| | .................
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 15.398
Teşekkür etti: 26.928
Teşekkür aldı: 11.980 konuda 43.017 kere
| Kur'an'ın Gücü -Kaç yaşındasın nine? -71… -Demek İstiklal Savaşı’nda 20-21 yaşlarındaydın… -Öyle zahir… -O günden beri çıkmadın mı köyünden? -Çıkmadım. -50 yıldır çıkmadın ha? -50 yıldır… -O gün, bu gün, dünya çok değişti… -Öyleymiş… -Bir daha da evlenmedin, öyle mi? -Öyle… -Seni, ardı arkası gelmeyen sorularla sıkıyorum değil mi? -Estağfurullah… -Ne yapayım, sen anlatmıyorsun ki, dinleyeyim… Niçin anlatmayı sevmiyorsun?... -Sevmem! -Ne seversin? -Okumayı… -Ne okursun?.. -Kur’an okurum. -Okuman yazman var mı? -Yok! Yalnız Kur’an okurum. -Kim öğretti sana Kur’an okumayı? -Babam… -Peki, Kur’an okuyan, eski harflerle başka şeyleri okuyamaz mı? -Ben okuyamam. Allah’ın Kelâmı bana kolay gelir. Öbürleri çetin kargacık-burgacıklar… -Baban da kocan gibi zeybek miydi? -Babam köy imamıydı. Hem zeybek diye ayrı bir cins yoktu ki… Burada her mert delikanlı bir zeybekti zamanında… -Ya şimdi… -Şimdi herkes bebek… -Ne oldu, nerede öldü baban? -Seferberlikte (I.Dünya Savaşı) Hicaz taraflarına gitti, bir daha dönmedi. -Ne kaldı babandan sana?.. -Şu köşede gördüğün yeşil ipek kaplı Kur’an kaldı. Bir de söz… -Nasıl söz?.. -“Kur’an’dan ayrılma!...” -Sen o zaman 14-15 yaşlarında bir kızdın… -Öyleydim… -Sonra evlendin… -Beni 19 yaşımda, dayımın oğluna verdiler. Evlendim. -Tam da Yunanlıların İzmir’e çıktığı yıl… -Çok geçmeden Yunanlı bu tarafa geldi, bir taburuyla bizim köye yerleşti. -Anlat, anlat! -Ne anlatayım?.. Sen sor, ben söyleyeyim!.. Zaten her şeyi öğrenmişsin dışardan… -Evet ama senin ağzından dinlemek istiyorum. Halk bir şeyi renkten renge sokar, gerçek diye bir şey kalmaz ortada… -Doğru!.. Kimbilir benim için de neler uydurmuşlardır! -Sen, tek başına, bir tabur Yunan askerini köyden kaçırmışsın!.. -Yok canım, o benim kuvvetim değil, Kur’an’ın gücü… -Kur’an’ın gücü mü? -Ne sandın ya; koynumda Kur’an olmasaydı, hiç o işi becerebilir miydim ben? -Kur’an’ın, tüfek gibi, top gibi bir gücü olabilir mi? -Yüzbin top, O’nun tek harfine denk olamaz!.. -Kuzum nine, söyle nasıl oldu? -Üç aylık kocamı cami avlusunda kurşuna dizdiler. -Sebep? -Kızlara saldıran bir Yunanlıyı bıçaklayıp öldürdü diye… -Sonra?.. -Kalktım, Yunan kumandanına gittim. Sırtıma örtümü çektim, koynuma Kur’anımı aldım gittim. -Eeee? -Yunan kumandanı, meydan yerindeki eski jandarma karakolunda bir masa başında, çizmeli ayaklarını masanın üzerine uzatmış, oturuyordu. Yanında da İzmir’in yerlisi bir Rum… Tercüman… -Nasıl cesaret edebildin aralarına girmeye? -Cesaret Kur’an’ın emri… Kumandan “ne istiyorsun?” diye sordu. “Kocamın kanını dava ediyorum!” dedim. “Kime karşı?” dedi. “Sana karşı!” dedim. Kahkahayla güldü. Ayaklarını masadan çekerek doğruldu. Alaycı bir yılışıklıkla “ne yapmamızı emir buyuruyorsunuz?” dedi. Ellerimle, koynumdaki Kur’an’ı sımsıkı kucaklayarak… -Ne cevap verdin? -“Hemen taburunuzu alıp, buradan çıkmanızı istiyorum!” dedim. -Hayret!.. -Evet, kumandan hayretinden ne diyeceğini bilemedi. “Nedir, o koynundaki sımsıkı kavradığın şey?” diye bağırdı. Ben de bağırdım: “Dünyanın en güçlü silahı! Hepinizi tuz-buz etmeye yeter!..” -Müthiş!.. -Tam o anda tercüman avaz avaz “bomba!” diye bastı çığlığı… -Akıl alabilecek gibi değil… -Daha neler var bu dünyada aklın alabileceği