Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.
Hucurat-12
Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken ona yardım etmezse, Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar.
Camiu’s-Sağîr
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 50 (18 Kayıtlı ve 32 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
s.aleykm.mevduat kitapları yukardaki cümlenin hadis olmadığını tutmşlar.mesela keşful hafa adlı eser mevzu hadistir diye tutmaktadır.hadisin aslının "utlubul ılme"dir.yani "ilmi talep ediniz"dir.
bir çok hadisi şerif hakkında bahsettiğiniz mevduat kitablarında bu yakıştırmlar var
hocam Hasan nedvidende hadis icazeti almıştır ayrıca ona sorarım
lakin bunu mana olarak ümmetin nasıl anladığını bu dinin bizlere nasıl ulaştırıldığını muhaddislerin hayatlarına bakmakla anlaşılacağı kanaatindeyim
__________________ “Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
Gerçek!
Kimse tek başına cemaat olamaz. Cemaatsiz ne din
ne hayat olur. İyi bir çevrede bulunmak büyük bir
lütuftur. Kendimize arkadaş seçmek, çocuklarımızın
ve eşimizin arkadaş çevresini seçmek, araştırmak,
en azından ezan vakti gelince namaz kılacak
bir cami aramak kadar önemlidir. Bir iki kere cami
aramadan evde veya iş yerinde namaz kılınabilir.
Sürekli camisiz bir yerde ne kadar Müslümanlık
olacak? Çevre de böyledir; bir iki gün, bir iki ay
sürebilir. Uzun süre, kardeş kıtlığına tahammül
edilemez.
Dönüş Güzergâhımız
Allah’ın kitabı Kur’an, insanoğlunun yegâne sığınağı olarak
elimizde olduğuna göre çaresiz değiliz. ‘Bir kere batmış bulunduk!’
demeye hakkımız yoktur. Bizden önceki nesilleri kurtardığına göre Kur’an bizi de
kurtarır. Ona dönüş yollarında himmet gösterenler, gerilemenin neresinde olursa olsunlar,
Allah’ın izniyle kurtulurlar. Kur’an’ın fihristinde umutsuzluk asla yoktur. Ona sığınmak, onu
okuyup, onunla amel etmek kesin çaredir.
Kur’an çaresinin yanında şu hususlara da özen göstererek, içi dolu bir Müslümanlık yaşamayı kolaylastırabiliriz:
- Günahların büyük küçük ayrımına tabi tutulmuş olması bizi, küçüklerin zararı
yok gibi bir anlayışa sevk etmemelidir. Evet, küçük olarak belirlenen günahlar
büyükler gibi değildir. Ancak şeytan, büyüklerden önce kendisine menfez olarak
küçük günahları kullanmaktadır. Küçükle eğitilmiş insanlar büyük günahlara
cüret ederler. Günah günahtır anlayışı, bazı fıkıh bilgilerinden yararlanıp rehavete kapılarak büyüklerin içinde boğulmaktan iyidir.
Küçüğü veya büyüğü, günahla yüzleşmemeye çalışırız. Kuluz, bunu beceremez
de günahla yüzleşirsek, acil tevbe kapısını çalarız. Günahları biriktirmek
gibi bir hatayı işlemeyiz. Biliriz ki her günah bir cürümdür. Her cürüm, ilerlemeyi engelleyen bir ağırlıktır.
