11 Cemaziye'l-Evvel 1429
16 Mayıs 2008, Cuma
11 Cemaziye'l-Evvel 1429
16 Mayıs 2008, Cuma
Ayet
Ey iman edenler!Cuma gunu namaz icin cagrildiginizda her turlu dunyevi alisverisi birakip Allah'i anmaya yani hutbeyi dinleyip namazi kilmaya kosun.Eger bilirseniz bu sizin icin daha hayirlidir.
Cuma-9
hadis
Cuma gününde öyle bir an vardır ki, günah veya akrabalarla ilişkiyi kesme konularında olmamak şartıyla kul Allahü teâlâdan bir şey isterse Allahü teâlâ mutlaka onu verir.
Buhari

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:



...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Anket

hangi mevsimi seviyorsunuz????
ilkbahar: 50,43%
yaz: 15,38%
sonbahar: 23,93%
kış: 10,26%
Katılımcı sayısı: 117. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor

Online Üye

Şuan Forumda: 78 (10 Kayıtlı ve 68 Misafir) bulunmaktadır.

Online  Almula, BEYAZ, kebirulcady06, mültefit, Ninja Kedi, tayyibe, turab, YASEMEN, zeyn-eb mesutizm


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye

Üye Albümlerinden

Üye albümlerinden en son eklenen resimler:

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

İncİler Maİl Grubu





Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » İLİM ve DÜŞÜNCE ÖNDERLERİ » Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretleri (ks)
Cevapla
 
Seçenekler
İslamın Kölesi
 
korgun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 23.12.2007
Mesajlar: 136


 
Teşekkür etti: 327
Teşekkür aldı: 126 konuda 491 kere
Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretleri (ks)

Osmanlı’nın bize bıraktığı en büyük manevi ve kudsi miraslardan… Zahir ve batın ilimlerinde kamil ve dört mezhebin fıkıh bilgilerinde mahir büyük bir alimi ve ruh bilgilerinin mütehassısıdır. 1865'de (H.1281) Van vilayetinin Başkale şehrinde doğdu. 1943'de (H.1362) Ankara'da vefat etti. Kabirleri Ankara yakınındaki Bağlum'dadır.

resim5dm5.jpg

Babası Seyyid Mustafa Efendi ve bütün dedeleri, zamanlarının alim ve fadılları idiler. İmam-ı Ali Rıza b. Musa Kazım soyundan olup seyyid oldukları, Irak'daki şer'i mahkeme defterlerinde yazılıdır. Arvasi ailesi altıyüz seneden beri ilim yaymakla ve en üstün insanlık meziyetlerinde numune olmakla tanınmış ve halk arasında ayrılıkları gidermekte, milli birliği sağlamakta devam edegelmişlerdir.

S. Abdülhakim Hazretleri, Seyyid Tâhâ-i Hakkâri'nin halifesi Seyyid Fehim-i Arvasi Hazretlerinden, zahiri ve batıni ilimleri tamamlamış, H.1300 senesinde irşad icazetini almışlardır. Vücutça gayet mutedil ve kusursuzdu. Buğday tenliydi. Alnı geniş ve açıktı. Kaşları birer hilal gibi olup, kabarık ince ve ölçülüydü. Nur bakışlı gözleri iriceydi. Burnu ahenkli ve normalden büyükçeydi. Yüzü zayıfça olup sakalı sıktı. Bedeni iri yapılı olup, insana mutlak surette hürmet telkin edici bir vakar ve heybeti vardı.

Bakırköy, Kadıköy, Beyoğlu’nda Ağa Cami'i Şerifleri kürsilerinde senelerce ilim neşretmiştir. Vefa lisesinde öğretmenlik yapmış, Sultan Selim Cami'i medresesinde tasavvuf müderrisi iken "Er-riyaz’üt Tesavvufiyye" kitabını yazmıştır. Tasavvuf hakkında risale büyüklüğünde birçok mektupları vardır. Mevlit okunmasının başlangıcı ve meşruiyyeti hakkında bir risale, "Rabıta-yi Şerife" risalesi, "Sahabe-i Kiram" ve "Ecdad-ı Peygamber" risaleleri, İslam Hukuku, Keşkul ve Sefer-i Ahiret isimli eserleri, Arapça, Farsça ve Türkçe şiirleri pek kıymetlidir.

