| Üye
Üyelik tarihi: 31.08.2006
Mesajlar: 82
Teşekkür etti: 3
Teşekkür aldı: 34 konuda 82 kere
| Insanlari memnun etmek zordur Insanlari her bakimdan râzi ve memnun etmek çok zordur. Bir kimsenin, bütün insanlari kendinden hosnut etmesi mümkün degildir. Bunun için kul, daima sahibini, yaratanini râzi ve memnun etmeye bakmali, ihlâs sahibi olmalidir. Ali bin Vehb-i Sincârî hazretleri, talebelerine sik sik:
"Ihlâs; bütün isleri, insanlarin rizâsi için degil, Allahü teâlânin rizâsi için yapmaktir" buyururdu.
Kim Allahü teâlânin rizâsini, nefsinin arzu ve isteklerine tercih ederse, Allahü teâlâ da o kulundan râzi olur. Kim insanlarin rizâsini tercih etmek sûretiyle, Allahü teâlânin gazabina sebep olacak seyi yaparsa, o kimseye hem Allahü teâlâ gazab eder, hem de onu insanlarin gözünden düsürür. Hadis-i serifde buyuruldu ki:
(Bir kimse insanlarin kizacaklari seyde Allahü teâlânin rizâsini ararsa, Allahü teâlâ onu, insanlardan geleceklerden korur. Bir kimse, Allahü teâlânin kizacagi seyde, insanlarin rizâsini ararsa, Allahü teâlâ onun isini insanlara birakir)
Islâm âlimlerinden bir zât da:
"Kim Allahü teâlânin katindaki derecesinin ne oldugunu bilmek istiyorsa, Allahü teâlânin rizâsini ne kadar gözettigine baksin" buyurmustur.
Abdülkâdir Geylânî hazretleri, sevenlerine hitaben söyle buyururdu:
"Senin dilin güzel ve tatli; yüzün ise kötülüklerden kurtulmus gibi gülüyor, ya kalbinin hâli nasil? Cemâat içinde iyi görünüyorsun, ya yalniz iken, yaninda kimse yok iken nasilsin? Göründügün gibi degilsin. Sen namaz kildigin, oruç tuttugun, hayir isleri yaptigin zaman, eger bunlari sirf Allahü teâlânin rizâsini gözeterek yapmazsan, nifak üzere ve Allahü teâlâdan uzak olacagini bilmiyor musun? Simdi Allah için yapmadigin bütün islerin, bütün sözlerin, âdî ve bayagi niyetlerin için tövbe et. Insanlara gösteris için, onlarin rizâlarini almak için amel yapip, sonra da bunu Allahü teâlânin kabûl etmesini istemek yakisir mi? Hirsi, simarikligi, azginligi ve dünyâya düskünlügü birak. Sevincini ve neseni biraz azalt. Biraz hüzünlü ol. Çünkü sen, hüzün evinde ve dünyâ hapishânesindesin."
Bâyezîd-i Bistâmî hazretleri yagmurlu bir havada Cumâ namazina gitmek için evinden çikti. Sagnak hâlde yagan yagmur, yolu çamur hâline getirmisti. Yagmur bitinceye kadar bir evin ihâta duvarina dayandi. Çamurlu ayakkabilarini duvarin taslarina sürerek temizledi. Yagmur yavaslayinca câmiye dogru yürüdü. Bu sirada aklina bir mecûsînin duvarini kirlettigi geldi ve üzülerek; "Onunla helâllesmeden nasil Cumâ namazi kilabilirsin? Baskasinin duvarini kirletmis olarak nasil Allahü teâlânin huzûrunda durursun?" diye düsündü ve geri dönüp o mecûsînin kapisini çaldi. Kapiyi açan mecûsî;
-Buyrun bir arzunuz mu var? diye sorunca;
-Sizden özür dilemeye geldim dedi. Mecûsî hayretle;
-Ne özrü? diye sordu. O da;
-Biraz önce duvarinizi elimde olmadan çamurlu ayakkabilarimi temizlemek maksadiyla kirlettim. Bu dogru bir hareket degil. Yagmurun siddeti bu inceligi unutturdu deyince, Mecûsî hayretle;
-Peki ama ne zarari var? Zâten duvarlarimiz çamur içinde. Sizin ayaginizdan oraya sürülen çamur bir çirkinlik veya kabalik meydana getirmez dedi. Bâyezîd-i Bistâmî hazretleri;
-Dogru ama, bu bir haktir ve sâhibinin rizâsini almak lâzimdir dedi. Mecûsî;
-Size bu inceligi ve insan haklarina bu derece saygili olmayi dîniniz mi ögretti? diye sorunca;
-Evet dînimiz ve bu dînin peygamberi olan Muhammed aleyhisselâm ögretti dedi. Mecûsî;
-O hâlde biz niçin bu dîne girmiyoruz? diyerek kelime-i sehâdet getirip müslüman oldu.
Cüneyd-i Bagdâdî hazretleri, "Tasavvuf nedir?" diye soran bir kimseye söyle cevap vermistir:
"Insanlarin rizâsini birakip, Allahü teâlânin rizâsini aramak, kötü huylari terkedip, nefsânî olan islerden uzaklasmak, rûhu yükselten vasiflar kazanmaya gayret etmek, hakîkî ilimlere sarilmak, hep en uygun sekilde hareket etmek, Allahü teâlâya verilen ahidde durmak, Muhammed aleyhisselâmin dînine uymaktir."
Hamdûn-i Kasâr hazretlerine, “Gaflet nedir?” diye süal ettiklerinde, cevabinda;
"Kulun Rabbini unutup, O'nun rizâsini aramayi birakip, nefsinin esiri olmasidir. Dünyâ için süslenen, kendisine bir fayda ve zarar vermeye gücü yetmeyen insanlara karsi gösteris yapmasidir. Böyle kimseden daha asagi kimse yoktur. Dünyâyi gözünde küçültmezsen, dünyâ ehli gözünde küçülmez. Insan, gücü yettigi kadar kendi kusurlarini görmeye çalisirsa, kendini begenme belâsindan kurtulur" buyurmustur. Ibn-i Atâullah hazretleri de;
"Gönlünde günahlar ve dünyâ sevgisi olanin, kalbi nasil parlar? Yahut, nefsi emmârenin arzularina göre hareket eden, Allahü teâlânin rizâsini nasil kazanir? Gaflet ve günahlardan temizlenmeden, Allahü teâlânin huzûruna girmeyi nasil ister? Çirkin islerinden tövbe etmeyen, ince sirlari anlamayi nasil umar?" buyurmaktadir.
Netice olarak, Allahü teâlânin rizâsina kavusandan, O’nun kullari da râzi ve memnun olur. Abdullah-i Ensârî hazretlerinin buyurdugu gibi:
"Allahü teâlâ, kendi rizâsini istiyenlerin yardimcisidir."
__________________ İnsanlar saglam veya sakat,zengin veya fakir oluşlarından degil terbiyeli ve inançlı olmalarından sorumludur. KALFAT KASABASI |