9 Cemaziye'l-Evvel 1429
14 Mayıs 2008, Çarşamba
9 Cemaziye'l-Evvel 1429
14 Mayıs 2008, Çarşamba
Ayet
Kadınlar,oğullar,yük yük altın ve gümüş,salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi.Bunlar dünya hayatının geçimliğidir.Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.
Âl-i İmrân-14
hadis
Akrabaların gösterdiği yakınlığa karşılık veren kimse,tam anlamıyla akrabalık haklarını gözetiyor sayılmaz.Akrabalık haklarını tam anlamıyla gözeten kimse;yakınları akrabalık bağlarını ondan kestikleri halde,o onlardan alaka ve yardımını kesmeyen kimsedir.
Muslim

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:



...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Anket

hangi mevsimi seviyorsunuz????
ilkbahar: 46,00%
yaz: 18,00%
sonbahar: 25,00%
kış: 11,00%
Katılımcı sayısı: 100. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor

Online Üye

Şuan Forumda: 68 (6 Kayıtlı ve 62 Misafir) bulunmaktadır.

Online  hafsa, HAKKINYOLUNDA, mutasyon, Sakallı nesimi


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye

Üye Albümlerinden

Üye albümlerinden en son eklenen resimler:

gül bahçesine girenler...
bir lahza isimli üyenin, gül bahçesine girenler... Albümünden

gül bahçesine girenler...
bir lahza isimli üyenin, gül bahçesine girenler... Albümünden

gül bahçesine girenler...
bir lahza isimli üyenin, gül bahçesine girenler... Albümünden

gül bahçesine girenler...
bir lahza isimli üyenin, gül bahçesine girenler... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

İncİler Maİl Grubu





Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » İslami Yazılar » Velilik standartları
Cevapla
 
Seçenekler
Mü'min
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 376


 
Teşekkür etti: 324
Teşekkür aldı: 370 konuda 1.831 kere
Velilik standartları

Velilik
Standartları

Nureddin YILDIZ’ın SOSYAL DOKU DERNEĞİ’ndeki 16,03,2008 Tarihli Dersidir

Yarışın Gereği

Hak ve Batıl arasındaki yarışta Hak’tan yana kalıp, Allah’ın rızasını ve cenneti kazandıktan
sonra bir de Hakk’ın içinde ilerleme, ‘en büyük ödüle’ ve cennette daha yüksek mevkilere
erme yarışı vardır. Şeytan ve nefis, yarışta geri kalmak adına ne gerekiyorsa onu yaparken,
Allah da kuluna cennet ve derecelerini, Rıza’sını göstererek onu en iyiye teşvik etmektedir.
Mümin iki yönden gelen sinyallere dikkat ederek yol alır: Birinci dikkat etmesi gereken, şeytanın
iğvasına karsı teyakkuzda olmasıdır. İkinci dikkat etmesi gereken de Allah’ın kuluna
lütfettiği fırsatları değerlendirmesidir. Erteleme ve ihmal etme, savsaklama gibi hatalar yapmamasıdır.
Kısacık ve önü meçhul bir hayatı ebedi bir cennete dönüştürme yarışıdır bu yarış. Kimseye
ikincisi verilmiyor. Kazanan ilk fırsatta kazanıyor. Bu yarışta, yanılgılardan birine düşen geri
kalır. Tuzaklara kapılmak geri bıraktığı gibi, fırsatları kaçırmak da geri bırakır. Mümin temel
ilke olarak tuzaklara düşmeden yaşamaya çalışan insan olarak kabul edilirse, bir nokta daha
ileri gidip fırsatları da kaçırmamaya çalışan mümin ‘velilik’ yolunda mesafe kat eden bir seviyeye
çıkmıs olur. İkisinin de nihai durumu son nefesten sonra ortaya çıkacak olmakla beraber,
izlenen haliyle biri durduğu yerde kendisini koruyan, diğeri de durduğu yerden yükselmeye
çalısan mümindir.

