Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir.Bunlardan dördü haram aylardır.İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur.Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin.
Tevbe-36
Recebin 1.gününde oruç tutmak üç senelik, 2.günü oruçlu olmak iki senelik ve yine 3.günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur.
Camiu-s sağir
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 26 (2 Kayıtlı ve 24 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
Çünkü ihlâs olmadan niyet sahih olmaz. Senin büyüğünde ihlâs olmazsa sende de olmayacağı aşikardır. Vallahi ben dünyaya ayak bastığım günden beri hayırlı bir amel işlemedim. Sen beni kendinden hayırlı zannediyorsun. Her hayırda kendini iflas etmiş saymamak cehaletin son haddidir.
Dilnihad Bunun soruna cevap olacağını düşündüm...
Burayada yakışır gibi geldi bana
MEVLANA HALİD BAĞDADİ HAZRETLERİNİN BİR MÜNACATI
Ey Rabbim! Ey daima diri olan ve kâinatı ayakta tutan! Ey semâları ve arzı bütün güzellikleriyle yaratan! Ey celâl ve ikram sahibi ALLAH! Bizi, sana lâyık bir ibadete muvaffak eyle! Bizi istikametten ayırma! Sâdât-ı kiram hazarâtının zahirî ve bâtınî amelleriyle bizi faydalandır. Dünya ve ahirette onların şefaatlerinden bizi mahrum eyleme. Bizi onlarla ve sâdık ihvanımızla haşreyle. Onların tarikat ve muhabbetinde bizi sabit kıl. Onların siretlerinden bizi ayırma
Allah'ım, senden, kalbimi daima hidayette kılacak, perişanlığımı toplayacak, dînî hayatımı ıslah edecek, kaybettiğimi tekrar kazandıracak, şu anımı değerlendirecek, amelimi tertemiz kılacak, yüzümü ağartacak, beni rüşde erdirecek, her türlü kötülükten kurtaracak rahmetini istiyorum.
Allah'ım, bana sâdık îman nasib et. Beni bir yakîne erdir ki küfürden korunmuş kıl. Bir rahmet verip dünya ve ahirette aziz et.
Allah'ım, kaza anında kurtuluş ver. Şehidler menziline erdir. Saidlerin hayatını bildir. Düşmanlarımıza karşı bize yardım et. Peygamberlerini imdada gönder.
Allah'ım, hacetimi sana söylerim. Görüşüm ne kadar kusurludur. Rahmetine olan ihtiyacım sonsuzdur. Ey bütün işleri çekip çeviren! Ey sâdıklara şifa veren! Ey azgın denizlerin dalgalarında boğulmak üzere olan zayıf kullarını selamete çıkaran rabbım! Beni cehennem azabından koru. Kıyamette ah u efgan ettirme! Kabir azabından muhafaza eyle.
Allah'ım, hatalarımı görüşlerimin kusuruna, takatimin azlığına, niyetimin çürüklüğüne, kuruntumun bana ağır basmasına bağışla. Aczimi itiraf ederek senin rahmetine sığınıyorum.
Allah'ım, bizi hidayete erdir. İnsanların hidayete ermesine bizi vesile kıl. Bizi saptırma. İnsanların sapmalarına bizi vesile kılma. Düşmanlarına karşı harbederken bizi muzaffer eyle. Dostlarınla dost eyle. Sevdiklerini sevdir, düşmanlarına düşmanlık ettir. Sana karşı gelenle cihad edelim.
Allah'ım, kusurlarımızla beraber bu kadar dua edebildik. Sen kabul eyle. Kuvvet ve kudretimiz ancak seninledir. Kopmayan ipin sahibi sensin. Ceza gününün dehşetinden sana sığmıyorum. Senin cennetini ümid ediyorum. Sözlerine sâdık olan mukarrebunla bana rahmet etmeni diliyorum. Kullarına merhamet eden, onları seven ancak sensin. Sen dilediğini yaparsın.
Allah'ım, Müslümanlara yardım et. Hak sözün söylenip dinin kuvvetlenmesi için bize kuvvet ver. Senin huzurunda başını secdeye koyan mü'min kullarına devlet ihsan edip askerlerini muzaffer et. İki cihanda aziz et! Amin.
Kaynak: Adab- Muhammed b. Abdullah el-Hânî- Erkam Yayınları
öncelikle katkılarınız sebebi ile Allah azze ve celle
razı olsun.
veliliğin mümkinatı ve nasıl olabileceği başta verilen hadisi şerifte bildirilmiş
bu bugün kimilerimizde olan yanlış bir tasavvuru
"oda biz onlar gibi olamayız anlayışı"
yıkmaktadır.endeğerlilerimiz olan ashabı kiram radiyallahu anhum
bizim de geçmemiz gereken merhaleleri
geçerek Allah'ın razı olduğu kimseler oldular
biri çıkıpta diyemezki ondan sonra gelenler onların gittiği yerlere gidemezler diye
bu başta Kur'ana sonra efendimiz aleyhisselamdan gelen haberlere zıttır
onlara başka bizlere başka din gelmediğine göre
onlara sunulanlar bizlerede sunulmuştur.
