11 Cemaziye'l-Evvel 1429
16 Mayıs 2008, Cuma
11 Cemaziye'l-Evvel 1429
16 Mayıs 2008, Cuma
Ayet
Ey iman edenler!Cuma gunu namaz icin cagrildiginizda her turlu dunyevi alisverisi birakip Allah'i anmaya yani hutbeyi dinleyip namazi kilmaya kosun.Eger bilirseniz bu sizin icin daha hayirlidir.
Cuma-9
hadis
Cuma gününde öyle bir an vardır ki, günah veya akrabalarla ilişkiyi kesme konularında olmamak şartıyla kul Allahü teâlâdan bir şey isterse Allahü teâlâ mutlaka onu verir.
Buhari

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:



...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Anket

hangi mevsimi seviyorsunuz????
ilkbahar: 50,43%
yaz: 15,38%
sonbahar: 23,93%
kış: 10,26%
Katılımcı sayısı: 117. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor

Online Üye

Şuan Forumda: 70 (14 Kayıtlı ve 56 Misafir) bulunmaktadır.

Online  Almula, BEYAZ, Dilnihad, DuaLar, haqperest, jenerator, kebirulcady06, mutasyon, Ninja Kedi, Sakallı mesutizm, Ummu Seleme


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye

Üye Albümlerinden

Üye albümlerinden en son eklenen resimler:

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

İncİler Maİl Grubu





Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » İLİM ve DÜŞÜNCE ÖNDERLERİ » "ŞEYH MUHAMMEND EL HAZNEVİ" (Kuddise Sirrehu)
Cevapla
 
Seçenekler
Tecrübeli Üye
 
Ebu-zer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.09.2007
Nerden: Almanya
Mesajlar: 182


Yarışma Puanı: 360
Teşekkür etti: 876
Teşekkür aldı: 157 konuda 484 kere
Ebu-zer - YAHOO üzeri Mesaj gönder
"ŞEYH MUHAMMEND EL HAZNEVİ" (Kuddise Sirrehu)

ŞEYH MUHAMMED EL-HAZNEVİ'NİN (K.S.) HAYATI




seyhmuhammed.jpg



Şeyh Muhammed (k.s.); Şeyh İzzeddin (k.s.) hazretlerinin en gözde talebesi, en mükemmel takipçisi, onun gözünün nuru gibi koruyup, adeta bir gül gibi yetiştirdiği, tüm müslümanlara ve insanlık ailesine faydalı olması için elinden gelen tüm himmeti kullandığı, en yüce ahlaki, imani ve irfani değerlerle süslediği bulunmaz, mümtaz, eşine az rastlanır kamil-i mükemmil bir mürşid-i ekmel bir şahsiyet idi.

Şeyh İzzeddin Hazretleri vefatından önce pek çok defa değişik vesilelerle Şeyh Muhammed (k.s.)'dan övgü ile bahsetmiş ve onun hem kâmil bir iman sahibi, muhabbetullah ile dopdolu arif bir zat olduğunu belirtmiş ve hem de insanları idare ve irşat etmede tam ve mükemmel bir hal üzere olduğunu dile getirmiştir.

Bu durum sadece Şeyh İzzeddin Hazretleri ile sınırlı değildir.

Bundan yaklaşık elli yıl öncesinden Şeyh Ahmed (k.s.) Hazretleri de onu övmüş, ondaki yeteneklere, üstün değer ve özelliklere dikkat çekmiş ve

"Bu zat bizim şanımızı yükseltecektir."

buyurarak konumunun önemine dikkat çekmişlerdir.

Gerek Şeyh Masum (k.s) ve gerek de Şeyh Alaaddin(k.s.) onun üzerine çok titremişler; iman, ihlas, muhabbet, hizmet, fedakarlık, yüce ahlâk ve daha pek çok yüce meziyetler sahibi yeğenlerinin en iyi şekilde yetişmesi için çalışmışlardır.

Onun üzerine o kadar titriyorlardı ki onunla ilgilenip, oyun oynadıkları zamanlarda herhangi bir şekilde incinmesi durumunda çok üzülüyor ve bu duruma sebep oldukları için birbirlerini suçluyorlardı.

