Bayrak
3 Recep 1429
06 Temmuz 2008, Pazar
3 Recep 1429
06 Temmuz 2008, Pazar
Ayet
Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir.Bunlardan dördü haram aylardır.İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur.Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin.
Tevbe-36
hadis
Recebin 1.gününde oruç tutmak üç senelik, 2.günü oruçlu olmak iki senelik ve yine 3.günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur.
Camiu-s sağir

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 51 (8 Kayıtlı ve 43 Misafir) bulunmaktadır.

Online  azadeyim, DeRCan, DuaLar, HamS, muhakematçı monaroza


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee



Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » İLİM ve DÜŞÜNCE ÖNDERLERİ » Sezai KARAKOÇ


Cevapla
 
Seçenekler
ADMİN
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 13.449


1 Albümü var
Yarışma Puanı: 490
Teşekkür etti: 22.349
Teşekkür aldı: 9.887 konuda 32.295 kere
Pfeil Sezai KARAKOÇ

Sezai Karakoç 22 Ocak 1933 de Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde doğmuştur. Babası Yasin Efendinin koyduğu isim Muhammed Sezai’dir. Nüfus kayıtlarına geçerken bir karışıklık sonucu ağabeyinin ismi olan Ahmet Sezai’nin başına eklenmiştir.

Resmi kayıtlarda adı Ahmet Sezai Karakoç’tur. Dedeleri Ergani ve yöresinde bir hayli tanınmış etkin kişilerdendir. Babasının babası Hüseyin efendi Plevne savaşına katılmış,Gazi Osman Paşanın takdirini kazanmıştır.Ailenin Lakabı Leventoğullarıdır.

Çocukluğu Ergani, Maden ve Dicle ilçelerinde geçen ve 1938 yılında Ergani’de 3 ay ilkokul öncesi ihtiyat sınıfına devam eden Sezai Karakoç 6 yaşında ilk mektebe başlar ve 1944te Ergani’de bitirir. Maraş Orta Okuluna parasız yatılı olarak kayıt olur.1947 de burayı bitirerek Gaziantep’te yine parasız yatılı lise öğrenimine başlar. Gaziantep lisesinden 1950’de mezun olur.


Felsefe okumak istediği için İstanbul’a gider. Babasının isteği İlahiyat fakültesiydi.Kendi parasıyla okuyamayacağını anlayınca, o zaman parasız yatılı kısmı bulunan Siyasal Bilgiler Fakültesi sınavına girer. Sınav sonuçlarını beklerken de Felsefe bölümüne kayıt yaptırır.Şayet sınavı kazanmazsa felsefe tahsili yapacaktır.

Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesini kazanarak başladığı yüksek öğrenimini 1955’te fakültenin mali şubesinden mezuniyetle tamamlar.


Mecburi hizmet sebebiyle Maliye Bakanlığı’nda Hazine Genel Müdürlüğü Dış Tediyeler Muvazenesi Bölümüne atanır. Bu vazifenin bir istikbal sağlayamayacağı düşüncesiyle Maliye müfettişliği sınavına girer, Kazanır ve 11 Ocak 1956’da müfettiş yardımcılığı görevine başlar.

1959 yılında İstanbul’da Gelirler Kontrolörüdür.Bir ara Ankara çağrılıp Yeğenbey Vergi Dairesinde görevlendirilirse de kısa bir müddet sonra yine İstanbul’daki görevine döner. Görevi icabı Anadolu’yu çok gezer ve bir çok il, ilçeyi inceleme, tanıma fırsatı bulur.1960-1961 yıllarında yedek subay olarak askerlik görevini ifa ettikten sonra İstanbul’daki görevine kaldığı yerden devam eder.1965’ten 1973’e kadar bir çok kez istifa eder. 1973’ten bu yana da hiçbir resmi görev almaz.

Kurucusu bulunduğu DİRİLİŞ YAYINLARI ve DİRİLİŞ DERGİSİ ile İstanbul’da hizmete devam eder. 1990 yılında “Güller Açan Gül Ağacı” Amblemiyle Diriliş Partisi (DİRİ-P) ni kurar. Yedi yıl Partinin Genel Başkanlığını yürütür.Ancak 19 Mart 1997’de 2 genel seçime girmedi diye parti kapatılır.

Devlet, millet ve medeniyet kavramlarına farklı boyutlarda anlam yükleyen Sezai Karakoç’un 41 yıllık “Diriliş” doktrini etrafında düşünsel alanda bir Diriliş Nesli oluşur.

