Kadınlar,oğullar,yük yük altın ve gümüş,salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi.Bunlar dünya hayatının geçimliğidir.Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.
Âl-i İmrân-14
Akrabaların gösterdiği yakınlığa karşılık veren kimse,tam anlamıyla akrabalık haklarını gözetiyor sayılmaz.Akrabalık haklarını tam anlamıyla gözeten kimse;yakınları akrabalık bağlarını ondan kestikleri halde,o onlardan alaka ve yardımını kesmeyen kimsedir.
Muslim
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 51 (4 Kayıtlı ve 47 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
Üye Albümlerinden
Üye albümlerinden en son eklenen resimler:
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
“Sami Efendi, bu ümmetin en büyüğü idi. Başka ne söylenirse boştur.”
Seyyid Şefik Arvasi
“Fakir, çok ehlullah ile sohbette bulundum. Fakat size karşı istisnai çok derin bir sevgim var.”
Seyyid Muhammed Mekki
“Şam’da bir tedhiş devresinde idik. Buna rağmen bir ilim meclisinde, en şecaatli, cesaretli konuşmayı bu büyük Allah dostu yapmıştır.
O bakımdan ben bu zâtı can-ı gönülden sever ve kendilerine hürmet beslerim.”
Abdülvehhab es-Selâhi
“Şam ehlüllah diyarıdır. Ben bu mübarek zatı daima derin bir hayranlıkla temaşa ederim. Sebebi ise bütün güzel sıfatları üzerinde toplayan bu zât kadar Ebu Bekir es Sıddık meşrebinde bir insan görmedim.”
Muharem Harrânî
Şam’da 1965 senesinde hacca giden bir topluluğa şunları söylüyordu: “Siz Mahmut Sami Efendi’yi bilirsiniz. Ben arzı tanırım. Şarka, garba, kuzeye ve güneye bakıyorum. Bu üstaz gibi Muhammediyyü’l meşreb bir veli kimseyi göremiyorum. Bu zat asırlar içinde ender görülen bir yüce zâttır. Kadir ve kıymetini biliniz.”
Bekir Hakî Efendi
“Bu zenginleri saatlerce diz üstü sessizce oturtmak, Boğaz’dan gelen bir gemiyi Saray Burnu’nda bağlamaktan daha zordur. Bizler bu işi yapamayız. Bunu ancak Sami Efendi yapabilir.”
Büyüklüğü ve Rabbimiz katındaki değeri konusunda sadece bir anekdot :
Kendisine " Efendim, emr-i Hak vaki olduğunda sizi neredeki ebedi istitrahatgâhınıza tevdi edelim? " diye bir soru sorulduğunda ;
"Şayet bu bizim ihityârımıza bırakılırsa biz Medine-i Münevvereyi tercih ederiz." deyip de Rabbimizin tercihine uyduğu bir zattır.
Rabbimiz yolunda olanlardan eyleye ..
Sami Efendi Hazretleri, her nefesinin son nefesi olabilecegi düsüncesiyle daima abdestli bulunmaya ve abdest üstüne abdest almaya büyük itina gösterirdi. Nitekim muhasebesini tuttugu bir zatin tesbitine göre Efendi defterleri abdestli yazardi. Yazma isi bitince defterleri kaldirir, abdest alir, biraz Kur'ân okurdu. Az sonra ezan okununca bu sefer namaz için tekrar abdest alirlardi.
Mahmûd Sâmi Efendi hiç kimseye; "Bizden ders al, bizim sohbetimize katil, sakal birak, sarik sar, cübbe ve salvar giy." gibi emirler vermezdi. Dikkat çekecek, fitne uyandiracak hareketlerden kaçinirdi. "Bizim kapimiz, hak kapisidir. Nasîbi olan gelir. Hiç kimseyi zorlamayiniz." derdi.
Insanlarin kusurlarini yüzüne vurmaz, hatalarindan dolayi onlari azarlamaz ve hele nefsi için hiç kizmazdi. Kimseye kirilmaz, kimseden karsilik beklemezdi.Onlara örnek olmak suretiyle irsad etmeyi tercih ederlerdi.
Yakinlarindan Ali Hüsrevoglu diyor ki: “Sohbetleri kisa tutar ve sohbet edenleri de zaman zaman su sekilde ikaz ederdi: “Bir insanin bir defada dinleme takati kirk bes dakika olarak tespit edilmistir. Sözün bundan fazlasinin faydasi yoktur”
“Incinmemek incitmemekten daha zordur. Çünkü incitmemek eldedir. Ama incinmemek elde degildir.”derlerdi.
Hiç kimseye; "Sunu niye yaptiniz veya sunu niye yapmadiniz." demez, yeme, içme ve giyinme husûsunda; "Sunu alin yiyelim, bunu alin içelim, söyle olsun veya böyle olmasin." demezdi.
Kainat bahçesinde açtı dergahı Hami,
Bin vecd ile zikreder Yüce Allah'ı Sami.
İç gözüne Hak nurun sürmesi çekilmiştir,
İşte Kutb-ul Arifin, erenler şahı Sami!...
Her lütfü, her keremi O'na etmiş Erbili,
Kalb-i şerifine aşk, bina etmiş Erbili.
Cennet bağında öten can bülbülüdür Sami,
Mektubatında nice sena etmiş Erbili!...
Can kurban, cihan kurban, Hak Nura ermişlere,
Kalbi, gönlü, ve dili, Allah'a vermişlere..
Peygamber kucak açar, Melekler alkış tutar,
Ömür seccadesini dergaha sermişlere!.
Gönenli Mehmed Efendi’nin Sami Efendinin bağlılarından Lütfi Eraslan’a söylediği sözler:
"Öyle bir zata sahipsiniz ki bütün kafirler bir araya gelse, gökyüzünden onu yere atsalar, yine ayakları üstüne düşer. Hiçbir kafir ona bir şey yapamaz. Zira Cenab-ı Hak tarafından teyid edilen bir vazifesi vardır… Sami Efendi bu ümmetin en büyüğü idi başka ne söylense boştur."
Es'ad Erbilli Hazretleri:
"Yeryüzünde melek görmek isteyen Sami evladımızın yüzüne baksın. Sami evladımın edebine melekler gıpta ederler. Mahviyeti benden fazladır.''
Konu askinsonhecesi tarafından (24.04.2008 Saat 17:07 ) değiştirilmiştir..
Düstûr-i zaman mefhar-i âl-i Ramazan'dır
Didâr-ı Muhammed ruh-ı pâkinde ayandır
Simâsı bir âyine-i envâr-ı nihandır.
Ey can kulak aç, onda beyan özge beyandır.
Devletlü Velî Hazret-i Halîd'den el almış
İrşadını mânend-i zıyâ her yana salmış
Efrâd-ı vatan berzah-ı fetrette bunalmış
Ümmid-i rehâ bir nazar-ı feyzine kalmış
Elbet bırakır öyle bir er, böyle halife
Ashab kadar hâdim olur şer'-i şerîfe
Her sohbeti bir zübde-i ahkâm-ı münîfe
Sorsan kime mazhardır O, der ism-i Lâtife