- Bir tekkeye çekilip zikirle meşgul olup, aile efradını sadakaya muhtaç bırakma
zamanında değiliz. Aslında böyle bir zaman hiç olmamıştır, hep çalışma ve alnının terini yeme zamanı olmuştur. Fakat çalışıp kazanma adıyla zikri ve ibadeti söndürme zamanında da değiliz. Kulluk dengeyi kurma üzerine kuruludur. İyi mümin işiyle ibadeti, eviyle komşusu, ülkesiyle dünyası arasında iyi dengeler kurabilen, birini diğerine ezdirmeyen mümindir. Sabır ve azimetle yola devam edip, nefsimizin kölesi olmadan
Allah’ın rızasını kazanma hedefimize ulaşmalıyız. Dünya da bizimdir ama esiri olmayız. Ahiret için yaşıyorsak da yaşama yerimiz dünya olduğu için onu savsaklayamayız.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin ve ashabının yasadığı hayatı incelediğimizde, dünyaya bir sinek kanadı kadar değer vermedikleri, ondan bir tas çorba bile içmeye vakit bulamadıkları halde, dünya kâfirlerin elinde olmasın diye diyar diyar cihad sancağını dalgalandırdılar.
__________________ “Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
bir çok hadisi şerif hakkında bahsettiğiniz mevduat kitablarında bu yakıştırmlar var
hocam Hasan nedvidende hadis icazeti almıştır ayrıca ona sorarım
lakin bunu mana olarak ümmetin nasıl anladığını bu dinin bizlere nasıl ulaştırıldığını muhaddislerin hayatlarına bakmakla anlaşılacağı kanaatindeyim
ben sadece "velev bissîn" kelimelerinin hadisin metninde olmadığını hadisin "utlubul ılme" şeklinde olduğunu söylemek istedim
"velev bissin" kelimesi izah olarak yani parantez içi hadisi şerh eden tarafından konulmuş daha sonra da parantez bir şekilde kaldırılarak hadis olarak günümüze kadar gelmiştir.
selamun aleyküm dualarınızı talep ederim...
ben sadece "velev bissîn" kelimelerinin hadisin metninde olmadığını hadisin "utlubul ılme" şeklinde olduğunu söylemek istedim
"velev bissin" kelimesi izah olarak yani parantez içi hadisi şerh eden tarafından konulmuş daha sonra da parantez bir şekilde kaldırılarak hadis olarak günümüze kadar gelmiştir.
selamun aleyküm dualarınızı talep ederim...
ve aleyküm selam
Allah teala razı olsun kardeşim
hocama da sordum o da mevdudur dedi
herhalde mana olarak uygun görüp yazısına eklediğini zannediyorum
Allah teala ilminizi ziyade etsin
__________________ “Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
- " Bir tekkeye çekilip zikirle meşgul olup, aile efradını sadakaya muhtaç bırakma
zamanında değiliz. Aslında böyle bir zaman hiç olmamıştır, hep çalışma ve alnının terini yeme zamanı olmuştur. Fakat çalışıp kazanma adıyla zikri ve ibadeti söndürme zamanında da değiliz. Kulluk dengeyi kurma üzerine kuruludur. İyi mümin işiyle ibadeti, eviyle komşusu, ülkesiyle dünyası arasında iyi dengeler kurabilen, birini diğerine ezdirmeyen mümindir. Sabır ve azimetle yola devam edip, nefsimizin kölesi olmadan
Allah’ın rızasını kazanma hedefimize ulaşmalıyız. Dünya da bizimdir ama esiri olmayız. Ahiret için yaşıyorsak da yaşama yerimiz dünya olduğu için onu savsaklayamayız.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin ve ashabının yasadığı hayatı incelediğimizde, dünyaya bir sinek kanadı kadar değer vermedikleri, ondan bir tas çorba bile içmeye vakit bulamadıkları halde, dünya kâfirlerin elinde olmasın diye diyar diyar cihad sancağını dalgalandırdılar. "
Bu konuda size çok katılıyorum.asalet dengeyi kurabilmek te,rabbinin sana verdiği imkanları farkedim tevekkülle istemekte.ama sen yok o olsun ,yok bu olsaydı dersen yahudilerden farkın kalmaz.nankörlük müslüman insanın vasfı değildir.amma velakin terazinin kantarı hep dengesiz.keşkeler insanın içindeki imanıda alıyor.geriye kalan ise gösteriş.odalara çekil ibadet et ne fayda....