Velilikten söz edilirken göz ardı edilmemesi gereken mühim bir hakikati biraz daha netleştirebiliriz:
Veliler, asla İslam’ın farklı bir bransında uzmanlaşmış kimseler değillerdir. İslam,
‘lailaheillellah’ diyerek girildikten sonraki herkesten istenen dinin bütünüdür.

Halkın bölümü,
velilerin bölümü gibi bir tasnif
kökten batıldır. İslam bir tanedir.
Kelime-i tevhidi dillendiren ona
girer. Ölürken o giriş düzeyini
koruyarak ölen de İslam ehli olarak
ölmüş ve cennete girmeye
hak kazanmış olarak ölür. Böyle
birinin adı da Müslüman’dır.
Velilik ise bu girişin ardından
ilerlemek için çırpınıp duran,
daha iyi Müslüman olma yolunda
gayretler eden kimselerin unvanıdır.
Veliliğin asla soyla ve
şansla bir ilgisi yoktur. Velilik
gayrettir. Uykusuzluk, açlık, sabır,
tahammüldür. Velilik fedakârlıktır.
Velilik, insanlar uykuda iken uyanık kalıp teheccüd kılmaktır. Velilik, girip de çıkmış
gibi cehennemden korkmaktır. Her tesbihten sonra o nefesini cennette alacakmış gibi
umutlu olmaktır.

Veliliğin doğal gereklerinden biri de yılmamaktır. Kırk kere düştüğü yerden bile kalkmaya
çalışmak, dikilip doğrulmak, yola devam etmektir. Şeytanın telkin ettiği umutsuzluğa karşı,
engin rahmet umutları ile dolup taşmaktır. Tevbeyi, zikri, sükrü canlı tutmaktır.
Veli dertli insandır. Kendini, ailesini, ümmetini, insanları dert edinen, bir ağaç fazla olsun, bir
meyve fazla olsun idrakinde insandır veli. Veli, yorulmayan, yorulsa bile onu hissettirmeyen
insandır.
Velilik iddia ile asla değildir. Mirasla intikal etmesi mümkün değildir.

Veli/Evliya:
Farzları eksiksiz yapan, haramlardan
kesinlikle kaçınan ve nafileler arasında
koşuşturan Müslüman, velidir.
Birden çok veliye de evliya denmektedir.

devam..
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
eski 20.03.2008, 07:31 ebu mus'ab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #1
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 6 üye:
Mü'min
(Konuyu Başlatan)
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 376


 
Teşekkür etti: 324
Teşekkür aldı: 370 konuda 1.831 kere
Resmi Ölçü

Kim velidir, kim değildir? Yarışın nerede sürdürülmesi daha iyi sonuç verir? Sorular ne kadar dallanırsa dallansın kesin cevap beşeri bir cevap olamaz. Tek sözü ve son sözü Allah söyler. Diğer sözler tahmindir, akıl yürütmektir.
Babadan oğla geçen velilik makamları, aileden gelen şöhrete bağlı velilik yatırımları, ittifakla seçilen veliler, kendi söyleyip kendi dinleyen cinsindendir. Kul, kul hakkında hüküm verir de o hüküm ilahi hüküm olarak sayılabilir mi? Kim kendisini kurtardı da baskaşının hakkında iyi
ve kötü kararlar verebildi? Aşağıdaki hadisi şerif velinin kim olduğunu ve velilik için hangi yolun izlenmesi gerektiğini açıklıyor. Hadisi, İmam Buhari Sahih’inde rivayet ediyor. Asırlardan beri ümmetin âlimleri
bu hadisi veliliğin resmi ölçüsü olarak okuyup anladılar. Değisen çağda, evlerimizi, bineklerimizi, elbiselerimizi değiştirebiliriz. Ama imana ve ibadete ait şeyler değişemez. Namazın çağı ve şartı olmayacağı gibi veliliğin de çağı ve zamanı yoktur. Özünde velilik aynıdır. On asır önce de velilik nefis terbiyesi idi şimdi de nefis terbiyesidir. O zaman da az uyumak, çok
nafile yapmaktı; şimdi de odur. İnsan, iklim, medeniyet ne değişirse değişsin, Allah’ın koyduğu ölçü değişmez ölçüdür.
Bir hayal üzerinden, kimsenin bilemediği, ancak ehlinin anladığı sırlarla yürütülen bir mecrada bulunmuyoruz.
İşte velilik yolu! Bütün iman edenlere açık ve kıyamet sabahına kadar geçerli… İman eden herkes ön kayıt yaptırmış sayılıyor!

