| | Üye
Üyelik tarihi: 12.02.2007
Mesajlar: 39
Teşekkür etti: 55
Teşekkür aldı: 33 konuda 111 kere
| monaroza´isimli üyeden Alıntı onrat33, nerelerdeydin
Çok uzun zaman oldu yoktun  Hoşgeldin  Allah razı olsun. | 
15.10.2007, 09:22
| |
onrat33 isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
| | | Üye
Üyelik tarihi: 12.02.2007
Mesajlar: 39
Teşekkür etti: 55
Teşekkür aldı: 33 konuda 111 kere
| 65. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Allah Teâlâ kıskanır. Allah’ın kıskanması, haram kıldığı şeyi kulun işlemesindendir. Buhârî, Nikâh 107; Müslim, Tevbe 36. Ayrıca bk. Tirmizî, Radâ 4 Hadisten Öğrendiklerimiz 1. Allah Teâlâ koyduğu sınırları, mü’minleri korumak için koymuştur. Bu sebeple de sınırların çiğnenmesine razı değildir. 2. Haramları işlemek, Allah’ın gazabına uğramaya sebeptir. 3. Murâkabe bilincinin canlı tutulması, müslümanı haramları işlemekten ve sonuçta ceza görmekten alıkor. | 
16.10.2007, 10:22
| |
onrat33 isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | | yaver
Üyelik tarihi: 01.07.2007
Mesajlar: 413
Teşekkür etti: 122
Teşekkür aldı: 321 konuda 1.042 kere
| Ebu Saîd el-Hudrî (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "İki haslet vardır ki bir mü'minde asla beraber bulunmazlar: Cimrilik ve kötü ahlâk." | 
16.10.2007, 15:23
| |
agbi isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | | Üye
Üyelik tarihi: 12.02.2007
Mesajlar: 39
Teşekkür etti: 55
Teşekkür aldı: 33 konuda 111 kere
| 67. Ebû Ya’lâ Şeddâd İbni Evs radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır. Âciz kişi de, nefsini duygularına tâbi kılan ve Allah’tan dileklerde bulunup duran (bunu yeterli gören) dır” Tirmizî, Kıyâmet 25. Ayrıca bk. İbni Mace, Zühd 31 Hadisten Öğrendiklerimiz 1. Akıllılık ve ileri görüşlülük, davranışlardan belli olur. 2. Akıllı-akılsız tesbiti ve tarifi, dünya ve âhireti algılama ve değerlendirme, dünyada iken âhirete hazırlanma durumuna göre yapılır. İddialara veya temennîlere göre değil. 3. Allah Teâlâ’nın “gazabını aşkın rahmeti”nden yararlanabilmek için, iman ve İslâm çerçevesinde kendine düşeni yapma gayreti içinde bulunmak gerekir. Zira, “Allah’ın rahmeti, iyilik edenlere yakındır” [Â’raf sûresi (7), 56]. 4. Nefsi her zaman denetleyip hesaba çekmek gerekir. 5. Allah amellere sevap verir, amelsiz temennilere değil. | 
18.10.2007, 10:32
| |
onrat33 isimli üye'ye teşekkür edenler
| | | Üye
Üyelik tarihi: 12.02.2007
Mesajlar: 39
Teşekkür etti: 55
Teşekkür aldı: 33 konuda 111 kere
| 68. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kendisini (doğrudan) ilgilendirmeyen şeyi terketmesi, kişinin iyi müslüman oluşundandır.” Tirmizî, Zühd 11. Ayrıca bk. İbni Mâce, Fiten 12 Hadisten Öğrendiklerimiz 1. Kendisini doğrudan ilgilendirmeyen söz ve işlerle meşgul olmamak, müslümanın iyi bir seçim bilincine sahip olduğuna ve imanının olgunluğuna işarettir. 2. İnsan, dünya ve âhireti için gerekli ve lüzumlu olan işlerle meşgul olmalıdır. 3. Mâlâyânîyi terk, sürekli ilâhî denetim altında bulunduğu şuurunun bir sonucudur. Murâkabe’nin en büyük pratik faydası budur. | 
19.10.2007, 12:55
| |
onrat33 isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
| | | Şeref Üyesi
Üyelik tarihi: 07.09.2007
Mesajlar: 843
Teşekkür etti: 2.912
Teşekkür aldı: 754 konuda 2.877 kere
| Ramûz El-Ehadis'den 504. Dua edenle amin diyen sevabta ortaktır.
