7 Cemaziye'l-Evvel 1429
12 Mayıs 2008, Pazartesi
7 Cemaziye'l-Evvel 1429
12 Mayıs 2008, Pazartesi
Ayet
Kadınlar,oğullar,yük yük altın ve gümüş,salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi.Bunlar dünya hayatının geçimliğidir.Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.
Âl-i İmrân-14
hadis
Akrabaların gösterdiği yakınlığa karşılık veren kimse,tam anlamıyla akrabalık haklarını gözetiyor sayılmaz.Akrabalık haklarını tam anlamıyla gözeten kimse;yakınları akrabalık bağlarını ondan kestikleri halde,o onlardan alaka ve yardımını kesmeyen kimsedir.
Muslim

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:



...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Anket

hangi mevsimi seviyorsunuz????
ilkbahar: 44,83%
yaz: 18,39%
sonbahar: 25,29%
kış: 11,49%
Katılımcı sayısı: 87. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor

Online Üye

Şuan Forumda: 83 (1 Kayıtlı ve 82 Misafir) bulunmaktadır.

Online  hafsa


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye

Üye Albümlerinden

Üye albümlerinden en son eklenen resimler:

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

İncİler Maİl Grubu





Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » İLİM ve DÜŞÜNCE ÖNDERLERİ » Ramazanoğlu Mahmud Sami Efendi (k.s.)
Cevapla
 
Seçenekler
bir garib yolcu....
 
Gülzar-ı İrfan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.01.2008
Mesajlar: 25


Yarışma Puanı: 120
Teşekkür etti: 31
Teşekkür aldı: 25 konuda 148 kere
Ramazanoğlu Mahmud Sami Efendi (k.s.)

Bir asra yaklaşan ömrünü istikamet, takvâ ve verâ ölçülen içinde, kullarını Allah'ın yoluna irşâdla ikmal eden Sâmi Efendi Hazretlerini nebiler nebisinin âğûşunda sevgilisi Allah'a uğurlayışımızın ardından 24 yıl geçti O'nu, vefâtının sene-i devriyesinde söz kalıpları içine sokmak ve lâfızlarla anlatmak bizim kârımız değil. Lâkin "Sâlihlerden bahsetmenin rahmet nüzûlüne medâr" olacağı düşüncesiyle kısa çizgilerle merhûmu anlatmaya çalışalım.

Mahmûd Sâmi Ramazanoğlu, nüfus kayıtlarına göre 1892 yılında Adana'da dünyaya geldi. Babası tarihte Ramazanoğulları diye bilinen âileden Müctebâ Bey, annesi ise Ümmügülsüm Hanım'dır. Sâmi Efendi'nin büyük ceddi Abdülhâdi Bey'in tesbit ettiği âile şeceresine göre, Ramazanoğullarının aslen Türklerin Oğuz boyunun Üçoklar kabilesinden olduğu ve Hz. Halid b. Velid (r. A.) nesliyle münâsebettar bulunduğu anlaşılmaktadır.

İlk, orta ve lise tahsilini Adana'da tamamlayan Sâmi Efendi, yüksek tahsil için İstanbul'a geldi Darûl-fünun Hukuk Mektebine girdi. Hukuk Fakültesini birincilikle bitirdikten sonra askerlik hizmetini zâbit vekili (yedek subay) olarak yine İstanbul'da yaptı.


ALLAHA EMANET OLUN

Konu Gülzar-ı İrfan tarafından (12.02.2008 Saat 09:46 ) değiştirilmiştir..
eski 12.02.2008, 09:40 Gülzar-ı İrfan isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #1
Gülzar-ı İrfan isimli üye'ye teşekkür eden 12 üye:
bir garib yolcu....
(Konuyu Başlatan)
 
Gülzar-ı İrfan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.01.2008
Mesajlar: 25


