Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 11 (2 Kayıtlı ve 9 Misafir) bulunmaktadır.
Ebu Hureyre radıyallanu anhtan rivayet edildiğine göre, Nebi sallallahu aleyhi
ve sellem şöyle buyurdu:
“Din kolaylıktır. Dini aşmak isteyen kimse, ona yenik düşer. O halde,
orta yolu tutunuz, en iyiyi yapmaya çalışınız, o zaman size müjdeler
olsun; günün baslangıcından, sonundan ve bir miktar da geceden
faydalanınız.” Buhari, Nesai
Buhari’nin bir başka rivayeti şöyledir:
“Orta yolu tutunuz, amellerinizi mükemmelleştirmeye ve Allah’a
yakın olmaya gayret ediniz. Sabahleyin, öğle ile akşam arası çalışınız.
Bir parça da geceden faydalanınız. Aman acelesiz gidin, telaşsız
gidin ki, menzilinize, varacağınız hedefe ulaşasınız.”
Şerh:
İslam kolaydır. Din Allah’ın indirdiği gibi yaşandığında altından kalkılamaz şeyler yüklemez.
Eğer kullar kendileri dini zorlaştırmaya kalkarlarsa bu yaptıkları onları ezer. Daha iyi yapacaklarını zannederken hiç yapamaz olurlar. En iyisi, emredileni yapıp, yasaklardan kaçınmak ve hiçbir ilave yapmamaktır.
İtidal esastır. Ancak orta yolu tutmakla, yaptığını iyi yapmak arasındaki çizgiye dikkat edilmelidir.
Bunu şöyle örneklendirebiliriz: Bir Müslümanın sabah namazına kalkması Allah’ın emridir. Sabah namazı dindir. Kul sabah namazını vaktinde, adabına ve şartlarına uygun olarak kıldığında üzerine düşeni yapmış olur ve ecrini kazanır. Daha çok sevap kazanmak için namazın başına ve sonuna sünnette olmayan uygulamalar getirirse hem bunu sürekli yapmak ona ek bir külfet getireceği icin din onu ezer, hem de bidat işlediği icin vebale girer. Emredileni, emredildiği gibi yapmak en güzelidir.
Bu orneği oruca da uygulayabiliriz. Nafile oruç teşvik edilmiştir. Ancak, sürekli nafile oruç tutup farzları eda edecek enerjiyi kendinde bulamayan, cihad olan amelleri yapabilecek takati kaybeden biri uygun olmayanı yapmıştır.
Önemli ile öncelikli arasında ayrım yapmak gerekir.
Tıkanıp kalmak bir tehlikedir. Müslüman günduz tıkanıyorsa geceyi, gece tıkanıyorsa gündüzü değerlendirme yolunu denemelidir. Bu sürekli bir hareket halinde olma anlamına gelmektedir ki müjdelenmiş bir tutumdur.
Çok yapmak, yoğun olmak, hacmi büyük tutmak kurtuluş olmayabilir. Kurtuluş; iyi yapmak ve ihlaslı yapmaktır. Şeytanın, kulu hedefinden saptıracağı metotlarından biri de suni heyecan ve aceleciliktir. Özellikle insan yetiştirme, çocuk eğitmede acelecilik zayiatın başlangıcı olmaktadır.
Bu hadis-i şerifteki müjdeyi farklı alanlara da taşıyabiliriz. Nasıl gündüzü kendisi için yetersiz görene geceyi değerlendirmesi tavsiye ediliyorsa, aynı sekilde oruç tutarak nafile ibadetlerinde ilerlemeye muvaffak olamayanın sadaka yolunu denemesi, onu başaramayanın hasta ziyareti yolunu denemesi yapılması gerekendir.