Abdülhakim Arvasi Hazretleri,1300 hicri sene başında icazet (diploma) aldı. 1914 (H.1332) Rusların Doğu Anadoluyu istilasından sonra, Recep ayında Başkale'den hicret ederek (H.1337) de İstanbul'a geldi. Eyyüb Sultan'da önce yazılı medreseye, sonra Gümüşsuyu tepesindeki Murteza Efendi tekkesine yerleşti ve Kaşgari Hanekahı meşihatına tayin oldu. Sultan Vahideddin tarafından, Medrese-i Mütehassisin denilen İslam üniversitesine ordinaryüs profesör olarak tayin oldu (8 Zilka'de 1919).

Sultan Vahdeddin’in ricası üzerine, İstiklal (Kurtuluş) Savaşı’nda Anadolu'da çarpışan Kuva-i Milliye'nin galip gelmesi için Anadolu'daki mücahitlere para ve mal ile yardım ettikleri gibi eli silah tutanları onlara katılım için teşvik ederek, bir çok katılıma vesile olmuşlardır.

Seyyid Abdulhakim Arvasi (ks), din bilgilerinde ve tasavvufun ince marifetlerinde derin bir derya idi. Kendilerine çözülemez sanılan sorular için gelinir, sohbetleri esnasında soruları sormaya gerek kalmadan cevaplarını alır, o bilgiyle doymuş olarak ayrılırlardı. Teveccühünü, sevgisini kazananlar sayısız kerametlerini görürlerdi. Çok mütevazi ve pek alçak gönüllü idi.

Abdülhakim Arvasi hazretleri siyasete hiç karışmamış, siyasi fırkalara bağlanmamıştır. Ayrıca, bölücülüğe de karşıydı. Talebeleri kendisine tekkelerin kapatılması ile ilgili olarak sorduklarında:

"Hükümet, tekkeleri değil, boş mekanları kapattı. Onlar kendi kendilerini çoktan kapatmışlardı" demiştir. Kanunlara uymakta çok titiz davranır, konuşmalarında da bunu tavsiye ederdi. Talebe ve sevenlerinden Hüseyin Hilmi Işık ve Necip Fazı Kısakürek gibi bir çok tanınmış sima vardır. Allah-u zülcelal, hayrından bizleri mahrum etmesin, sırlarını artırsın. (Amin)


Ahlakı ve Hali

Abdülhakim Efendinin yemesi, içmesi, yatması, kalkması, konuşması, susması, gülmesi, ağlaması hep İslamiyet’e ve Resulullah Efendimizin (sav) hâline uygundu. Onun yemesini gören sanki âdet yerini bulsun diye yiyor zannederdi. Az yer, lokmaları küçük alır ve yavaş yerdi.

Yakınları onu otuz senedir kaylule yaparken veya yatarken bir defa olsun sırt üstü veya sol tarafına dönüp yatmadığını söylemişlerdir. Hep sağ yanı üzerine yatar, sağ elinin içini sağ yanağı altına koyar, öyle yatardı.

Her hâli istikamet üzere idi. "İstikamet, yani Allah-u Teâlâ’nın beğendiği doğru yol üzere olmak kerametin üstündedir" sözünü sık sık tekrar ederdi.


Çok mütevazi, pek alçak gönüllü idi. Ben dediği hiç işitilmemişti. İslam âlimlerinin adı geçtiği zaman: "Bizler o büyüklerin yanında hazır olsak sorulmayız, gaib olsak aranmayız." Ve, "Bizler o büyüklerin yazılarını anlayamayız. Ancak bereketlenmek için okuruz" buyururdu. Halbuki kendisi bu bilgilerin mütehassısı idi.