DİRİLİŞ YAYINLARI
Şiir
ŞİİRLER I: Hızırla Kırk Saat

ŞİİRLER II: Taha’nın Kitabı/Gül Muştusu

ŞİİRLER III: Körfez/Şahdamar/Sesler

ŞİİRLER IV: Zamana Adanmış Sözler

ŞİİRLER V: Ayinler

ŞİİRLER VI: Leyla ile Mecnun

ŞİİRLER VII: Ateş Dansı

ŞİİRLER VIII: Alın Yazısı Saati

Hikaye:

HİKAYELER I: Meydan Ortaya Çıktığında

HİKAYELER II: Portreler

Piyes:

PİYESLER I-ARMAĞAN
Çeviri şiir:

BATI ŞİİRLERİNDEN
İSLAMIN ŞİİR ANITLARINDAN
Düşünce

RUHUN DİRİLİŞİ- KIYAMET AŞISI- ÇAĞ VE İLHAM I-II-III-IV- İNSANLIĞIN DİRİLİŞİ-YİTİK CENNET- MAKAMDA- İSLAMIN DİRİLİŞİ- GÜN DÖNÜMÜ- DİRİLİŞ MUŞTUSU- İSLAM- DİRİLİŞ NESLİNİN AMENTÜSÜ- İSLAM TOPLUMUNUN EKONOMİK STRÜKTÜRÜ – DÜŞÜNCELER I- DİRİLİŞİN ÇEVRESİNDE- FİZİKÖTESİ AÇISINDAN UFUKLAR VE DAHA ÖTESİ I-II-III- YAPI TAŞLARI VE KADERİMİZİN ÇAĞRISI I-II- UNUTUŞ VE HATIRLAYIŞ-VAROLMA SAVAŞI

Deneme:

EDEBİYAT YAZILARI I

EDEBİYAT YAZILARI II

EDEBİYAT YAZILARI III

İnceleme:

YUNUS EMRE

MEHMED AKİF

Günlük Yazılar
FARKLAR

SÜTUN

SUR

GÜN SATİ

SÖYLEYİŞLER
RÖPORTAJ:TARİHİN YOL AĞZINDA

KONFERANS:ÇIKIŞ YOLU:ÜLKEMİZİN GELECEĞİ

ÇIKIŞ YOLU-II-MEDENİYETİMİZİN DİRİLİŞİ

ÇIKIŞ YOLU III-KUTLU MİLLET GERÇEĞİ



__________________

“Yalnız hüznü vardır kalbi olanın.."


http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 31.03.2008, 08:34 monaroza isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)  
Alıntı ile Cevapla   #1
ADMİN
(Konuyu Başlatan)
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 13.449


1 Albümü var
Yarışma Puanı: 490
Teşekkür etti: 22.349
Teşekkür aldı: 9.887 konuda 32.295 kere
24/1/2007

Üstad Sezai Karakoç


Yazar: Mehmet Nuri Yardım

O çölleri geçen, dağları aşan, gönüllere düşen bir ideal adamıdır.

Sevdası uğruna ömür tüketen, kalemini hep açık tutan, düşüncesi için kelimelere tutunan bir söz sultanıdır. Yıllardır ilmek ilmek Anadolu kilimini dokuyan bir sanatkârdır…

Çağını sorgulayan bir aydın, mazi ile gelecek arasında köprü olan bir mütefekkir, kâinat kitabını toplumuna okuyan bir şairdir…

Bir çağın, yeryüzündeki mazlum milletlerin vicdanı olmak isteyen bir münevverdir…

Hoyrat ellere karşı gül bahçesinde nâdide çiçekler yetiştiren bir bahçevan… Çorak iklimlerde susuz kalanlara nur şerbetiyle dolu tası uzatan bir gönül sakası… Şiiri de nesri de yücelerdeki mukaddes dâvâsını anlatmak için birer merdiven…

Diriliş düşüncesinin sanatkâr öncüsü üstad Sezai Karakoç, nesilleri etkileyen, ardından sanatkârlar kafilesi yürüten Türk edebiyatının son yarım yüzyılındaki çok önemli bir sanat öncüsü ve kılavuz kişisidir. O, şair olarak öne çıkışı kadar, fikir adamı olarak nesillerin elinden tutuşu, onları yetiştirmesi, beslemesi ve yönlendirmesiyle de çok değerlidir.