Yarışma Puanı: 120
Teşekkür etti: 31
Teşekkür aldı: 25 konuda 148 kere
Zâhir ilimlerini devrin ulemâ ve müderrislerinden tamamlayan Sâmi Efendi için sıra manevi ilimlere ve bâtın imârına gelmişti. Fıtrat-ı necîbesinin şiddet-i meyli sebebiyle tasavvuf yoluna sülûk etti. Devrin meşhur Nakşi tekkesi Gümüşhâneli dergâhında bir müddet erbaîn ve riyâzatla meşgul olduktan sonra arkadaşı eski Beşiktaş Müftüsü Fuad Efendi'nin babası Rüşdü Efendi'nin delâletiyle Kelâmî dergâhı şeyhi ve meclis-i meşayıh reisi Erbilli Es'ad Efendi'ye intisab etti. Kısa zamanda kesb-i kemâlât eyleyip seyr u sülûkunu ikmalden sonra hilâfetle irşâda mezun oldu. Bir müddet daha mürşidinin yanında kaldı ve bilâhere memleketi Adana'ya irşâda muvazzaf olarak gönderildi.

Mahmûd Sâmi Efendi Hazretleri tekkelerin kapatılmasından sonra memleketi Adana'da bir yandan Câmi-i Kebir'de vaaz ve husûsi sohbetleriyle irşâd hizmetini yürütürken, bir yandan da maişetini temin için bir kereste ticârethanesinin muhasebesini tutuyordu. O, babasından ve âilesinden kendisine intikal eden büyük serveti almamış ve "Hiçbir kimse kendi kazancından daha hayırlı bir yiyecek asla yememiştir" (Buharî) hadîsi şerîfi gereğince kendi el emeğiyle geçinmeyi tercih etmiştir. Sûfiler içinde baba mîrasını almayanlar içinde ilk olarak Hâris Muhâsibi'yi görüyoruz. O da Kaderiye mezhebine bağlı bulunan babasının mirasını almamıştı.

Adana'da uzun yıllar müştâk gönüllere aşk-ı ilâhî şerbeti sunarak hizmet etti. Yazları Adana'nın Namrun ve Kızıldağ yaylası ile bazan da Kayseri'nin Talas'ında geçirirdi. Hac yolunun açıldığı 1946 yılında ilk defa hacca gitti.


ALLAHA EMANET OLUN
eski 12.02.2008, 09:40 Gülzar-ı İrfan isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #2
Gülzar-ı İrfan isimli üye'ye teşekkür eden 10 üye:
bir garib yolcu....
(Konuyu Başlatan)
 
Gülzar-ı İrfan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.01.2008
Mesajlar: 25


Yarışma Puanı: 120
Teşekkür etti: 31
Teşekkür aldı: 25 konuda 148 kere
1951 yılında İstanbul'a geldi. İki yıl kadar İstanbul'da kaldıktan sonra 1953 yılında hac mevsiminde önce hacca, dönüşte de arkadaşı Konyalı Saraç Mehmed Efendi'yle Şam'a geldi ve oraya yerleşti. Bilâhere âilesi, damadı ile birlikte yanına gitti. Ancak bu Şam hicreti dokuz ay kadar sürdü. Dokuz ay sonra tekrar İstanbul'a geldi. İstanbul'a bu gelişlerinde önce Bayezid-Lâleli'ye, sonra da Erenköy'üne yerleşti. Şamdan İstanbul'a bu gelişlerinde zevceleri Valide Hanım'a "İstanbul'a tekrar geldik. Gönlümüz Medine'de atıyor. Ahîr ömrümüzde oraya hicret etmeyi arzu ederiz," buyurmuşlar

İstanbul'da bulunduğu yıllarda da Adana'daki gibi bir yandan Erenköy Zihnipaşa Camiindeki vaazları ve husûsi sohbetleriyle irşâd hizmetini yürütürken diğer yandan da Tahtakale'de bir ticârethanenin muhasebesini tedvirle maîşetini temin etmekteydi. O' nun bu vaaz, irşâd ve sohbetlerinden cemiyetin her sınıfından, fakir, zengin, okumuş, okumamış, esnâf, işçi, memûr, tüccâr ve fabrikatör binlerce insan istifâde ederek feyz almış, istikamet bulmuş ve böylece etrafında yepyeni bir nesil teşekkül etmiştir. İhvanını mânevi himâye kanatları altında toplayarak onları cemiyetin her türlü kötü cereyanından korumaya çalışmıştır.

