Bayrak
2 Recep 1429
05 Temmuz 2008, Cumartesi
2 Recep 1429
05 Temmuz 2008, Cumartesi
Ayet
Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir.Bunlardan dördü haram aylardır.İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur.Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin.
Tevbe-36
hadis
Recebin 1.gününde oruç tutmak üç senelik, 2.günü oruçlu olmak iki senelik ve yine 3.günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur.
Camiu-s sağir

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 26 (2 Kayıtlı ve 24 Misafir) bulunmaktadır.

Online   kapına_geldim


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee



Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » İslami Yazılar » Velilik standartları


Cevapla
 
Seçenekler
Gönlün Muradı
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 908


 
Yarışma Puanı: 840
Teşekkür etti: 191
Teşekkür aldı: 808 konuda 2.428 kere
Allah ebeden razı olsun. Anlatımı güzel, okunması rahat, okudukça okumak

istediğim türden bir paylaşım.


Ben de bu yazıya ufak da olsa katkıda bulunmak istiyorum.



269.Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilirse, ona pek çok hayır

verilmiş demektir.Ancak akıl sahipleri düşünüp ibret alırlar.




(Derin ve yararlı bilgiye hikmet denir.Allah'ın kendisine hikmet verdiği kim

seler öncelikle peygamberler,ilmiyle amel eden âlimlerdir.Bilgili olmanın en

çok değer verilen tarafı, insanlığa yararlı olmaktır.Peygamberimiz bir hadi

sinde: ''Yararlı bilgi isteyin, yararsız bilgiden Allah'a sığının.'' buyurmuştur.

Doğruluk, adalet, ihlâs, sevgi, saygı, ağırbaşlılık, başkalarına faydalı ol

mak, cömertlik, âlicenaplık gibi yüksek vasıfları taşıyan kimseler de hik

met ehlinden sayılır.İslâm'a tam olarak inanan, Kur'an'ın emirlerini öğren

ip noksansız uygulamak için çaba sarfeden, tüm kötülüklerden uzak dur

an kimse hikmet sahibidir ve kendisine büyük hayır verilmiştir.)



Bakara Sûresi 269. ÂYET



Hikmet ehli, ilmiyle amil kimseler, ahlaken güzel insanlar da veli kapsamına

girer, zannedersem.



Nafile demişken... Her ezanın ardından ezan duası okuma, öğlen ve yatsı

namazının son sünnetini dört rek'at (gayrı müekked) kılmaya devam etmek,

yatsı namazının ardından yatarken düzenli Amenerresûlü okumak, yaptığı

her işe ''Besmele'' başlamak sonunda ''Elhamdülillah'' demek, abdest alır

ken düzenli olarak abdest duaları okumak...



Bu konuyla ilgili merak ettiğim bir husus var. Bir kişi kendinin veli olduğun

dan habersiz olabilir mi? Çünkü bazen bilmek, bilen için zararlı olabilir diye

düşünüyorum.Gerçi veli Allah dostudur. Kendisini Yüce Allah'ın hoşnut ol

madığı özelliklerden arındırmak için Yaradan'a sığınan, hoşnut olduğu özellik

leri kazanmak için gayret eden kimse demektir.Şimdilik yazacaklarım bu

kadar.


Saygılarımla..
eski 25.03.2008, 15:06 Dilnihad isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #11
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
ONURSAL ÜYE
 
dilerim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.09.2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 1.894


3 Albümü var
Yarışma Puanı: 1350
Teşekkür etti: 9.410
Teşekkür aldı: 1.746 konuda 6.539 kere
dilerim - MSN üzeri Mesaj gönder
Mevlana Halid Bağdadi Hazretlerinin Bir Münacati

Çünkü ihlâs olmadan niyet sahih olmaz. Senin büyüğünde ihlâs olmazsa sende de olmayacağı aşikardır. Vallahi ben dünyaya ayak bastığım günden beri hayırlı bir amel işlemedim. Sen beni kendinden hayırlı zannediyorsun. Her hayırda kendini iflas etmiş saymamak cehaletin son haddidir.