Konu mutasyon tarafından (02.05.2008 Saat 18:32 ) değiştirilmiştir..
- Yeni yetişen neslin, teknoloji ve gıda vahşisi olarak yetişmesine karşı tedbirler
üretmek zorundayız. Her istediğini hemen alıp yiyebilen, örtünmek
veya üşümemek için değil de zevk için giyinen, boi vaktinin çokluğundan
bunalan bir gencin üzerine hayat yükü bindiğinde onun hayata
bakacağı göz nedir ki, o göz dini hak ettiği yere oturtsun? Çocuklarımızın
sadece bir Kur’an bilgisi veya ilmihal öğrenmelerine aldanmış
olmaya karşı hazırlığımız ve plânımız olmalıdır. Çocuklarımızı eğitecek
kimselerin programları ve akılları bu anlayışa uygun düşmelidir.
- Toprağın altındaki süremizin üstündekinden daha fazla olacağını çok iyi
bildiğimiz halde gömdüğümüz cenazelerden ibret alma kanallarımızı tıkattık.
Üç günlük matemlerle işi geçiştirdik. Ölümün bile korkutamadığı insanlar
olduk. Kur’an ve hadislerden ölüm, ahiret, sırat, mizan, cennet ve cehennemle
ilgili bölümleri huşu içinde okumalı ve dinlemeliyiz. Her ölüm haberi
bizi Allah’a biraz daha yaklaştıran amellere sarılmamıza vesile olmalıdır.
Ölümün bile sulandırılmış olmasını bir nevi kıyamet alameti gören ciddiyetimiz
bize hâkim olmalıdır.
- Dini hayatımızın yer yer aksamalarla karşılaşması aslında bir çöküntü
değildir. Din de hayat gibi yaşanıyor; baharı ve kışı olması normaldir. Eksikleri telafi etme, hataları düzeltme, çevreyi toparlama, dua ve istiğfara sarılıp Allah’ın yardımını talep etme gibi gayretlerimiz
eninde sonunda sonuç verecektir. Umudumuz daima canlı kalmalıdır.
Ürküp çekilmek tehlikelidir, umutla koşmak kazanmaktır. Erteleme hastalığına
karşı ‘hemen ve vaktinde’ şuurunu kazandırmak bile tek başına büyük bir mesafedir.
__________________ “Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
Ah Şunu
Bir Anlayabilseydik!
“Dünya hayatının durumu,
gökten indirdiğimiz bir su gibidir
ki, insanların ve hayvanların
yiyeceklerinden olan yeryüzü
bitkileri o su sayesinde
gürleşip birbirine girer. Nihayet
yeryüzü ziynetini takınıp
rengârenk süslendiği ve sahipleri
de onun üzerinde kudret
sahibi olduklarını sandıkları
bir sırada, bir gece veya gündüz
ona emrimiz (âfetimiz) gelir
de onu sanki dün yerinde
yokmuş gibi kökünden koparılarak
biçilmiş bir hale getiririz.
İşte iyi düşünecek kavimler için
ayetlerimizi böyle açıklıyoruz.”
Yunus suresi, 24. ayeti.
Mübah Standardımız
Yaptıkların mübah olsun. Harama veya harama sürükleyen bir işe
bulaşma. Haramlar arasında ayrım yapma. Bir haramın yaygınlasmaşına,
kimileri tarafından kışkırtılmasına aldanma. Bunu bir tuzak olarak bil.
Adının, kılıfının değişmesi sadece bir tuzaktır.
Yaptıkların kimseye eziyet olmasın. Kul hakkına riayet et. Kul
hakkının malla, elle ve sözle oluşabileceğini unutma. Eğlencen bir mümin
ile alay ve yalan etrafında olmamalıdır.
Hayvan hakkı diye bir hakkı bil. Hayvanları yiyip gıdalanmak helaldir.
