| GüzellikGöreninGözündedir (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 02.09.2006
Mesajlar: 3.624
Teşekkür etti: 8.168
Teşekkür aldı: 2.541 konuda 7.539 kere
|
Şeytan Gerçeği Ters Yüz Edenlere Döner
Kuran'da, şeytanın üzerlerine indiği ve etkisi altına aldığı kimselerden söz edilir. Bu kimselerin belirgin özelliği olarak da, yalancı ve günaha düşkün olduklarından bahsedilmiştir. Farkında olarak veya olmayarak, bu insanlar şeytana kulak verir, onun talimatları doğrultusunda hareket ederler. Kuran'da bu konuda şöyle denir:
Şeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi?
Onlar, "gerçeği ters yüz eden", günaha düşkün olan her yalancıya inerler.
Bunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler. (Şuara Suresi, 221-223)
Bu ayetlerin hemen ardından Kuran'ın indiği dönemdeki şairlerden bahsedilmesi dikkat çekicidir:
Şairler ise; gerçekten onlara azgın-sapıklar uyar.
Görmedin mi; onlar, her bir vadide vehmedip duruyorlar, ve gerçekten onlar, yapmayacakları şeyleri söylüyorlar. (Şuara Suresi, 224-226)
Mekke dönemde şairler toplumu yönlendirme, etkileme ve gündem belirleme vasfına sahip insanlardı. Yazdıkları şiirler ağızdan ağıza hızla yayıldığından, bu insanlar bir nevi haber kaynağı işlevi görüyorlardı. Ancak bu şairlerden çoğu yeteneklerini İslam aleyhine kullanıyor, insanları hak dinden uzaklaştırmaya çalışıyorlardı.
Ayetten anlaşıldığına göre halkı kandırmak için kullandıkları yollardan biri de, insanlara boş vaadlerde bulunmaktı. Boş vaadde bulunmanın şeytanın kullandığı temel bir yöntem olduğu hatırlanırsa (Nisa Suresi, 120; İbrahim Suresi, 22) bu çevrelerle şeytan arasındaki ilişki bir kez daha ortaya çıkar.
Aradan yüzyıllar geçmesine rağmen, söz konusu durumda, teknik bir kaç ayrıntı dışında bir değişiklik olmamıştır. Şairlerin yerini din karşıtı belirli güç odakları ve bunların güdümündeki bazı kişi ve kuruluşlar almıştır. Boş vaadler, halkın gözünü boyama, aldatma, gerçekleri olduğundan farklı gösterme gibi yöntemler de bu çevrelerin en çok başvurdukları yollardır. Yalan haberlerle gerçekler ters yüz edilmekte, Allah'ın yolundan insanları alıkoymak için her çeşit günahın propagandası, dünya tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar yoğun ve kapsamlı yapılmaktadır. Müslümanları karalama, onlara iftiralar atma, İslam'ı yıpratmaya çalışma çabaları da şeytanın kontrolü altında aynı şekilde sürmektedir. Ataların Diniİslam dinini öğrenmek için en temel kaynak Kuran'dır. Bu yüzden Şeytan da bazı insanları Kuran'dan uzak tutarak, atalardan gelen, gelenek ve hurafelerle dolu batıl bir dine yöneltir.
Şeytanın bu tuzağına düşen kimseler Allah'ın vahyine değil, yüzyıllar boyu birbirine eklenerek gelmiş hurafelere uyarlar. En önemlisi de bu insanların, batıl dinlerine tutkuyla bağlı olmalarıdır. Şeytan şuurlarını o kadar kapamıştır ki, Allah'ın indirdiği hak dine davet edildiklerinde tutumlarını ısrarla sürdürürler:
Onlara; "Allah'ın indirdiklerine uyun" denildiğinde, derler ki; "hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız." Şayet şeytan, onları çılgınca yanan ateşin azabına çağırmışsa da mı (buna uyacaklar)? (Lokman Suresi, 21)
Örneğin günümüz cahiliye toplumunun, gelenekler ve hurafelerle dolu dininde, kadın ikinci sınıf bir varlık olarak bilinir. Bu kimseler erkeğin üstünlüğünü savunup, kadına değer vermezler. Oysa Kuran'da cinsiyete dayanan bir üstünlük sıralaması yoktur. Kuran'da en üstün kimselerin takvaca en ileri kimseler oldukları bildirilmiştir. Bu durum, belirli çevrelerin İslam adı altında, atalarından gelen gelenekleri yaşadıklarının en açık delillerindendir.
Ataların dinine uyan kimseler uzlaşmaz ve inatçıdırlar. Yapılacak hiçbir açıklama, atalarından gördükleri geleneksel dini kendilerine bıraktırmaz. Çünkü Kuran'ın bildirdiğine göre bu kimselerin "akıl erdirebilmek" gibi bir yetenekleri yoktur:
Ne zaman onlara: "Allah'ın indirdiklerine uyun" denilse, onlar: "Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız" derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler?
İnkar edenlerin örneği bağırıp çağırmadan başka bir şey işitmeyip (duyduğu veya bağırdığı şeyin anlamını bilmeyen ve sürekli) haykıran (bir hayvan)ın örneği gibidir. Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; bundan dolayı akıl erdiremezler. (Bakara Suresi, 170-171) |