Kıymetli Sözlerinden Bazıları

Bir keresinde: "Son zamanlarda, tekkeler cahillerin eline düştü. Dinden, imandan haberi olmayanlara şeyh denildi. Din düşmanları da, bu şeyhlerin sözlerini, oyunlarını ele alarak dine hurafeler karışmıştır, dedi. Halbuki bozuk tasavvufçuların sözlerini, işlerini din sanmak, bunları tasavvuf büyükleri ile karıştırmak, çok yanlıştır. Dini bilmemek, anlamamaktır. Dinde söz sahibi olmak için, Ehl-i sünnet âlimlerini tanımak, o büyüklerin kitaplarını okuyup, iyi anlayabilmek ve bildiğini yapmak lazımdır. Böyle bir âlim bulunmazsa, din düşmanları, meydanı boş bulup, din adamı şekline girer. Vaazları ile kitapları ile gençlerin imanını çalarak millet ve memleketi felakete götürürler."

"Temiz ve yeni elbise giyiniz. Gittiğiniz yerlerde, ahlakınızla, sözlerinizle, İslam’ın vekarını, kıymetini gösterdiğiniz gibi, giyiminizle de saygı ve ilgi toplayınız."

"Allah-u teâlâ, her şeyi bir sebep altında yaratmaktadır. Bu sebeplere, iş yapabilecek tesir, kuvvet vermiştir. Bu kuvvetlere, tabiat kuvvetleri, fizik, kimya ve biyoloji kanunları diyoruz. Bir iş yapmamız, bir şeyi elde etmemiz için, bu işin sebeplerine yapışmamız lazımdır. Mesela buğday hasıl olması için, tarlayı sürmek, ekmek, ekini biçmek lazımdır. İnsanların bütün hareketleri, işleri, Allah-u teâlânın bu âdeti içinde meydana gelmektedir. Allah-u teâlâ sevdiği insanlara iyilik, ikram olmak için ve azılı düşmanlarını aldatmak için bunlara, âdetini bozarak sebepsiz şeyler yaratıyor."

"Tek vakit namazımı kaçırmaktansa, bin kere ölmeyi tercih ederim."

"Bizim meclisimizde bulunanlar, sükut içinde otursalar ve sükuttan başka bir şey görmeseler bile, din bahsinde âlim geçinenlerin hatalarını keşfederler, bir bir çıkarırlar."

Talebelerinden

Talebelerinden Hafız Hüseyin Efendi anlatır: “Tahsilimi İstanbul'da yaptım. Arabi ve Farisi'yi iyi bilirdim. Her toplulukta söz sahibiydim. Bir gün beni Abdülhakim Arvasi Hz.ne götürdüler. Maksadım orada da söz sahibi olmaktı. Kendisine çok yakın bir sandalyeye oturdum. Sohbete başladı. Hemen sonra sandalyede oturmaktan haya edip, yere indim. Sohbette, hiç bilmediğim, duymadığım şeyleri anlatıyordu. Yakınında yere oturmaktan da haya edip biraz geri çekildim. Biraz daha biraz daha derken nihayet kendimi kapının önünde buldum. Nerede ise kapıdan dışarı çıkacak hâle gelmiştim. Ben yıllarca şeyhlik postunda oturmuş, talebeleri olan biriydim. Seyyid Abdülhakimi görünce ancak talebe olacağımı anladım ve talebelerime:

‘Seyyid Abdülhakim Efendiyi görünce, tanıyınca şeyhliğin ne olduğunu anladım, eteğine yapışmaktan başka işim kalmadı’ dedim. O büyük zata talebe olmakla şereflendim.”

Necib Fazıl Kısakürek anlatır: “Sene 1941... Almanlar sınırımızda. Ben, bir gazetede çıkan yazılarımda da üstüne bastığım gibi, İkinci Dünya Harbine girmemizin bir an meselesi olduğuna kâniim. Bu meseleyi huzurlarında savunuyorum. Lütfen dinliyorlar. Etraflarında yakınlarından birkaç kişi ve avukat Mahmud Veziroğlu isminde kendisini sevenlerden bir zat... Harbe sürüklenmek mecburiyetimizi riyazi bir vâkıa hâlinde gösteriyor ve anlatıyorum. Sonuna kadar dinledikten sonra buyurdular ki: "Harbe girilmez. Yalnız, Birinci Cihan Harbinde olduğu gibi pahalılık olmasa, vesika usulü çıkmasa (bari)." Buyurdukları gibi oldu. Harbe girmedik. Fakat pahalılık, vesika usulü milleti kavurdu. Mahmud Bey, bana bu kerameti sık sık tekrar eder ve; "Müthiş, müthiş!.. herkes harbi beklerken; "Harbe girilmez" ve kimse vesika usulünü beklemezken "O olacak" buyurmaları büyük keramet" derdi.