Kuran okuyanla dinliyen sevabta ortaktır.
Hoca ile talebe de sevabta ortaktırlar.
Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) | 
21.10.2007, 12:10
| |
devr-i alem isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
| | | Üye
Üyelik tarihi: 12.02.2007
Mesajlar: 39
Teşekkür etti: 55
Teşekkür aldı: 33 konuda 111 kere
|
70. Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi: Bazı insanlar Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e: - Ey Allah’ın Resûlü! İnsanların en hayırlısı, şereflisi kimdir? dediler. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem: - “Allah’tan en çok korkanlarıdır” buyurdu. - Ey Allah’ın Resûlü! Biz bunu sormuyoruz, dediler. - “O halde, Allah’ın halîli (İbrâhim)’in oğlu, Allah’ın nebîsi (İs-hak)’ın oğlu, Allah’ın nebîsi (Yakub)’un oğlu, Allah’ın nebîsi Yusuf’tur” buyurdu. - Ey Allah’ın Resûlü, biz bunu da sormuyoruz, dediler. - “O halde siz benden Arap kabilelerini soruyorsunuz. (Bilin ki) Câhiliye döneminde hayırlı (şerefli) olanlar, şayet dînî hükümleri iyice hazmederlerse İslâmiyet devrinde de hayırlıdırlar” buyurdu. Buhârî, Enbiyâ 8, 14, 19, Menâkıb 1, Tefsîru sûre (12), 2; Müslim, Fezâil 168 Hadisten Öğrendiklerimiz 1. Allah korkusu her hayrın başı ve yegâne üstünlük ölçüsüdür. 2. Hz. Yusuf’un hayatı bir çok yönden en güzel örneklerle doludur. 3. Takvâ sahiplerinin dünyada şerefi, âhirette derecesi yüksektir. | 
25.10.2007, 08:55
| |
onrat33 isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | | Üye
Üyelik tarihi: 12.02.2007
Mesajlar: 39
Teşekkür etti: 55
Teşekkür aldı: 33 konuda 111 kere
| 71. Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Dünya tatlı, göz kamaştırıcı ve çekicidir. Allah onu sizin kullanmanıza verecek ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyaya aldanmaktan sakının. Kadınlara kapılmaktan korunun. Çünkü İsrailoğullarında ilk fitne kadınlar yüzünden çıkmıştır.” Müslim, Zikir 99. Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten 26; İbni Mâce,Fiten 19 Hadisten Öğrendiklerimiz 1. Geçmiş ümmetlerin başına gelenlerden ibret alınmalıdır. 2. Hanımlara karşı meşrû sınırlar çerçevesinde davranılmalıdır. 3. Dünyanın çarpıcılığına aldanmamalıdır. 4. Allah korkusu ve takvâ duygusu, ele geçen nimet ve imkânların devamı için de gereklidir. | 
26.10.2007, 09:03
| |
onrat33 isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
| | | محمد ديار بكري
Üyelik tarihi: 20.08.2007
Mesajlar: 1.869
Teşekkür etti: 4.184
Teşekkür aldı: 1.731 konuda 7.317 kere
|
Nevvâs İbni Sem’ân radıyallahu anh şöyle dedi:
Bir sabah Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem deccâlden uzun uzun bahsetti. Sonunda yorulup sesini alçalttı, sonra tekrar yüksek sesle konuştu. Biz onun anlatışına bakarak deccâlin Medine civarındaki hurmalıklara gelip dayandığını zannettik. Tekrar yanına gittiğimiz zaman üzüntümüzü anladı ve:
– “Hayrola, bu ne hal?” dedi. Biz de:
– Yâ Resûlallah! Sabahleyin deccâlden bahsettin. Kâh alçak sesle kâh yüksek sesle konuştuğun için, biz onun hurmalıklara gelip dayandığını sandık, dedik. Bunun üzerine şöyle buyurdu:
– “Sizin adınıza deccâlden başka şeylerden daha çok korkuyorum. Şayet deccâl ben aranızdayken çıkarsa, onun oyununu bozar, delillerini çürütürüm.