Bu, o kâmil zatların ferasetleri ile hissettikleri ve gerçekleşecek olan hakikat karşısında aldıkları bir hal idi.

Gençlik yıllarında kendilerine ders vermiş,hocalık yapmış olan büyük ve fazilet sahibi, değerli alim Şeyh Mustafa Buga onun ile geçirdiği yılları hayatının en güzel anlarından olarak nitelendirmekte ve bununla gurur duyduğunu bildirmektedir.

Şeyh Muhammed Hazretlerindeki üstün ve eşsiz vasıfları her konuşmasında dile getiren Şeyh Mustafa Buga onun gibi bir talebesi olduğundan dolayı gurur duyduğunu ve onun kendisini kat be kat geçtiğini pekçok defa dile getirmişlerdir.

Haznevi ailesini, özellikle Şeyh İzzeddin Hazretlerini ve Şeyh Muhammed Hazretlerini çok yakından tanıyan bu zat İslam alemi içersindeki alimler arasında gerek kişiliği ve gerekse de eserleri ile önemli bir yere sahiptir.

Telmaruf'ta Şeyh İzzeddin (k.s.)'i anma merasiminde yaptıkları bir konuşmalarında Şeyh Muhammed Hazretlerini müslüman alimleri toplamaya ve ümmetin sorunlarına çözümler bulacak çalışmalar başlatmaya çağırmış ve onun üstün vasıflarını böylelikle açıkça teyit etmişlerdir.

Şeyh Arabi Kabbani, Lübnan müftüsü ve Lübnan'ın ileri gelen değerli alimleri, Suriye Diyanet İşleri Başkanı, Türkiye, Mısır ve Sudan'dan gelen alimler ve yazarlar Telmaruf'a yaptıkları ziyaretlerinde ve katıldıkları münasebetlerde Şeyh Hazretlerinden ve Haznevi mürşidlerinden her zaman büyük üstatlar, saygı değer alimler, muttaki önderler olarak övgüyle bahsetmişlerdir.

Bu sadece onlarla sınırlı bir olay değildir. Kuveyt'in ve diğer beldelerin selefi alimleri de Şeyh Muhammed Hazretlerini tanıdıkları zaman onun değerini hemen anlamış, ona ve fikirlerine büyük bir saygı gösterip, tasavvufi anlayışına ve izledikleri yola büyük değer vermişlerdir.

Fıkıh alanında İslam dünyası içersinde çok ileri bir yerde olan, belki de ilk sırada yer alan alim zat Vehbe Zuhayli de Telmaruf'a davetli olarak gelmişlerdi. Tasavvufa ve tarikat ehline o kadar da sıcak bakmıyorlardı.

Fakat Şeyh Hazretleriyle tanıştıktan, onun ilminin büyüklüğünü, tevazu ve takvadaki benzersizliğini, halim ve sevecen tavırlarını, o üstün ahlâki meziyetlerini gördüklerinde nasıl bir zat ile karşı karşıya olduklarını anlamışlardı. Bu sıradan bir zat değildi ve bu karşılaşma da sıradan bir karşılaşma değildi. Kalpler yumuşadı ve fikirler değişti.

Şeyh Muhammed (k.s.) gibi zatlar nurani bir çekicilik ile süslenmişlerdir.

Bu onların mayalarında olan bir haldir. İlahi feyz altında olmaktan ortaya çıkan bu hal insanların onlara yönelmelerine, onları sevmelerine ve böylece doğan samimi sevgi dolu durum ise karşılıklı bir yakınlaşmaya sebep olmaktadır.

Bu yakınlaşma onların terbiyesi altına girmeyi ve onların meşrebine uymayı doğurmaktadır.

Meşrepleri Allah'ın muhabbeti olan bu zatlar kendilerine bağlanan kişilere güneş olmakta, onların Hakka olan bağlılıklarını sağlamakta ve imanlarına güç üstüne güç katmaktadırlar.

Her insaf sahibi kişi tarafından bilindiği gibi insanın tek başına, bir ustası veya öğreteni olmadan herhangi bir işte başarılı olması hem çok zor (bazen imkansız) ve hem de çok çetrefilli bir iştir.