Pekçok eseri bulunan Karakoç’un şiir kitapları arasında Körfez, Şahdamar, Hızırla Kırk Saat ve Gül Muştusu da bulunuyor. Bütün şiirleri Gün Doğmadan adıyla tek eserde toplandı. Oyunları, hikâye ve günlük yazıları yayınlanan Sezai Karakoç’un düşünce ürünü eserlerinden bazılarının isimleri şöyledir:

İslâmın Dirilişi, Kıyamet Aşısı, Mağara ve Işık, Ölümden Sonra Kalkış, Ruhun Dirilişi, Çağ ve İlham, Yitik Cennet, Diriliş Neslinin Amentüsü, Edebiyat Yazıları, Gün Saati…

Şiir, nesir, hikâye ve düşünce alanlarında güçlü eserler veren Sezai Karakoç’un bütün kitaplarında derin bir kültür birikimi ve süzülmüş has fikirler vardır.

Aslında türleri farklı olsa da bütün kitaplarında aynı dünya görüşünün yansımasını ve seslenişini hissederiz.

Şiirde çıkış olarak İkinci Yeni’ye dahil edilse de esasında Sezai Karakoç’un çok daha orijinal, yeni, farklı ve üstün bir şiir tarzı vardır.

Bu bakımdan onu çağdaşlarından ayırmak ve bağımsız bir sanatkâr olarak kabul etmek zorundayız. O horlanmış, ezilmiş, yok farz edilmiş değerleri tutup kaldıran, savunan ve onları yücelten bir öncü kimliğine sahiptir.

Mistik şiirlerinde, metafizik arayışları barındıran nesirlerinde kısacası bütün edebî ve fikrî verimlerinde aynı kaygıyı, aynı endişeyi, aynı duyarlılığı hissederiz.

Sezai Karakoç, değerlerimizle birlikte insanımızı da çirkefliklerden, bataklıklardan kurtarmak istemiştir. Kadın’a bakışı da böyledir sanatçının. Kirletilen kavramlara inat ‘aşk’ı yüceltme çabası içinde gördüğümüz şair, Leylâ ile Mecnun’da ‘ideal aşk’ın gerçek örneklerini gösterir. Tasavvuftan beslenen, edeple örtülmüş, insana yakışan bir aşktır bu.

Sezai Karakoç’ta, çağdaşı bir çok şairde görülen karamsarlık, bedbinlik, ümitsizlik ve çaresizlikten eser yoktur. Sıkıntılara, bunalımlara fersah fersah uzaktır. Aydınlık fikirlerle, geçmişten günümüze akıp gelen yüksek ruh hisleriyle doludur. Madde ötesi, metafizik yollarda yürüyen ve ümidinden hiçbir şeyi kaybetmeyen üstad Sezai Karakoç bu konuda şöyle demektedir:

“Şair, kendinden memnun olmalı… Bu memnunluk, bir gün geçiricinin bir ne oldum delisinin memnunluğu olmamalı. Eserin, şairini sevinçten titretmesi demek bu. Şair eserini sevmeli.

Memnunluk ilkesinin temeli sevinç. Modacılar buna yaşama sevinci diyor. Ben yaşatma sevinci diyorum. Ürkek bir kadını yaşatan romancı, çocuklar gibi sevinir. Asılan bir adamı canlandıran şair de. Sevinç, en nüansı bol duygu… Tanrı toprağa bir parça neşe verdi: İşte insan…”

“Doğunun Yedinci Oğlu” olarak târif edilen Sezai Karakoç sembolist, kapalı şiir üslûbuyla Anadolu’yu nakış nakış işleyen üstün bir sanatçı. Şiir coğrafyasında içinde doğup büyüdüğü Güneydoğu toprakları var.

Ortadoğu ve İslâm coğrafyası ağırlıkta, ama hep Türkiye merkezli. Çocukluğunda gözlemlediği şark insanının geleneklerini, yaşayış biçimini, örflerini, hayat tarzını kısacası bütünüyle insanlarını anlatır. Çoluk çocuğuyla, erkeği kadınıyla bütün bir Anadolu insanı ortaya çıkar mısraların arasından.

…………..