Dilnihad Bunun soruna cevap olacağını düşündüm...
Burayada yakışır gibi geldi bana



MEVLANA HALİD BAĞDADİ HAZRETLERİNİN BİR MÜNACATI

Ey Rabbim! Ey daima diri olan ve kâinatı ayakta tutan! Ey semâları ve arzı bütün güzellikleriyle yaratan! Ey celâl ve ikram sahibi ALLAH! Bizi, sana lâyık bir ibadete muvaffak eyle! Bizi istikametten ayırma! Sâdât-ı kiram hazarâtının zahirî ve bâtınî amelleriyle bizi faydalandır. Dünya ve ahirette onların şefaatlerinden bizi mahrum eyleme. Bizi onlarla ve sâdık ihvanımızla haşreyle. Onların tarikat ve muhabbetinde bizi sabit kıl. Onların siretlerinden bizi ayırma


Allah'ım, senden, kalbimi daima hidayette kılacak, perişanlığımı toplayacak, dînî hayatımı ıslah edecek, kaybettiğimi tekrar kazandıracak, şu anımı değerlendirecek, amelimi tertemiz kılacak, yüzümü ağartacak, beni rüşde erdirecek, her türlü kötülükten kurtaracak rahmetini istiyorum.


Allah'ım, bana sâdık îman nasib et. Beni bir yakîne erdir ki küfürden korunmuş kıl. Bir rahmet verip dünya ve ahirette aziz et.


Allah'ım, kaza anında kurtuluş ver. Şehidler menziline erdir. Saidlerin hayatını bildir. Düşmanlarımıza karşı bize yardım et. Peygamberlerini imdada gönder.


Allah'ım, hacetimi sana söylerim. Görüşüm ne kadar kusurludur. Rahmetine olan ihtiyacım sonsuzdur. Ey bütün işleri çekip çeviren! Ey sâdıklara şifa veren! Ey azgın denizlerin dalgalarında boğulmak üzere olan zayıf kullarını selamete çıkaran rabbım! Beni cehennem azabından koru. Kıyamette ah u efgan ettirme! Kabir azabından muhafaza eyle.


Allah'ım, hatalarımı görüşlerimin kusuruna, takatimin azlığına, niyetimin çürüklüğüne, kuruntumun bana ağır basmasına bağışla. Aczimi itiraf ederek senin rahmetine sığınıyorum.
Allah'ım, bizi hidayete erdir. İnsanların hidayete ermesine bizi vesile kıl. Bizi saptırma. İnsanların sapmalarına bizi vesile kılma. Düşmanlarına karşı harbederken bizi muzaffer eyle. Dostlarınla dost eyle. Sevdiklerini sevdir, düşmanlarına düşmanlık ettir. Sana karşı gelenle cihad edelim.


Allah'ım, kusurlarımızla beraber bu kadar dua edebildik. Sen kabul eyle. Kuvvet ve kudretimiz ancak seninledir. Kopmayan ipin sahibi sensin. Ceza gününün dehşetinden sana sığmıyorum. Senin cennetini ümid ediyorum. Sözlerine sâdık olan mukarrebunla bana rahmet etmeni diliyorum. Kullarına merhamet eden, onları seven ancak sensin. Sen dilediğini yaparsın.


Allah'ım, kalbimi nurlandır. Kulağımı nurlandır. Gözümü nurlandır. Saçımı nurlandır. Yüzümü nurlandır. Etimi, kanımı, kemiklerimi, önümü, arkamı, sağımı, solumu, altımı, üstümü nurlandır. Nurumu artır. Beni nur eyle.


Allah'ım, Müslümanlara yardım et. Hak sözün söylenip dinin kuvvetlenmesi için bize kuvvet ver. Senin huzurunda başını secdeye koyan mü'min kullarına devlet ihsan edip askerlerini muzaffer et. İki cihanda aziz et! Amin.

Kaynak: Adab- Muhammed b. Abdullah el-Hânî- Erkam Yayınları
eski 25.03.2008, 15:43 dilerim isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #12
dilerim isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
Gönlün Muradı
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 908


 
Yarışma Puanı: 840
Teşekkür etti: 191
Teşekkür aldı: 808 konuda 2.428 kere
Eklemek istediklerim var... Velilik insanların verdiği ve vereceği bir makam

olmadığından, insanların kendilerini ve çevrelerindekini veli çercevesinde

değerlendirmelerinin tehlikeli olduğu kanısındayım. Bu sebeple, yukarıdaki

soruyu sordum. Bir kişi, kendisinin veli olduğundan habersiz mi yaşar?

Yoksa o bilnci edinmiş midir?O tehlikelerden muhafaza mı ediliyordur?

Velilik, Yüce Allah'ın kuluna verdiği bir nimetse, o nimetin külfetine de

katlanabilecek bilinçte olmalı.Yüce Allah bu sorumluluğu ehline verecektir.



Ben de bir iyilik ve güzellik varsa, o Yüce Allah'ın bana verdiği bir nimetidir.

O nimetin kadrini bilmeyi, şükrünü eda edebilmeyi, O'nun rızası ve hayırlı

gördüğü yerlerde kullanmayı nasip etsin. Onimet benim malım değil. Verdiği

gibi de alabilir.