Tecrübeli, o işin ilmini yapmış kişilerden alınacak kılavuzluk elbetteki bulunmaz bir nimettir. Bu dünyevi işlerde böyle olduğu gibi uhrevi işlerde de böyledir.

İnsanın ahlâkını düzeltebilmesi, imanını kâmil hale getirebilmesi, olgun bir zat olabilmesi için terbiye edici mürşidlere ve ahlâk hocalarına ihtiyacı vardır.

Bu ihtiyaç zamanımızda her zamankinden daha fazladır. Çünkü fitne ve fesat bu asırda diğer zamanlardan daha sistemli ve güçlü bir durumdadır.

Bu kasıp kavurucu çığıra karşı durabilmek ancak Şeyh Muhammed Haznevi(k.s.) ve Şeyh Muhammed Muta(k.s.) gibi büyük mürşid-i kâmil zatların gözetimi altında,onların edepleriyle edeplenip,talebeleri arasına girmekle mümkündür.

Gerek onların şahıslarının çekiciliği ve maneviyatlarının yüceliği, gerek sahip oldukları silsilenin bereketi ve gerekse de tahsil ettirdikleri edepler ve içerisinde yer alınan cemaatları; nefsi, dünyevi şehvet ve hevalardan soğutucu ve uzaklaştırıcı bir özelliktedir. Bu zamanın insanları için bu Allah'ın bulunmaz bir nimetidir.

Şeyh Hazretleri bu zamanda kendisinden ilim alınabilecek olan ender alimlerden birisi idi. Kişinin ona baktığı zaman Allah'ı hatırlayacağı, onun imanını kuvvetlendirecek, ahlâkını güzelleştirecek alimlerden ilmi tahsil etmesi gerektiği, diğer durumda ise sonucun tam bir felaket olacağı selef-i salih zatlar tarafından bizlere bildirilmiştir.

Şeyh Hazretlerinin yüzleri bir ay gibi parlamakta kendisine bakanlara huzur vermekte, iç âlemlerindeki o enginliği ve kalp huzurunu adeta haykırmaktaydı. Onun tebessümü ona ayrı bir güzellik katmakta ve insanı çok ötelere asr-ı saadete götürmekte, o iklimden hoş esintiler getirmekte idi. Allah yoluna insanları davet edenlerin insanların en büyük dostları olduğu tartışılmaz bir hakikattır.

Bu işi üzerine alan zatlar peygamberlerin mesleğini devam ettiren kişilerdir. Elbetteki ehil olmak şartı ile çok büyük bir makamdadırlar ve çok büyük bir hizmeti görmektedirler.

Bu görevi üstlenmiş olan Şeyh Muhammed Hazretleri hakkın net bir şekilde anlaşılabilmesi ve her türlü şüphenin berteraf edilebilmesi için azami derecede dikkat göstermekte idi.

Her fırsatta dünya malı toplamadığını ve herhangi bir dünyevi makama gelmek, bir çıkar elde etmek peşinde olmadığını yani siyasi işlerle ilgilenmediğini bildiriyordu.

Amacı insanları Allah'ın yoluna davet etmek ve bunu yaparken onları hiçbir şekilde kullanmamaktı.

Bu onun gerçekten de övülen, ihlasları ile gökleri titreten o selefi salih zatlardan olduğunun en büyük delillerinden birisidir.

Şeyh hazretleri insanların mallarını toplamadığı ve dünyevi siyaset ile uğraşmadığı gibi tüm mesaisini, tüm gücünü, tüm imkânlarını ve malını İslam davasının duyurulması, kelime-i tevhidin en yükseğe çıkarılması için harcamaktaydı.

Dergâhlarına gelen ve onlara intisap eden kişileri incelediğinizde çok kısa bir zaman içerisinde değiştikleri, imani ve İslami sıfatları kapıp, dini mübini yaşamaya başladıkları görülmektedir.

Bunlar arasında öyle kişiler vardır ki daha önce kumar, uyuşturucu,gayri meşru kazançlar içersinde olup, insanların mallarını zorla gasp etmekte idiler.

