Üye Albümlerinden |
Üye albümlerinden en son eklenen resimler:
mutasyon isimli üyenin,
MUTASYON Albümünden
mutasyon isimli üyenin,
MUTASYON Albümünden
mutasyon isimli üyenin,
MUTASYON Albümünden
mutasyon isimli üyenin,
MUTASYON Albümünden
mutasyon isimli üyenin,
MUTASYON Albümünden
mutasyon isimli üyenin,
MUTASYON Albümünden
mutasyon isimli üyenin,
MUTASYON Albümünden
mutasyon isimli üyenin,
MUTASYON Albümünden
|
|
|
 |
|
|
Hakkperest
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 4.873
Teşekkür etti: 10.549
Teşekkür aldı: 4.038 konuda 18.103 kere
|
nakşi -müceddidiyye- icazesi şeyh abdulhak abbasi efendî'den ki üstazın nakşi silsilesinde kadiri ve şazeli hilafeti de vardır; ayrıca muhammed sadakanın halifesi muhammed masum'dan da haricen ayrı bir kadiri hilafeti vardır. son iki ismi silsilede böylece anıyorlar...
|

01.12.2007, 14:30
|
|
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 7 üye:
|
|
|
محمد ديار بكري
Üyelik tarihi: 20.08.2007
Mesajlar: 1.741
Yarışma Puanı: 210
Teşekkür etti: 3.916
Teşekkür aldı: 1.578 konuda 5.952 kere
|
fatiha için çok çok çok teşekkür ederim hocam 
|

01.12.2007, 14:35
|
|
diyarbekrî isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
|
|
|
محمد ديار بكري
Üyelik tarihi: 20.08.2007
Mesajlar: 1.741
Yarışma Puanı: 210
Teşekkür etti: 3.916
Teşekkür aldı: 1.578 konuda 5.952 kere
|
hocam sen bir ara arşivini özelden falan yolla bize ya 
|

01.12.2007, 15:06
|
|
diyarbekrî isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
|
|
|
Hakkperest
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 4.873
Teşekkür etti: 10.549
Teşekkür aldı: 4.038 konuda 18.103 kere
|
azizim, olmayanlar da vardır; ama değil mi
' kızım sana diyorum, gelinim sen anla'
not: ben pek biriktirmeyi beceremem azizim, çok dağıtmışımdır; takkesi, tesbihi, sarığı v.s... eminim sizde bizdekinden fazlası vardır 
|

01.12.2007, 15:15
|
|
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
|
|
|
Hakkperest
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 4.873
Teşekkür etti: 10.549
Teşekkür aldı: 4.038 konuda 18.103 kere
|
üstad necib fazıl'ı ziyarete gitmişlerdir: dört beş kişiler... evinin bahçe kapısını çalar, ziyarete öncülük eden zat ve ardarda dizilirler... üstaz ise aralarda...
üstad, kravat, yaka baş saç dağınık halde evin kapısından görünür; çok da memnun bir görüntüsü yoktur ziyaretten hani... onun her anı kıymetli ve bölmüşlerdir çalışmasını...
bahçe kapısına yaklaşır beğenisizliği belli bir suratla ve: buyrun! der.
ziyarete getiren, gelenleri takdim etmeye başlarken üstad, aniden en gerideki gence yönelir, bakışları keskinleşmiş, gözleri delici bir edayla, hiçbir şey söylemeden, hıçkırarak ağlamaya başlar ve gencin yanaklarını, boynunu ve dudaklarını öper!
bir deli gibi... aklı asla başında olmayan bir insan gibi... hatta artık o an insan mı değil mi bilinmez bir sıfatta:
senden efendi'min kokusu geliyor!
efendi'm kokuyorsun!
feryadlardadır üstad...
zamanı kaybetmiş mekanı, gelenleri kaybetmiş, gence sarılıyor, gencin içine girmek istiyor haldedir...
bir zaman geçince:
sen kimsin? ne olur söyle bana? kimsin sen? der.
herkes ağlamakta, gözler pınar olmuş çağlamakta... genç de ağlayarak:
ben üstad'ınızın -abdulhakim arvasi'nin- torunuyum! dedem, beni, ben bebekken, sizin öptüğünüz yerlerden öpmüş... der...
işte zamanın yok olduğu, mekanın, fiziğin, tabii kanunların iflas ettiği an, o an...
necib bey'in aşkına kurban olayım...
üstad'ının kokusunu 20 sene sonra bile alabilen o gönüle hayran olmayayım da kim olsun...
bu ziyaretin devamı sonra....
|