Ömrünün son yıllarında şöhretinin artması ve dışarıda kendisine iltifatın nazar-ı dikkati celbedecek seviyeye ulaşması sebebiyle kûşe-i uzlete çekildi. İhvanı ile gerek devlethanesinde ve gerekse Ramazan'da hatimle kılınan teravih namazlarında görüşüyordu. Bu vesile ile onlara İslâmî düsturları Muhammedi hakikatları ve Nebevî ahlâkı anlatarak hâliyle, kaliyle irşâd ediyordu.


ALLAHA EMANET OLUN

Konu Gülzar-ı İrfan tarafından (12.02.2008 Saat 09:45 ) değiştirilmiştir..
eski 12.02.2008, 09:41 Gülzar-ı İrfan isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #3
Gülzar-ı İrfan isimli üye'ye teşekkür eden 9 üye:
bir garib yolcu....
(Konuyu Başlatan)
 
Gülzar-ı İrfan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.01.2008
Mesajlar: 25


Yarışma Puanı: 120
Teşekkür etti: 31
Teşekkür aldı: 25 konuda 148 kere
1979 yılında gönlündeki muhabbeti-i Resûlullah ateşi onu Belde-i Tâhire'ye hicrete mecbûr etti. Çünkü onun son arzusu Peygamber şehrinde Hakk'a varmaktı. Nitekim 1957 senesinde yakınları kendilerine Eyüp Sultan'dan kabir yeri almayı teklif ettiklerinde:

- Herkesi arzusuna bıraksalar biz Cennetü'l-Baki'yi arzu ederiz, buyurmuşlardır. Cenab-ı Hak sevdiği kulunun arzusunu kabul buyurdu. Nitekim İstanbul'da bulunduğu yıllarda mübtelâ oldukları amansız hastalık, orada da yakasını bırakmadı. Fakat en acılı, ağrılı zamanlarında bile o, hiçbir şikayette bulunmamış, yüzünden tebessümü eksik olmamıştır. Vefatı 10 Cemaziyelevvel 1404 /12 Şubat 1984 Pazar günü saat: 4.30'da vâkî olmuş ve Cennetü'l-Baki'ye defnolunmuştur. Rahmetullahi aleyh.

Vefatına şu ifadelerle tarih düşüldü. Kutb-i vâsılîn ü gavs-ı şuyûh-ı ızâmı Nûr-i hüdâ mürşid-i merdüm-ı ihtirâmi Belde-i Tahire'de tevhidle deyüp Allah Vasl-ı cinan eyledi.Şeyh Mahmud Sami(1404 H)


ALLAHA EMANET OLUN
eski 12.02.2008, 09:47 Gülzar-ı İrfan isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #4
Gülzar-ı İrfan isimli üye'ye teşekkür eden 9 üye:
bir garib yolcu....
(Konuyu Başlatan)
 
Gülzar-ı İrfan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.01.2008
Mesajlar: 25


Yarışma Puanı: 120
Teşekkür etti: 31
Teşekkür aldı: 25 konuda 148 kere
Şemail ve Ahlâkı

Merhum Ramazanoğlu Sâmi Efendi, uzuna yakın orta boylu, nahif bedenli, buğday tenli, seyrek sakallı, kıvırcık saçlı, ela gözlü mücessem bir nûr heykeliydi. Mehabetinden yüzüne bakmak, hele göz göze gelmek kâbil olmazdı. Etrafa ziyâlar saçan gözlerinin isabet ettiği vücûd, tir tir titrerdi. Hatta O' nun nazarlarından müteessir olup cezbeyle düşüp bayılanlar bile olurdu. Temiz ve düzgün giyinirdi. Sakalı bir tutamı geçmezdi. Saçlarını ya tamamen kestirir veya kulak memesine kadar uzatırdı. Bütün bunlar sünnet-i seniyyeye imtisâllerindendi.

Sâmi Efendi, çok az yer, içerdi. Sohbetlerinde sıkça az yemenin faziletinden çok yemenin zararlarından bahseder bunu âyet, hadis ve hikmetli sözlerle anlatırdı. Kendisi sünnet üzere günde iki öğünden fazla yemezdi. Yediği zaman da yarım dilim ekmek ve bir kaç lokma katıkla kifâf-ı nefs ederdi. İhvanla birlikte yenildiğinde "ihvanla yenilende bereket vardır ve bundan suâl olunmayacaktır" buyurarak fazlaca yenilmesine müsâade, hatta teşvik ederlerdi.

