| .................
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 15.379
Teşekkür etti: 26.889
Teşekkür aldı: 11.959 konuda 42.918 kere
| Oruç, Rûhu Geliştirir... Oruç, Rûhu Geliştirir
İnsanlarda rûh cesedin, cesed de rûhun rağmına gelişir. Rûhanî yönleri itibariyle gelişmek isteyenler, mutlaka oruç tutmalıdırlar.
Bunu şöyle de ifade edebiliriz: Oruç tutmayanlar, cesedlerinin altında kalır ve hiçbir zaman tam olarak rûhanî olgunluğa ulaşamazlar. Oruç, Nefsi Gemler
Nefsin gemlenmesi, frenlenmesi bakımından oruç, ciddi bir dinamiktir. Onun içindir ki, ehlullah sürekli riyazat yaparak rûhî formlarını korumaya çalışmışlardır.
Hatta yogilerin aç-susuz durmakla rûhî güç ve kuvvetlerini kazandıkları hepimizin malumudur.
Bazı mistiklerin nefislerine bir kısım eza ve cefa çektirmek suretiyle belli nisbette rûh yüceliğine ulaştıkları öteden beri bilinen bir vakıadır.
Ama ne yoginin ne de mistiklerin ahiret adına elde edecekleri hiçbir şey yoktur. Zira aç ve susuz kalma ve riyazat yapma ancak ibadet niyetiyle yapılırsa bir değer ifade eder.
Bu niyet Müslümanlıkta oruç şeklinde tecelli eder.
Öbür türlü, insan, sadece harikulâde bazı hâllere mazhar olur ki, bu da kat’iyen gaye ve hedef değildir ve olmamalıdır da... Orucun Vefa Yönü
Oruç, vefa duygusunun tezahür ettiği en güzel bir ibadettir.
Zira oruç, Allah ile kul arasında yapılmış bir ahiddir. Kul, belirli zaman dilimlerinde, belirli şeylerden vazgeçer ve bu hareketleriyle, ahdinde vefalı olduğunu gösterir.
Aynı zamanda insan, tuttuğu oruçlarla vefa duygusunu öyle geliştirir ki, vefa onun ayrılmaz bir parçası hâline gelir.
Bu durumu kazanan kimse, içtimaî, ailevî ve ferdî hayatında zamanla âdetâ “vefa”dan bir abide durumuna yükselir. Oruç, Vesveseye Sed Çeker
Oruçla insan, nefsin kendisine fısıldamaya çalıştığı şeytanî vesveselerin önüne bir sed çeker.. derken zimamı eline alır ve nefsini yönlendirmeye çalışır.
Zira o artık, yemeğe, kadına ve dünyaya karşı kapalı bir durumdadır.. ve bu sayede o, dünya adına gelecek baskılardan azade olarak, izzetli bir hayat yaşamaya namzet demektir ki, böyle birisi ise, Cenab-ı Hakk’ın hakiki mü’minleri şereflendirdiği izzet duygusunu yakalamış olur. “İzzet (üstünlük), ancak Allah’a, elçisine ve mü’minlere mahsustur.” Güzel Koku ve Sadaka Hz. Âişe validemiz, tasadduk edeceği paralara güzel kokular sürermiş, sebebini sorduklarında da şöyle cevap verirmiş: “Ben Efendimiz (sav)’den, sadakanın fakirin eline geçmeden evvel Allah’ın eline geçtiğini işittim. Bu paraların güzel kokularla Allah’ın eline varmasını istediğim için onlara koku sürüyorum.” Ayetlere Muhatap Olmak “O ettiklerine sevinen, yapmadıkları şeylerle övülmeyi sevenlerin, azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için acı bir azap vardır”
Bu ve benzeri bazı ayetler, her ne kadar ehl-i kitap hakkında inmiş ise de, bizim de onlardan alacağımız dersler vardır.
Ömer b. Abdülaziz, bazı ibret ayetlerini sabahlara kadar okuyup ağlardı. Halbuki, bu ayetlerin bazıları müşrikler hakkında nazil olmuştu. Fakat o, Kur’ân’ın her ayetine kendini muhatab görüyor ve kendine hitap ediyormuş gibi değerlendiriyordu.
Bizden önceki ümmetler hakkında nazil olan hükümler -eğer nesh olmamışlarsa- bizim de şeriatımızdır.
O halde, bu ayetlerin bizlere de anlatacağı birtakım hususlar vardır. Bizler peygamber olmadığımız halde, ayrıca Kur’ân’ı sanki bize nazil oluyormuş gibi okuyup anlamaya çalışırsak Kur’ân’ı anlamanın ilk basamağına adım atmış sayılırız.
İnsan, Kur’ân’dan, kendisini sorgulayacak şeyleri araştırmalı ama, kat’iyen ümitsizliğe de kapılmamalı. Zira ümitsizlik, bir kâfir sıfatıdır. İnsan en iyi amellerinde bile bir bit yeniği aramalı, kesinlikle Allah’a karşı emniyet tavrı içine girmemelidir.
Bu konuda Evliyaullahın halleriyle alâkalı şu kitaplar okunursa, faydalı olacağı kanaatindeyim.
1- Halkadan Parıltılar - Necip Fazıl Kısakürek
2- Tezkiretü’l-Evliya - Feridüddin Attar
3- Nefahatü’l-Üns - Molla Cami
4- Tabakatü’l-Kübra - İmam Şa’rani
5- Mektubat - İmam Rabbani
6- Kûtul-Kulub - Ebu Talip Mekkî
7- İhyâ - İmam Gazali
FETHULLAH GULEN |