Oysa insan şimdi onları görse sanki melekleşmiş olduklarını sanacaktır.

Artık öyle bir hal almışlardır ki haramlardan kaçmaya son derece dikkat etmekte, farzları eda edip, sünnetlere çok itina göstermektedirler.

Bu hale gelişleri yüce Şeyhin himmeti ve bu tarikatın adaplarına uymaları sonucudur.

Şeyh Hazretlerinin dergâhı ilim üzeredir.

Haznevi mürşidleri zamanlarının en büyük alimleri arasındadırlar.

Bu kol, alimden alime devredile gelmiş bir yoldur.

Şeyh Muhammed(k.s.) Telmaruf'taki şer-i ilimler medresesinde iki bine yakın talebe okutup,bunların yeme, içme, barınma gibi tüm ihtiyaçlarını kendi öz malından karşılamaktaydı.

Fakir olan, durumu olmayan ama İslami ilimleri öğrenme aşkı içinde olanlara kapılarını ve tüm imkanlarını açmakta, onları İslam ümmeti için faydalı bir hale getirmeye çalışmaktaydı. Bu destek sadece okul yılları ile sınırlı kalmamakta, mezun olanlardan durumu iyi olmayanları da kendi imkanları ile münasip bir şekilde evlendirmekteydiler.

Bu talebelerden istediği; gittikleri beldelerde İslam'ı öğretmeleri, emr-i bilmaruf ve nehy-i anil münker farizasını yerine getirip, bu yüce adapları hem yaşamaları ve hem de yaygınlaşması için gayret göstermeleriydi.

Şeyh Hazretleri çıktıkları irşat amaçlı seyahatlerinde toplumun her tabakasından insan ile ilgilenir ve dini şuur oluşması ya da daha da kuvvetlenmesi için gayret gösterirdi.Resmi yetkililerin ve medeniyetin pek uğramadığı öyle ücra yerlere dahi gitmekteydiler ki oranın ahalisi bile bu hale şaşırmaktaydılar.

Fakat bu yüce zatı tanıyınca, onun sohbetini dinleyince ona öylesine bağlanmaktaydılar ki bu tariflere sığmaz bir haldi.Şeyh hazretleri onlara dinlerini öğretecek bir alim göndermeyi teklif ettiğinde onlar bunu hemen kabul etmekteydiler.

Böylece hem bu yüce tarikata girmekte ve hem de dünya ve ahiret saadetini elde etmekteydiler.

Şeyh Muhammed (k.s) çok büyük bir sabır, tahammül ve müslümanlara karşı yüce bir şefkat içerisindeydi. Onları bir baba gibi kucaklamakta ve sorunlarının çözümü için uğraşmaktaydı.

Bazen öyle olurdu ki saatlerce onların sorunlarını dinler, onlara nasihatler ederdi.

Ayakları geçirdikleri trafik kazasından dolayı platinli olmasına rağmen dört-beş saat dizleri kıvrık bir şekilde edepte oturur ve onlarla ilgilenirdi.

Pek çok ihtilafı çözdükleri, sorunları hikmetle giderdikleri gibi pek çok çözülemez denen meseleyi çözmüş ve bir çok kan davasının sulh ile sonuçlanmasına da vesile olmuşlardı.

Varlıkları bir barış, huzur ve bereket kaynağıydı.
eski 13.02.2008, 16:56 Ebu-zer isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #1
Ebu-zer isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
Tecrübeli Üye
(Konuyu Başlatan)
 
Ebu-zer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.09.2007
Nerden: Almanya
Mesajlar: 182


Yarışma Puanı: 360
Teşekkür etti: 876
Teşekkür aldı: 157 konuda 484 kere
Ebu-zer - YAHOO üzeri Mesaj gönder
"Prof. Dr. Şeyh Vehbi El Zuheyli Konuşması"

Tel-Maruf Mevlid Konuşması


Prof. Dr. Şeyh Vehbi El Zuheyli


Rahman ve Rahim olan Allah´ın adıyla. Alemlerin Rabbi olan Allah´a hamd, tertemiz ve güvenilir peygamberin, ehlinin, ashabının ve kıyamet gününe dek iyiliklerle onlara tabi olanlara salât ve selâm ederim.

