Kadınlar,oğullar,yük yük altın ve gümüş,salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi.Bunlar dünya hayatının geçimliğidir.Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.
Âl-i İmrân-14
Akrabaların gösterdiği yakınlığa karşılık veren kimse,tam anlamıyla akrabalık haklarını gözetiyor sayılmaz.Akrabalık haklarını tam anlamıyla gözeten kimse;yakınları akrabalık bağlarını ondan kestikleri halde,o onlardan alaka ve yardımını kesmeyen kimsedir.
Muslim
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 25 (5 Kayıtlı ve 20 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
Daha önce de dedi, tasavvuf hakkındaki uzun metinlerden ziyade bu tür yürek esintileri çok etkili oluyor..Hele bir de yukarıdaki gibi olursa
Ben ilk okuduğumda çok etkilendim, hatta 2 saat kadar sürdü bu etki, yüreğime hükmedemedim adeta, acaip bir ritmle eşlik etti bana, çok enteresan, subhanAllah..
Devam
__________________ “Dilin salavat getiriyor durmadan..Ama, Mustafa’nın temizliğinden ne haber?"
bu yok oluş, başka bir yok oluştu. açmayalım o mevzuları sevgili azadeyim
ben aslında yazıyı ve hikayesini okuduğum vakit,bu yokoluşun başka bir yok oluş olduğunun idrakine vardım.çünkü sizin ustaza verdiğiniz mektup.yok oluşun farklı bir boyutta olduğunu açık bir şekilde beyan etmekteydi.
keşkeleri sevmem ama şunu da söylemeden geçemiyorum keşke ruh dinginliği maneviyat hiç eksilmesede hep bir yükselişte olsa,tabiri caizsse kanatsız olana dek yere bastığını hissetmeyene dek
buradan yazmak, söylemek kolay,peki ya hayat...
yinede bir tesellimiz var yüreklerde olanı mevlam bilir...hayrı dileyen kuluna hayrı verir...kul bir adım gelirse yaradan bin adım gelir.yeter ki kul onun rızasını gözetsin ona samimiyetle niyazda bulunsun.oda kulunu yalnız bırakmaz inşallah...
umudumuz budur...
dileğimiz O'dur...
bize en yakın olan O'dur...
bizi kendi halimize bırakmaz inşaallah....
sene hatırlayamadığım bir sene, 89'lar Allahu a'lem...; ama olayı hatırlıyorum net: tacikistan'da siyah sarıklılar, sancak açmışlardı. üstaz, ehli sünnetin nazarı'nı genişletiyor, biz de bir yandan tashih ediyoruz. mehdi aleyhisselam'ın vasıflarını okuyorum çıktılardan! a aa! o da ne? tariflere uyuyor tacikistan olayları... mehdi'nin ordusu: sancak, siyah sarık, Allahu Ekber nidaları ve bir de tacikistan, yani horosan tarafları!...
heyecanlandım ve üstaza bu bilgiyi aktardım. öyle inanarak anlatıyorum ki, sormayın ama... 'şöyle, böyle, şurdan, şu şekilde...'
mahdumu var ve sonradan damadı olan bir kardeşim ve biz orada. bize:
liderlerinin adı ne? kabilelerinin adı? tam mekan? araştırın' demez mi...
'tamam! işte kesin onlar! üstaz da heyecanlandı! yoksa bize niye araştırın desin ki?' fikri ile ben ve diğerleri emri tatbik için -Allahu a'lem- şehre dağıldık. birimiz gazete bürolarından taze haber almaya çalışıyor diğerimiz, nabız tutuyor ajanslarda... derken akşam buluştuk ve birlikte içeri girdik!
söylediklerimizden daha taze bir haber elimize geçmemişti!
misafirlerin ağırlandığı odanın hemen bitişiğinde kütüphanesi vardır üstaz'ın. odaya girdiğimizde kapısının açık olduğunu gördük. üstaz ayakta ve bir kitabı açmış okuyordu. bizi farkedince, hafifçe okuduğu yaprağı kıvırdı, kitabı kapatıp rafa koydu ve gözünden bir damla yaş süzüldü... bize bakmadan yanımızdan süzüldü, içeri ev hanesine geçti.