Bayezid Camiinde; Erzincan zelzele felaketinden bir hafta kadar önce: "Allah-u teâlâ, zinanın aşikâr olduğu yerlere zelzele ile ceza verir. Erzincan gibi" buyurmuşlar. Kimse o esnada bu manayı anlayamamış, ama bir hafta sonra, duyanlar bu büyük bir kerametti, anlayamadık demişlerdir.

Talebelerinden Tahir Efendi anlatır: “Kapalıçarşı'dan geçerken karşılarına tanıdıkları bir dükkancı çıktı. Adam hal hatır faslından sonra: "Efendim. Duâ edin de Allah-u teâlâ ümmet-i Muhammed'i kurtarsın.’ deyince, o da cevâben:

‘Siz bana o ümmeti gösterin. Ben de kurtulduğunu haber vereyim. Hani nerede o ümmet!’ buyurdu.”

M. Emin NEBİOĞLU
eski 21.01.2008, 23:58 korgun isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #1
Mukallid
 
Dagistan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.12.2007
Mesajlar: 1.193


Yarışma Puanı: 800
Teşekkür etti: 4.086
Teşekkür aldı: 1.138 konuda 4.964 kere
Blog-Yazıları: 1
Allahu Teala razı olsun...
eski 22.01.2008, 00:03 Dagistan isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #2
Dagistan isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
Moderator
 
mesutizm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.11.2007
Nerden: İzmir - Kahramanmaraş - Ş.Urfa :)
Mesajlar: 2.645


Yarışma Puanı: 1290
Teşekkür etti: 4.601
Teşekkür aldı: 2.367 konuda 7.320 kere
mesutizm - MSN üzeri Mesaj gönder mesutizm - YAHOO üzeri Mesaj gönder mesutizm isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Korgun kardeşim, sağolasın....
__________________
"Kalpler ancak Allah'ın zikri ile tatmin olur."
----------------------------------------
http://mesutizm.blogcu.com
eski 22.01.2008, 00:03 mesutizm isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #3
mesutizm isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
.
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 12.308


Yarışma Puanı: 380
Teşekkür etti: 19.509
Teşekkür aldı: 8.571 konuda 26.758 kere
“Kapalıçarşı'dan geçerken karşılarına tanıdıkları bir dükkancı çıktı. Adam hal hatır faslından sonra:

"Efendim. Duâ edin de Allah-u teâlâ ümmet-i Muhammed'i kurtarsın.’ deyince,

o da cevâben:

‘Siz bana o ümmeti gösterin. Ben de kurtulduğunu haber vereyim. Hani nerede o ümmet!’ buyurdu.”


Bir de , lüzumsuz sorunun cevabını vermezlermiş..

Kısa, öz ve net konuşurlarmış..Öyle ki duyan çarpılırmış adeta

Allah razı olsun korgun

Bu Mubareğe ayrı bir muhabbetim var ta eskiden beri Sanırım Necip Fazıl dolayısıyla..

Rabbim şefaatlerine nail eyleye.. Muhakkak ki kişi sevdiğiyle beraberdir.
__________________
“Dilin salavat getiriyor durmadan..Ama, Mustafa’nın temizliğinden ne haber?"


http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 22.01.2008, 00:05 monaroza isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #4
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 6 üye:
İslamın Kölesi
(Konuyu Başlatan)
 
korgun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 23.12.2007
Mesajlar: 136