Ey dinleyici kardeşlerim! Bu yüce dine ve Kur´an-ı Kerim´e mensup olmakla şereflendiğimiz Allah´ın seçkin peygamberinin sünnetiyle sünnetlenme şerefine nail olduğumuz bu gün ve saat zamanının en mübarek, en değerli olduğu Allah´ın verdiği o mübarek gün ve saatlerdir.

Bu mübarek saatlerde şunu da hatırlıyoruz.

İslam cihad hareketinden sonra ilmin, marifetin, parlayan nurun esasları üzerinde ayağa kalkmıştır.

Bu senelik anma programında ilmi ve İslam´ı yeryüzünün doğusunda ve batısında, komşu memleketlerde ve uzak memleketlerde yayan bu İslami hareketin büyük müessisini anıyoruz.

Bu yardımın en büyük alâmetidir ve bu ihlaslı bir alimin görevidir. Bu büyük topluluğun müessisi olan Şeyh İzzeddin´in toprağına ve kabrine rıza ve rahmet oluklarını akıtmasını Allah´tan diliyoruz.

Bu faydanın, menfaatin değerli evlatlarının elleri üzerinde devam ettirmesini Allah´tan diliyoruz.

Cenaba-ı Allah yeryüzünü ve üzerindekilerini geri alıncaya kadar, Allah´tan dilediği kadar bu İslami topluluğu sürdürmesini rica ediyoruz.

Şüphesiz Şeyh´in inşa ettiği bu bina; maddi hayat binasından bir parçadır, zirai hayatın binasıdır. İktisadi hayatın binasıdır.

Her müslüman bireyinin ve müslüman cemaatin binasıdır.

Ey kardeşlerim sizleri tebrik ediyorum ve itiraf ediyorum ki biz üniversitelerimizde bu mübarek Şeyh´in sizler için gerçekleştirdiğini gerçekleştirmekten aciziz.

Biz yarım asrı aşkın öğretiyoruz ve hâlâ da öğretiyoruz. Kendimiz tek bir mürid edinemedik.

Ancak erkeklerden, kadınlardan, gençlerden ve çocuklardan oluşan bu binlerce insan; Şeyh´in tek ve Kahhar olan Allah´a davetindeki ihlasının ve dürüstlüğünün en büyük delilidir.

Ey kardeşlerim, bu nimetten yararlanın ve azami bir şekilde muhafaza edin. Birliğinizi, sevginizi ve Şeyh´e mensup olmanızı teyid edin.

Çünkü bu yüce İslam´a mensubiyettir. Bizler Kur´an-ı Kerim´în ve sünneti nebeviyenin sofrasından ancak birazını takdim ediyoruz.

Ancak bu davaya ve bu çağrıya doğru, bağlanmayı içimizde tahrik eden, Rablerine intikal ettikleri zaman yokluklarını hissettiğimiz ihlaslı alimlerdir.

Onları kaybetsek bile nurları aydınlatmaya, ışık saçmaya, kalmaya, büyüklerin ve küçüklerin nefislerinde tesir etmeye devam edecektir. İslam boyunlarımızda büyük bir emanettir.

Bu emaneti bizlere hatırlatan ve öğretenler ise, başlarında bu mübarek Şeyh´in bulunduğu ihlas sahibi alimlerdir.

Bu Şeyh´in varlığı ve bu mübarek yere geldiğim saatler içerisinde gördüğümüz eserler, bana on sekiz on dokuz ve yirminci asırların başındaki İmam Mehdi ve İmam es-Senusi hareketlerini andırıyor.

Bu ihlas sahibi imamlar, insanların eski şereflerine dönmelerini ve nefislerinde İslam bağını güçlendirmelerini istiyorlardı.

Peygamberimiz Allah´ın salât ve selâmı üzerine olsun, şöyle buyurur: Allah her yüz sene başında bu ümmete dinini yenileyecek kişileri gönderecektir.

Öyleyse müceddidiniz, aliminiz ve Şeyhiniz sizlere kutlu olsun.