Eğer ben aranızdan ayrıldıktan sonra çıkarsa, artık herkes kendini ona karşı savunup korumalıdır. Zaten Allah Teâlâ mü’minleri onun kötülüklerinden koruyacaktır. Deccâl kıvırcık saçlı, patlak gözlü, (Câhiliye devrinde ölen) Abdüluzzâ İbni Katan’a benzeyen bir gençtir. Sizden onu gören Kehf sûresinin baş (ve son) tarafından onar âyet okusun. O Şam ile Irak arasındaki bir yerden çıkacak. Sağa sola her yana kötülüğünü yayacaktır. Ey Allah’ın kulları, imanınızı koruyup direnin!”
– Yâ Resûlallah! Deccâlin yeryüzünde kalma süresi ne kadardır? diye sorduk. Şöyle buyurdu:
– “Kırk gündür. Bir günü bir yıl kadar, bir başka günü bir ay kadar, bir diğer günü de bir hafta kadardır; geri kalan günleri ise sizin bildiğiniz günler gibidir.” Biz:
– Yâ Resûlallah! Bir yıl kadar olan günde, kılacağımız bir günlük namaz kâfi gelecek mi? dedik.
– “Hayır, siz namaz vakitlerini ona göre takdir ve hesap ediniz” buyurdu. Biz:
– Yâ Resûlallah! Onun yeryüzündeki sürati ne kadardır? diye sorduk. Şöyle buyurdu:
– “Rüzgârın sürüklediği bulut gibi insanların yanından geçer, ilâh olduğunu söyleyerek kendisine iman etmelerini ister, onlar da iman ederler. Göğe yağmur yağdırmasını emreder, yağmur yağar; yere bitki bitirmesini emreder, otlar, çayırlar biter; insanların yayılmaya gönderdikleri hayvanları daha gösterişli ve semiz, sütleri daha bol olarak döner. Daha sonra başka insanların yanına gelerek onları kendine inanmaya davet eder; fakat onlar kendisine inanmayıp teklifini geri çevirirler; deccâl de yanlarından ayrılıp gider; lakin sabahleyin suları çekilip çayır çimenleri kurur, hayvanları da helâk olur.
Deccâl bir örene uğrayıp ‘Definelerini ortaya çıkar!’ der, o harâbedeki defineler arıbeyinin peşinden giden arılar gibi deccâlin arkasından gider. Sonra deccâl babayiğit bir genci yanına çağırıp onu kılıcıyla ikiye biçer; vücudunun her parçası bir yana düşer; ardından ona seslenir. Delikanlı gülümseyen bir çehreyle ona doğru gelir. Deccâl böyle işler yaparken Allah Teâlâ Mesîh İbni Meryem sallallahu aleyhi ve sellem’i gönderir. Mesîh, boyanmış iki elbise içinde, ellerini iki meleğin kanatları üzerine koyarak Dımaşk’ın doğusundaki Akminare’nin yanına iner. Mesih parıldayan yüzüyle başını yere eğince saçlarından terler damlar, başını kaldırınca inci gibi nûrânî damlalar dökülür. Onun nefesini koklayan kâfir derhal ölür. Nefesi baktığı yere ânında ulaşır. Mesih deccâlin peşine düşer, onu (Kudüs yakınındaki) Bâbülüd’de yakalayıp öldürür. Sonra Îsâ sallallahu aleyhi ve sellem, Allah Teâlâ’nın kendilerini deccâlin şerrinden koruduğu birtakım insanların yanına gelir, onların yüzlerini okşayarak deccâl fitnesinin sona erdiğini söyler ve kendilerine cennetteki yüksek derecelerini haber verir. Bu sırada Allah Teâlâ Îsâ sallallahu aleyhi ve sellem’e vahyederek “Kimsenin öldüremeyeceği kullar yarattım; diğer kullarımı toplayıp Tûr’a götür” buyurur. Allah Teâlâ Ye’cûc ve Me’cûc’ü yeryüzüne gönderir. Onlar tepelerden süratle inip giderler; öncüleri Taberiye gölüne varıp gölün bütün suyunu içer.
