| | Sayfa 3 Toplam 5 Sayfadan | < | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | > | | | Gönlün Muradı
Üyelik tarihi: 01.03.2008 Nerden: MERSİN
Mesajlar: 1.708
Teşekkür etti: 549
Teşekkür aldı: 1.588 konuda 5.242 kere
| Bismillâhirrahmânirrâhîm
Yazdıklarım evliliğe karşı olduğum izlenimi oluşturmuş.
Bu konuda, yazabileceğim; kendi nefsim için değil, Allah rızası için evlenil
mesi gerektiğini hem düşünüyorum, hem de hissediyorum.. Maalesef düşün
mek ve hissetmek yetmiyor, uygulamaya da Allah'ın izin vermesi ve yar
dım etmesini beklemek gerek. Yüce Allah evlilik veya bekârlık; hakkımızda
hangisine rıza gösterdiyse, ona râzıyım, demek istedim. Son olarak evliliğin
ve bekârlığın âfetlerinden ve fitnelerinden Yüce Allah tüm evlileri ve bekâr
ları korusun. Evlilik ve bekârlık imtihanında yardımcımız olsun. Şaşırtmasın,
doğru yolumuzdan (istikâmetimizden) ayırmasın. (Amiiin) | 
09.06.2008, 14:12
| |
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
| | | Mü'min (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 578
Teşekkür etti: 542
Teşekkür aldı: 576 konuda 2.865 kere
|
Arıza:
Gelen gideni çok olan bir aileyiz. aşdınların oturup kalkması sorun
oluyor, hanım herkese ‘hos geldin’ demiyor. İtibarımız zedeleniyor. Çözüm:
Müslüman kesinlikle sosyal insandır. Geleni gideni olması kadar tabii bir durum da yoktur. Buna lütfen itiraz etmeyiniz. Fakat sosyal olmak uğruna Allah’ın hududunu çiğneyemeyiz. Gelen, giden ve oturan konusunda şu kurallara dikkat etmemiz sarttır: a- Gelenleri veya gittiklerimizi, ‘mahrem olanlar ve olmayanlar’ şeklinde ikiye ayıracağız.Mahrem, evlenmek istemem halinde evlenmem caiz olmayan kimsedir. Şu anda nikâhlı olduğu için evlenmem mümkün değilse de, evli olmasaydı bile benim evlenmem mümkün olmuyorsa o mahremimdir. O bana ebedi olarak haramdır. Mahrem olmayanla oturup kalkmak oldukça sınırlıdır. Onunla bir evde yalnız bulunmam ki buna HALVET denmektedir caiz değildir. Akrabalık veya arkadaşlık, sosyal faaliyetlerde beraberlik gibi nedenler bu çizgileri esnetemez. Mahremler anne, nine, teyze, hala, kaynana, yeğen, kızlar ve torunlardır. Baldızlar geçici bir mahremlik taşımaktadır. Mahrem olmayanlarla aynı ortamı paylaşmak yerine, ayrı odalarda oturmak (Haremlik- Selamlık) uygun olandır. b- Bir kadının mahrem olmayan yakınlarının yanında oturması, eczaneden ilaç almak için girip çıkması gibi olmalıdır. Vücudunu teşhir etmeyen bir kıyafet giymeli, konuşması ölçülü olmalıdır. ‘Hoş geldiniz.’ demenin bir sakıncası olmayabilir. Muhabbet düzeyine
varmıs bir konuşmaya ise katılmamalıdır. Bilhassa yemek masası etrafında bir sohbeti sakıncadan arındırmak neredeyse mümkün değildir. c- Örfümüzdeki, kayınlara karşı gösterilen yakınlık ve güvenin, beraberlikte sakıncasız hale dönüşmesi hadisi şerifte yasaklanmıstır. d- Telefon ve benzeri cihazların kullanılmasında da aynı ölçüler geçerlidir. Telefona cevap vermek veya kapı diyafonu ile görüşmek haram değildir. Yüz yüze gelindiğinde nasıl konuşulabiliyorsa telefonla da aynı ölçüler korunarak görüşülebilir. e- Çocukların ‘çocuk’ sayılmalarında mübalağaya kaçılmamalıdır. Çağımızın geliştirdiği standartlarda
çocuklar, eskiye göre daha erken yaşlarda cinselliği ve hayatı tanıma imkânı bulmaktadırlar. Küçük yaşlarda bile çocuklar, büyüklerin düşündüğünü düşünebiliyorlar. Temyiz çağı git gide aşağı gelmektedir. Kadınların veya erkeklerin yanına giren çocukların bu durumuna dikkat etmemiz gerekir. f- Gelenler veya bizim gittiklerimiz asla öncelikli vazifelerimizi aksatmamalıdır. Evimizde namazın aksamasına neden olan bir ziyaretin değeri yoktur. Çocukların üzerindeki görevlerimizi ihmal etmemize neden olacak bir ziyaret gereksizdir. Aile büyüklerimizin
bizim himayemizde olması halinde onları incitecek bir girip çıkma hatadır.