Onlarla eğlenmen ise haramdır.
Kiminle beraber olduğuna dikkat et. Herkes düşüp kalktığı kimseler
gibi muamele görecektir. Kötülerin arasında iyi bir insan çöplükte bir
meyve gibidir.
Kadın erkek karma ortamlara Allah’ın rahmetinin inmeyeceğini bilesin.
Mahrem ve namahrem uygulaması yap.
İsraftan kaçın. Hoşlanmak, istemek başka şey, gerekli olmak başka
şeydir. Bilhassa vakit israfından şiddetle kaçın.
Allah’ın hakkına saygını yitirme. Namaz ve diğer ibadetlerin, Allah’ın
üzerimizdeki hakları olduğunu bil. Önce namaz, sonra gerisi…
Sıhhatini heder etme hakkın olmadığını bil. İntihar etmeyi günah
bildiğin gibi, vücudunun bir organına bile bile zarar vermen de günahtır.
Giyim kuşamda dini ölçülerin olduğunu, onları aşmanın da yasaklardan
olduğunu unutma.
İnsanlığın şehvetlerini kudurttuğunu ve hayvanlarla yarışa girdiğini
gör. Kendini ve etrafını korumaya çalış. Şehvetlere uydurulmuş
‘tüketim-yaşam-hürriyet’ gibi kılıflara kanma.
Şeytanın hilelerine dikkat et. Mesela, faize düşürmek için nasıl tuzaklar
kurduğunu ibretle izle.
Spor yap. Ama spor olsun. Birilerinin toplumsal uyuşturucu
olarak kullandığı ağlara takılma.
İstikrarlı ol. Bir başlayıp bir bırakma.
Kör taklitçi olma. Sana ve imanına uygun olanı yap. ‘Keler deliğine
girme pahasına bile olan’ bir iş yapma.
Kötü örnek olma. Bilhassa çocuklarına ve üzerlerinde etkin bulunan
kimselere örnek olmanın, onların sorumluluğunu taşımak olduğunu bil.
Mensubu olduğun ümmeti unutma. En doruktaki mukaddesatından
en alt konularına kadar hangi hallerde bulunduğunu unutma.
Paran, malın gibi şahsiyetini ve Müslüman kimliğini de düşün. Şahsiyetinin
yıpranmasına karşı hassas ol.
__________________ “Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
Dinin Müslüman’ı yapıp yapmamakta
serbest bıraktığı işlere denir.
Bazen ‘helaldir, caizdir’ gibi ifadeler
de mübah anlamına söylenir. Mübah
bir işin yapılması ne sevaptır ne de
günah. Müslüman onu yapıp yapmamakta
serbesttir. Ancak iyi bir
niyetle mübahlar da sevap kaynağı
olabilirler. Mesela, spor yapmak,
dini ölçüleri aşılmadığı sürece sadece
mübahtır. Ne sevabı olur ne de
günahı. Ama sabah namazına daha
dinç kalkabilmek için spor yapan bir
Müslüman bu sporla sevap kazanır.
Tabii buradaki niyetin ne derece ciddi
ve samimi olduğu onunla Rabbi
arasındaki bir meseledir.
Aynı şekilde mübah, farzların ihmaline
veya haramlardan birinin işlenmesine
yol açacak şekilde kullanıldığında
da günaha vesile olabilir. Yemenin
dini terimlerle karşılığı
‘mübah’lıktır. Ancak, tıbben sakıncalı
şeylerin yenmesi veya yemek yüzünden
ibadet yapamaz hale gelinmesi
bu mübahı haram düzeyine kadar
çıkarabilir.
