Bayrak
18 Recep 1429
21 Temmuz 2008, Pazartesi
18 Recep 1429
21 Temmuz 2008, Pazartesi
Ayet
Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.
Hucurat-12
hadis
Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken ona yardım etmezse, Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar.
Camiu’s-Sağîr

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifre:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş Arama Yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 50 (18 Kayıtlı ve 32 Misafir) bulunmaktadır.

Online  Almula, aşkınsonhecesi, berra, DeRCan, dilerim, hiranur, menekşe, Mukarrebun, Sakallı, siyahsancaktar, sudenaz, ta-ha, Ubeydetullah, yesill_, şeytana inat monaroza, root


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee



Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » Hadis » İki aç kurt


Cevapla
 
Seçenekler
Mü'min
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 490


2 Albümü var
 
Teşekkür etti: 428
Teşekkür aldı: 489 konuda 2,387 kere
Beitrag İki aç kurt

عن ابنِ كَعْبِ بنِ مَالِكِ الانْصَارِيّ، عن أَبِيهِ قالَ: قالَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم:
"مَا ذِئْبَانِ جَائِعَانِ أُرْسِلاَ فِي غَنَمٍ بِأَفْسَدَ لهَا مِنْ حِرْصِ الْمَرْءِ عَلَى الْمَالِ وَالشًّرَفِ لِدِيِنِه".



Ka’b b. Malik radıyallahu anh’den nakledildiğine göre Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Koyun sürüsüne dalmış iki aç kurdun, sürüye vereceği zarar;
kişinin mal ve mevki (servet ve şöhret) kazanma hırsının,
dinine vereceği zarardan kesinlikle daha ağır değildir.” Tirmizi,Darimi,Ahmed

İslam şefkat dinidir. Allah teala, “Rahmetim herşeyi aşmıştır”buyururken, onu getirip tebliğ eden Hz. Peygamber de “alemlere rahmet olarak” gönderilmiştir. İslam esaslarının müslümana kazandırdığı ahlâki yapı da Allah emirlerine saygı, yaratıklara şefkat diye özetlenmektedir.
Bu, sadece bir huy güzelliği değil, dünya ve dünyalılara karşı müslüman tavrının tanımıdır. Ahlak dendi diye, fert çerçevesinde kalıcı bir ilke gibi görülmemelidir. Milletleri, ümmetleri meydana getiren ve medeniyetleri kuran insana, insanın dış dünyaya karşı gösterdiği tavır, blokların genel tavrını oluşturur. Yani İslam medeniyetinin fıtriliği ve yumuşaklığı ile, batının acımasızlığının temelinde yatan beşeri duyguları etkileyen ya da etkileyemeyen din ilkeleridir. Bize göre hadisimiz bu açıdan köklü mesajlar ihtiva etmektedir.

Doyumsuzluk


Hadisimiz, sevgili Peygamberimizin, bazı gerçekleri benzetmelerle anlatma, çevresindekileri ve dolayısıyla ümmetini eğitme uygulamasının belgelerinden biridir. Efendimiz, burada mal ve mevki yanı servet ve şöhret kazanma hırsının, kişinin dinine ve insani davranışlarına yapacağı etkiyi çok canlı bir teşbihle dile getirmektedir. Bu teşbih, aynı zamanda o dini benimseyenlerin toplum yaşantısına aksedecek zararı da ifade etmektedir. Mal ve mevki edinme hırsının iki aç kurda benzetilmesi; bu iki duygunun birbirinden geri kalır hiçbir yönünün bulunmadığını anlatmaktadır. Zira aç kurtlar, sürüye aynı hizada giderek birlikte saldırırlar. Asla peş peşe gitmezler. Zira arkadaki aç kurdun, öndekini yeme tehlikesi vardır. Zaten “kurtlukta kanun, düşeni yemektir.” Mal ve mevki hırsının dine vereceği zararın, iki aç kurdun sürüye vereceği zarara benzetilmesi ve onunla mukayese edilmesi, konuyu bütün acılığı ve açıklığıyla ortaya koymaktadır. Zira, sürüye dalan aç kurt, karnını doyuracak kadarla yetinmez, mani olunmazsa bütün sürüyü mahveder. Tecrübe, sürüye dalan kurdun 100 koyuna kadar zarar verebildiği noktasındadır. Çünkü o, öyle bir doyumsuzluk içindedir. Bu sebeple de acımasızdır, öldürücüdür, bitiricidir. “Zararı asla ihtiyacı ile sınırlı değildir. “Kurt dalmış sürü” başlı başına bir elem konusu, büyük bir zarar tablosudur.
Din’in koyun sürüsü konumunda gösterilmesinin hikmeti de herhalde, sırf faydadan ibaret olmasındandır. Koyun’un kurt’a verebileceği bir zarar olmadığı gibi, kuralları içinde yaşanan din de sahibine asla zarar vermez; aksine tam fayda temin eder. Ancak duygular, özellikle de mal ve mevki hırsı, insanı her türlü beşeri ve vahyi sınırları aşmaya, başkalarına tahakküm etmeye, ezmeye, sömürmeye götürür. Böyle bir doyumsuzluk tabiatıyla önce kişinin sahip olduğu inanç sistemine zarar verir ve kişiyi de her iki dünyada büyük sıkıntılara sokar.