Randevularımız bu incelikler itibara alınarak verilmelidir. Hatta eşlerin birbirleriyle
beraberlik sürelerini azaltan yan ilişkiler bile doğru değildir. g- Ailelerin bu ve benzeri konuları kendi aralarında tartışıp, derinleştirme yerine, istişare edecekleri bir âlimin fikirlerine itibar etmeleri daha huzurlu sonuçlara vesile olur.
__________________ “Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.” | 
10.06.2008, 06:57
| |
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 8 üye:
| | | Mü'min (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 578
Teşekkür etti: 542
Teşekkür aldı: 576 konuda 2.865 kere
|
Resûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem buyurdular ki.
“Sakın kadınların yanına
girmeyin.”
Oradakiler, ‘Ya Resulellah!
Kayınlar için ne dersiniz?’
dediler. Buyurdu ki:
“Kayın ölümdür.” Buhari, 5232; Müslim,
Selam,20
Arıza:
Hanımım istediği zaman şuna buna diye çıkıp gidiyor. izin alma ihtiyacı
hissetmiyor. İzin vermeyince de aramızda küs oluyor. Çözüm:
Kadının evine alacağı misafirin kimliği, evden çıkıp gezmeye gitmesi Veda hutbesinin muhtevasına
girecek kadar önemli bir konudur. Evine misafir alırken eşinin rızası kesinlikle gerekir. Bu durumda iki ölçü kullanırız: Ya genel olarak eşin izin verdiği veya itiraz etmediği bir durum vardır ve kadın bu genel izni kullanmaktadır. Ya da filan bize gelebilir mi, şeklinde soru soracak ve cevaba göre hareket edecektir.
Evden çıkma meselesine gelince:
Kadın, anne ve babasını, kardeslerini şehir içinde iseler ayda bir defa ziyaret eder. Erkeğin bunu engelleme hakkı olmaz. Acil durumlarda da zaman dikkate alınmadan gider. Şehir dışında da en az yılda bir defa kadının ziyaret hakkı vardır. Bu konuları aralarında çözemeyen bir ailenin asıl sorunu, kadının ziyarete gitmesi veya gitmemesi değildir. Aralarındaki diğer sorunlarda bu meseleler bir intikam malzemesi olarak kullanılmaktadır. Böyle şeyleri dine dayandırmak ise hatadır.
__________________ “Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.” | 
11.06.2008, 16:38
| |
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | | aciz
Üyelik tarihi: 02.03.2008
Mesajlar: 2.286
Teşekkür etti: 2.295
Teşekkür aldı: 2.093 konuda 7.248 kere
| bi soru kadının araba kullanmasında.kısa mesafeli şehirlerarası yolculuk yapmasında bi sakınca var mıdır?
__________________
BİRGÜN DÜNYAYA AİT BÜYÜK BİR DERDİN OLURSA RABBİNE DÖNÜP;
"BENİM BÜYÜK BİR DERDİM VAR! "DEME,
DERDİNE DÖNÜP "BENİM BÜYÜK BİR RABBİM VAR! "DE | 
11.06.2008, 16:50
| |
mutasyon isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
| | | Mü'min (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 578
Teşekkür etti: 542
Teşekkür aldı: 576 konuda 2.865 kere
| mutasyon´isimli üyeden Alıntı kadının araba kullanmasında.kısa mesafeli şehirlerarası yolculuk yapmasında bi sakınca var mıdır? hocama sormuştum mezheblerde kadının seferi mesafeye hac için gitmesinde
cevaz verenler var diye
demiştiki:hac olmasına olur lakin günahımı sevabımı çok olur bilemiyorum.