Küçük Bir Muhasebe
Bugün yaşadığımız dünyanın bir asır önceki ile aynı olmadığı bir gerçektir. Dolayısıyla bir değil, on dört asır öncesinin nesliyle bizim aramızda yaşanan dünyanın değişimi açısından büyük farklılıklar vardır. Gelişen teknoloji, dünya nimetlerinin kıyas kabul etmeyecek kadar çoğalması, o nesille bu nesil arasında insani ilişkilerin bile bireyselleşme sürecine girmesi, dünyanın tek elden yönlendirilmeye uygun hale gelmiş olması, küfür cephesinin İslam düşmanlığında
birleşik hale gelmesi gibi önemli başlıklar önümüzde durmaktadır. Bunların şu
kadar veya bu kadar doğru olduğunu tartışamayız.
On iki asır önce Medine-i Münevvere’de sabah namazına kalkmak durumunda olan bir Müslüman’la bugün İstanbul’da sabah nmazına kalkmak durumunda olan bir Müslüman aynı geceyi kullanıyor olmakla beraber aynı havayı solumamaktadırlar. Hatta o gün Medine’de namaz kılanla bu gün Medine’de namaz kılan aynı durumda değildir. Çevre olarak çok şey değişti.
Ancak iki hakikat bizi çepeçevre kuşatmış durumdadır. Birincisi: Allah’ın dini, imtihan sartları ve vaat ettiği cennet aynıdır. O günkü Müslüman’a sunulan liste ile bugünkü ve kıyamete kadarki bütün Müslümanlara sunulacak liste aynıdır.
Namazdan günlük hayatın herhangi bir kesitine kadar, Allah’ın dininde bir değişiklik yoktur.
İkincisi: Bizim, Allah’ın huzurunda, yaşadığımız hayatın farklılığını ileri sürmek gibi bir alternatifimiz olmayacaktır. Bu da gün ışığı gibi açıktır. Herkes yaşadığı günü değerlendirip
Rabbinin huzuruna çıkmakla mükelleftir.
Evet, çağ çok şey değiştirdi. Bu doğrudur. Müslümanların bu değişimi sürekli ters yönden incelemeleri anlamsızdır. Müslüman’ın kulluk yapmasını kolaylaştıran çağa ait yeniliklerle kulluğu zorlaştıran engeller kıyaslandığında, aslında çağın sığınılan bir bahaneden başka bir
şey olmayıp engelden ziyade kolaylık oluşturma oranının yüksekliği görülecektir.
senabil dersleri
__________________ “Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
Konu ebu mus'ab tarafından (04.05.2008 Saat 18:33 ) değiştirilmiştir..
" Kadın erkek karma ortamlara Allah’ın rahmetinin inmeyeceğini bilesin.
Mahrem ve namahrem uygulaması yap. "
ben şunu merak ettim.siz kendi hayatınızda bunları uygulayabiliyor musunuz.?
ben uygulayamıyorum.çalışmak zorundayım.ve çalıştığım kişiler çoğunlukla erkek.
" Kadın erkek karma ortamlara Allah’ın rahmetinin inmeyeceğini bilesin.
Mahrem ve namahrem uygulaması yap. "
ben şunu merak ettim.siz kendi hayatınızda bunları uygulayabiliyor musunuz.?
ben uygulayamıyorum.çalışmak zorundayım.ve çalıştığım kişiler çoğunlukla erkek.
birincisi olması gereken söylenmelidir.
sonra pratik hayatın zaruretleri ve keyfiyetleri vardır.
ben ailemi geçindirmekle yükümlü olduğum ve heralanda
na mahremlerden uzak kalamadığım malumdur
bu durmun belirleyicisi ise kalbimde taşıdığım niyet ve
istidaatım neticesinde mücadelemdir
haram olanın yollarıda haramdır ne kadar başarılıyız ukbada belli olur
Allah yolunu kolaylaştırsın kendisinden uzaklaştıracak eylemleri,
azgın nefislerimizi ve şeytanı göz açıp kapatıncaya kadar yada daha az bir süre dahi bizlerle yanlız bırakmasın Amin.
__________________ “Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”