Ebû Hureyre radıyallahu anhtan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem, “Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur” dedi:

“Her kim bir veli kuluma düşmanlık
ederse, ben de ona karşı harp ilân ederim.
Kulum kendisine farz kıldığım şeylerden,
bence daha sevimli herhangi bir şeyle bana
yakınlık kazanamaz.
Kulum bana (farzlara ilâveten işlediği) nâfile
ibadetlerle durmadan yaklaşır, nihayet
ben onu severim.
Kulumu sevince de (âdeta) ben onun işiten
kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen
ayağı olurum. Benden her ne isterse, onu
mutlaka veririm; bana sığınırsa, onu korurum.”
Buhâri


devam..
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
eski 20.03.2008, 19:45 ebu mus'ab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #2
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 6 üye:
Mü'min
(Konuyu Başlatan)
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 376


 
Teşekkür etti: 324
Teşekkür aldı: 370 konuda 1.831 kere
Ne Anlaşılıyor?

1- Allah’ın kulları arasında kendisine yakın gördüğü, daha çok sevdiği, onlara düşmanlığı kendisine düşmanlık olarak bildirdiği kulları vardır. Bu kullar, hadisin metninde ‘VELİ’ olarak anılmaktadırlar. Veli, Arapça dilinde ‘dost’ anlamına gelmektedir. Normal imandan sonra belirli bir mesafeyi aşmakla bu düzeye gelindiği anlaşılmaktadır.

2- Hadis net bir ifadeyle VELİLİK yoluna nasıl girileceğini göstermektedir. Bu yol, farzların eda edilmesiyle başlamaktadır. Farz eksiği bulunmayan bir mümin velilik yoluna girmiştir. Farzların eda edilmesinde dikkat edilmesi gereken ince bir nokta vardır. Farzlar sadece emredilenleri yapmaktan ibaret değildir. Emredileni yapmak bir farz, yasaklananı yapmamak da öbür farzdır. Nasıl farz olan bir namazı kılmak farzı eda etmek, onu kılmamak da farzı terk etmekten ötürü harama düşmek sayılıyorsa; ters yönden bakıldığında
haramı islememek de bir farzdır. Dolayısıyla hadiste geçen farzlarla Allah’a
yaklaşmak, emirleri yapmak ve yasaklardan uzak durmaktır. Bu duruma göre veliliğin imandan sonraki ilk şartı, farzları kaçırmamak, haramlara yanaşmamaktır.

3- Farzlar sayesinde gerçeklesen bu yaklaşmanın hızını nafileler belirlemektedir. Kul nafile ipine sarıldıkça hızı artmaktadır. Çünkü nafileler mecburi olmayan, terki günah olarak yazılmayan şeylerdir. Kulun nafile tutkunluğu, samimiyetini ve gayretini göstermektedir.
Her eda edilen nafile, bir nefes fazla koşmak olarak görülmektedir.
Tekrar ikinci maddeyle bağlantı kurarsak su noktayı vurgulayabiliriz:
Farzlar zaten iman etmenin ciddiliğini göstermesi bakımından gel-git çizgisinde durmaktadır.
Mesela Cuma namazı bir farz olarak zaten terk edilemeyecektir. Ramazan
orucu zaten göz önünde durmaktadır. Farzlar üzerinden yapılan ölçü evet-hayır ölçüsü olarak görülebilir. Kulun nafile titizliği velilik yolunun önemli bir göstergesidir. Cehenneme girmeyecek kadar kullukla, Allah’ın dostu olarak tescil edilecek kadar kulluk arasındaki derin fark budur.
Nafilelerin farzlar gibi mecburi tutulmayıp, ‘istersen, yaparsan’ gibi bir süreçte bırakılmasındaki imtihanın sırrı da burada ortaya çıkmaktadır.