Ağız yakan özel bir peygamber çiçeği
Sultan Şehmus ve Veysel Karani
İncir yaprağıyla sildiler gözümü çocukken
Ve sen ey sıcak doğu gecelerinin bitmeyen göz ağrısı
Çocuklara mahsus çocuklara ait çocuklara dair göz ağrısı
Kırmızı mürekkebi andıran gözotu
Yalancı fakat acının yemişi kanlı göz bezleri
Türbe önlerine sahicisinden daha gerçek
Daha fizik ötesi sara taklitleri
Ve ağızlarda mecusi meşaleleri
Tembelliğin kehribarı Bitlis Saroyan
Ağızları yakan sigara ilk çağ kokan kav
Birinci dünya harbi namazı
Babamın namazı
İkinci Dünya harbi namazı
Ölümsüzlük gençlik aşısı o ikindiler
Evi sokağı çarşıyı onaran Yasin
Paslanan güneşi sığayan sûre
Eve ve ellere can veren sûre
Geceye zikzaklar çizdiren sûre
Güneşi batıran doğuran sûre
Hamile Meryemi doğurtan sûre
Evin taşlığına çiçekler serperek
Yağmuru çatıda döndüren sûre
Huzuru gece ekleyen sûre
Gece gündüz bir bekçi gibi
Ebedî bir gözcü nöbetçi gibi
Evin yüreklerinde bekleyen sûre.

Sezai Karakoç’un, bazı şiirlerinde müphem kapalı ifade tarzını benimsediğini görüyoruz. Şaire göre, “Anlam, yeni şiirde, kendi öz fonksiyonunu yitirmiştir. Bir uyurgezerdir, hâfızasını kaybetmiştir belki… Gerçi yeni şiir yer yer anlamsızlığı dener. Anlam boşlukları bırakabilir, anlam sıkıntıları çekebilir ama büsbütün anlamsız şiir düşünülemez.”

Mükemmel ve göz kamaştırıcı mecazlar kullanan şairin şiirlerinde kaba, argo, çirkin ve nâhoş kelime bulunmaz. Nezih bir üslûp, akıcı bir Türkçe hemen dikkat çeker. Konuşma dilini ustalıkla kullanılır.

Sezai Karakoç’un şiirinde ve diğer bütün eserlerindeki temel motif denilebilir ki “diriliş” düşüncesidir. Bir bakıma hayatının temel maksadıdır bu kavram. Ancak bu sıradan bir kelime değil, zenginliği, derinliği, enginliği ve çağrışımları sınırsız olan bir kavramdır. İstediği “diriliş ilhamı” hayatın her alanında olmalı. Sanatta, hayatta ve düşüncede…

Ona göre kurtuluş, “ancak insanlığın İslâm’la dirilişi” sayesinde mümkün olabilecektir. Sanatı da, şiiri de, hatta hayatı da “diriliş” zâviyesinden ele alan Karakoç, bunun bir medeniyet meselesi olduğunun altını çizer.

Bilindiği gibi ömrünü bu milletin, bu ümmetin ve nihayetinde bütün insanlığın kurtuluşuna adayan ideal, dâvâ, tefekkür ve sanat adamı üstad Sezai Karakoç’a, Kültür ve Turizm Bakanlığı iki gün önce çok isabetli bir kararla “Büyük Onur Ödülü” vermiştir. Bakan Atilla Koç, Müsteşarı Mustafa İsen ve danışmanları tarihî ve çok doğru bir karar vermiş ve büyük takdir görmüşlerdir.

Bakanlık bu ödülü verirken, çok kıymetli bir kültür ve sanat adamının bu ödülü kabulüyle de onurlanmıştır. Bu arada bazı hazımsızların, nasipsizlerin, bu toprağa yabancı ruhların ödülü bir türlü kabullenemedikleri görülüyor.

Birkaç gazete, haberi buruk bir şekilde ve geçiştirerek verdi. Onlar farklı dünyaların, aykırı iklimlerin insanları olarak elbette bu ödüle sevinmeyeceklerdi. Ama üstad Sezai Karakoç’un eserleriyle beslenenler, “Diriliş Nesli”nin pırıl pırıl evlatları elbette bu sonuçtan memnundurlar. Kurban Bayramı’nda haberi Yeni Şafak’ın manşetinden okuyan Türk milleti çifte bayram yaşamıştır.

Duyduğum kadarıyla Bakanlık, sanatkârımız için mükemmel bir prestij kitap da hazırlatıyor. Herhalde İstanbul’da düzenlenecek bir toplantı ile hem ödülü mütefekkirimize takdim edilecek, hem de sözkonusu eser, fikir ve edebiyat âleminin dikkatlerine ve istifadesine sunulacaktır.

