11 Cemaziye'l-Evvel 1429
16 Mayıs 2008, Cuma
11 Cemaziye'l-Evvel 1429
16 Mayıs 2008, Cuma
Ayet
Ey iman edenler!Cuma gunu namaz icin cagrildiginizda her turlu dunyevi alisverisi birakip Allah'i anmaya yani hutbeyi dinleyip namazi kilmaya kosun.Eger bilirseniz bu sizin icin daha hayirlidir.
Cuma-9
hadis
Cuma gününde öyle bir an vardır ki, günah veya akrabalarla ilişkiyi kesme konularında olmamak şartıyla kul Allahü teâlâdan bir şey isterse Allahü teâlâ mutlaka onu verir.
Buhari

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:



...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Anket

hangi mevsimi seviyorsunuz????
ilkbahar: 50,43%
yaz: 15,38%
sonbahar: 23,93%
kış: 10,26%
Katılımcı sayısı: 117. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor

Online Üye

Şuan Forumda: 57 (8 Kayıtlı ve 49 Misafir) bulunmaktadır.

Online  canane, HamS, nur talebesi, ogrenci, Sakallı monaroza


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye

Üye Albümlerinden

Üye albümlerinden en son eklenen resimler:

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

İncİler Maİl Grubu





Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » İtikad » Bazi Itikadi Mevzular
Cevapla
 
Seçenekler
.
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 12.308


Yarışma Puanı: 380
Teşekkür etti: 19.512
Teşekkür aldı: 8.571 konuda 26.756 kere


Onları da kimse anlamıyor zaten

Diyorlar; "Doktorum, bunu bi izah et benim anlayacağım dille"

Her iki sahdaki doktorlar da izah etmeliler, maksad anlaşılmak, bilgiyi yüreklere ulaştırmaksa değil mi
__________________
“Dilin salavat getiriyor durmadan..Ama, Mustafa’nın temizliğinden ne haber?"


http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 20.01.2008, 12:40 monaroza isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #61
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
Hakkperest
(Konuyu Başlatan)
 
Hak-dilaram - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 4.873


 
Teşekkür etti: 10.550
Teşekkür aldı: 4.039 konuda 18.104 kere
Blog-Yazıları: 2
Hak-dilaram - MSN üzeri Mesaj gönder
bazı ıstılahı, zihne yaklaştırmak, ıstılahın ancak içini boşaltmak ile mümkün olabiliyor. mesele ıstılahı kalıbı ile algılayabilecek donanıma kişinin biraz kendini zorlaması...

din madem hayattır... dinin ıstılahına kafa yormak da gerektir
__________________
İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!

Buraya Baktınız mı? Tıklayın
eski 20.01.2008, 12:47 Hak-dilaram isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #62
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
Hakkperest
(Konuyu Başlatan)
 
Hak-dilaram - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 4.873


 
Teşekkür etti: 10.550
Teşekkür aldı: 4.039 konuda 18.104 kere
Blog-Yazıları: 2
Hak-dilaram - MSN üzeri Mesaj gönder
Silahla cihaddan maksad ve amaç, uhrevi saadetleri kazanmak, Müslümanların dünyadaki huzurlarını temin etmek, gayri İslami örf ve adetleri berteraf etmektir.
Bu amaç ve gayenin kalplerde esaslaşması nisbetinde Cihad meşru ve sevaplı olur. Gerek ilmen fikirle, gerek mal ile, gerek teknik ve silahla Cihad üstün olduğu kadar, mücahidlerde sair Müslüman tabakalarından üstünlük hakkını kazanmaktadırlar.

Cihaddan maksat, servetleri elde etmek, kanları heder etmek, toprağı ve ırkları korumak değildir. Allah yolunda Cihad, Allah Tealanın dininin yücelmesi için yapılan çeşitli hizmetler ve silahla cihaddır.

Cihad kelimesi, İslama nazarah bir binanın çatısı gibidir.

Binanın hiçbir cüzü çatısının dışında olmadığı gibi, İslami faaliyetlerden hiç biri cihadın şemsiyesi altından hariç olamaz.

Müslim ve Buharinin tahriç ettikleri bir hadiste Ebu Musa el Eş’ari hazretleri şöyle anlatmıştır.

Bir adam peygambere gelerek

“Ey Allahın Rasulu! Bir adam, ganimeti ele geçirmek için savaşır; Bir adam, şöhreti kazanmak için savaşır; bir adam, yerini görmek için yani riyaseti ele geçirmek için savaşır; bir adam kavim ve aşiretini korumak için savaşır. Bunlardan hangisi Allah yolundadır?” diye sordu.Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Kim, yalnız Allahın kelimesi yücelsin diye savaşırsa, işte o Allah yolundadır” diye cevap buyurdu.