4- Nafileler sonunda meyvesini vermekte ve kulu Rabbine o kadar yaklaştırmaktadır ki adeta bu yakınlık sayesinde kulun gözü, kulağı, dili sadece Rabbinin rızasına uygun olana açılır hale gelmektedir. Organları bu hale gelen bir kul da: ‘Ya Rabbi’ demeye kalktı mı ona cevap verilir, duası geri çevrilmez. O kul, Rabbine sığındığı zaman sığınması kabul görür. Kapıdan itilmez.

5- Hadisimiz VELİ olmanın yolunu açıkladığı gibi, VELİ olmanın getireceği kazancı da açıklamaktadır. Ne zaman VELİLİK seviyesine ulaşılacağı da belirtilmiş olmaktadır. Belki zaman olarak şu kadar yıl sonra denemez; ama nafileler zevk vermeye başladıktan
sonra her an, her sabah güneş o aday için doğabilecek durumdadır.

6- Geri dönüp günlük hayatımızda nafileleri neden ikinci sınıf ve müeyyidesiz ibadetler olarak gördüğümüzü veya neden nafileleri sadece sünnet kılmak, gece namazına kalkmak, pazartesi orucu tutmak olarak gördüğümüzü inceleyebiliriz. şeytan ne ile
nasıl uğraşması gerektiğini iyi bilen bir düşman olarak karşımızda durmaktadır.

7- Veliliği, dağ basında yaşayan ve insan görmeyenlerin erdiği bir makam olarak görmek, bu duruma göre bir aldanış değil midir?
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
eski 21.03.2008, 19:23 ebu mus'ab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #3
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 6 üye:
Mü'min
(Konuyu Başlatan)
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 376


 
Teşekkür etti: 324
Teşekkür aldı: 370 konuda 1.831 kere
Neden Nafilelerin Kıymetini Bilemiyoruz?
Çünkü:
-

İşlenen günahların ahiret âlemine intikal etmeden, hayatta iken verilen cezaları vardır. Bunlardan biri de ibadet lezzetinden mahrum bırakılmaktır. Nafile ibadetlerden zevk alamamak bir cezadır. Acilen kebair günahlardan arınmak gerekir. Midelerden ve cüzdanlardan haramı atmak zorundayız.

- O kadar vakit israf ediyoruz ki ibadet için ayıracağımız vakit, ancak farzlara ya yetiyor ya yetmiyor. Her şey gelişti. Teknoloji rahatlattı; ama vakit bırakmadı.

- Bid’atler de ibadet gibi ilgi bulduğu için, nefsi de tatmin ettiğinden nafilelere ayrılacak payı işgal ettiler. Hem nafileleri kaybettik, hem de bid’at bataklığına battık.

- Mubahlar ve nimetler bizi azdırdı, yediğimiz içtiğimiz yüzünden hasta olduk. En büyük düşmanımız yediğimiz yemekler olmaya başladı. Nefisler kuduracak hale geldi. Yemekten önce ve yemekten sonra yenecek şeyler listesi yapıp gülünç hale geldik. Bu kadar nimet bolluğu içinde ahirete ve nafileye verecek fazlalığımız ve himmetimiz kalmadı.

- Müslümanlar arasında örnek olarak bilinenler de mevkilerinin hakkını
veremediler. Bir Hasan Basri olacak yerde, herkesten önce taksitli
kampanyalara daldılar. Herkes gibi yediler, içtiler. Herkesten çok güldüler.