Ödülleri bekleyenler vardır, ödüllerin peşinden koşanlar da… Ama vakar timsali ve istiğna örneği olan Sezai Karakoç fikirleri, eserleri ve hizmetleriyle zaten çoktan gönüllerde taht kurmuş ve mükâfatların en büyüğünü, biricik hediyeyi okuyucularından almıştır. Onun bu ödüle hiç ihtiyacı yoktur. Ama genç nesillerin, kültür adamlarının, hatta aydınların, daha geniş mânâda söyleyecek olursak, herkesin Sezai Karakoç’un eserlerini okumaya, fikirlerini öğrenmeye, sanatını kavramaya, ezelî derdini ve temel meselelerini anlamaya ihtiyacı vardır.

Sezai Karakoç’un şiirlerinden küçük bir seçme yapıp sitemizin “Şiirler” bölümünde yayımladığımızı okuyucularımıza duyururken, üstada bu vesile ile selâmlarımı, hürmetlerimi ve şükranlarımı arz ediyor, sözlerime onun “Çağ ve İlham I” isimli eserinden aldığım şu satırlarla son vermek istiyorum:

“Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki, biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa, Hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki, bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Halbuki bizden kurtulsalar vicdan azabından kurtulamayacaklar, vicdan azabından kurtulsalar, Tarihin azabından kurtulamayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar Tanrı’nın gazabından kurtulamayacaklar.”

kaynak: sanatalemi.net
__________________

“Yalnız hüznü vardır kalbi olanın.."


http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 31.03.2008, 08:39 monaroza isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)  
Alıntı ile Cevapla   #2
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 7 üye:
ADMİN
(Konuyu Başlatan)
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 13.449


1 Albümü var
Yarışma Puanı: 490
Teşekkür etti: 22.349
Teşekkür aldı: 9.887 konuda 32.295 kere
Kıyıda Kalan Dev Adam: Sezai Karakoç

PROF. DR. TURAN KARATAŞ

Büyük şair ve düşünce adamı Sezai Karakoç, önümüzdeki mayıs ayında yetmiş üç dünya yaşını geride bırakıyor.

On sekiz yaşından itibaren ömrünü kelimenin tam manasıyla düşünmekle, yazmakla, entelektüel eylemlerle geçiren Karakoç, yirminci yüzyıl Türk şiirine yeni bir ses, yeni bir nefes getirmiş, Türk-İslam düşüncesine taze bir açılım kazandırmış örnek şahsiyetlerdendir.

Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde dünyaya gelen şairimiz uzun zamandır İstanbul’da yaşamaktadır. Karakoç, yüksekokul mezunu ve fevkalâde yeteneklere sahip olmasına karşılık, hayatının hemen hiçbir döneminde, ‘maddi refah’a istenilen şekilde kavuş(a)madı. “Sezai Karakoç ile Cemal Süreyya” diyor Ece Ayhan, “Mülkiye’yi bitirmişlerdir ama ‘mülkiyet’le bir ilinti kurmamışlardır. [Karakoç’un] ıssızlığından ve yalnızlığından yakındığını bugüne dek duymadım.”

Onuru, ağırbaşlılığı, küçük hesapların peşinde olmayışı, günlük olayların, çelişki ve çatışmaların uzağında kalması, Karakoç’un kişiliğinin önemli özellikleridir. Mütevazıdır. Adeta, sabrı kendisine zırh edinmiştir. Yanlış anlaşılmak, en çok da yanlış anlatılmaktan çekinir. Gösterişten, reklamlardan uzakta durur. Bir parti lideri oluncaya kadar kimsede bir fotoğrafı dahi olmamıştır. Sanat ve düşünce dünyasında, saygın bir yere gelmesinde bu vasıflarının da şüphesiz payı vardır.
Medeniyetin ve Diriliş’in mimarı...

Karakoç, daha lise yıllarındayken kendine bir ideal belirlemiş ve o doğrultuda gerekli kültürel altyapıyı oluşturmak için yoğun bir okuma sürecinin içine girmiştir. Türk-İslam uygarlığı ve kültürünün yanı sıra, Doğu ve Batı medeniyetlerinden, kültürlerinden de haberdardır. Onu yakından tanıyanlar bilir ve eserlerini okuyanlar görürler ki, İslam düşüncesi hakkında “derinlemesine” bir bilgi sahibidir. Düşünce hayatının oluşmasında Muhyiddin-i Arabî, İmam-ı Rabbanî, İmam-ı Gazalî, Mevlânâ ve Said Nursî gibi büyük İslam alimlerinin önemli rolü vardır.