çünkü bu yolculuk esnasında mahremiyetleri ihlal eden bir çok olay var
__________________ “Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.” | 
11.06.2008, 17:01
| |
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
| | | Mü'min (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 578
Teşekkür etti: 542
Teşekkür aldı: 576 konuda 2.865 kere
|
Arıza:
Eve TV ve bilgisayar alma konusunu tartıştık. Ortasını bulamıyoruz. Çözüm:
Kimse bu sorunda ortayı bulabilmiş değildir. Yokluğunun oluşturduğu sorunla varlığının getirdiği sorun birbiriyle yarışır gibidir. Özellikle TV konusunda yıllardır Müslümanlar bir çözüm üretebilmiş değildirler. Eskiden sadece filmlerin kötülüğü üzerinde yoğunlaşılıyordu. Artık filmden öteye, reklâmların getirdiği sakıncalar, çocuklara eğitim için ilave bir vakit kalmayışı, ailede kimsenin kimseyle ilgilenme fırsatı bulamayışı gibi sonuçlarla karsılaştık. Benzer şeyler bilgisayar için de geçerlidir. Kanser gibi bağımlılık yapması, kendi dilini alıştırması,
meçhul bir âleme alıp götürmesi gibi sıkıntılar onunla da gelmektedir.
Evimizde haşere ilacı bulundurmak zorunda oluşumuz gibi bir formülle bu cihazları alabiliriz.
Ancak şu kesinlikle itibara alınmalıdır: Eve bu tip cihazlar alındığında kontrol sistemi önceden oluşturulmalıdır. Sınırsız ve kontrolsüz bir cihaz alır götürür.
Bu tip cihazlardan kurtulmak için müzik aleti gibi, kendisi başka bir tehlike oluşturan şeylere tevessül etmek de çözüm değildir. Arıza:
Kız doğurduğum için eşim bana soğuk davranıyor. İkna edemiyorum.
Çocuğu yokmuş gibi tavır sergiliyor. Çözüm:
Evlenmeden önce, eş adayınızın cahiliye kafası taşıyıp taşımadığına bakmalıydınız. Bu bir cahiliye hastalığıdır. Eşinizin Nahl suresinin 58. ve 59. ayetlerini okumasını sağlayabilirsiniz. Arıza:
Eşim beni çok kıskanıyor. Bu kıskanması rahatsızlık vermeye başladı.
Çözüm:
Müslüman’ın eşini kıskanması imanına delalettir. Ancak bu kıskanma, kadının haklarını ezmeye, onu horlamaya götürecek düzeyde olmamalıdır. Kıskanma mesela, kadının annesine karşı bile olacak hale gelmemelidir.
Her halükârda böyle bir durumda denge sağlamak, özel bir durum değerlendirmesi yapmakla mümkün olur. Herkesin sorunu farklı cevapları gerektirmektedir. Arıza:
Kızımızı bizim istediğimiz biriyle evlendiremiyoruz. Bize itaat etmiyor. Çözüm:
Kızınızın kiminle evleneceği hakkında karar vermesi kendi
hakkıdır. ‘Şununla evleneceksin!’ deme hakkını Allah size
vermemiştir. İkna edebilirseniz ikna edersiniz. Edemezseniz,
onun da razı olacağı biriyle evlendirirsiniz.
Bunu kavga konusu yapmakta haklı değilsiniz.
__________________ “Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.” | 
12.06.2008, 10:56
| |
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | | Gönlün Muradı
Üyelik tarihi: 01.03.2008 Nerden: MERSİN
Mesajlar: 1.708
Teşekkür etti: 549
Teşekkür aldı: 1.588 konuda 5.242 kere
| Bismillâhirrahmânirrâhîm Arıza
Bir kızınız var. Kızınız pantolon giymek istiyor. Örtünmek istemiyor? Çözüm ? Arıza
Kızınız sizin isteğinizle örtündü. Ama hem örtünüyor, hem de kendi istediği
giyim tarzını size dayatıyor. İzin vermezseniz sizi tesettürünü açacağını
söylüyor? Çözüm ? Arıza
Üniversite okumak isteyen tesettürlü kızınıza nasıl yaklaşırsınız? Ne tavsiye
edersiniz? Çözüm ?
Şimdilik bu kadar. Aklıma geldikçe, olabilecek arızaları yazarım.
Saygılarımla... Allah'a Emanet Olun... Hayırlı Günler... | 
12.06.2008, 11:27
| |
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | | Mü'min (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 578
Teşekkür etti: 542
Teşekkür aldı: 576 konuda 2.865 kere
|
Dilnihad´isimli üyeden Alıntı Bismillâhirrahmânirrâhîm Arıza
Bir kızınız var. Kızınız pantolon giymek istiyor. Örtünmek istemiyor? Çözüm ? Arıza
Kızınız sizin isteğinizle örtündü. Ama hem örtünüyor, hem de kendi istediği
giyim tarzını size dayatıyor. İzin vermezseniz sizi tesettürünü açacağını
söylüyor? Çözüm ? Arıza
Üniversite okumak isteyen tesettürlü kızınıza nasıl yaklaşırsınız? Ne tavsiye
edersiniz? Çözüm ?