Allah’ın kelimesinden murad, en geniş manasıyla , la ilahe illallah’tır.

Yani Allah’tan başka bütün tapınaklara tapınılmasını yok etmek, Allah’ın dininin nizamını kılmak, doğrusu İslam kelimesinin yücelmesidir. İşte bunun için halisane, fikren, ilmen, mal ile, silah ile savaşan, Allahın yolundadır, Bunun dışında bütün kavga, çarpışma ve çarpışmalar, hederdir, yani dinle alakası yoktur.

Şarttır cümlesinin cezau-ş-şartının fehuve= işte o, zamiriyle gelmesi, cihadın sebilillah = Allah yoluna tahsisi ifade etmektedir.

Binaenaleyh dünyevi herhangi bir gaye ile çarpışmak Cihad sayılmaz. Ve bu yolda çarpışanlar sevap kazanmaz. Fakat uhrevi bir gaye için mesela cehennemden kurtulmak için yahut cennet nimetlerini kazanmayı gaye edinerek Cihad eden sevap kazanır
Mücahit gayesi nisbetinde mahrum olur,veya sevap kazanır.

Bundan cihadın şartı dahi anlaşılmıştır. Cihadın şartı, İslam, erginlik=akıl buluğ, hürriyet, erkeklik, mazeretlerden –körlük topallık gibi-hali olmak ve Cihad masrafının temin edilmesinde iktidar olmak üzere beştir.

Kendilerinde bu beş şart mevcud olan, cihadla mükelleftir. Nitekim Allah teala Et-Tevbe suresinin:

“Allah ve O’nun Rasulune nasihat etmeleri şartıyla, zayıflara, hastalara,harçlık bulamayanlara (cihaddan geri kalmaktan dolayı) bir günah yoktur. İhsan ehline muaheze yoktur. Allah çok yarlıgayıcıdır, çok esirgeyicidir.” Mealindeki 91. ayeti kerimesinde, mazaret sahiplerinin, nasihat etmeleri şartıyla cihaddan geri kalmalarında vebal olmayacağı tasrih buyurmaktadır.

Allah ve O’nun rasulune nasihattan murad, memleketlerinde yalan haberler neşrine ve fitneye meydan vermemek, muharebeye giden mücahidlerin ailelerine karşı daima iyilik etmek, yani mücahidlerin geride bırakmış oldukları mallarını ve namuslarını korumak, iyallerinin işlerini görvermek, imanlarında ve amellerinde ihlası bırakmamak, Rasulullahi aleyhi ve sellemin sünnetine yani emr ve yasaklarına uymaktır.

Demek ıstılahi olan nasihat kelimesi Türkçemizdeki nasihat manasında değildir.
Çünkü ıstılahi nasihat: nasihat edilene, en geniş manayla her hayrı dilemektir. Bu suretle nasihat eden ihsana ehil olmuş olur. Dolayısıyla kendisinden gerek dünyadaki kınama ve gerekse ahretteki azap kalkmış olur.

OrhanGazi, ölüm yatağında yatan babasına 726 senesinde Koyunhisar kal’asının fethi müjdesini verirken, Osman Gazi oğluna bazı şeyleri tavsiye etmiş; onun için şayanı dikkat dört beytini buraya almayı münasip gördüm:

Asker ve mağrur olma
Şeriat bilginlerini uzaklaştırma
Üzüntü ve keyfin mayası şeriattır
Şeriata muhalif işe heves etme
Bizim amacımız Yaratıcı olan Allahın dinidir.
Mesleğimiz Allahın yolunda yürümektir.
Yoksa mücerred kavga yapmak, halkın huzurunu kaçırma değil
Aynı zamanda cihana hükümdar olmak davasıda amacımız değildir.

üstaz ismail bin mahfuz rahimehullah
__________________
İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!

Buraya Baktınız mı? Tıklayın
eski 04.02.2008, 19:51 Hak-dilaram isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #63
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
Hakkperest
(Konuyu Başlatan)
 
Hak-dilaram - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 4.873


 
Teşekkür etti: 10.550
Teşekkür aldı: 4.039 konuda 18.104 kere
Blog-Yazıları: 2
Hak-dilaram - MSN üzeri Mesaj gönder
ulaşmak anında da aşırı ferahtan sakınmak gerekir.

Zira ani vuku bulan korku, bela ve musibet, kalb ve akciğere tesir ettiği gibi, keyif de aşırı derceye varırsa, akciğer ve karaciğere zarar verir.

