20 Şaban 1429
22 Ağustos 2008, Cuma
20 Şaban 1429
22 Ağustos 2008, Cuma
Ayet
Ey iman edenler! Aranızda gizli konuşacağınız zaman günahı, düşmanlığı ve Peygamber'e karşı gelmeyi fısıldamayın. İyilik ve takvayı konuşun. Huzuruna toplanacağınız Allah'tan korkun
Mücâdele-9
hadis
İnsanlar arasında ara bozma niyeti ile laf götürüp getirmek, insanlara hakaret etmek ve sövmek, kendi ırkını üstün görüp başka milletleri aşağı görmek..İşte bu 3 davranış, cehennemdedir. Bunlar, bir mü’minin ahlakında yer alamaz.
Taberani

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 31 (6 Kayıtlı ve 25 Misafir) bulunmaktadır.

Online  Almula, DeRCan, sara Dagistan, efsun hayal


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye



Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » İslami Yazılar » Başkalarına benzemek için kendini zorlama


 
Seçenekler
Şeref Üyesi
 
nur talebesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.04.2008
Nerden: istanbul
Mesajlar: 559



Yarışma Puanı: 620
Teşekkür etti: 2.099
Teşekkür aldı: 526 konuda 1.833 kere
kucult  büyük
Başkalarına benzemek için kendini zorlama

Başkalarına benzemek için kendini zorlama


"Men teşebbehe bikavmin fehüve minhüm - Bir kimse herhangi bir topluma benzerse onlardandır." (Ebû Davud, Libas, 4; Müsned, 2/50) hadis-i şerifi, sahih bir hadis olup muteber hadis kaynaklarında yer almaktadır.

Bazı toplumlar yenilik adına kendilerini teşebbühe (başkalarına zorla benzemeye çalışmak) zorlamış ve başka toplulukları teknoloji, sanayi ve terakkide örnek alacaklarına kılık-kıyafette, yaşama tarzında ve zevk ü safada taklide kalkışmışlardır. İşte bunun adı teşebbühtür ve hadis-i şerifte kastedilen de budur.

Diğer bir ifadeyle, "teşebbüh", insanın, kendi kültürünün ve tabiatının dışına kayarak, hatta öz değerlerini hafife alarak, saç-baş, kılık-kıyafet, yeme-içme ve günlük hayat bakımından olduğundan farklı görünmesi, zorla başkalarına benzemeye çalışmasıdır ve sonuç itibarıyla "iltihak"a varıp dayanabilecek bir marazdır. Bu mevzuda, biraz esnek ve gevşek davranan bir insanın, ilk çıkış noktasını unutacak kadar merkezden kopması, zamanla kendinden bütün bütün uzaklaşması, hiç farkına varmadan özendiği ve benzediği o kimselere katılması ve Hak nezdinde de onlardan biri addedilmesi söz konusudur. Binaenaleyh, Nur Müellifi, teşebbüh ve taklit hastalığına yakalananlara şöyle seslenmiştir: "Ey uykuda iken kendilerini ayık zannedenler! Umûr-u diniyede müsamaha veya teşebbühle medenîlere yanaşmayın. Çünkü, aramızdaki dere pek derindir; doldurup hatt-ı muvasalayı temin edemezsiniz. Ya siz de onlara iltihak edersiniz, veya dalâlete düşer, boğulursunuz."

Yeri gelmişken konuyla alakalı bir mülahazamı da arz etmek istiyorum: Kanaatimce böyle teşebbüh tutkunları, yabancılar sarık, şalvar gibi şeylerin giyilmesinde bir kısım faydaların olabileceğini ortaya atsalar ihtimal, taklit adına şalvar giyip sarık saracaklardır. Hatta kadının tepeden tırnağa kapanmasında, içtimâî ve ailevî büyük faydalar mülahaza ederek kadınlara bizim eski entarilerimizi giydireceklerdir.

Şimdilerde bizim dünyamızda ciddi bir teşebbühün olduğu muhakkaktır ve bunun kökü çok eskilere dayanmaktadır. Yakın tarihimizde Abdülmecid veya İkinci Mahmut devri, teşebbühün bir devlet politikası şeklinde dayatıldığı devirdir. Bu dönemde başta kılık-kıyafet olmak üzere her şeyde ciddi bir teşebbüh göze çarpar. Ne var ki kılık-kıyafet Hintlinin sırlı külahı değildir ki, insanı alsın bir anda göklere çıkarsın! Fes, keçeden yapılmış kafaya takılan bir tür giysidir. Evet, bu mukallitler insanların kafalarının içine bir şey koyma yerine şekil ve suretle oyalanıp durmuşlardır.