Az uyurlardı Seher vaktini ihyâ etmek en büyük zevkleriydi. Evinde misafir kalanlar veya kendileriyle bir yolculuğa çıkanlar, gecenin hangi saatinde kalksalar onu ayakta bulurlardı. Hatta onun anlayışına göre yatıp uyumanın adı bile istirahattı. Nitekim bir defasında bağlılarından birinin evinde misafir bulunduklarında gecenin ilerleyen saatlerinde hâne sahibi kendilerine:

-Efendim artık yatarsanız yatak hazırlayalım, der. O:

-Yatmanın adı istirahattır, buyururlar. Bir müddet sonra ev sâhibi tekrar:

-Yatar mısınız? deyince O yine:

-Yatmanın adı istirahattır. Fakir istirahat edeyim, sizi de eksik kalan dersinizi tamamlayın, buyurur. Hâdiseyi anlatan zât diyor ki, "gerçekten o sabah dersim yarıda kalmış ve akşama kadar da tamamlamaya fırsat bulamamıştım."


ALLAHA EMANET OLUN
eski 12.02.2008, 09:50 Gülzar-ı İrfan isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #5
Gülzar-ı İrfan isimli üye'ye teşekkür eden 10 üye:
Şeref Üyesi
 
devr-i alem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07.09.2007
Mesajlar: 750


Yarışma Puanı: 850
Teşekkür etti: 2.568
Teşekkür aldı: 660 konuda 2.317 kere
Allah razı olsun kardeşim.....

Vefatlarının 24. senesinde Mevlay-ı Mütealimiz'den bize ahiret ayrılığı vermemesini niyaz ediyoruz....
__________________
www.fukaha.com

Sükût; yorulmadan yapılann ibadet,
masrafsız takılan bir zinet,
hükümdarlığa muhtaç olmadan ele geçen bir devlet,
duvara ihtiyaç duyulmadan yapılan kale,
çalışmadan kazanılan zenginlik,
ve ayıpların kapatılmasıdır.
eski 12.02.2008, 10:32 devr-i alem isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #6
devr-i alem isimli üye'ye teşekkür eden 10 üye:
bir garib yolcu....
(Konuyu Başlatan)
 
Gülzar-ı İrfan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.01.2008
Mesajlar: 25


Yarışma Puanı: 120
Teşekkür etti: 31
Teşekkür aldı: 25 konuda 148 kere
Dün yemyeşil baharken, solmuş neden bu bağlar?
Bilmem niçin siyahlar, giymiş dumanlı dağlar?
Sönmüş mü tüm emeller, matemler ufku sarmış?
Batmış mı hep güneşler, gökler neden kararmış?

Bülbüller ötmez olmuş, solmuş o gonca güller?
Hasretle yad ederken, ağlar yanar gönüller.
Zira o ünlü sultan, gülzarı yakdı gitti
Dünyada doldurulmaz, bir yer bırakdı gitti...

Hak kabrini nur etsin, kılsın cinan makamın;
Kurbundadır o zaten, ol Seyyid-i Cihanın!...
Örnekdi hal u kaali, maksud olan kemale
Hayrandı hep gönüller, hazretdeki bu hale

Bir bestedir ki ahım, ahengi şi're sığmaz...
Kabrinde diz çöküp ben, yıllarca ağlasam az...
Tarihe devir açarken, Fatih'lerin hayatı
Arş-ı cihanı sarsdı, üstadımın vefatı...