Arkadan gelenler oraya vardıklarında, “Bir zamanlar burada çok su varmış” derler. Îsâ sallallahu aleyhi ve sellem ile yanında bulunan mü’minler Tûr dağında mahsur kalırlar. Onlardan her biri için bir öküz başı, sizin bugünkü paranızla yüz altından daha kıymetli olur. Îsâ sallallahu aleyhi ve sellem ile yanındaki mü’minler bu belâdan kendilerini kurtarması için Allah Teâlâ’ya yalvarırlar. Allah Teâlâ da Ye’cûc ve Me’cûc’ün enselerine kurtçuklar musallat eder; hepsi bir anda ölüp gider. Ardından Îsâ sallallahu aleyhi ve sellem ile mü’minler Tûr dağından inerler. Ye’cûc ve Me’cûc’ün kokmuş cesetlerinin olmadığı bir karış yer bulamazlar. Îsâ sallallahu aleyhi ve sellem ile yanındaki mü’minler bu belâdan da kendilerini kurtarması için Allah Teâlâ’ya yalvarırlar.
Allah Teâlâ deve boyunları gibi iri kuşlar gönderir; bu kuşlar onların kokmuş cesetlerini alarak Cenâb–ı Hakk’ın dilediği yere götürüp atarlar. Sonra Allah Teâlâ hiçbir evin ve çadırın engel olamayacağı bol bir yağmur gönderir; bu yağmur yeryüzünü ayna gibi pırıl pırıl temizler. Daha sonra yeryüzüne “Meyveni bitir, bereketini getir” diye emredilir. O gün bir grup insan tek bir nar ile doyar, kabuğuyla da gölgelenirler.
Yaylıma gönderilen hayvanların sütü de bereketlenir, bir devenin sütü kalabalık bir grubu, bir ineğin sütü bir kabileyi, bir koyunun sütü bir cemaati doyurur. Onlar böyle yaşayıp giderken Allah Teâlâ tatlı bir rüzgâr gönderir; bu rüzgâr onları koltuk altlarından sarmalayıp her mü’minin ve müslimin rûhunu alıp götürür. Yeryüzünde insanların en fenaları kalır; onlar eşekler gibi birbiriyle tepişip herkesin gözü önünde cinsel ilişkide bulunurlar ve kıyamet onların üzerine kopuverir.”[1]
* Deccal insanın dünya hayatında karşılaşacağı en büyük fitnedir. Müslüman imanı sayesinde onun şerrinden kurtulacaktır. Çok süratli yayılma gücü olan Deccali Hz. İsa öldürüp insanları ondan kurtaracaktır. Ye’cüc ve Me’cücün çıkıp yeryüzünün ifsad edilmesiyle yeryüzü bazı kurtçuklarla bunlardan temizlenip mü’minlerin ruhları kabzedilecek, kıyamet de kötü insanlar üzerine kopacaktır. [2]
[1] Riyazu's-salihin h.n.1812.Müslim, Fiten 110. Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten 59; İbni Mâce, Fiten 33.
[2] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 532. | 
27.10.2007, 19:56
| |
diyarbekrî isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
| | | محمد ديار بكري
Üyelik tarihi: 20.08.2007
Mesajlar: 1.869
Teşekkür etti: 4.184
Teşekkür aldı: 1.731 konuda 7.317 kere
| Cibril Hadisi Ömer İbni Hattab (radiyallahu anh)’den rivayet edildiğine göre kendisi söylemiş ki ; Biz Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yanında oturuyorduk.Elbisesi bembeyaz , saçı simsiyah bir zat aniden yanımıza geliverdi. Üzerinde yolculuk eseri görülmüyor ,bizden de hiç kimse kendisini tanımıyordu.Ömer (radiyallahu anh) demiş ki ;Bu yabancı zat , hemen Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yanına oturdu ve dizlerini onun dizlerine dayadı.Ellerinide uylukları üzerine koydu. Sonra dedi ki ;
-“Ya Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)! İslam nedir?” ,Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) ;
-“İslam, Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim , Allah’ın Resulu olduğuna şehadet etmek, namazı dostoğru kılmak, zekat vermek , Ramazan orucunu tutmak ve Kabe’yi hac etmektir.” Buyurdu. Soru soran zat ;
-“Doğru söyledin”, dedi. Ömer (radiyallahu anh) dedi ki ;
“Biz buna hayret ettik.(Çünkü) hem soruyor hem doğruluyordu.” Sonra bu zat ;
- Ya Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem) İman nedir? Dedi.Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)
-“İman,Allah’a , O’nun meleklerine, peygamberlerine, kitablarına, ahiret gününe ve kadere –hayrına ve şerrine inanmaktır.” Buyurdu.