Geleneğin verili bilgisini dehasının engin potasından geçirerek ve yeniden şekillendirerek kendi düşünce kuramını temellendirmiştir Karakoç. Bu düşüncenin adı da Diriliş’tir. İslam’ı bir bakıma uygarlık nokta-i nazarından değerlendirmek ve diğer medeniyetlerle mukayese etmek olan Diriliş düşüncesi, onun birçok yazısında ve şiirlerinde enine boyuna ortaya konmuştur. Söz konusu düşünce, medeniyetler arası muhasebeye yeni boyutlar kazandırmıştır.

Ülke problemlerine ve gerçeklerine de vâkıftır. Özellikle son yazılarında toplumsal meselelere ve kurumlara ağırlık verdiği dikkati çeker. Getirdiği yeni bakış açısıyla “İslam medeniyetine ait temel kavramları çağdaş bir dille ifadelendirmiştir” denebilir. Tarihe ve toplumsal meselelere de Diriliş zaviyesinden bakılır. Hatta abartmaksızın denmelidir ki, kendi kuşağı, Batı düşüncesiyle İslam düşüncesinin belki de ilk hesaplaşmasını, medeniyetimizin keşfedilmemiş inceliklerini onun düzyazılarından okumuş öğrenmiştir.

Sezai Karakoç, teorideki fikirlerini bir yönüyle aksiyona taşımak için, düşüncesinin adını taşıyan bir siyasal parti kurarak aktif politikanın içinde yer almıştır. Zaten, onun böyle bir noktaya varacağı, 1988’den sonra kaleme aldığı yazılarından anlaşılabilir. Ne var ki, Türkiye’de Sezai Karakoç gibi büyük bir yeteneği bünyesinde barındırabilecek ne bir siyasî ortam, ne de onun mevcut ortama uyum sağlayacak bir mizacı vardır. Bu nedenle, Diriliş Partisi (DİRİ-P) toplum nezdinde varlığıyla yokluğunun ayrımına varılamadan seçimlere katılmadığı gerekçesiyle kapatılmıştır.

Karakoç, fikir ve sanat verimlerini belli bir düzenlilik içinde yayımlamak, etrafında toplanan genç yetenekleri keşfetmek ve yetiştirmek gibi amaçlarla adıyla aynîleşen Diriliş dergisini aralıklarla uzun yıllar (1960-1992) çıkarmıştır. Böylece milletinin düşünce, kültür ve sanat dünyasına/tarihine açılım, derinlik kazandırmak, katkıda bulunmak gibi önemli bir ödevi yerine getirmiş, bütün bu vasıflarıyla bir ekol ve tutarlılık örneği olmuştur.

Bugüne kadar yayımlanan 9 şiir kitabıyla (sonradan bütün şiirleri Gün Doğmadan adıyla tek kitapta toplandı) Sezai Karakoç, modern şiirimizde yeni soluklu, geniş ufuklu bir şair, bir ‘üstad’ mertebesine ulaşmıştır. Toplumsal aynaya yansıyan en görkemli, en etkileyici tarafıdır şairliği. Şiire başladığı yıllarda, o dönemin büyük bir şiir çıkışı olan İkinci Yeni içinde yer almış, sonradan söz konusu hareketin şairlerinden gittikçe ayrılarak şiirini geleneğe daha bir yakın kılmış, İslam kültüründen ve uygarlığından gelen besleyici kaynakları şiirinde gün geçtikçe daha bir hissettirir olmuştur. Bugün, Sezai Karakoç şiiri, yeni şiirimiz içinde özgün bir atardamar olarak bağlı olduğu büyük bünyenin hayatiyetine eklemlenmiştir.

Karakoç, modern şiir sanatının bütün imkanlarını bilir ve eserlerinde kullanır. Çok çağrışımlı bir söyleyişi vardır. O, şiirinin var oluş gereği, iletisini imalar ve sezdirmelerle ulaştırır okuruna. Zengin bir imge dünyası vardır Karakoç şiirinin. Şiiri özgür imgeler, çarpıcı, özgün benzetmeler ve buluşlar, kıssalar ve kahramanlarla doludur. Bu sebeple, Sezai Karakoç şiirinde ustalıkla işlenen ve örtülen incelikleri anlamak, algılamak doğrusu sezinlemek için şiirin arkasındaki kültürden haberdar olmak gerekir.