Ben de bir kötülük ve şer varsa, o da benim nefsime ve şeytana uymamdan

dır.Yüce Allah nefsimi terbiye edebilmeyi nasip etsin.O kötülük ve şer ile

aramı açsın, uzaklaştırsın. O kötülük ve şerden dolayı tövbe edebilmeyi

ve kendisine sığınmam için yardım etsin, yol göstersin. (Amiin)




Yukarıdaki yazdıklarım, şahsi kanaatlerim. Yanlışlarım ve hatalarım olabilir.

Bu vesile ile, uyarıya açık olduğumu bildiririm.



Nafilelere eklemek istediklerim var.... Düzenli istiare namazı ve hacet namazı

kılmak,Peygamber Efendimiz -sallalahi aleyhi vessellem-'in hayatını okuyarak

O'na olan sevgimizi arttırmak, çevremizdeki insanlardan dua almaya vesile o

lacak iyiliklerde bulunmak....



Saygılarımla...
eski 25.03.2008, 15:59 Dilnihad isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #13
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
Mü'min
(Konuyu Başlatan)
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 468


2 Albümü var
 
Teşekkür etti: 412
Teşekkür aldı: 465 konuda 2.254 kere
öncelikle katkılarınız sebebi ile Allah azze ve celle
razı olsun.

veliliğin mümkinatı ve nasıl olabileceği başta verilen hadisi şerifte bildirilmiş
bu bugün kimilerimizde olan yanlış bir tasavvuru
"oda biz onlar gibi olamayız anlayışı"
yıkmaktadır.endeğerlilerimiz olan ashabı kiram radiyallahu anhum
bizim de geçmemiz gereken merhaleleri
geçerek Allah'ın razı olduğu kimseler oldular
biri çıkıpta diyemezki ondan sonra gelenler onların gittiği yerlere gidemezler diye
bu başta Kur'ana sonra efendimiz aleyhisselamdan gelen haberlere zıttır
onlara başka bizlere başka din gelmediğine göre
onlara sunulanlar bizlerede sunulmuştur.

birilerinin mertebeleri hakkında hüküm vermek ise bize ait bir şey olmamalı
veli veya değil bu Rabbimize malum
öyle bile olsalar emniyetleri yok
ufkumuz veli olmak önceliği ile beraber
veli ölebilmek arzusu olmalıdır
belam iyi bir örnektir ve ders çıkarılmalıdır
kendisinin bu bilgiye sahib olup olmaması hususu hakkında
söyleyebileceğimiz çok bir şey yoksada
gayreti ve azmi olanların Allah benle beraberdir
düşüncesine imanı tam olmalıdır çünkü Rabbimiz
Allahu veliyyullezine amenu....
ayetini bizlere bildirmiştir
ala külli hal
velilik kavramı insanlar içinde Rabbine yaklaşmak gayreti
ile yaşayanların hak etttiği bir yakıştırmadır
ve bu hal ahire öylece taşındığında havzı kevseri ,cenneti
ifade eder
Allah yolunu kolay kılsın
efendimiz aleyhisselamla aynı mekanda bizleri buluştursun Amin.
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
eski 25.03.2008, 21:28 ebu mus'ab isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #14
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
Mü'min
(Konuyu Başlatan)
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 468


2 Albümü var
 
Teşekkür etti: 412
Teşekkür aldı: 465 konuda 2.254 kere
Velilik
Âlimlere
Mahsus
değildir

Âlimlerden olmak, veli
olmanın sartı değildir. Her
Müslüman’ın bilmek zorunda
olduğu malumatı bilen,
velilik için baska bir
bilgi sartına takılmamıs
olur. Elbette âlimler bu konuda
daha kolay yol alabilirler.
Ancak, bahçesinde
meyve fidanlarıyla uğrasan
bir çiftçinin de veli bir kul
olması, duasının reddedilmediği,
sığındığı zaman
sığınmasının kabul edildiği
bir kul olması pek tabii
mümkündür. Veliliğin sartı
ilim değildir. Veliliğin sartı
haramdan atesten kaçar
gibi kaçmak, farzları nefes
gibi zorunlu bilmek, nafileler
arasında kosup durmaktır.
Bu düzeyi yakalayan
genç veya yaslı, kadın veya
erkek, köylü veya sehirli,
âlim veya değil aynı noktadadır
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
eski 25.03.2008, 21:36 ebu mus'ab isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #15
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
Mü'min
(Konuyu Başlatan)
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 468


2 Albümü var
 
Teşekkür etti: 412
Teşekkür aldı: 465 konuda 2.254 kere
Velilik İçin Şartlar

Birinci Şart:
Velilik yolunun birinci ve şaşmaz şartı ihlâstır. Onların dertleri Allah rızasıdır. Kimin ne dediğiyle, diyeceğiyle ilgilenmezler. Tenkitten korkmazlar. Allah razı ise, gerisini yok sayarlar. Riya onların kapısından girmez.