Onu için daima temkinli olmya çalışmak, musibet anlarında " ...Muhakkak biz O'nun mülküyüz. (Nihayet) O'nun huzuruna dönücüyüz. " [El-Bakara 156] mealindeki ayet-i kerîmeyi tekrarlamak, nimet ve keyif zamanlarında ise "...Diri olup ölmeyen Allah'a dayandım..." [El-Furkan 58] sözünü dille tekrarlamak burada iyi tedavi yapar. "...Sana (hayr veya şer) isabet eden belalara katlan (temkinle dayan). Çünkü muhakkak bunlar kesinlikle takdir edilmiş işlerdir." [Lokman 17] buyrulan ayet-i kerîmede sabrın bu mertebesi beyan olunmuştur.

Dîni tebliğ etmek esnasında gelen tepki ve belalar yüzünden din tebliğini terk etmek caiz olmadığı gibi, sözün kabul oluşu takdirinde de keyiflenmemek gerekir.

Çünkü bu ayet-i kerîme, buna da işaret etmektedir. Reislerden korkup emr-i bilma'rûfu ve nehy-i an-il-münkeri hakkıyla yapmayanlar bu ayat-i kerîmeden ibret alsınlar: "Sana isabet eden belalara katlan (temkinle dayan) Çünkü muhakkak bunlar kesinlikle takdir edilmiş işlerdir."

İbnu Rûmî ne güzel söylemiş:

Ben kişinin hayatını ölümüne rehin gördüm
Böylece sıhhatin hastalığına rehindir
Bir iş bana güzel görüldüğü zaman
Gevezeliği gerçek inançla yutarım
Nitekim o da rüyada ihtilam gibi gelip geçicidir
Güzel işte olup zevâline inanan o kimse
Nimet içerisinde olsa bile gene ümidsizliktedir

Bir hadîs-i şerîfte de şöyle buyrulmuştur:

"Aşırı gamlı ve üzüntülü olma. Takdir olunan olacak. Sana tayin olunan rızk da er geç sana gelecektir." Bu hadisten iktibâsen Seyyid Tâhâ Nehrî şöyle demiştir:

Müsebbib-il-esbab Melik'e güven
Rızk sana geldi mi elbette kapını çalar


Bir şair de şöyle demiştir:

Sabırla dilediğin murada ulaşırsın
Yumuşak davranmakla demir sana yumuşar.


Iktibas: Mufassal Medeni Ahlak


__________________
İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!

Buraya Baktınız mı? Tıklayın
eski 04.02.2008, 20:29 Hak-dilaram isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #64
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 7 üye:
Hakkperest
(Konuyu Başlatan)
 
Hak-dilaram - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 4.873


 
Teşekkür etti: 10.550
Teşekkür aldı: 4.039 konuda 18.104 kere
Blog-Yazıları: 2
Hak-dilaram - MSN üzeri Mesaj gönder
bed'ül emali'yi üstaz fakih ismail çetin efendi, 1320'de vefat eden yanya'lı şeyh hafız refi' efendi'nin türkçe manzum tercümesi ile, kısa izahlarla 'sevgi bağı' isimli bir risale ile dilara yayınlarından neşretmiştir. bu risale para mukabili satılmaz. bedavadır. herkese lazım olan itikad bilgilerine haizdir.

http://www.azizlerle.com/index.php?option=com_content&task=view&id=83&Itemi d=125


enamil isimli iki ciltlik arabca eserinde ehli sünnet velcemaata dair mevzuları toparlamıştır. eserlerinin hemen hemen ilk başında daima akaidi tashih için mevzulara ehemmiyet verir.

ayrıca arabi olarak da şerhetmişlerdir

Eser, Ehli Sünnet vel`Cemaat Mâturidî ve Eş`ârî`den büyük fukahaların ve hadisçilerin ittifak ettikleri Tevhîd meselelerinin geniş konularını „enmile = parmak uçlarından bir uç" diye başlıklar halinde ve bu meseleler altına giren maddeleri de „fasıl" olarak izah etmektedir.

http://www.azizlerle.com/index.php?option=com_content&task=view&id=75&Itemi d=125


http://www.azizlerle.com/index.php?option=com_content&task=view&id=76&Itemi d=64

ehli sünnetin nazarı eserinde ibrahim hakkı erzurumi'nin osmanlı'da temel ders olarak okuttuğu 'itikad manzumesini' 2500 mesele ile şerhetmiştir.

http://www.azizlerle.com/index.php?option=com_content&task=view&id=96&Itemi d=125

şüpheden hakikate Ehli Sünnet velCemaat itikadını, Fatih Sultan Muhammed Han'ın ilim hocalarından Istanbul`un ilk kadısı Hızır Bey Çelebi`nin telif ettiği Kaside-i Nuniye`yi esas alarak berrak bir şekilde izah etmiştir.

http://www.azizlerle.com/index.php?option=com_content&task=view&id=79&Itemi d=125

Mü'minin istikameti velinin kerematidir eserinde de bed'ul emali şerhedilmiştir.