gibi olmayan… -Devam et! -Kumandan dehşetle irkildi, yan yana yürümeye başladı; gözleri bende ve koynumdaki gizli silahta, arkasıyla çıktı, meydan yerindeki askerlerine doğru yürüdü. Tercüman da iki büklüm, ardında… -Nasıl oldu da üzerine atlayıp, bomba sandıkları şeyi koynundan almadılar?.. -Sıkı mı, ya onu yere bırakıp da karakolu havaya uçuracak olursam?.. -Sonrası?.. -Sonrası, kumandan askerlerine Rumca bir takım emirler verir ve onları toplarken, birdenbire müezzinin gür sesi işitildi. Öğle ezanı… Kocamın tabutu da musalla taşında… O anda bir yaylım ateş… Olanları haber alan çeteler, bir tepeciğin üstünden kuru-sıkı ateş ediyor. Yunalı askerler kaynaştı. Ne yapacaklarını bilemediler. Ben, tam o an, kollarım sımsıkı koynumdaki silahı kavramış, kapıdan çıktım, medyam yerinde göründüm. Kumandan haykırdı. Rumca bir kumanda… Yunanlılar köy dışına doğru kaçmaya başladılar. Gidiş o gidiş… -Demek Kur’an silahtan üstün geldi İstiklal Savaşı’nda… -O savaşı Kur’an’ın gücü kazandı!... (Mart 1971) Necip Fazıl KISAKÜREK | 
05.06.2008, 01:36
| |
Ayşe Reşad isimli üye'ye teşekkür eden 8 üye:
| | | Mağfiret et Allahım
Üyelik tarihi: 09.02.2008 Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.275
Teşekkür etti: 14.714
Teşekkür aldı: 2.041 konuda 5.562 kere
| çok güzel bir paylaşımdı gerçekten kurana sarılana rabbim izin vermedikçe kimse birşey yapamazz | 
05.06.2008, 03:17
| |
menekşe isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
| | | Gast
Mesajlar: n/a
| biraz siyasi olacak amcamla çok eskiden tertışıdık.savaşı atatürk kazandı derdi.ben de o genç yaşıma rağmen.askerler savaşa atatürk!atatürk!!!!! diye gitmedi
ALLAH !!!!ALLAH!!!!ALLAH!!!!!diyerek gitti diye.
bu insanlar bu sistem varolsun.ülke bu şekilde yönetilsin diye savaşmadı.halka sorulmadı.
insanlar.dinleri için,kuran ı kerim için savaştı,milleti için,namusu için savaştı.anlayacağın.şimdi küfür edilen osmanlı için savaştı.böyle olacağını bilseydi savaşır mıydı?????meçhul...
yine eskilerden kalma aklımda kuranı kerimin canlı olduğuna dair .alimler arası diyalogların olduğudur.tam anımsamıyorum ama
Konu mutasyon tarafından (05.06.2008 Saat 06:44 ) değiştirilmiştir..
| 
05.06.2008, 06:42
| |
isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
| | | Super Moderator
Üyelik tarihi: 25.11.2007 Nerden: İzmir - Kahramanmaraş - Ş.Urfa :)
Mesajlar: 3.559
Teşekkür etti: 6.124
Teşekkür aldı: 3.280 konuda 11.669 kere
| Abla çok güzeldi eline sağlık...
Allah razı olsun... | 
05.06.2008, 09:55
| |
mesutizm isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | | Üstadım teşekkur
Üyelik tarihi: 24.04.2008 Nerden: Zaandam, Hollanda
Mesajlar: 2.008
Teşekkür etti: 6.619
Teşekkür aldı: 1.937 konuda 7.591 kere
| Allah Razı Olsun Monaroza abla.
Sabah sabah ağlattn beni.
Unutmayacağız İnşaAllah.
O günleri unutursak sonumuz
kötü olur.
__________________ . DÜNYANIN EN CİMRİ İNSANI KİMDİR BİLİRMİSİNİZ?
PEYGAMBER SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM'İN ADI GEÇTİĞİNDE
ONA SALAVAT GETİRMEYENDİR. Sabret gönül sabret, sakın isyan etme,
Birgün elbet bitecek, bu çile isyan etme.
Konu Sakallı tarafından (05.06.2008 Saat 11:24 ) değiştirilmiştir..
| 
05.06.2008, 11:19
| |
Sakallı isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:35 .
Powered by: vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 Bazaar Desings |