin tasavvurundaki misyonla yeni Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın tasavvurundaki misyon aynı olur mu, aynı olmazsa ne olur, onu da bilmiyoruz. Bildiğimiz şu: Türkiye’deki genel hava Hizbullah –yani emperyalist saldırganlığa karşı direniş hakkı / vazifesi- lehinde. Lübnan’la ilgili olarak alınacak her kararın bu havaya uygun olması lazım. Hükümet ve askeriye bu hususta tam bir mutabakata varmadan Lübnan’a asker göndermek aklın ucundan dahî geçirilmemeli. Aksi takdirde Türk devletinin Lübnan Hizbullah’ı, Lübnan halkının kahir ekseriyeti ve bütün Arap kamuoyunun yanı sıra kendi kamuoyu ile de karşı karşıya gelmesi riski doğar.

Kamuoyu, bebek katili İsrail’e diş biliyor ve Hizbullah’ın şanlı direnişini takdirle anıyor. Öte yandan Cumhurbaşkanı Sezer, Türk askerlerinin Lübnan’da “teröre karşı” kullanılmasına kategorik olarak karşı çıkıyor. Muhalefet partileri de, Türk askerlerinin Hizbullah savaşçılarıyla karşı karşıya gelmesi ihtimaline dikkat çekerek, Lübnan’dan uzak durulması gerektiğini savunuyorlar. Asker göndermeye çok istekli olan Ak Parti hükümeti de, Hizbullah’la çatışma riskini ortadan kaldırmadan harekete geçmeyeceği izlenimini veriyor. Hülasa: Türk siyaseti Lübnan’a asker gönderip göndermemeyi tartışıyor, ama Türk askerinin Hizbullah’a karşı kullanılmasını hiç tartışmasız ağız birliği ile reddediyor. Bu tablo ile iftihar edebiliriz.

İmdi; askerlerimizi Hizbullah’ı silahsızlandırmak gibi bir yükümlülük altına sokmadan, sadece Lübnan halkının gönlünü kazanmaya ve Türkiye’nin Arap âlemindeki saygınlığını arttırmaya yönelik hizmetlerde (imar faaliyetleri, sağlık yardımı vs) bulunmak üzere Lübnan’a göndermeye karar verdiğimizi farzedelim; askerlerimizin fitneye sürüklenip Hizbullah’la çatıştırılmayacağını garanti altına almamız mümkün müdür? Hizbullah kılıklı bir MOSSAD ajanının Türk askerlerine veya Türk askeri kılıklı bir MOSSAD ajanının Hizbullah’a saldırması ihtimalini kesin olarak bertaraf etmenin bir yolu var mıdır?

İsrail’in, Türkiye ile Hizbullah’ı (dolayısıyla Arap kamuoyunu) karşı karşıya getirmek için elinden geleni yapacağı muhakkak. “Türk istihbaratı İsrail’e Nasrallah’ın yerini bildirdi” haberi, İsrail kaynaklıydı. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün Hizbullah tarafından esir alınan İsrailli askerlerin aileleri ile görüştüğünü de İsrailliler duyurdu dünya kamuoyuna. Beli ki, İsrail, Türkiye’nin İslam dünyasındaki manevra alanını genişleten ‘1 Mart Karizması’nı çizmeye ve Türkiye’yi dünya Müslümanlarının gözünden düşürmeye fena halde azmetmiş durumda. Türk askerinin Lübnan’daki varlığı bu azmi kamçılayacaktır. Gerek hükümetin gerekse askeriyenin “İsrail provokasyonu” tehlikesini göz ardı etmediğini duyuyor ve seviniyoruz, ancak, tehlikeyi fark etmek yetmez, tehlikeye karşı mümkün olan bütün tedbirleri almak da lazım; Şeyh Nasrallah’ın açık seçik ve kesin desteği dahil.

Ateşkesin tarafları Hizbullah ve İsrail’dir. İsrail’in onayı yetmez, Lübnan hükümetinin onayı ve Suriye hükümetinin ‘sıcak bakışı’ da yetmez, Türk askerlerinin Lübnan’a gönderilmesi için Hizbullah’ın onayı da mutlaka alınmalı. Dahası, Türk hükümeti ve genel kurmayı askerlerimizin hiçbir şart altında Hizbullah’la karşı karşıya gelmeyeceğini, Hizbullah da hiçbir şart altında Türk askerleri ile karşı karşıya gelmeyeceğini dünya kamuoyuna ilan ederek muhtemel provokasyonları peşinen etkisiz hale getirmeli. Bu iş olacaksa böyle olsun, böyle olmayacaksa hiç olmasın.