Onun siretine sarılın, onun getirdiği hidayete bağlanın, insanın şerefini İslam´ın temizliğini ve Kuran´ın büyüklüğünü gerçekleştirerek ona tabi olmada sadık olun.

Kur´an´ı sadece okumak değil, hayatın büyük-küçük her anında tatbik edin. Ahlâkınızda, ilkelerinizde, yaşamınızda ve şerefli bir çalışma olan dünya ve ahiret çalışmanızda seçkin peygamberimizin sünnetini tatbik edin.

İşte müslümanın çağrısı budur. Ahlâk çağrısıdır, iman çağrısıdır, inanç çağrısıdır, yenilenme çağrısıdır, medeniyet çağrısıdır.

Her zaman ve her yerde müslümanın övüneceği bir çağrıdır.

Bu çağrının başı eğilemiyecek, bu ümmet ölmeyecek ve müslümanlar bu ümmete düşman olanların gözlerinde diken olmaya ve bu şekilde kalmaya devam edecektir.

Allah bu ümmeti, tarihini, Kur´an´ını, Peygamberinin sünnetini ve alimlerinin değerlerini muhafaza etmeye kefil olduktan sonra hiç kimse hiçbir halde bunları yok edemeyecektir.

Allah´tan bütün hayırları bizlerde kılmasını diliyorum. Kendi rızası için bizlere ihlası nasip etmesini diliyorum.

İslam milliyetçiliğini ve İslami gayreti bizlerde uyandırsın, düşmanlarımızın ellerinin kirlettiği toprağımızın her karışını özgürlüğe kavuşturabilmemiz için, İslam gücünü bizlere nasip etsin.

Allah´ın yardımı ve gücüyle onlara galip gelebileceğiz. (Eğer Allah´a yardım ederseniz o da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar.)

Allah´tan çalışmalarınızı ve hayallerimizde, kalplerimizde ve gönüllerimizde hatırlayacağımız bu anma programını düzenleyenlerin çalışmalarını mübarek kılmasını diliyorum. Son olarak bu büyük Şeyh´in ve emsallerinin üzerinde gerçekleşen şu hadisi sizlere hatırlatmak istiyorum:

"Kim bir hidayete davet ederse, o davete tabi olanların sevaplarından hiçbir şey eksilmeden ona da bunların sevabı kadar yazılır. Kim ki dalâlete davet ederse, ona tabi olanların günahlarından hiçbir şey eksilmeden onun aleyhine bunların günahları kadar günah yazılır."

Allah´tan (c.c.) bizleri kullanmasını, bizlerden razı olmasını, hidayete ve nura davette bizleri yardımcı olarak bırakmasını diliyorum ve daima bizleri Kur´an´a hizmet eden, seçkin peygamberinin sünnetine hizmet eden, alimlerden istifade eden ve onlara hizmet eden, onlara tabi olmayı, derslerini ve vaazlarını dinlemeyi hiçbir karşılık beklemeden, hiçbir teşekkür beklemeden bütün insanları yönlendirdikleri yöne doğru yürümeyi Cenab-ı Allah´tan niyaz ediyorum.

Allah´ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinizde olsun.
eski 14.02.2008, 01:11 Ebu-zer isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #2
Ebu-zer isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
.
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 12.308


Yarışma Puanı: 380
Teşekkür etti: 19.509
Teşekkür aldı: 8.571 konuda 26.755 kere
Allah razı olsun

"Kim bir hidayete davet ederse, o davete tabi olanların sevaplarından hiçbir şey eksilmeden ona da bunların sevabı kadar yazılır.

Kim ki dalâlete davet ederse, ona tabi olanların günahlarından hiçbir şey eksilmeden onun aleyhine bunların günahları kadar günah yazılır."

__________________
“Dilin salavat getiriyor durmadan..Ama, Mustafa’nın temizliğinden ne haber?"


http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 14.02.2008, 01:15 monaroza isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #3
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
Cevapla

Yer imleri

Seçenekler

Yetkileriniz
Es ist Ihnen nicht erlaubt, neue Themen zu verfassen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, auf Beiträge zu antworten.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Anhänge hochzuladen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Ihre Beiträge zu bearbeiten.

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:38 .