Soru sahibi ;
-Doğru söyledin ,dedi. Ömer (radiyallahu anh) dedi ki ;
“Biz buna şaştık. (Zira) hem soruyor hem de tasdik ediyordu.”
Soru soran zat daha sonra ;
-“Ya Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem) İhsan nedir?”diye sordu. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) ;
-“(İhsan), Allah’a , Onu görüyorsun gibi ibadet etmendir.Çünkü gerçekten sen onu göremiyorsun da O, muhakkak seni görüyor.” Buyurdu.
Soru sahibi (bu defa) ;
- Kıyamet ne zaman (kopacak)? Dedi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) ;
-“Soru sorulan (adam) soru soran (kişi)den (bu hususta) daha bilgili değildir.” Buyurdu. O zat ;
- O halde kıyametin alametleri nelerdir? Dedi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) ;
- “Cariyenin kendi sahibini doğurması (Veki, dedi ki ; yani Arab olmayan kadının Arab çocuğu doğurması) ve yalın ayak, çıplak,yoksul, küçükbaş hayvanların çoban (bedevi)larının yüksek bina yapmak (hususun)da birbiriyle yarıştıklarını görmendir.” Buyurdu.
(Hadisin ikinci derecedeki ravisi Abdullah bin Ömer (radiyallahu anh) dedi ki , bir süre sonra ilk ravi (ömer bin Hattab (radiyallahu anh) şöyle dedi ;
Üç gün sonra Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) bana rastladı ve ;
-“(Ya Ömer ) O (soruları soran) zatın kim olduğunu biliyormusun? Dedi .Ben ;
- Allah ve Resulu bilir, dedim. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) ;
-“O Cibril’dir. Size dininizin meselelerini öğretmeye geldi.” Buyurdu.
(Ibnu Mace h.n. 63,64 ve daha bir cok hadis kitablarinda bu sahih hadis mevcuddur)
Konu diyarbekrî tarafından (28.10.2007 Saat 02:38 ) değiştirilmiştir..
| 
28.10.2007, 02:36
| |
diyarbekrî isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | (Hepsini göster)
Bu konuyu okuyan üyeler : 204
| | 1garibyolcu83, aace, adımmaviş, ahlakiyye, aicha, Almula, arda, arzum13_84, askim sen ol YARABBIM, aslikandemir, ateş dide, Ayşe Reşad, aşkınsonhecesi, Bakara-216, barayev, barika, Belinay, berra, beyza, beşer, bir lahza, blue, BUHASE, cankırıkları, ceylin, CoCuq, cüneyt, Dagistan, DeRCan, devr-i alem, dilara92, dilaram, dildar, dilerim, Dilnihad, DOĞU, drkoyuncu, DuaLar, ebrar, ebrar69, ebrusunbul, ebu mus'ab, ecemsimge, edeb, Efraiil, efsun hayal, ege, elzem, EMANET-35, emine isik, emir_ali, enes, ercome, es'elüke, ES_RA, eylül, fatihelvan, FEDAI, garip, gül sultan, gülüzar, Gülzar-ı İrfan, gul555, gurbetci, hafize-i rabia, Hak-dilaram, HAKKAKUL, HAKKINYOLUNDA, hamide, HamS, hangimevsim, hasret-yolcusu, hayfa, Hipe, hümeyra, ilayda, inşirah, irşad, ismailcan81, isra, izdüşüm, kapı, kapına_geldim, karamanli, karaşahin, Kazım Zıvlak, kebirulcady06, kelimat, kitty, korgun, KoRSaN, koylu, laleataman, LaMora, leaf, lehülhamd, Leyya, lobelya, MafraK, MAG-73, maksudum85, MaRia, mbeg_dilara, mdmd, mehtapece, melek, menekşe, merveNur, merzıyyeh, MeSrUrE, mesutizm, meysere, mina, mselim, muallim08, müznib, Muhammed, Mukarrebun, musafaha, mustafaorhan, NARTKAN, nesimi, nur talebesi, NURCU, Nureddin, nurgül, nurican, nurmail, nurulhak, okyanus, onrat33, Payitaht, pürmelâl, qwerty, | |