o damla sızarken aynı şeyi düşünmüşüz, birazdan söyleyeceğim.
bizim o zamanlar müstakbel damatlığı bilinmeyen azizim derhal kütüphaneye geçti, üstazın rafa yerleştirdiği kitabı aldı ve açmasıyla birlikte, 'mehdi aleyhisselam'ın vasıfları...' demesi bir oldu.
o an üçümüz de başımızı yere eğdik ve patladık:
yazıklar olsun bize ya! üstaz ki mehdi aleyhisselam gelse ilk haberi olacaklardan! nasıl oldu da biz, kendi kendimize havalara girdik, yok gazete, yok haber ajansı bilmem ne, koyuverdik kendimizi!
o süzülen damla bizim halimiz sebebiyle idi. üstaz bize o damlada demek istedi ki: 'vay vay! vah ki vah! bunlar ki en yakınımdalar, bunlar bile havadis peşinde koşturmacadalar!'
o dersi asla unutamıyorum...
__________________ İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!
üstaz ile bazı abiler bir güneydoğu gezisindeler. yolda üstaz soruyor: 'doğu ile batı arasındaki fark nedir, söyleyin bakalım?' ordakiler: 'siz bilirsiniz?' diyorlar, üstaz'ı konuşturmak için; ama üstaz gülümsüyor ve sükut ediyor.
bir müddet sonra bir benzin istasyonunda durduklarında, üstaz, bir banka oturuyor ve o sırada bir kedi onun, tam önüne gelerek, dizlerini karnının altına kırarak, yere yapışıyor. arada bir kafasını kaldırıp ' miyav' diyor ve tekrar kafasını indiriyor.
arabaya biniyorlar, tatlıcı mustafa diyor ki: 'üstaz'ım! bir şey sormuştunuz yolda... doğu ile batı arasındaki farkı, cevaplayabilir miyim?', üstaz: söyle, diyor... tatlıcı:
'efendim, batıda insanlar alimin kıymetini bilmezken, doğuda hayvanlar bile biliyor'
üstaz, bastonu kaldırıyor tabi, gülümseyerek....
__________________ İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!
Bugün bir arkadaşa hediye almak üzere kitapçıya girdik...Sonra alacağımı aldım, diğer kitaplara bakarken benim ve Yosunun dikkatini yanyana konmuş birkaç kitap çekti...Ebatları küçük ama görünüşü inanılmaz samimi....İsimlerine baktık...İNANÇLI GENÇLİK ŞUURU, SOHBETTE VE TESETTÜR DE ADAP, YUVANIN YAPILIŞI....Sonra içine baktık...Sayfaları çok güzel...Kuranı Kerimin ki gibi...Ama hala yazarın adına bakmadık...Derken bir baktım İSMAİL ÇETİN yazıyor...Acaba dedim bu Hak-dilaram abilerin bahsettiği zat mı?İçini açtım dilara yayınları...Evet...Böyle bir tevafukla biz de inş..kendisi ile tanışmış olacağız....Tanıtanlardan Allah Razı Olsun...Okuduktan sonra düşüncelerimizi paylaşırız inş...
__________________ Canını sıkma zorluğun arkası kolaylıktır Herşeyin bir vakti ve takdiri vardır Takdir sahibi halimizi biliyor Bizim tedbirimizin üstünde Allah'ın(cc)tedbiri vardır...
Sonra Şam’a giderek aynı üstadın nezareti altında 1 sene sonra imtihan oldu. 70 sıra içinde birinci, 1. sıradan 2. olarak ( 1. Abdussamed) 5 kıraetten mutlak icaze aldı.
(İcazei aceziye: Rumuzlu bir ifade olup, her harfin tekabül ettiği bir şahıs. Kur’aların baş isimleri, Arabca yazılışa göre)