Çocuğunu Kur’an’a adayıp ehl-i Kur’an yapmak isteyen bir Müslüman, bütün gayretlerine rağmen bunu başaramıyorsa yılmamalı, bir başka alanda gayret ederek emeline kavuşmayı aramalıdır. Fıkıh ilminde ilerlemesini sağlamalıdır. O olmuyorsa, iyi bir kul olabileceği başka bir alan denemelidir. O, bu bütün yollar tıkalı görülüyorsa yine de yılmamalı, o zaman da en zararsız nasıl kalabileceğini araştırmalı; ama asla şeytana teslim olup kenara çekilmemelidir.
__________________ “Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
Enes radıyallahu anhtan rivayet edildiğine göre
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, ürkütmeyiniz.”Buhari, Muslim, Ebu Davud,
Şerh:
Müslüman, kendisi iyi bir İslam yaşadığı gibi, İslam’ı bir kişinin daha yaşamasını da arzu etmeli ve bu arzusunu da gayretleri ile desteklemelidir. Bu ise, dinin kolay olduğunun ikna edilmesine bağlıdır. Ürken kaçabilir. İnsan kendisi için olan da dahil olmak üzere kolay olanı tercih etmeli, kolaya gidişi kolaylaştırmalıdır. Ancak bu asla dinden taviz vererek olmamalıdır.
Çünkü dinden taviz vermek kimsenin hakkı değildir. Biz, Allah’ın lütfettiği ruhsatları değerlendirsek zaten din caziptir, katlanılamaz yanı yoktur.
Cehennemi de cenneti de bilmek, tanıtmak gorevimizdir. Fakat sürekli cehennemle ve tehditle ürkütmek nebevi bir metot değildir. Sulandırmak da kuru bırakmak da itidal değildir.
Özellikle çocuk eğitiminde nebevi usul budur.
Bu güzel öğüdü, hayatın her alanında uygulayabiliriz. Borç tahsilinden, misafir ağırlamaya kadar her alanda kolaylaştırmayı prensip edinmek sünnet üzere yaşamanın bir gereğidir.
__________________ “Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
Hz. Ali'nin evladlarından Muhammed'in oğlu İbrahim anlatıyor:
"Hz. Ali radıyallahu anh Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ı vasfettiği zaman şöyle derdi:
"Resûlu-i Ekrem aleyhissalâtu vesselâm efendimiz çok uzun boylu olmadığı gibi, (azaları) birbirine girmiş kısa boylu da değildi, orta boylu bir insandı.
Saçları kıvırcık değildi, düz de değildi, dalgalıydı. Şişman değildi, yuvarlak yüzlü de değildi, yanakları uzuncaydı.
Rengi kırmızıya çalan, beyazdı. Gözleri siyah ve kirpikleri uzundu, göğsünde göbeğine kadar inen kıldan bir hat vardı.
El ve ayaklarının parmakları kalıncaydı. Eklem yerleri ve iki küreğinin birleşme yeri olan omurga iri idi.
Bir tarafa dönünce (sadece başını çevirmez) bütün vücudunu çevirirdi. Yürüyünce, yamaçtan iniyormuşcasına öne meylederek yürürdü.
İki omuzu arasında peygamberlik mührü vardı. O, peygamberlerin mührü (sonuncusu) idi. İnsanların en iyi kalplisi, en şecaatlisi ve en doğru sözlüsü idi. O ahlâkça herkesten yüce, muâşere yönüyle de en geçimlisi idi. Onu âniden gören ondan heybet duyardı; bilerek beraber olan, kalpten severdi. Onu vasfeden şöyle derdi: "Ben ne O'ndan önce, ne de ondan sonra O'nun gibisini görmedim."
Resul-ü Ekrem çabuk konuşmazdı; her işitenin anlayacağı şekilde teker teker konuşurdu."
__________________ İnsanın topraktan,sudan yapılmış olan kısmı değişmez amma ma'nası,siyreti değişebilir.
Tezhib-i ahlak insan içün mümkündür.Olmasaydı mükellef tutulmazdı...
Allah (z.c.hz.) buyurur: "Ey kulum, sen Beni tenhada zikrettiğinde, Ben de seni tenhada zikrederim. Sen Beni cemaat içinde zikredersen, Ben de seni onlardan daha hayırlı ve büyük bir toplulukta zikrederim."
Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
__________________ Taş yeşermez, geçmiş olsada nevbahar
Toprak olda bak, nasıl güller açar
Taş gibi idin çok gönül kırdın! Yeter!
Toprak ol, üstünde hoş güller biter.
Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'İlim talebi için yola çıkan kimse dönünceye kadar Allah yolundadır.'
Tirmizi, İlim 2, (2649); İbnu Mace, Mukaddime 17, (227).
__________________ .°•. °•. °•. °•. ««BeNi kayBetmeYi Ba$aRaNı,
kaZanMak için asLa uĞra$mAm»»
ѕυѕкυηℓυкℓαяα нüкüм gιу∂ιк...
.•° .•° .•° .•°.
ŞampiyonLuk YoLunda Omuz Omuza;
Güç VeRiR Size O KutsaL FoRma!
GeRiye Düşsende,Sakın YıkıLma! And İçtik Bu sene de İki Kupaya!
kim muslumanlarin yolundan onlara eza veren seyi giderirse,onun icin(cenab-i hakk tarafindan )bir hasene yazilir.kimin de hasenesi kabul olunrsa,cennete girer.
Cerir ibni Abdillah radıyallahu anh, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemi şöyle buyururken dinledim, dedi:
“Yumuşak davranamayan kimse, bütün hayırlardan mahrum kalmış sayılır.”
Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İbni Mace,
Hadis-i şerif yumuşak davranmayı hayrın başı olarak göstermektedir. İnsan çatık kaşlarını, sıktığı yumruğunu, elindeki sopasını, belindeki silahını, diş gıcırdatmasını güç olarak görebilir.
Bu görüş iyi bir görüş değildir. Yumuşaklık hayrın başında bulunmaktır. Yumuşaklığı prensip edinenin Allah’ın yardımına daha yakın olduğunu, işinde ve sözunde daha çok bereket olacağını da bu uyarıdan anlıyoruz.
Bu anlamdaki diğer hadislerden de anlaşılıyor ki Allah Teala, kendisi kullarına rahmeti ile muamele ettiği gibi merhametli ve nazik kullarını da sevmektedir. Kolaylık gösterene, cana yakın olana rızası ile muamele etmektedir. Nerede kolaylık varsa Allah’ın bereketinin de orada olacağı görülmektedir.
Müslim’in rivayet ettiği bir hadis-i şerif bizim için oldukca nazik bir uyarıdır:
“Allah Teala kullarına lütüfkârdır. Onlara kolaylık gosterilmesine memnun olur. Zorluk çıkaranlara ve başkalarına vermediği başarıyı ve sevabı, kolaylık gösterenlere verir.”
Asla unutulmamalıdır ki, bize öğütlenen kolaylaştırma; dinden traşlamak değildir. Özel menfaatlerimizden vazgeçmek, sabretmeyi tercih etmek, daha gönle hoş geleni aramak hedefimiz olmalıdır.
__________________ “Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
"Benim getirdiğim dini öğretiniz.Bu dinde devamlı kolaylık gösteriniz,müjdeleyiniz,bıktırtmayınız.Öğretirken, öğrenme kabiliyeti az olanlara hiddet göstermeyiniz."
__________________ İnsanın topraktan,sudan yapılmış olan kısmı değişmez amma ma'nası,siyreti değişebilir.
Tezhib-i ahlak insan içün mümkündür.Olmasaydı mükellef tutulmazdı...
Enes ibni Malik radıyallahu anhtan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdular:
“Kıyamet öncesinde karanlık geceler gibi fitneler olacaktır.
O günlerde kişi mümin olarak sabahlayacak kâfir olarak akşamlayacak, mümin olarak akşamlayacak kâfir olarak sabahlayacak.
İnsanlar dünya varlığı karşılığında dinlerini satacaklar.” Tirmizi
__________________ “Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”