Yazdığı güzel şiir örnekleriyle, modern şiirin, yani bir bakıma ölçüsüz uyaksız şiirin karşısında olan muhafazakârların bile beğenisini kazanmıştır. Başka bir deyişle aruz ve hece şiirine tutkun, bunların gayrısına prim vermeyen, yaşama hakkı tanımayan eski şiir heveslileri bile Karakoç’un yeni biçimli şiirlerini beğenmekten kendilerini alamamışlardır. Onun şiirinde, her hâlükârda, mistik bir katmana varılabilir. İlhamının imkanlarını köklü bir inançla beslemiştir. O, her büyük şair gibi, şiirinde güncel ve geçici olanı değil, “ezelî ve ebedî” olanı, kalıcı olanı hedeflemiştir.

İnsanı ve onun inşa ettiği medeniyeti merkezine alan bir şiirdir Karakoç şiiri. Geçmiş zaman ve yaşanan çağ kalbe, ruha, dahası fıtrata ayarlı tefekkürüyle bu şiirde hissedilir; insana ayarlı en hassas duyargalarıyla bu şiirde duyulur ve görülür. İnsanın saflığı ‘çocukluk’, merhameti ‘anne’ imgesiyle seslendirilir. Geride bıraktığımız yüzyılın aksayan ve ölümcül yanları dillendirilirken, diğer yandan tarihten süzülüp gelen ışığın (medeniyet merheminin) bu ‘çiğ çağ’ın hafızasında şavkıması için gür sesli denemeler yapılır. Aşkın görkemli balkıması da bu şiirin dipduvarlarında yansır durur.
Güçlü şair ve aynı zamanda mütefekkir

Yapay bir Anadoluculuk ve yerlilikten öte, bu toprağın maneviyatını, örfünü, töresini yüreğinde hissedebilen bir şairdir Karakoç. Anadolu’nun ideal yerleşim birimi olan kasaba, onun şiirlerinde gerçek kimliği ve benliğiyle buluşur. O, böylece, şiirlerinde Anadolu coğrafyasını özlemez, yaşar.
Düşüncesiyle, ama daha çok şiiriyle, şiirinin “nasıl yapılır, nasıl düşünülür”lüğüyle hem kendi kuşağını, hem de sonrakileri etkilemiş olan Sezai Karakoç, Türk şiirinde çığır açanların başında yer alır.
Karakoç’un edebiyatın diğer türlerinde de vasatın üstünde eserlere imza attığını görmekteyiz. Hikayeleri ve piyesleri onun sanatkâr kişiliğinin başka vadilerdeki seyahatinin izdüşümüdür. O, sanat eseri ortaya koymakla birlikte sanatın ve sanatının (şiirinin) teorisini de Edebiyat Yazıları adını verdiği üç kitapta izah etmiştir. Öte yandan Mevlânâ, Yunus Emre, Mehmed Akif gibi edebiyatımızın burçlarını müstakil kitaplarla anlatarak bağlı bulunduğu millete ve medeniyete bir münevver olarak vefa borcunu ödemiş, sorumluluğunu yerine getirmiştir.

Şimdiye kadar yayımlanan 9’u şiir, 2’si hikaye, 2’si çeviri şiir, 3’ü inceleme, 3’ü edebî deneme, 2’si piyes, biri çeviri yazı, 30’u fikir olmak üzere toplam 51 kitabın; buna ilaveten daha beş on kitap hacmini dolduracak kitaplaşmamış yazıların müellifi olan Sezai Karakoç, hakkındaki kitaplar, tezler, dergi özel sayıları ve yüzlerce yazıyla daha hayattayken haklı bir üne kavuşmuştur.
Sezai Karakoç iyi bir şair, ufku geniş bir düşünce adamı olmak gibi iki mühim özelliği şahsında toplamakla beraber, şiirin teorik tarafını iyi bilen, Türk şiirinin burçlarıyla birlikte Doğu’nun ve Batı’nın ölmez “hazine”lerinden haberdar olan müktesebâtı zengin bir sanatkâr ve bir mütefekkirdir. Edebiyat ve düşünce tarihimizdeki yeri, göz kamaştıran muhkem bir saray mesabesinde olacaktır.
__________________

“Yalnız hüznü vardır kalbi olanın.."


http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 31.03.2008, 08:44 monaroza isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)  
Alıntı ile Cevapla   #3
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 6 üye:
ADMİN
(Konuyu Başlatan)
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 13.449


1 Albümü var
Yarışma Puanı: 490
Teşekkür etti: 22.349
Teşekkür aldı: 9.887 konuda 32.295 kere
Sezai Karakoç denince akla ilk "monaroza" şiiri gelir..