 
Teşekkür etti: 327
Teşekkür aldı: 126 konuda 491 kere
Allah sizlerden de razı olsun...
Bu güzel insanla ilgili yaşadığım bir hatırayı paylaşmak isterim:
Çok sevdiğimiz bir genç kardeşimizin annesi rahatsızlandı. Elden gelen yapıldı...Anne artık ebedi aleme göç edeceğini anlamıştı ve o kardeşimizi (oğlunu) dizinin dibine oturtarak 2 tenbihde bulundu:
1. Beni Bağlum'a Arvasi Hazretlerinin yanına defnedin.
2. Yazın işini gücünü bırak inşaatlarda , yolda , belde çalışıp ter akıtan insanlara su dağıt!
----
Hak vaki oldu muhterem anne vefat etti. Cenazeyi Arvasi Hazretlerine komşu olarak defnettik. Orada bir anlık gördüğümüz birisi (tarif zor ama anlıyorsunuz) rahmetli öyle güzel insanmışki sakın ola en küçük bir üzüntü belirtisi göstermeyin dedi...
Rahmetli hiç bir akrabalığı ya da hısımlığı olmadığı halde memleketine değil manevi akrabasının yanına gömülmüştü...
Murada ermek bu olsa gerek...
----
Su meselesine gelince: Eşi hayata inşaatlarda amelelik yaparak atılmış , çok sıkıntı çekmişler...İşte o kavuran yaz sıcağında helal ekmek için terleyen insanlara hep dua edermiş o anamız...
eski 22.01.2008, 00:27 korgun isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #5
korgun isimli üye'ye teşekkür eden 8 üye:
.
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 12.308


Yarışma Puanı: 380
Teşekkür etti: 19.509
Teşekkür aldı: 8.571 konuda 26.758 kere
MaşaAllah..

Arada anlat bize böyle kardeşim hatıralarını inşaAllah olur mu?
__________________
“Dilin salavat getiriyor durmadan..Ama, Mustafa’nın temizliğinden ne haber?"


http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 22.01.2008, 00:32 monaroza isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #6
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
İslamın Kölesi
(Konuyu Başlatan)
 
korgun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 23.12.2007
Mesajlar: 136


 
Teşekkür etti: 327
Teşekkür aldı: 126 konuda 491 kere
Olur İNŞALLAH.
eski 22.01.2008, 01:05 korgun isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #7
korgun isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
.....BiR GüLü SeVDiM.....
 
kapına_geldim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.01.2008
Mesajlar: 2.254


Yarışma Puanı: 430
Teşekkür etti: 16.540
Teşekkür aldı: 2.054 konuda 6.326 kere
Allah razı olsun...sevgim dahada arttı...Allah-u Teala şefaatlerinden mahrum bırakmasın...
__________________
............SöNDüRüN LaMBaLaRı UzAkLaRa GiDeYiM.............
............NuRDaN BiR ŞeHiR GiBi RuHuMu SeYReDeYiM.............

eski 22.01.2008, 02:29 kapına_geldim isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #8
kapına_geldim isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
.
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 12.308


Yarışma Puanı: 380
Teşekkür etti: 19.509
Teşekkür aldı: 8.571 konuda 26.758 kere
Şu sahne de çok hoşuma gider benim;

Bir gün Necip Fazıl, Alafranga Kemal lakabıyla meşhur arkadaşını O'nun huzuruna götürür..

Bu şahıs Avrupa'da okumuş ve hristiyan aşığı..Ama O'nu görünce bir hoş olur huzurda..

Çok soruları vardır, "Hadi sor" der Üstaz..

-Efendim der Hz. İsa hakkında ne buyurursunuz?

Derler; -Babasız hak peygamber

O kadar

Yine sorar; -Peki Bizim Peygamberimizle farkı?

-Büyük fark derler..

-Nedir?

-Hz.İsa'da melekiyet galipti ama bir eksiği vardı..

-Nedir?

-Beşeriyeti

Kalakalır oracıkta ve dönüşte Necip Fazıl'a der;

- Sakın bana bir şey sorma! Hala o cevabın sarhoşluğundayım"
__________________
“Dilin salavat getiriyor durmadan..Ama, Mustafa’nın temizliğinden ne haber?"


http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 22.01.2008, 02:48 monaroza isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #9
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
Cevapla

Yer imleri

Seçenekler

Yetkileriniz
Es ist Ihnen nicht erlaubt, neue Themen zu verfassen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, auf Beiträge zu antworten.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Anhänge hochzuladen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Ihre Beiträge zu bearbeiten.

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:59 .