Hırsa kapılmamak


Dinimizde çalışma ve kazanma teşvik edilmiştir. Ancak hırsa kapılmadan ve helal sınırlarını açmadan... Mal, insana güç ve itibar kazandırır. Bunun verdiği güçle kişi, başkalarından farklı olmak ve bir noktada istediğini yapmak, öteki duygularını da tatmin etmek diler. İş bu noktaya gelince, servetin yani iktisadi gücün ne ile tatmin olacağını kestirmek mümkün olmaz. Helal-haram her şey birbirine karışır. Dolayısıyla din disiplini, insani çerçeve bozulur. Mal, mevki ve makam kazanma uğrunda, gereksiz yollarla harcanabilir. Bu da toplumda daha büyük kötülüklere ve duygularda daha derin aşınmalara vesile olur.
Aynı olumsuz gelişme, mevki ve makam hırsında da görülür. Zira fert, fiziki, ve ruhi kişiliği açısından değil, içtimai kişiliği noktasından yoğun şekilde tehlike ile baş başadır. Bulunduğu çevrede elde edeceği itibar, insanı kötü şekilde davranışlara iter. Kredi, prestij, itibar adına fevkalade sakıncalı yollara baş vurulur. Mürailik, dalkavukluk, yağcılık, rüşvet gibi duygusal ve ekonomik her türlü yanlışı mevki hatırına mubah sayacak bir insan, bir anlamda gizli bir şirk içine de düşmüş demektir. Böylece din de artık böylesi kişinin hayatından çekilmiş, sadece aksesuar olarak kalmış olur.
Bu ise, tam anlamıyla bir bitiştir.

Hubb-i Câh


Eskilerin “hubb-i câh” dedikleri mevki-makam sevgi ve hırsı, kaybedildiğine göre, sıddıkların bile gönlünden çıkan en son duygu imiş. O yüzden Efendimiz, inananların dikkatini mal ve mevki üzerine çekmiş, böylece hem mü’min gönüllerin mutluluğunu hem de müslümanların öteki milletlerden farklı olmaları gereken en belli başlı noktayı belirlemiştir.
Bunun ne kadar böyle olduğunu son yıllarda uzak-yakın çevremizde yaşadığımız dünya çapındaki olaylarda açık-seçik görmüş bulunmaktayız. Çıkarcı, emperyalist, sömürücü batılının, tüm dünya milletlerine her türlü insanlık kaygılarından uzak, sadece kendi gücünü ve iktidarını isbat için uyguladığı kültürel ve silahlı baskılar, açtığı harbler, aç kurtların, koyun sürüsüne verdiği zarardan ve meydana getirdiği yıkımdan daha da korkunçtur.

Bu gün


Sistemler, çıkar ve hakimiyet teorileri üzerine kurulmakta, senaryolar, güçlünün haklılığı ve üstünlüğü adına yazılmakta, ekranlar olayları bu yorumla sunmakta... Bugün dünya imkanlarıyla bile doymayacak bir süper güç ile karşı karşıya isek, bunun temelinde insanın doyumsuz mal ve mevki edinme hırs ve duyguları yatmaktadır. Tabiatıyla sessiz çığlıklarla insanlık, kendisine insanlığı hatırlatacak İslam’ı çağırmaktadır.
İslam ülkelerindeki dağınıklık, kopukluk ise, yine aynı duyguların bir başka çerçevede ön plana çıkmasından ileri gelmektedir. Müslüman ülke yönetimleri, dahildeki mevki ve ekonomik imkanlarını dıştaki ve kendilerinden çok daha güçlü yönetimlerin desteğinde ve gölgesinde görüp onlara yaranma tavırları sergilemekte, böylece de tam anlamıyla bir iflası yaşamaktadırlar. Siyasal ikbal adına mandacı yaklaşımlara iltifat etmek, öz değer adına hiçbir şey bırakmadığı gibi, belli sınırlarda her hangi bir özgürlük çeşidini yaşama imkanı da koymamaktadır. Zira kredi almaya alışan, emir almaya da alışacaktır. Siyasal destek alma durumunda kalan, büyük bedeller ödemeye hazır olmak zorundadır. Milletlerin milli değerleri ve özellikleri herhalde ancak bu yolla millilikten uzaklaştırılabilecektir. Bu ise, tam bir kaostur ve yokluğa rızadır.
Netice olarak hadisimiz, mal ve mevki düşkünü kişinin dinine vereceği zararın, iki aç kurdun bir koyun sürüsüne vereceği zarardan çok daha ağır olacağını, fevkalade canlı bir teşbihle anlatarak, insanımızın ve dünyamızın yaşadığı acı gerçeğe bütün boyutlarıyla ve temelden ışık tutmaktadır. Buna göre gerek fert, gerek toplum, gerekse ümmet olarak duygular dünyamızı yeni baştan gözden geçirmek gerekmektedir. Zira yaşanan acılar, özelde yeterince İslam şefkatiyle eğitilememiş duygu ve düşünce sahiplerinin, genelde İslam’dan mahrum gönüllerin eseridir.