Başka da pek gelmez nedense..

Bunun, Üstad'a haksızlık olduğunu düşünüyorumGençlik, O'nu muhakkak tanımalı

MaşaAllah öyle donanımlı ki..Okurken bambaşka iklimlerde dolaşıyorsunuz ve o sağlam alt yapısını her kelimesiyle adeta, size hissettiriyor

Bizde, kendisinden hediye tüm kitapları var..Ara ara da hepsini okumuşumdur..Cidde Radyosu'nda da tamamına yakını, program yapıldı yıllardır, O da çok memnundu bundan.

Şimdi yeniden okumaya başladım O'nu

Evin her köşesine bir Sezai Karakoç attım El altında yani

Tavsiye ederim, sizler de okuyun

Sadece şiirlerini değil, fikir yazılarını DİRİLİŞe ait söylemlerini..

muhabbetle
__________________

“Yalnız hüznü vardır kalbi olanın.."


http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 31.03.2008, 08:54 monaroza isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)  
Alıntı ile Cevapla   #4
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 8 üye:
fey-i zeval
 
azadeyim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 23.06.2008
Mesajlar: 1.596


 
Yarışma Puanı: 160
Teşekkür etti: 215
Teşekkür aldı: 118 konuda 519 kere
sevdiğimiz şairlerden
(Erganide yaşamış şaşırdım )
__________________
Neylesin can âlemde yok ise canan...
eski 31.03.2008, 11:54 azadeyim isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)  
Alıntı ile Cevapla   #5
azadeyim isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
ADMİN
(Konuyu Başlatan)
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 13.449


1 Albümü var
Yarışma Puanı: 490
Teşekkür etti: 22.349
Teşekkür aldı: 9.887 konuda 32.295 kere
Şair değil sadece

O yüzden açtım zaten bu konuyu

Diğer kitaplarını okuyan var mı hiç? Merak ettim

Çağ ve İlham
Yitik cennet
Sütun
İnsanlığın dirilişi

Var mı okuyan
__________________

“Yalnız hüznü vardır kalbi olanın.."


http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 31.03.2008, 16:41 monaroza isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)  
Alıntı ile Cevapla   #6
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
fey-i zeval
 
azadeyim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 23.06.2008
Mesajlar: 1.596


 
Yarışma Puanı: 160
Teşekkür etti: 215
Teşekkür aldı: 118 konuda 519 kere
monaroza´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Şair değil sadece

O yüzden açtım zaten bu konuyu
Ben genelde şair tarafı ile ilgilendiğim için...


(insanlığın dirilişi kitabı bizde var ama okumadım okuyacağım inş..)
__________________
Neylesin can âlemde yok ise canan...
eski 31.03.2008, 17:12 azadeyim isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)  
Alıntı ile Cevapla   #7
azadeyim isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
ADMİN
(Konuyu Başlatan)
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 13.449


1 Albümü var
Yarışma Puanı: 490
Teşekkür etti: 22.349
Teşekkür aldı: 9.887 konuda 32.295 kere
Gençler tümüyle okumalı bence Sezai Karakoç'u

Hemen başla sen azadeyim, çok sevecek ve faydalanacaksın
__________________

“Yalnız hüznü vardır kalbi olanın.."


http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 31.03.2008, 22:27 monaroza isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)  
Alıntı ile Cevapla   #8
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
Tecrübeli Üye
 
aşkınsonhecesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.04.2008
Mesajlar: 148


 
Yarışma Puanı: 1270
Teşekkür etti: 77
Teşekkür aldı: 126 konuda 410 kere
aşkınsonhecesi - MSN üzeri Mesaj gönder
http://www.yucedirilis.org.tr/

burada ustadin konusmalari var dinleyenler cok faydalanirlar.

http://www.yucedirilis.org.tr/konusmalar.html
__________________
yoktur tapacak çalaptır ancak
eski 01.07.2008, 21:06 aşkınsonhecesi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #9
aşkınsonhecesi isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
Cevapla



Yer imleri
Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:57 .