birilerinin mertebeleri hakkında hüküm vermek ise bize ait bir şey olmamalı
veli veya değil bu Rabbimize malum
öyle bile olsalar emniyetleri yok
ufkumuz veli olmak önceliği ile beraber
veli ölebilmek arzusu olmalıdır
belam iyi bir örnektir ve ders çıkarılmalıdır
kendisinin bu bilgiye sahib olup olmaması hususu hakkında
söyleyebileceğimiz çok bir şey yoksada
gayreti ve azmi olanların Allah benle beraberdir
düşüncesine imanı tam olmalıdır çünkü Rabbimiz
Allahu veliyyullezine amenu....
ayetini bizlere bildirmiştir
ala külli hal
velilik kavramı insanlar içinde Rabbine yaklaşmak gayreti
ile yaşayanların hak etttiği bir yakıştırmadır
ve bu hal ahire öylece taşındığında havzı kevseri ,cenneti
ifade eder
Allah yolunu kolay kılsın
efendimiz aleyhisselamla aynı mekanda bizleri buluştursun Amin.
__________________ “Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
Velilik Âlimlere
Mahsus
değildir
Âlimlerden olmak, veli
olmanın sartı değildir. Her
Müslüman’ın bilmek zorunda
olduğu malumatı bilen,
velilik için baska bir
bilgi sartına takılmamıs
olur. Elbette âlimler bu konuda
daha kolay yol alabilirler.
Ancak, bahçesinde
meyve fidanlarıyla uğrasan
bir çiftçinin de veli bir kul
olması, duasının reddedilmediği,
sığındığı zaman
sığınmasının kabul edildiği
bir kul olması pek tabii
mümkündür. Veliliğin sartı
ilim değildir. Veliliğin sartı
haramdan atesten kaçar
gibi kaçmak, farzları nefes
gibi zorunlu bilmek, nafileler
arasında kosup durmaktır.
Bu düzeyi yakalayan
genç veya yaslı, kadın veya
erkek, köylü veya sehirli,
âlim veya değil aynı noktadadır
__________________ “Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
Birinci Şart:
Velilik yolunun birinci ve şaşmaz şartı ihlâstır. Onların dertleri Allah rızasıdır. Kimin ne dediğiyle, diyeceğiyle ilgilenmezler. Tenkitten korkmazlar. Allah razı ise, gerisini yok sayarlar. Riya onların kapısından girmez.
İkinci Şart:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onların önderidir, örneğidir.
Üçüncü Şart:
Allah için sever, Allah için buğz ederler. Allah’ın sevmediğini onlara sevdiremezsin.
Dördüncü Şart:
Müslümanlara karsı kalpleri tertemizdir. Müslümanları
mezhebe, tarikata, gruba göre ayırmazlar. Lailaheillellah
diyen herkes onların kardesleridir.
Besinci Şart:
Farzlara karşı pek titizdirler. Bir farz kaçırmak onların hayalinden
bile geçmez. Haramlardan, cehennemden korkar
gibi korkarlar. Nafile yarısçısıdırlar.
Altıncı Şart:
Bid’at düşmanıdırlar. Dinde yorumculuğa, reforma yanaşmazlar.
Din ilimlerinin yayılmasını ciddiye alırlar. Aile fertlerinin, söz dinletebildikleri kimselerin ilim ehli olmalarını önemserler.
Yedinci Şart:
Davetçidirler. Bir insanın daha kurtulması için yollara düşerler.
Bir kenara çekilip, post eskitmezler. Allah’a davet
etmek onların şiarıdır: Caddelerde, salonlarda, meydanlarda…
Onlar dinlerine hizmetin gerektiği her yerdedirler.
Onları bir bayram günü kurbanlıklarını keserken, bir cenazeye
omuz verirken, bir fakirin odunlarını taşırken, bir camiyi
temizlerken çok rahat görebilirsin. Kibirlenmezler.
Davete icabet eder, davet ederler. Misafirlerine kendileri
hizmet ederler. Bıkmaz usanmazlar.
Masum Değildirler
Veli olmak günahsız olmak, hata etmemek demek değildir. Diğer insanlar gibi onlar da beşerdirler; yanılırlar, yaraşır olmayanı yapabilirler. Gerçeği anladıkları an Rablerine dönerler. Samimi tevbe ederler. Veli, günah işlemeyen değil, günahta ısrar etmeyendir. Hatta bazı meseleleri derinlemesine bilmediği için yanlış düsüncelere de sahip olabilir. Bu da yıkıcı değildir.
Önüne Kur’an ve sünnet konduğunda: ‘Estağfurullah’ diyen yoluna devam eder.
Kadından Veli Olur
Veliliğin cinsiyeti yoktur. Kadından da çok büyük veliler gelmistir. Meryem, Âsiye ve diğerleri…
Nice veli kadınlar vardır ki, erkeklerin pek çoğu onun makamını bile göremeyecektir kıyamet gününde.
Keramet Sart Değildir; Ama Haktır
Ehl-i Sünnet inancına göre keramet haktır. Kerametin gerçekleştiğine iman etmek durumundayız.