İkinci Şart:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onların önderidir, örneğidir.

Üçüncü Şart:
Allah için sever, Allah için buğz ederler. Allah’ın sevmediğini onlara sevdiremezsin.

Dördüncü Şart:
Müslümanlara karsı kalpleri tertemizdir. Müslümanları
mezhebe, tarikata, gruba göre ayırmazlar. Lailaheillellah
diyen herkes onların kardesleridir.

Besinci Şart:
Farzlara karşı pek titizdirler. Bir farz kaçırmak onların hayalinden
bile geçmez. Haramlardan, cehennemden korkar
gibi korkarlar. Nafile yarısçısıdırlar.

Altıncı Şart:
Bid’at düşmanıdırlar. Dinde yorumculuğa, reforma yanaşmazlar.
Din ilimlerinin yayılmasını ciddiye alırlar. Aile fertlerinin, söz dinletebildikleri kimselerin ilim ehli olmalarını önemserler.

Yedinci Şart:
Davetçidirler. Bir insanın daha kurtulması için yollara düşerler.
Bir kenara çekilip, post eskitmezler. Allah’a davet
etmek onların şiarıdır: Caddelerde, salonlarda, meydanlarda…
Onlar dinlerine hizmetin gerektiği her yerdedirler.
Onları bir bayram günü kurbanlıklarını keserken, bir cenazeye
omuz verirken, bir fakirin odunlarını taşırken, bir camiyi
temizlerken çok rahat görebilirsin. Kibirlenmezler.
Davete icabet eder, davet ederler. Misafirlerine kendileri
hizmet ederler. Bıkmaz usanmazlar.

Sekizinci Şart:
Fedakârdırlar. Ellerindekini biriktirmezler. İnfak ehlidirler.

Dokuzuncu Şart:
Hakkı haykırmaktan çekinmezler.

Onuncu Şart:
Az yer, az içer, az konuşurlar.
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
eski 25.03.2008, 21:41 ebu mus'ab isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #16
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
Mü'min
(Konuyu Başlatan)
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 468


2 Albümü var
 
Teşekkür etti: 412
Teşekkür aldı: 465 konuda 2.254 kere
Masum Değildirler
Veli olmak günahsız olmak, hata etmemek demek değildir. Diğer insanlar gibi onlar da beşerdirler; yanılırlar, yaraşır olmayanı yapabilirler. Gerçeği anladıkları an Rablerine dönerler. Samimi tevbe ederler. Veli, günah işlemeyen değil, günahta ısrar etmeyendir. Hatta bazı meseleleri derinlemesine bilmediği için yanlış düsüncelere de sahip olabilir. Bu da yıkıcı değildir.
Önüne Kur’an ve sünnet konduğunda: ‘Estağfurullah’ diyen yoluna devam eder.

Kadından Veli Olur

Veliliğin cinsiyeti yoktur. Kadından da çok büyük veliler gelmistir. Meryem, Âsiye ve diğerleri…
Nice veli kadınlar vardır ki, erkeklerin pek çoğu onun makamını bile göremeyecektir kıyamet gününde.

Keramet Sart Değildir; Ama Haktır
Ehl-i Sünnet inancına göre keramet haktır. Kerametin gerçekleştiğine iman etmek durumundayız.
Ancak velilik, gösterilen keramet sayısına göre puanlanan bir meziyet değildir. Gerçek bir veli keramet peşinde olmaz. Kur’an ve hadislerde gerçekleşmiş pek çok keramete ait bilgiler vardır. Kerametin varlığına inanırız.
Şunu da biliriz ki en büyük keramet sünneti hakkıyla yaşamaktır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin peşinden gitmekte muvaffak olmaktan daha büyük bir keramet olamaz. Bunun yanında bazı harikulade olayların bir kulun elinde tezahür etmesi de Allah için elbette zor
değildir. Bu, Allah’ın o kulu sevdiğini, desteklediğini gösterir.
Velinin şöhretine katkıda değil de Allah’ın dinine hizmette kullanılan bir keramet, keramet üreten bir kaynaktır.