- Sünnet ve Hadis kelimesinden uzak kaldık. Sünneti ikinci sıra görevlerden
saydık. Ölen herkesi şefaate aday gördük; ama kimsenin sakal sünnetini ihya etmesini tavsiye etmedik. Cezaya düşmeyecek kadar kurallara uyana
iyi dedik. Hadiste geçen nafile hamlelerini yapmayı denemedik bile.
Neticede ibadeti mecburen yapan bir nesil olduk. Namazın evde kılınanını, camide ise kısa olanını, orucun iftarı iyi olanını, haccın turizme benzeyenini, zekâtın reklâma elverislisini tercih ettik.
Dinlediğimiz Kur’an’a okuyanın sesine göre değer verir hale de geldiysek!
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
eski 22.03.2008, 20:06 ebu mus'ab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #4
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
Mü'min
(Konuyu Başlatan)
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 376


 
Teşekkür etti: 324
Teşekkür aldı: 370 konuda 1.831 kere
Neler Kaçıyor Elimizden Neler!

Nafilelerin tümünü ihya etmek mümkün olmayabilir.
Bünyemizin kaldıramaması, maişet sıkıntımızın
bizi ezmesi, kültürümüzün kısıtlı oluşu, ek
görevler altında yoğunluk yaşıyor olmamız makul
bir gerekçedir. Bunun için, nafilelerin tamamı olmazsa
olmaz anlayışı Şeriat’ın özüne aykırı görülmüştür.
Nafileleri, farzlar gibi ilkinden sonuna
kadar muhakkak yapmak noktasına gelinse iyi
olur şüphesiz. Şu ve şu nafilelerde yol almış olmak
küçümsenmemelidir. Sadece nafile oruç tutabilen
onu kaçırmasın. İnfak yapabilen onu kaçırmasın.
Hasta ziyaret eden onu kaçırmasın. Bugün biri,
yarın üçü derken Allah’ın yardımıyla daha kolay
mesafe asılacaktır. Tamamından kopmaktansa birini
bile yapmak mühim bir fırsattır.
Bu bir yarış değil mi?
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
eski 23.03.2008, 14:15 ebu mus'ab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #5
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
Kayıp Şehrin Yolcusu !
 
alem-i ervah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.11.2006
Mesajlar: 1.478


Yarışma Puanı: 450
Teşekkür etti: 1.594
Teşekkür aldı: 1.079 konuda 3.446 kere
Blog-Yazıları: 8
Öncelikle cezakallahu hayran muhterem...

Hep aklıma takılan nefsim yüzünden kafamdan çıkartamadığım bir soru vardır..
İlla muhalefet edecek ya..İş başında olur hemen bu sorularla...

Sorum şu : Mürşid mürid ilişkisi içerisinde ilk intisab olsun sonraki haller olsun yüz yüze görüşebilmeli midir mürid ?
Ya da daima görüşmeli midir ? Görüşmeden de intisab edip tesbihat alabilir mi alamaz mı ?
Öz.likle bayanlar için geçerli bu bahsettiğim konu..İnşAllah anlatabilmişimdir ?

şimdiden teşekürler diyeyim muhterem..

V'esSelam
__________________
.

AŞK ; " Muhâbettir "

http://ervah.blogcu.com/
eski 24.03.2008, 00:22 alem-i ervah isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #6
alem-i ervah isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
Mü'min
(Konuyu Başlatan)
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 376


 
Teşekkür etti: 324
Teşekkür aldı: 370 konuda 1.831 kere
alem-i ervah´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Öncelikle cezakallahu hayran muhterem...

Hep aklıma takılan nefsim yüzünden kafamdan çıkartamadığım bir soru vardır..
İlla muhalefet edecek ya..İş başında olur hemen bu sorularla...