Ancak velilik, gösterilen keramet sayısına göre puanlanan bir meziyet değildir. Gerçek bir veli keramet peşinde olmaz. Kur’an ve hadislerde gerçekleşmiş pek çok keramete ait bilgiler vardır. Kerametin varlığına inanırız.
Şunu da biliriz ki en büyük keramet sünneti hakkıyla yaşamaktır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin peşinden gitmekte muvaffak olmaktan daha büyük bir keramet olamaz. Bunun yanında bazı harikulade olayların bir kulun elinde tezahür etmesi de Allah için elbette zor
değildir. Bu, Allah’ın o kulu sevdiğini, desteklediğini gösterir.
Velinin şöhretine katkıda değil de Allah’ın dinine hizmette kullanılan bir keramet, keramet üreten bir kaynaktır.
Velinin Önünde Nasıl Durulur?‘Ben veliyim.’ diyen değil, veli olduğunu, teheccüdünden, zikrinden, Kur’an okurken veya
okunurken yaş dolan gözlerinden, elindekini infak etmesinden, Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme ve ashabına, ümmetin geçmiş büyüklerine saygısından dolayı onları anarken titreyen dudaklarından, Müslümanların halleriyle ilgilenmekten yorulan başından, Kur’an ilimlerine
ilgisinden veli olduğunu anladığımız bir insanın önünde edeple ve saygıyla dururuz. Duasını bekler, hizmetinde bulunmak isteriz.
Ama putlaştırmayız. Masum görmeyiz. Tek ve bulunmaz insan bilmeyiz. İşlediği günahları ona hoş görmeyiz. Bizden iyi durumda olmasını, hesaptan muaf gibi görüp, kendimizi de onu da helak etmeyiz.
Veli Cennete Kesin Girecek mi?
Veli veya bir başka Müslüman, iman üzere ölürse cennete muhakkak girecektir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin ‘cennetliktir’ dediği on kişi dışında kimsenin muhakkak cennete gireceğine dair bir garantimiz yoktur. Velinin iyi yolda olması, iyi sonda olacağını göstermez. Bütün müminler son nefes endişesi ile yaşamıslardır. Akıllılık da budur.
Bir veli, öldükten sonrası Allah’ın bilgisindedir. Hayır umar, hayır konuşuruz. Atıp tutmaktan hayâ ederiz.
__________________ “Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
Kulluğun çağı, gecesi, gündüzü yoktur. İlk insandan son insana kadar aynı imtihana tabiyiz.
Elbette her zamanın kendine göre farklı bir fitnesi vardır.
Namaz aynı namaz, zekât aynı zekât, oruç aynı oruçtur.
Teheccüd aynı teheccüddür.
Kur’an aynı Kur’an’dır.
Şeytan da aynı şeytandır.
Yasak olan yine faizdir, zinadır, kumardır, alkoldür.
Emirler ve yasaklar aynı kaldıkça cennette ve cennete girme şartları aynı demektir.
Bu çağın verdiği rehavetten ötürü himmetler düşmüş olabilir.
İsteyen için bütün yollar açıktır. İnfaktan şehadete kadar her yol…
Velilik de dâhil.
Bir gerçeğe dikkat etmek durumundayız:
İslam’ın en iyilerinin sahabiler olduğunu biliriz. Bütün ibadetlerin en iyisini, teslimiyetin
en güzelini gösterdi onlar. Onlardan Allah razı oldu. Onlar da Allah’tan razı
oldu. Nicelerine ölmeden cennet müjdesi verildi. Veli olduklarına veya içlerinden büyük
bölümünün veli olduğunda her halde süphe yoktur.
Sahabilerden bize nakledilen keramet sayısı, daha sonraki asırlarda gelen ve haklarındaki
malumatımız sahabiler kadar olmayan insanlardan nakledilen keramet sayısından
çok azdır. Neredeyse bütün sahabilerin nakledilen kerameti, son asırlarda yasayan
bir veli zattan nakledilenden azdır.
Neden?
Bu nedenin cevabı önemlidir.
Önce biz, keramet olarak uçmayı, ateşte yanmamayı anlıyoruz. Evet, onlar da keramet
olabilir. Fakat sahabiler: ‘Sana anam, babam feda olsun ya Resullellah.’ demekle ve
dediklerini ispat etmekle, hiçbir çağda bir daha gösterilemeyen kerameti gösterdiler.
Meydanlarda yaptıkları cihadları muazzam bir keramet olarak meleklerin defterlerine
yazıldı. Eğer keramet, Allah’a yakınlığı gösteren bir işaretse, onlar işarete filan gerek
kalmadan, Kur’an ayetiyle, Peygamber aleyhisselam müjdesi ile o yakınlığın garantisi
altında oldular. Ebu Bekir için, Ömer için işarete filan gerek mi kaldı?
Sık sık kerametin gündeme gelmesinde bir ihtiyaç hissediliyorsa, bu ihtiyacın nedeni
tahlil edilmelidir. Bir veli, öğrencinin diploma peşinde olduğu gibi keramet peşinde
olmaz. O, Allah’ın rızası peşindedir; kerametler onu izler durur.
senabil dersleri
__________________ “Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”