Hakan Albayrak
eski 01.09.2006, 22:28  
Alıntı ile Cevapla   #1
Şeref Üyesi
 
boun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Nerden: istanbul
Mesajlar: 747


 
Yarışma Puanı: 160
Teşekkür etti: 23
Teşekkür aldı: 164 konuda 343 kere
boun - AİM üzeri Mesaj gönder boun - MSN üzeri Mesaj gönder boun - YAHOO üzeri Mesaj gönder
herkese merhaba, bu yazının üzerine bi kaç çift söz etmeden geçemiyeceğim

şimdi Lübnan'na asker gönderilmesi konusunda Sayın Abdullah Gül ve ordumuzun kesin hükmü: hiç bir şekilde lübnan'da Türk askerinin hizbullahı temizlemek gibi bi görevi olmayacağı; ve sadece barışı sağlamak... ha bu yolda da tabiki muhalifler adı üzerinde karşıtlıklarını şiddetli bi şekilde dile getirecekler...sayın Erdoğan dediki; burnumuzun dibinde olan bir olaya seyirci kalmamız mümkün mü?

bence mümkün değil...şimdi efendim 1 mart tezkeresiyle karıştırılmamalı bence çünkü orada BM kararı yoktu ve bizde gitmedik ama tabi bi çok farklı karşıt görüş çıktı işte gidilseydi pkk biterdi veya gidilmemesi daha iyi oldu v.s.Türkiye kesinlikle savaşa değil, barışa gidiyor BM kararları dahilinde çünkü bu durum çok önemli bir fark; bizi bekleyen herhangi bir tehlike BM üyelerini de yani avrupayıda bağlar..yani sözün kısası o konuda rahatız; zaten başka türlü de gidemeyiz...

cumhurbaşkanı Sayın Sezer'e gelince... bu 1 mart tezkeresi ile çok farklı bir durum...yani o zaman söylemiş olduğu söz; türkiye Bm kararları dahilinde olmadan ırak'a asker gönderemez...bugunde aynı şeyi söylüyor ve gidemeyeceğini belirtiyor ama gözden kaçmayan bişey var sözlerindeki bu çelişki nedir!!!! ve Sayın Arınç'tan cevabını alıyor...


esenlikle kardeşlerim...
eski 01.09.2006, 22:49 boun isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #2
Üye
 
acohsny - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.08.2006
Mesajlar: 82


 
 
Teşekkür etti: 3
Teşekkür aldı: 18 konuda 35 kere
acohsny - MSN üzeri Mesaj gönder
Bismillah
Boun kardeş çok güzel özetlemişsin konuyu teşekkürler
evet 1 mart tezkesesi ile bunun arasında çok fark var.
Türk askerinin gitmesinden yanayım
Lübnanda gavur askeri bulunacağına Türk askerinin bulunması daha hayırlı olur..
__________________
İnsanlar saglam veya sakat,zengin veya fakir oluşlarından degil terbiyeli ve inançlı olmalarından sorumludur.

KALFAT KASABASI
eski 02.09.2006, 21:41 acohsny isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #3
Şeref Üyesi
 
boun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Nerden: istanbul
Mesajlar: 747


 
Yarışma Puanı: 160
Teşekkür etti: 23
Teşekkür aldı: 164 konuda 343 kere
boun - AİM üzeri Mesaj gönder boun - MSN üzeri Mesaj gönder boun - YAHOO üzeri Mesaj gönder
acohsny´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bismillah
Boun kardeş çok güzel özetlemişsin konuyu teşekkürler
evet 1 mart tezkesesi ile bunun arasında çok fark var.
Türk askerinin gitmesinden yanayım
Lübnanda gavur askeri bulunacağına Türk askerinin bulunması daha hayırlı olur..
şükürler ve hamdler Rabbimedir...Bize ABD uşağı diyenler; 1 marttan sonra neden demedi!!!
uşak olsak ABD Irak'ta bu kadar sorun çeker miydi? 1300 ABD , bilmem kaç tane ingiliz askeri ölür müydü?

Ama gitmedik? peki neden; tabiki ateş ortasına giremezdik...Zaten BM'de girmedi!!!ama burda öyle bir durum yok...Ama herzaman ülkemize ve müslümanlara dua ediyoruz; Allah istediklerimizi hakkımızda hayırlı bir şekilde nasip eylesin(Amin!!!)

esenlikle...
eski 02.09.2006, 23:27 boun isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #4
Cevapla



Yer imleri
Seçenekler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar son Mesaj
Lübnan Mektubu Ummu Seleme Serbest Kürsü 8 14.09.2006 14:38
Vak’anüvis Abdurrahman Şeref Bey’in Kaleminden Ii.abdülhamit!!! boun Türk Tarihi 4 12.09.2006 18:52
Beraatımızı ihsan edip bizleri kıyamete kadar Kur’an’a hadim eyle Ya Rabbi! acohsny Yakarış / Dua 4 07.09.2006 16:37
Lübnan Tezkeresi Meclis'ten geçti boun Haber ve Siyaset 4 05.09.2006 22:20
Sezer’in ‘büyük ülkeleri’ni bilen var mı? imam_hatip_li Haber ve Siyaset 0 27.08.2006 18:22



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:16 .