Hatta bazıları kendi değerlerine karşı tiksinti duyacak kadar başkalaşmış ve akl-ı selimi hayrette bırakacak ölçüde fikir inhiraflarına düşmüşlerdir. Camilere sıra koyma ve secde edilecek yerlere tahta döşeme gibi teklifler bu düşünce kaymalarının tezahürleridir. "Ubudiyet izhar etmemek ve ibadet maksadıyla da olsa asla eğilmemek lazımdır; çünkü insanlarda ubudiyet duygusu geliştikçe ve secde etme isteği pekiştikçe başkalarına köle olma hissi de inkişaf etmektedir. Onun için, çok ciddi bir isyan ahlakı ile kulluğa başkaldırmak gerekmektedir ki köleliğin önü alınabilsin!.." sözü, şayet bu milletin bir ferdinin dudaklarından dökülüyorsa, bir insanın ne ölçüde başkalaşabileceğinin hazin bir misali değil midir?

Teşebbüh değil fedakârlık olmalı

Geriye dönelim; din, diyanet açısından kendi değerlerinden vaz geçip başkalarına benzemek için hususi gayrette bulunan kimse büyük vebal altına girer. Bir Müslüman, böyle bir teşebbühle dinden çıkar ki hadisin ifadesi bu hakikati işaret etmektedir. Hadisteki "teşebbehe" kelimesi, sarf yönüyle tefa'ul kipindendir. Tefa'ul babının binası tekellüf (zorlama) içindir ki buna göre mana 'kendimi şöyle zorlayayım ve çekidüzen vereyim de iyice onlara benzeyeyim' şeklinde bir taklit arzusu ifade eder. Ne var ki bugün sırtında Frenk elbisesi olan her Müslüman da kâfir olmaz. Ancak kâfirleri adım adım takip edip, "İlle de onlara benzeyeceğim. Onlar nasılsa ben de mutlaka öyle olacağım" diye kendinden kaçan kimseler için aynı şekilde düşünmek zordur.

Şu kadar var ki, kendi değerlerimize bağlı kalmamız, içinde yaşadığımız çağın gereklerini gözetmemize mani değildir. Eğer insan, üzerine farz olan bir vazifeyi eda ederken, "Giyim ve kuşamımdan dolayı dışlanmayayım; ilk bakışta ürkütücü olmayayım!" düşüncesi ve niyeti ile toplum telâkki, örf, âdet, gelenek ve göreneklerine göre davranıyorsa, bunda bir mahzur yoktur; hattâ böyle bir düşünce, takdir ve tebcile lâyık sayılır.

Zaman ve mekâna göre, ilk planda insanlara tuhaf gelecek, onları ürkütecek ve kaçıracak hal, tavır, davranış ve fiillerden sakınmak lazımdır. Bu mevzuda da "illa böyle olmalı" diyerek tekellüfe girmemek esastır. Evet, atalarımızdan tevarüs ettiğimiz kaftanımız, cepkenimiz... Çok hoşumuza gidebilir. Fakat bunlar bugün bazı kimselere başka şeyler çağrıştırıyor, bir kıyafetin ötesinde manaları hatırlatıyor ve ürkütücü oluyorsa, -dinimizin ve kültürümüzün temel sınırlarını aşmamak kaydıyla- görüntümüzle de başkalarını kaçırmamaya özen göstermemiz gerekmektedir. Bir gün muhataplarımız bizi genel karakterimiz, ahlakımız ve evrensel insanî değerlerimiz ile tanıdıktan sonra, artık ne giyersek giyelim, nerede ve nasıl olursak olalım, anlayışımıza, halimize ve davranışlarımıza saygı duyacaklardır ve Allah'ın izniyle ondan sonra bir problem kalmayacaktır.

Binaenaleyh, teşebbüh kastı olmadan bazı benzerliklere girme frenkleşme sayılmasa da yukarıda da ifade edildiği gibi kendi rızası ve ihtiyarıyla bilerek ve kasten onlara her şeylerinde özenerek "Çok şükür frenklere benzedim ve Müslümanlara benzemiyorum" diyen çizgisini koruyamamış sayılır.

ÖZETLE

1 - Bazı toplumlar başkalarına benzemeye çalışmış ve Frenkleri teknoloji, sanayi ve terakkide örnek alacaklarına, yaşama tarzında taklide kalkışmışlardır.

2 - Sırtında frenk elbisesi olan her Müslüman kâfir olmaz. Ancak "ille de onlara benzeyeceğim."diye kendinden kaçan kimseler için aynı şekilde düşünmek zordur.

3 - Eğer insan, "Giyimimden dolayı ilk bakışta ürkütücü olmayayım!" niyeti ile toplumun gelenek ve göreneklerine göre davranıyorsa, bunda bir mahzur yoktur.


Fethullah GÜLEN
Zaman - Kürsü
13 Haziran 2008, Cuma


-----------------------------------------------
eski 15.06.2008, 20:51 nur talebesi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
nur talebesi isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
Şeref Üyesi
 
yolcu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.09.2007
Nerden: Ankara
Mesajlar: 106



Yarışma Puanı: 330
Teşekkür etti: 598
Teşekkür aldı: 105 konuda 457 kere
kucult  büyük
ürkütücü olmayım diye başörtüsü takmayanlara ne demeli?
__________________
"Allah'la beraberse bu gönlün,
Yoktur sana gül sunmayacak gün..." M.Ali Eşmeli
eski 16.06.2008, 01:37 yolcu isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #2
yolcu isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:


Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:38 .


Page generated in 0,26830 seconds with 17 queries