Şimdilik bu kadar. Aklıma geldikçe, olabilecek arızaları yazarım.
Saygılarımla... Allah'a Emanet Olun... Hayırlı Günler... güzel kardeşim öncelikle soruların muhatabı hocamdır bu zaman alır
hocamdan aldığım genel intiba şudur
çocuk daha ana karnında iken eğitime başlanır
ananın babanın sorumluluklarını yerine getirmemesinin faturası çocuğa çıkarılmamalıdır
25 yaşına kadar ne iyiler iyidir,nede kötüler kötüdür
kişiliğin oturması sürecinde boğazına kadar belki dolacak sonra boşalıp tekrar dolmaya devam edilecek.dua silahı ihmal edilmeyecek
içi doldurulmamış bir hayat beklenmeyip ,o bir ateş olup avucunda beraber yanacaklar
başka yolu yoktur
gençlerin dimağları ana babalar ve güzel örneklerle doldurulmayınca o boş kalmayıp bir şekilde dolduranlar hep var olacaktır
oğlumun sünnetinde hocam kısa bir konuşma yapmıştı.
birileri bugün namaz kılmazsa(bu örnekler verilen ömürle alakalıdır)
yarın kılabilir ,bu sene oruç tutmayan seneye tutabilir,
bu sene hacca gitmeyen seneye gidebilir lakin;
çocuğunu en azından buluğ çağına kadar terbiye edemiyenin
olsun diğer onbeş senede veririm bu terbiyeyi deme şansı yoktur
ala külli hal herşey zamanında yapılmalıdır
herşeye rağmen yaşanan olumsuzluklara binaende bizler
peygamberler dahil yaşanan bu tür imtihana hazır olup
bu olaylar kişilere farklı özellilkler taşıdığından bir ilmi ile amil hoca efendi ile istişare halinde olmalıyız vesselam
__________________ “Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
Konu ebu mus'ab tarafından (16.06.2008 Saat 07:07 ) değiştirilmiştir..
| 
16.06.2008, 07:05
| |
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | | aciz
Üyelik tarihi: 02.03.2008
Mesajlar: 2.286
Teşekkür etti: 2.295
Teşekkür aldı: 2.093 konuda 7.248 kere
| ne kadar mücadele edilsede yaşadığımız toplum malum.hassasiyetler kalmamış.izlemeyen yoktur.iki tane küçük kız çocuğunun fethiyede yaşadığı rezilliği.çocuğa sorulduğu zaman .modern dans diyebilecek kadar saf.yaptığından haberi yok.rabbim korusun gözetsin.bu olayı eleştirem ulusal basın sayesinde bu çocuklar bu rezillikleri görüp normalleştirmediler mi?.şimdide farketmeden kendilerini eleştiriyorlar.
dün gece(maçtan önce türkiyaaaaa)büyük kızımla.peygamberimizin hayatını okuyoruz.çocuk bir duygulandı.rabbim hep merhamet etsin.peygamberimizin yaşadıklarını okuyunca başladı ağlamaya.bende ona o an dua ettim.sesli sesli.ALLAHIM içinde ki merhameti azaltmasın diye.
farkediyorsun ki.çocukları neyle muhatap edersen çocuk ona meylediyor.taze tomurlarımızı rabbim ebeveyn şerrinden de korusun.en son öyle dua ettim.
"ALLAHIM ÇOCUĞUMUN RUHUNU BOZACAK DAVRANIŞLARIMI ENGELLE DİYE .AMİN
__________________
BİRGÜN DÜNYAYA AİT BÜYÜK BİR DERDİN OLURSA RABBİNE DÖNÜP;
"BENİM BÜYÜK BİR DERDİM VAR! "DEME,
DERDİNE DÖNÜP "BENİM BÜYÜK BİR RABBİM VAR! "DE | 
16.06.2008, 08:49
| |
mutasyon isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
| | | Mü'min (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 578
Teşekkür etti: 542
Teşekkür aldı: 576 konuda 2.865 kere
| amin kardeşim
efendimiz aleyhisselam
"niyyetil mü'mini hayrun min amelihi". buyuruyor
mümin niyet edince şu dağı yerinden oynatıcağım diye halisane yapamasada o yazılır inşaAllah
__________________ “Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.” | 
16.06.2008, 08:53
| |
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
| | | | | Sayfa 3 Toplam 5 Sayfadan | < | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | > | | Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:37 .
Powered by: vBulletin Version 3.7.2 (Türkçe) Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 Bazaar Desings |