Velinin Önünde Nasıl Durulur?‘Ben veliyim.’ diyen değil, veli olduğunu, teheccüdünden, zikrinden, Kur’an okurken veya
okunurken yaş dolan gözlerinden, elindekini infak etmesinden, Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme ve ashabına, ümmetin geçmiş büyüklerine saygısından dolayı onları anarken titreyen dudaklarından, Müslümanların halleriyle ilgilenmekten yorulan başından, Kur’an ilimlerine
ilgisinden veli olduğunu anladığımız bir insanın önünde edeple ve saygıyla dururuz. Duasını bekler, hizmetinde bulunmak isteriz.
Ama putlaştırmayız. Masum görmeyiz. Tek ve bulunmaz insan bilmeyiz. İşlediği günahları ona hoş görmeyiz. Bizden iyi durumda olmasını, hesaptan muaf gibi görüp, kendimizi de onu da helak etmeyiz.

Veli Cennete Kesin Girecek mi?
Veli veya bir başka Müslüman, iman üzere ölürse cennete muhakkak girecektir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin ‘cennetliktir’ dediği on kişi dışında kimsenin muhakkak cennete gireceğine dair bir garantimiz yoktur. Velinin iyi yolda olması, iyi sonda olacağını göstermez. Bütün müminler son nefes endişesi ile yaşamıslardır. Akıllılık da budur.
Bir veli, öldükten sonrası Allah’ın bilgisindedir. Hayır umar, hayır konuşuruz. Atıp tutmaktan hayâ ederiz.
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
eski 27.03.2008, 23:07 ebu mus'ab isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #17
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
Mü'min
(Konuyu Başlatan)
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 468


2 Albümü var
 
Teşekkür etti: 412
Teşekkür aldı: 465 konuda 2.254 kere
Uzay Çağında Velilik Mümkün Mü?

Kulluğun çağı, gecesi, gündüzü yoktur. İlk insandan son insana kadar aynı imtihana tabiyiz.
Elbette her zamanın kendine göre farklı bir fitnesi vardır.
Namaz aynı namaz, zekât aynı zekât, oruç aynı oruçtur.
Teheccüd aynı teheccüddür.
Kur’an aynı Kur’an’dır.
Şeytan da aynı şeytandır.
Yasak olan yine faizdir, zinadır, kumardır, alkoldür.
Emirler ve yasaklar aynı kaldıkça cennette ve cennete girme şartları aynı demektir.
Bu çağın verdiği rehavetten ötürü himmetler düşmüş olabilir.
İsteyen için bütün yollar açıktır. İnfaktan şehadete kadar her yol…
Velilik de dâhil.

Bir gerçeğe dikkat etmek durumundayız:

İslam’ın en iyilerinin sahabiler olduğunu biliriz. Bütün ibadetlerin en iyisini, teslimiyetin
en güzelini gösterdi onlar. Onlardan Allah razı oldu. Onlar da Allah’tan razı
oldu. Nicelerine ölmeden cennet müjdesi verildi. Veli olduklarına veya içlerinden büyük
bölümünün veli olduğunda her halde süphe yoktur.
Sahabilerden bize nakledilen keramet sayısı, daha sonraki asırlarda gelen ve haklarındaki
malumatımız sahabiler kadar olmayan insanlardan nakledilen keramet sayısından
çok azdır. Neredeyse bütün sahabilerin nakledilen kerameti, son asırlarda yasayan
bir veli zattan nakledilenden azdır.
Neden?
Bu nedenin cevabı önemlidir.
Önce biz, keramet olarak uçmayı, ateşte yanmamayı anlıyoruz. Evet, onlar da keramet
olabilir. Fakat sahabiler: ‘Sana anam, babam feda olsun ya Resullellah.’ demekle ve
dediklerini ispat etmekle, hiçbir çağda bir daha gösterilemeyen kerameti gösterdiler.
Meydanlarda yaptıkları cihadları muazzam bir keramet olarak meleklerin defterlerine
yazıldı. Eğer keramet, Allah’a yakınlığı gösteren bir işaretse, onlar işarete filan gerek
kalmadan, Kur’an ayetiyle, Peygamber aleyhisselam müjdesi ile o yakınlığın garantisi
altında oldular. Ebu Bekir için, Ömer için işarete filan gerek mi kaldı?
Sık sık kerametin gündeme gelmesinde bir ihtiyaç hissediliyorsa, bu ihtiyacın nedeni
tahlil edilmelidir. Bir veli, öğrencinin diploma peşinde olduğu gibi keramet peşinde
olmaz. O, Allah’ın rızası peşindedir; kerametler onu izler durur.

senabil dersleri
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
eski 28.03.2008, 21:41 ebu mus'ab isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #18
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
Cevapla



Yer imleri
Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:56 .