ALİ KEMAL BELVİRANLI
(SAMİ EFENDİ'NİN ARDINDAN YAZDIĞI ŞİİR)

ALLAHA EMANET OLUN
eski 17.02.2008, 08:09 Gülzar-ı İrfan isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #7
Gülzar-ı İrfan isimli üye'ye teşekkür eden 8 üye:
.
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 12.257


Yarışma Puanı: 380
Teşekkür etti: 19.401
Teşekkür aldı: 8.539 konuda 26.626 kere
Allah razı olsun Gülzar, devam ablam
__________________
“Dilin salavat getiriyor durmadan..Ama, Mustafa’nın temizliğinden ne haber?"


http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 17.02.2008, 10:46 monaroza isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #8
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
bir garib yolcu....
(Konuyu Başlatan)
 
Gülzar-ı İrfan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.01.2008
Mesajlar: 25


Yarışma Puanı: 120
Teşekkür etti: 31
Teşekkür aldı: 25 konuda 148 kere
CAN GAZELİ



-Ramazanoğlu Mahmud Samî (r.a.)'ye-

Canım öksüz bıraktı göğümden aktı cânım
Ölümsüzlük tacını başına taktı cânım

Şimdi sevdanın tahtı neylesin böyle bomboş
Aşkın zorlu yolunda son bir duraktı cânım

Seni böyle apansız gayrı gel'e koşturan
Bir ömür kavrulduğun sonsuz firaktı cânım

Biricik bakışınla yeşerdi kaç kerbela
Ki sen nazar etmeden içim kuraktı canım

Ölüm senin olmadan sevmemiştim bu kadar
Bir kez sığazlamışsın yüzü ap aktı cânım

Et kemiği bir hoş yele mi savurdun oy
Dost gelmiş diye toprak kınalar yaktı cânım

Bakışınla yıkanmak bir hayal oldu şimdi
Gönüle saplansa da gözden ıraktı cânım

Ateşin bir hükmünün kalmadığı dünyada
Gidişin yeryüzünün külünü yaktı cânım

Yaralı kuşlar artık uçmayı unutacak
Bunca yetim serçeyi kime bıraktı cânım

MUSTAFA İSLAMOĞLU


ALLAHA EMANET OLUN
eski 13.04.2008, 23:22 Gülzar-ı İrfan isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #9
Gülzar-ı İrfan isimli üye'ye teşekkür eden 7 üye:
bir garib yolcu....
(Konuyu Başlatan)
 
Gülzar-ı İrfan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.01.2008
Mesajlar: 25


Yarışma Puanı: 120
Teşekkür etti: 31
Teşekkür aldı: 25 konuda 148 kere
Sami Efendi Hazretleri kendisini sevenleri ve bağlılarını eski kültürümüze ve bâ-husûs eski harflerle okuyup yazmayı öğrenmeye sevk ederlerdi. Hatta bu yüzden son yıllara kadar eserlerini yeni harflerle neşre müsaade etmemişti.

Ayrıca kendileri iyi derecede Fransızca bildikleri halde Batı kökenli kelimelerin Türkçe'de kullanılmasından hoşlanmazlar, böyle Fransızca veya Latince asıllı kelimeleri asla kullanmazlardı. Mesela ilaçların isimlerini bile Latince adıyla değil, kendilerinin ona taktıkları bir ad veya sıfatla zikrederlerdi. Kırmızı hap, pembe şurup gibi. Bu davranış lisanda özenti merakıyla Batı kökenli veya uydurma kelime kullanmayı itiyad edinenlere bir ibrettir.

Sohbetlerinde bir ara Rûhûl-beyan Tefsirinden naklen köpeğin on hasletinden ısrarla bahsetmişlerdi de (bk Musahabe VI) hal sahibi bir ihvan "Biz henüz köpeğin mertebesine gelemedik" demekten kendini alamamıştı. Sohbetlerinde nefs düşmanının insana kurduğu tuzaklardan bahseden ve ihsana nefislerinin tehlikesinden korunabilmek için şunları tavsiye buyururlardı:

1-Açlık ve az yemek, oruca devam,

2-Az uyumak ve teheccüde devam,

3-Huşû ile ibadet, mânâsını düşünerek Kur'an okumak,

4-Zikr-i daim içinde bulunmak,

5-Salih ve sadıklarla beraber olmak.



ALLAHA EMANET OLUN
eski 15.04.2008, 10:34 Gülzar-ı İrfan isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #10
Gülzar-ı İrfan isimli üye'ye teşekkür eden 6 üye:
Cevapla

Yer imleri

Seçenekler

Yetkileriniz
Es ist Ihnen nicht erlaubt, neue Themen zu verfassen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, auf Beiträge zu antworten.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Anhänge hochzuladen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Ihre Beiträge zu bearbeiten.

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:26 .