Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.
Hucurat-12
Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken ona yardım etmezse, Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar.
Camiu’s-Sağîr
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 93 (12 Kayıtlı ve 81 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
ankarada'yız. 90'lı yıllar... bir kardeşimizin evine misafir üstaz ve gençler çoğunlukta.
üstaz gençlere dayanamaz, onların birbirinden ilginç akıl dolusu sorularından yüzünde güller açar, inci dişleri görünesiye tebessüm eder ve gözleri parıldar.
soruldu: efendim! amerika'da bazı insanlar kendilerini donduruyorlar, dondurma teknolojisi tamammış; ama çözme teknolojisi henüz keşfedilmemiş, keşfe kadar vucud donmuş halde bekleyecek ve sonra dondurulduğu yaştan hayat tekrar başlayacakmış, ne dersiniz, bu mümkün mü?
dedi ki:
bu yeni bir şey değil malum. ashab ı kehf'in hikayesini hatırlayınız. onların uykuya daldıkları mağaranın hava yapısı çok farklıydı ve bir prizma gibi idi mağaranın şekli.
mucizeler, kerametler ilme de esasen birer ışıktır.
hem bundan dahasını da yapabileceklerdir.
mesela insana benzeyen insan gibi yiyen içen yürüyen, normal insanların ayırd edemeyecekleri robotlar yapacaklar. onları ancak firaset ehli farkedecek, zira onlarda ruh olmayacak.
__________________ İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!
yap ara ara böyle yazarız inşaAllah. hatırası, sohbet duyumu olanlar da yazarlarsa daha güzel olur inşaAllah. yazma maksadım, üstaz'ın doluluğunu bilmez tabi tanımayanlar, bilmemeleri de normal. işte anlatmak, tanıtmak... o, neye kendini vakfetmişse, onun için çalışmak demek oluyor bu...
__________________ İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!
üstaz, daha önce bu eseri ehli sünnetin nazariyesi olarak telif etmişler; lakin nazariye kelimesinin ıstılahına vakıf olmayanların tenkidi üzerine, eser yanlış anlamalara zayi edilmesin maksadıyla nazariyeyi 'nazarı' olarak değiştirdiler.
e tabi üstaz bir meseleye eğilince derininden kum çıkarmadan bırakmayan alimlerden. eser genişledikçe genişliyor. hitam bulunca bize tevdi ettiler ve 'bunun fihristini yap, gözlerinden öpeceğim' dediler.
eserin osmanlıca el yazısı ile not aldıkları birbirine bitiştirilmiş kağıtlardan oluşan belki yirmi metrelik öz halini istedim. ne yapacaksın dedi. 'onu kefenime saracağım ve münker nekir sorduğu zaman kopya çekeceğim' dedim. çok güldü ve 'olmaz, öyle sakın yapma; ama al sana hediyem olsun' dedi ve bize verdiler.
hiç yapmadığım, usulune vakıf olmadığım bir çalışmaydı fihrist; ama bu 'gözden öpülme' fikri beni sarhoş etti.
önce eseri baştan sona birkaç kez okudum ve hangi cümlede bir hüküm, ölçü, kavram varsa altını kurşun kalemle çizerek bir daha okudum.
daha sonra bütün o altını çizdiklerimi teker teker elde not almaya başladım. bilgisayarım yoktu o zamanlar. takriben altı ay kadar sürdü. okul da var bir yandan. fihristi bitirene kadar on kere okumuş oldum eseri.
ısparta'da ise el yazısı ile yaptığım çalışmayı nezaretlerinde bilgisayar ortamına aktardım.
sordular: kaç hüküm tespit ettin?
ikibinbeşyüz civarı dedim.
daha fazla; ama tamam, madem bu kadar tespit ettin, böyle yazalım dediler.
fihristin son halini tokoğlu matbaasında takdim ettim kendilerine.
incelediler ve dua etmeye başladılar. herkes ellerini açti o dua ediyor amin diyoruz; ama
benim dualar bir kulağımdan giriyor, diğerinden çıkıyor!
ben bir mahrumiyet anında başka bir müjdeyle yine tavlandım
ölçüler yeni yazılıyor, tüm hızımla biraz da acemiliği üzerimden atmış bir halde ölçüler eserinin fihristine başladım.
tabi karikatür nedir diye merak ettiniz siz bekleyin hele
gözden öpülme ümidimi tamamen kaybetmişim, üzerimde acemilik baskısı da yok, galiba enfes bir fihrist oldu ölçüler'in fihristi. alanında eşi yok desem abartmış olmam elhamdülillah.
herneyse o da bitti üç ay gibi bir sürede.
yine matbaadayız, dua ediyolar... aynı ahval içindeyim. dua bitiminde, alnımı işaret ettim:
karikatür! karikatür! dediler
ben ümidimi tamamen kestim
neyse
aradan dört beş yıl geçti. bir mesele için bizi konya'dan, ısparta'ya çağırdılar. bir müddet mülakattan sonra: 'az kalmış, gözlerinden öpülmeye' dediler, tüm cesaretimi topladım ve: efendim! bende bu gözler, sizde bu firaset varken, siz zor öpersiniz! dedim.
büyük bir kahkaha yankılandı odada
gel bakalım buraya dedi ve sarılarak iki gözüme birer buse kondurdular.
bak, öptüm! karikatür gösterme bana artık dedi;
bu sefer galiba, üstazın şefkatinin ziyadeliğinden -izniyle- biz avlamış olduk üstazı
tabi bizim sefil nefs kim, bu emre ittiba kim
demişlerdi ki:
kim ehli sünnetin nazarını on kere okursa sadreddin yüksel hariç kiminle isterse otursun münazara etsin, altta kalmaz ve kim ölçüleri de okursa sadreddin yüksel dahil istediği ile münazara etsin.
diyarbekri bu anlattığımı sana ithaf ediyorum azizim, coşturdun kardeş
sen de bizi avladın
__________________ İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!
bu tarz sorulardan rahatsız olduğunu bildiğim için -ki kendileri cin sihir v.s gibi mevzuata dair kelamlar etmek yerine, islamın hakkıyla tatbik edilmesi hususunda nefes tüketmeyi daha faziletli addederler- hemen söz aldım ve dedim ki:
efendim! ben cinlerin feriştahı gelse bana zarar veremez diye itikad ediyorum, zira müslüman bir insan, eüzü billahimineşşeytanirracim'e kati bir itikad ile sarılırsa, ona hiçbir habis zarar veremez itikadım vardır.
gülümsediler ve:
doğru söylüyorsun; ama sen yine de bunu her yerde söyleme dediler.
__________________ İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!