Ehli sünnet velCemaat Itikadı büyüklerinden ve Fatih Sultan Muhammed`in ilim hocalarından, ilk İstanbul kadısı Hızır Bey Çelebi`nin Kasîde-i Nûniye isimli itikad manzumesini ve kemâlat mevzularını hâiz, kapsamlı, derin görüşlü bir eserdir.

http://www.azizlerle.com/index.php?option=com_content&task=view&id=90&Itemi d=125


size sözüm öz inci armağan ismi ile ibrahim hakkı erzurumi rahimehullah'ın itikad manzumesini şerhedip, ücretsiz dağıtmaktadır.

http://www.azizlerle.com/index.php?option=com_content&task=view&id=82&Itemi d=125


ittiba ehli sünnetedir eseri hakeza

http://www.azizlerle.com/index.php?option=com_content&task=view&id=93&Itemi d=125

daha başka itikada dair küçük risaleleri zaman zaman hazırlayıp, ücretsiz dağıtmaktadır.

bir duvar ustasının ustalığı ördüğü duvardan belli olur kaidesince, ehli sünnet velcemaat için eser telif eden nadirlerdendir.

eserleri için bakınız:

http://www.sevgibagi.org/
__________________
İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!

Buraya Baktınız mı? Tıklayın

Konu nesimi tarafından (05.02.2008 Saat 16:53 ) değiştirilmiştir..
eski 05.02.2008, 16:22 Hak-dilaram isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #65
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
Hakkperest
(Konuyu Başlatan)
 
Hak-dilaram - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 4.873


 
Teşekkür etti: 10.550
Teşekkür aldı: 4.039 konuda 18.104 kere
Blog-Yazıları: 2
Hak-dilaram - MSN üzeri Mesaj gönder
ALLAH TEÂL´NIN KEMAL SIFATLARI

1.Vücud`dur.Vücud, Zâtı`nın Kendisidir. Bir şeyin var olması, kendisi demektir. Buna nefsî sıfat denilir.

2. Kıdem`dir.Yani ezelîdir, Başlangıcı yoktur. Her şeyden evvel var idi ki, her şeyi var etti.

3. Bekâ`dır.Yani daimi kalmaktır. Ebedîdir. Her şeyi yok ettikten sonra, yine O vardır. Öyleyse Sermedî`dir.

4. Kıyâmuhu Bizzatihi yahud Kıyamuhu Binefsihi. Yani Varlığı`nda, Zâtı`nda ve Sıfatı`nda başkasına muhtaç değildir,Varlığı Kendisi`yledir. Çünkü Varlığı Hakîkîdir. Bilakis başkası O`na muhtaçtır. Çünkü gayrının vücudu izâfidir. Nitekim nakş, nakkâşına muhtaçtır. Nakkâşın ise nakşa ihtiyacı yoktur.

5. Muhâlefetun lilhavâdis. Yani mahlukuna benzemediği gibi, mahlukunun vehmine ve aklına gelene de benzemez.

6. Vahdâniyet
`tir. Yani Bir Tektir. Doğrusu, ikincisi olmayan Bir`dir. Daha doğrusu, birlerin içerisine girmeyen Bir Tek: Ehad`dır.


Son beş sıfata, sıfat-ı subûtiyye denilir. Yani her an ALLAH Teâlâ hakkında sabittir. Selbiyye de denildi. Yani manasının hükmü, Zât-i Şerîfi için müsbettir; zıddını nefyeder.

7. Hayat`tır. Yani diri olmaktır. Lâkin O`nun hayatı da kulun hayatına benzemez. Çünkü kul hakkındaki hayat, his ve harekettir. O`nun hakkında ise hakîkî hayattır; sabittir; hareket ve sükundan münezzehtir. Kâdî Beydâvî diyor ki: ALLAH hakkında hayat; "onsuz Zât`ı tasavvur olunmayan; Bizzat Hayat Sahibi`dir." demektir.