Sorum şu : Mürşid mürid ilişkisi içerisinde ilk intisab olsun sonraki haller olsun yüz yüze görüşebilmeli midir mürid ?
Ya da daima görüşmeli midir ? Görüşmeden de intisab edip tesbihat alabilir mi alamaz mı ?
Öz.likle bayanlar için geçerli bu bahsettiğim konu..İnşAllah anlatabilmişimdir ?

şimdiden teşekürler diyeyim muhterem..

V'esSelam
buna İsmail hoca cevab versin olurmu

Allah teala sizin de hayır adına yaptıklarınızın karşılığını hayır olarak ziyade eylesin
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
eski 24.03.2008, 05:47 ebu mus'ab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #7
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
Kayıp Şehrin Yolcusu !
 
alem-i ervah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.11.2006
Mesajlar: 1.478


Yarışma Puanı: 450
Teşekkür etti: 1.594
Teşekkür aldı: 1.079 konuda 3.446 kere
Blog-Yazıları: 8
ebu mus'ab´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
buna İsmail hoca cevab versin olurmu

Allah teala sizin de hayır adına yaptıklarınızın karşılığını hayır olarak ziyade eylesin
Peki muhterem neden olmasın...

Amin , Ecmain inşALLAH...
Allah razı olsun du'a için..
__________________
.

AŞK ; " Muhâbettir "

http://ervah.blogcu.com/
eski 24.03.2008, 17:51 alem-i ervah isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #8
alem-i ervah isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
Mü'min
(Konuyu Başlatan)
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 376


 
Teşekkür etti: 324
Teşekkür aldı: 370 konuda 1.831 kere
En Büyük Veli
Enbiyanın dışında insanlığın en büyük velisi
Ebu Bekir radıyallahu anhtır. Çünkü en büyük
fedakârlığı o yaptı. Kur’an’ı en çok o
okuyup tefekkür etti. En çok infakta bulunan
o dur. En sadık o dur. En önemli hizmetleri
o yaptı. En büyük veli de o dur.



İşte Nafileler Okyanusu
Bir Müslüman nafile temposu tutturmak istediğinde, önünde her gün ve her durum için yeterli fırsatlar bulabilir. Gündüz için, gece için, zengin için, fakir için kullanılabilecek fırsatlar vardır.
Her Müslüman’ın: ‘Bununla ben Rabbimin veli kulu olabilirim.’ diyebileceği onlarca alternatifler
vardır.

-Tevbe etmek, istiğfar etmek bir nafile türüdür: Bir günahtan sonra
veya hacca gidince tevbe ve istiğfar etme yerine, yatmadan önce bu
nafileyi ihya edebiliriz. Fırsat gelsin diye günah işlemek gerekmez ya.

-Umre yapmak nafiledir: Reklâma kaydırmadan, arınıp dönme aşkıyla
bir haftada umre yapılıp dönülebilir.

-Kur’an okumak, onu tefekkür etmek, okunup öğrenilmesine çalışmak
en büyük nafilelerdendir: Her gün şu kadar Kur’an okumak tam bir
yarış unsurudur. Kur’an’dan etkilenip yaşamak için ön zemin hazırlanabilir.

-Zikir yapmak bir nafiledir: Bunun için bir tarikata girmek şart
değildir. Merdivenleri inerken, araç beklerken bir defa bile olsa
‘Sübhanellah’ demek zikirdir. Kurtarır, kazandırır.

-Müstakil bir ibadet olarak mükemmel bir abdest almak, abdestten
sonra iki rekât namaz kılmak nafile ibadetlerdendir: Namaz vakti
geldiği için abdest almak da ibadettir; ama abdesti kendi başına ibadetlestirerek kazanabiliriz.

-Bir ders halkasına müdavim olmak önemli bir nafiledir. Sahabe ibadetidir.