Prof.Dr.İsmail Lütfi ÇAKAN
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
Eski 22.02.2008, 19:56 ebu mus'ab isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
arıza
 
tÜrkÜ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.06.2007
Mesajlar: 844


 
Yarışma Puanı: 650
Teşekkür etti: 1,466
Teşekkür aldı: 757 konuda 2,297 kere
islam beldelerinin onca zenginligine ragmen dünyevi hırs,islamı hakim kılma adına iktidari bir mücadeleye tamah etmememlerini,para,dolayısı ile gücün mutlak bir tahribat getirecegini-yaşanmış örnekleri ile-düşünmelerinden mi kendilerini geri tutmalarını anlayacagız o vakit.

oysa güç;
Sahibini bildigi/bildirdigi sürece,müslümanların eliyle hakkın ilan edilmesine tek sebepve bizden istenen de bu olsa gerek.

güç batıl da oldugu müddetçe bu alem,zorbalıga,zulme ve taşkınlıga düçar olmaya memur.

ama müslümanların maddi kazanımlarını asıl verene yönlendirmede büyük eksiklik ve zaafları var.
Eski 23.02.2008, 13:25 tÜrkÜ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #2
tÜrkÜ isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
Mü'min
(Konuyu Başlatan)
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 490


2 Albümü var
 
Teşekkür etti: 428
Teşekkür aldı: 489 konuda 2,387 kere
mesela infak
müslümanların en önemli fonları idi bir zamanlar
şimdi ise ancak, belki zekat var.
zekat emrolunan elbisedeki necaset gibi,bir an önce kurtulunması gereken
lakin infak zekat gibi emrolunmayan fakat kulluğun daha bir belirgin hale geldiği ibadet.
cahiliyenin tüketim anlayışı
sürekli ihtiyaç üretmek gerek yazılı, gerekse görsel medya tarafından,bizlere tüm müslümanlara pompalandı.
yarınlık yiyeceğin varmı diye Ebu zer radiyallahu anh'a sorup hayır cevabını alan efendimiz aleyhisselamın evet sen bu sarp yokuşu tırmanalardan olacaksın sözü unutuldu.
mal biriktirmek yarınlar için değil yıllar sonrası için gerekli oldu.
onlarca yıl sonrasının muhtemel korkuları bugünün eli sıkı ve maksud olarak gördüğü
iyi bir yaşamın ne olursa elde edilmesi gerektiğini düşünen Müslümanları üretti.
hocam bir serzenişte bulunmuştu bir zamanlar.
adam geliyor bir kredi meselesi hakkında soru soruyor
hocam gerçi sizden önce filan hocayada sorduk diyor.
peki bana niye geldiniz diye sormuş onlara
muhtevasını açıklamadığı konu hakkında
şunu söylemişti.
adam bu işi yapmak istiyor lakin yanında bir hocayıda beraberinde götüreyim sorarlarsa niye yaptın diye,e hoca olur dedi bende yaptım diyecek
yani kitabına uyduracak.
Allah azze ve celle efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kendisinden neler istedi ise onları ihsan etsin
neler sakındı ve sakındırdı ise onlardan bizleri muhafaza etsin amin.
biz sizden hala emevileşme ile ilgili alıntılarınızı bekliyoruz
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
Eski 23.02.2008, 20:44 ebu mus'ab isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #3
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
arıza
 
tÜrkÜ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.06.2007
Mesajlar: 844


 
Yarışma Puanı: 650
Teşekkür etti: 1,466
Teşekkür aldı: 757 konuda 2,297 kere
gelinen nokta itibariyle müslümanlar,bir öz'e dönüş,geriye/geride kaybedilen asli hazineyi bulma derdi ile dertlendiler gibi görünüyor en azından bir kısım denilse daha dogru olur.
Allah sonumuzu hayır ede..

emeviler döneminde kıyamlar;
bir kardeşimize kaynak olacagı sebebiyle ödev amaçlı istanbul memleketine gönderildi.
hz.hüseyin'in şehid edilişi'ne kadar gelmiştik henüz
ama sordum aynı kaynagı bir dostumuzdan temin edebilecekmişiz devam eder gerekli aktarımlarda bulunuruz inş. abim

selam ve baki dua..
Eski 24.02.2008, 17:07 tÜrkÜ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #4
tÜrkÜ isimli üye'ye teşekkür edenler
Cevapla



İşaretlemeler
Seçenekler




Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlı. Şuanki Zaman: 00:28.