01.12.2007, 15:56
|
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 12 üye:
azadeyim, belma, dilara92, diyarbekrî, Ebu-zer, edeb, garib_yolcu, hafsa, leys, monaroza, nesimi, zenciiRii
|
|
|
Hakkperest
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 4.873
Teşekkür etti: 10.549
Teşekkür aldı: 4.038 konuda 18.103 kere
|
bu vesile ile söylemekten haya ediyorum; ama söylemeliyim:
ben, bu aşktan nasıl utanmayayım?
gözlerimden sızana nasıl mani olayım?
tasavvufun açıklarını bulma adına ne olduğunu irdeleyen, şudur budurlarla ömrünü heba edenlere yüreğim sızlamasın da ne yapayım?
işte tasavvuf tek kelime ile budur!
bu hadisenin birincil derece şahidi üstaz'ımdır...
aşk!
nerede tabii kanunlar, nerede sözler... nerede efendim bu aslında şudur budurlar...
aşk budur ve tasavvuf da sadece aşktır...
efendi'm derken neyi efendi edindiğine inşallah bir izah olmuştur...
aşk'tır onun efendisi... O'nun hediyesi, O'na yönü dönük, O'nunla manalanan aşk...
o, düşünür... o, filozof... o, şu... o, bu... olmazdan çok daha belirgin bir sıfatla; o, aşıktı.
|

01.12.2007, 16:12
|
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 12 üye:
azadeyim, dilara92, diyarbekrî, Ebu-zer, edeb, efsun hayal, hafsa, leys, monaroza, nesimi, serf, zenciiRii
|
|
|
.
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 12.304
Yarışma Puanı: 380
Teşekkür etti: 19.484
Teşekkür aldı: 8.566 konuda 26.729 kere
|
Çok duygulandım..
Allah razı olsun.
|

01.12.2007, 17:35
|
|
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
|
|
|
Hakkperest
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 4.873
Teşekkür etti: 10.549
Teşekkür aldı: 4.038 konuda 18.103 kere
|
namaz vaktidir, abdestler alınır, üstaz imamdır ve necib fazıl üstad, üstazın arkasında saf tutanlardan... namaz sonrasında üstaz'a der ki üstad: bana bazen içerlerler, cemaatte görülmediğimden dolayı. şimdi sizin arkanızda namaza neden durdum biliyor musunuz?
üstaz: buyrun söyleyin dediğinde, üstad:
abdestlerini takip ederim! doğru düzgün abdest alanına şahit olmadım! sizin abdest almanızı da takip ettim. aynen efendi'm gibi abdest aldınız. abdestte kulağınızı yıkama usulünüz ise tıpatıp aynı. o sebeple size kanaat getirdim ve arkanızda safa durdum.
üstaz anlattı: necib fazıl'ın dikkat ettiği yıkama keyfiyeti şöyledir: su abdest azalarına yukardan gelir ve azaları süzerek aşağı akar. mesela yüze suyu çarpmak yoktur! suyu, avuçlarla, alından dökerek ovuşturup, sıvazlayarak akmasını temin etmek şeklinde olmalıdır. eller aynı şekilde ve ayaklarda ve hassaten kulağımızı yıkamamıza dikkat yöneltmişler. kulak yıkanmasının doğrusu şudur: eller suyun altında tutulur, ve -bize bilfiil göstererek- küçük parmaklar kulakların içini, başparmaklar kulak memesinin arkasını, yüzük parmakları, iç kısımdaki birinci yakın kıvrımı, orta parmak üst ikinci kıvrımı, işaret parmağı kulağın keskin sathının hemen iç yanını ve üst tarafı sıvazlayarak dolayısıyla her parmak ayrı ayrı kullanılmış olarak kulak yıkama gerçekleşmiş olur.
onun bunu bilmesine hayret ettim! sordum:
sizin ameliniz çok değil; ama fevkalade tespitleriniz var; bunu nasıl yapıyorsunuz? dedi ki:
hocam! bir gül nasıl ki, gübrede kuvvetlenir ve gürbüzleşir, ben de bu milletin gübresi mesabesindeyim! milletim gürbüzleşsin, vazifem budur...
üstaz, bize hatıratın sonunda dedi ki:
necib fazıl, fikirde önderdir!
|

01.12.2007, 19:50
|
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 16 üye:
azadeyim, belma, dilara92, diyarbekrî, Ebu-zer, edeb, ES_RA, garib_yolcu, hafsa, iklimya, leys, monaroza, nesimi, serf, vurgun, zenciiRii
|
|
|
محمد ديار بكري
Üyelik tarihi: 20.08.2007
Mesajlar: 1.741
Yarışma Puanı: 210
Teşekkür etti: 3.916
Teşekkür aldı: 1.578 konuda 5.952 kere
|
Allah razı olsun çok güzeldi
maalesef her mesaja bir kere teşekkür edebiliyoruz eğer daha fazla etme imkanımız olsaydı 100lerce kere teşekkür ederdik.
Teşekkür ... 
Konu diyarbekrî tarafından (01.12.2007 Saat 20:01 ) değiştirilmiştir..
|

01.12.2007, 19:57
|
|
diyarbekrî isimli üye'ye teşekkür eden 6 üye:
|
|
|
.
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 12.304
Yarışma Puanı: 380
Teşekkür etti: 19.484
Teşekkür aldı: 8.566 konuda 26.729 kere
|
Şu son 3 mesaj gruba da yollansa 
|

01.12.2007, 21:52
|
|
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
|
|
 |
|
Yetkileriniz
|
Es ist Ihnen nicht erlaubt, neue Themen zu verfassen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, auf Beiträge zu antworten.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Anhänge hochzuladen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Ihre Beiträge zu bearbeiten.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
|