Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 66 (20 Kayıtlı ve 46 Misafir) bulunmaktadır.
Birgün Mâlik mescidden dönüyordu. Elimi tutmuş bir halde iken Ebu'l-Cuvey-riyye denilen bir adam —Mürcie'den olmakla itham edilirdi — ona yetişti ve «Ey Ebû Abdillah, beni dinle, sana delil getirip görüşümü açıklayacağım, birşey söyleyeceğim.» dedi.
Mâlik «Ya beni mağlûb edersen?» dedi,
o : «Benim dediğimi kabul edersin» dedi.
Mâlik «Şayet ben seni mağlûb edersem?» dedi,
o «O zaman ben senin görüşünü kabul ederim» dedi.
Mâlik «Eğer biri gelir de, onunla konuşursak, o da ikimizi mağlûb ederse?» dedi.
O: «Onun görüşünü kabul ederiz> dedi.
Mâlik (95 -179) «Allah Muhammed'i CS.A.V.) tek bir din ile göndermiştir. Görüyorum ki sen daldan dala atlıyorsun. Ömer b. Abdilaziz tv. 101) «Kim dinini münakaşalara hedef yaparsa, çok sık görüş değiştirir.» demiştir, cevabını verdi.»
İmamların yolundan başka bir yolla, delile tâbi olduğunu iddia eden bu kimse, farkında olmadan ve hattâ sünneti neşr ve ona davet ettiğini iddia ederek hiçbir imamın söylemediği görüşleri ileri sürer.
Bu fikir, daha başka tehlikelere açılan bir dehlizdir. İmam Mâlik (95 -179) bu tehlikeye en güzel şekilde dikkat çekmiş ve şöyle demiştir:
«imamlara tâbi olun ve onlarla mücadele etmeyin. Eğer cedelde başkalarından üstün gördüğümüz her adama uyacak olsaydık, Cebrail'in getirdiklerini reddetme durumunda kalacağımızdan korkulurdu.» (1)
Üstelik senin, Ebû Hanîfe (70-l50)'nin görüşünün delilini anlayamadığın halde, eş-Şâfii (150-204) ninkini anladığını iddia etmen, daha önce zikrettiğimiz âlimlerin yaptıklarına, benzemektedir.
O âlimler bir meselede eş-Şâfiî'nin görüşüne muhalif sahih bir hadîs olduğunu iddia etmişler ve mezheblerindeki hükmü bırakıp, sahih olduğunu kabul ettikleri hadîslerle amel etmişlerdir. Senin bu yaptığın, onların bu haline benzemektedir, hattâ aynı şeydir.
Bunun Akıbetini görmüştün. «Fakîhîere tâbi olmak dînin selâmetidir.» diyen Sufyân b. Uyeyne'den Allah razı olsun. (2)
Okuyucu, üç imamın —Mâlik (95 -179), îbn Uyey-ne (v. 198), ve İbn Vehb (v. 197)'in (s, 43 v.d. da) — fakîh imamlara tâbi olunması ve tâbi olunmadığı takdirde insanın dîni bakımdan tehlikede olduğu hususundaki sözlerinin birbirine mutabık olduğuna dikkat etsin.
(2) eş-Şa'rânî, el-Mîzântıl-Kubrâ, I. 51.
(1) el-Kuraşî, el-Cevâhiru'1-Mudıyye, I. 166 Onun bu sözünün hikâyesi için s. 54, Dipnot ö'ya bakınız.
nasib olursa ustazım burdan kendini müçtehid sananların müçtehid olamayacaklarını delilleri ile ispat edelim ulemadan nakiller ile.bizden bir şey ok.ne varsa selef ve halefden nakiller..bizler onlara tabiyiz.
bu hususda delili olanları ise susdurmaya delilimiz eldedir.
hem burda kastediğimiz mutlak müçtehidlik makamıdır.kendisini mezhebde müçtehi gören varsa ki olabilir.o zaman kendisinden istifade etmeye azim ederiz.lakin heva hevesine uyanlar sahihi ile zayıfını birbirinden ayırd edemeyenler nasıl müçtehid olabilirler.?
yahu molla düşündüm de echeli de değiştirdim. ictihad ehline ait meziyetleri okutturmak ise mevzumuz, itici başlık maksadı münakaşaya çevirecektir. halbuki maksat faydalanmak...
bizim hak-dilaram biraz tuhaf sitedir.
pek tartışma ortamı oluşturmuyoruz. daha çok ihtilaf varsa, usuluyle aktarılıyor sözler ve konu kapanıyor.
bizim esas ihtiyac duyduğumuz içerik, yani bilgi. sizden istirhamım bu konuda çok dolu bir dağarcığınız var. özellikle eserlerden bilinmesi luzumlu itikadi ve ameli meseleleri işlemeniz. başlıklandırmaları boş verin sizin başlıklar gerebiliyor okuyucuyu
__________________ İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!
Hocam ben başlık atacak olsam aktardığınız ilk metine '' Cedel mi ictihad mı '' diye başlık atardım. Ondan sonra bugünlerde fındık kabuğu meselelerde incir çekirdeği hacminde ilimle tartışmaya kalkanların durumunu ortaya koyan şöyle köşeli bir yazı aktarırdım. Siz en sonda okuyanın kendisine söylemesi gerekeni en başa yazmışsınız.
Şimdi amacınız birisini uyarıp kazanmaksa bu başlıkla ve '' susturmaya delilimiz eldedir'' ibaresiyle bu iş zor. En güzeli konuyu ayakları üzerinde düz tutup açıklamaktır. Buyrunuz gözümüz gönlümüz sizdedir.
Mesela ben şunu merak ediyorum, İctihad kapısını kim kapattı ? İctihad biterse dini yaşantı donuklaşmaz mı? Çağlarla değişen meseleler cevapsız kalmaz mı? kapanan kapı bir daha açılmaz mı?
Ezmanın teğayyuru ile ahkam teğayyur eder ne demektir ? Sınırları var mıdır?
Bir konu hakkında iddialı konuşan illada müctehidlik iddiasında olmalı mıdır ? eğer öyleyse ona cevap verenler de mutlaka ictihad kapısını (açılmasın diye)sıkıca tutanlar mıdır?
Selametle...
ALlah razı olsun.
hakdilarm abi sen gönlünü hoş tut...
muhterem.
öncelik ile çtihad kapısını kimse kapatmamışdır.onun içien girecek o kapıyı aralayacak ve de açacak kimse bu zamand aolmadığından öyle duruyor yoksa kapalıdır kesinkes diye bir şey yok.lakin mezhebde müçtehid olanlar “Ezmanın teğayyürü ile ahkamın teğayyürü inkar olunamaz kaidesince meselelere heva ve heveslere tabi olmadan hüküm verir.buna karar verecek bu hükümleri verecek olan kişilerin vasıfları eserlerde variddir.ömer nasuhi bilmenin kamusunda bu hususlar uzunca izah edilmiş.
imam şatıbı rahimehullah el muvafakat adlı eserinde bir mukallidin kimlere sual sorabilir konusu ile alakalı bahis vardır.inşallah ekleyelim.ne yazık ki bu devirde böyle kimseler azdır.az olanada ne hikmetse eski devirlerdeki gibi kıymet verilmiyor.
insanlar ise heva ve heveslerine göre ya da ruhsatları ya da şaz görüşleri arayıp onlara göre hükümler verenlere tabi oluyorlar..
ve diyelim ki içtihad kapısınında bu nokdada kapalı olmasıda rahmetdir.