-Misvak kullanmak,

-Dua etmek,

-Namazları vaktinde ve cemaatle kılmak,

-Cuma günü Kehf suresini okumak,

-Kuba mescidinde namaz kılmak,

-Birinci safta namaza gayret etmek,

-Duha namazını kılmak,

-Farzlardan önceki ve sonraki sünnet namazları kaçırmamak nafileyi
öne çıkaran önemli ibadetlerdendir. Velilik yolunun işaret
taşlarıdır. Velayet yolunda koşup, adı sanı Müslümanlara hatıra
kalanlar bu yollardan yürüdüler.

-Evde nafile namaz kılmak, özellikle çocuklarına namaz kültürü kazandırmak
isteyenler için kaçırılmaz nafilelerdendir. Bir yandan evi
nurlandırmak, bir yandan da örnek olmak ve örnek olduklarının ecrine
sahip olmak gibi bir fırsat vardır bu nafilede. Ancak erkek Müslümanlar
namazların farzlarını çok özel şartlar dışında evlerde kılmazlar.
Farz namazların hakkı cemaattir. Evleri camilere yakın yerde
tutup, bu fırsatı zayi etmemenin yollarını bulmalıyız.

-Sabah namazından sonra işrak vaktine kadar mescitte beklemek,

-Farz namazlardan sonra zikir yapmak önemli nafilelerdendir.

-Allah Teala’yı çokça hamd ile anmak. (bilhassa yeme, içme ve
uyku gibi nimetleri tattıktan sonra)

-Sadaka ehli olmak en büyük nafilelerdendir. Yalnız sadaka sadece
para vermek değildir. Güler yüzün de sadaka sayıldığı yerler olabilir.
Bir selam sadaka sayılabilir. Hasta ziyareti sadaka sayılabilir.

-Mescid yapmak veya yapımına, bakımına, temizliğine katılmak,

-Selamı yaymak,

-Yoldan eziyet veren şeyleri almak nafiledir, kazandırır, kurtarır,
Allah’a yaklaştırır işlerdendir.

-Anne babaya, görev olmadan da iyilikler yapmak farzdır, fazlası nafiledir.
Allah’a ibadetten sonra en büyük görevlerdendir. Anne baba
cennet veya cehennemdir. Kıymetlerini bilmek gerekir.

-Helal kazanmak için daha fazla çalışmak nafiledir.

-Miskinler, yetimler ve dullarla ilgilenmek nafiledir

-Allah için, mümin kardeslerini külfete sokmadan ziyaret etmek,
müminle muhabbet etmek, gönlünü hoş etmek nafiledir.

-Hasta ziyareti,

-Sılayırahim,

-Dargınların arasını ıslah etmek,

-Musafaha etmek,

-Salihlerle oturmak nafilelerin en önemlilerindendir. Her saniyesi bir
sevap deryasıdır.

-Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize salâvat getirmek
bulunmaz bir hazinedir.

-Allah’a davet çalısmalarına katılmak cihaddır, ibadetlerin en bereketlisidir.

-Teheccüd namazını kılmaya çalışmak,

-Pazartesi ve perşembe günleri oruçlu olmak,

-Sadakayı cariye yapmak,

-Misafire ikramda bulunmak,

-Arkasından mümin kardeşine dua etmek nafilelerdendir. Allah
bunlardan razı olur. Kul bunları yaptıkça yükselir. Yükseldikçe
velilik makamına yaklaşır.
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
eski 24.03.2008, 20:23 ebu mus'ab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #9
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
ONURSAL ÜYE
 
dilerim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.09.2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 1.616


Yarışma Puanı: 1110
Teşekkür etti: 8.068
Teşekkür aldı: 1.465 konuda 5.282 kere
dilerim - MSN üzeri Mesaj gönder
Allah razı olsun...
Çok güzel bir konu...
eski 24.03.2008, 20:48 dilerim isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #10
dilerim isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
Cevapla

Yer imleri

Seçenekler

Yetkileriniz
Es ist Ihnen nicht erlaubt, neue Themen zu verfassen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, auf Beiträge zu antworten.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Anhänge hochzuladen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Ihre Beiträge zu bearbeiten.

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:57 .