8. İlim`dir. Yani kainat olmadan evvel de ALLAH Teâlâ var edeceği kainatın cüz`ünü, küllünü, yaşayacağını bilirdi. Ebede kadar da bilir. İlmi, ezelden ebede bakan, benzersiz bir aynadır.

9. İrade`dir. Yani kainatta her ne olursa olsun, O`nun iradesiyle, dilemesiyle olur, meydana gelir.

10. Kudret`tir. Mutlak güç sahibi olmaktır. Kudret`in bağlı olduğu her şeyi yaratır veya yok eder.

11. Semi`dir. Her sesi işitmek demektir. Mesela, gecenin karanlığında mermer üzerinde yürüyen bir karıncanın yerini bilir; yürümesini irade eder; Kudretiyle yürütür; karınca yürürken de ayaklarının sesini işitir ve:

12. Basar`dır. Karıncanın cismini de görür.. Görmek sıfatıdır.

13. Kelam`dır. Zât-i Şerîf`e mahsus benzersiz konuşmaktır.

14. Tekvîn`dir. Var etmek, yok etmek sıfatıdır.


Bu sekiz sıfata da sıfat-ı subûtiyye, zâtiyye denilir. Eş`arîler, Tekvîn sıfatının dışında Hayat`tan Kelâm`a kadar sıfat-ı meân; bunların mülâzımı olarak tesbit ettikleri şu yedi sıfata da sıfat-ı ma´neviyye dediler. Onlara göre:


15. Hayy`dır. Hayat vericidir.

16. Kâdir`dir. Güç yetiricidir.

17. Alîm
`dir. Yani bilicidir.

18. Murîd`dir. Yani dileyicidir.

19. Semî`dir. Yani işiticidir

20. Basîr`dir. Yani görücüdür.

21. Mütekellim`dir. Yani konuşucudur.


Bu sıfatların cümlesi, Zâtı`ndan ayrılmaz, ezelî ve ebedîdir. Ne Zât`ın aynı ne de gayrıdır. Bu sıfatların zıdları, Hakkında muhaldir. Mesela Vücûd`un zıddı, yokluktur. Kıdem`in zıddı, sonradan var olmaktır. Diğerlerini kıyas et. ALLAH hakkında yukarıdaki saymış olduğumuz sıfatlar vâcib sıfatlardır. Vâcibin manası, aklın yokluğunu kabul etmediği şeydir = ALLAH Teâlâ´nın sıfatlarıdır.


iktibas: Sevgi Bağı, sayfa: 46-48
__________________
İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!

Buraya Baktınız mı? Tıklayın
eski 08.02.2008, 21:26 Hak-dilaram isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #66
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 8 üye:
Hakkperest
(Konuyu Başlatan)
 
Hak-dilaram - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 4.873


 
Teşekkür etti: 10.550
Teşekkür aldı: 4.039 konuda 18.104 kere
Blog-Yazıları: 2
Hak-dilaram - MSN üzeri Mesaj gönder
İbnu Abbas radıyallahu anhumâ'dan mürsel olarak gelen bir rivayette Muâz bin Cebel radıyallahu anh:

"Kim kırk gün Allah'ın yasaklarından kurtulmuş olduğu halde Kur'an ve hadislerin emrine uygun amel ettiği, şübheden sakındığı halde helal yemekle amelini saflaştırırsa, hikmetin çeşmeleri kalbinden fışkırır, dili üzerinde akar." buyurmuştur.

Bu hadis-i şeriften faydalanmak için

a- Helal yemek,

b- Şübhelilerden sakınmak,

c- Kur'an'ın emrini yapmak ve yasaklarını terk etmek olmak üzere üç şart vardır.

Nitekim Ebû Zerr radıyallahu anh'tan gelen bir rivayette Rasûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem: "Kim iman için kalbini saflaştırmış ve kalbini her türlü şübheden sâlim kılmış- paklamış, dilini doğru ve dürüst tutmuş, ruhunu sukûnete erdirmiş, huyunu istikamet üzerinde bulundurmuş ve kulaklarını kabul edip dinleyici, gözlerini ibret almak için bakıcı kılmış ise, şüphesiz umduğuna ulaşmış, korktuğundan kurtulmuştur. Kulağa gelince, o hunidir = hak batıl sözleri birden dimağa ulaştırandır. Göz ise, kalbin bellemiş olduğu şeyler sebebiyle karargâh = sözleri sabitleştiren kütüktür. Ve şüphesiz kalbini İlâhî buyruklarına kab kılan, umduğuna ulaşmış, korktuğundan kurtulmakla felah bulmuştur." buyrulmuştur.

Yani İhlas: Menfaati veren, zararı veren, nimeti veren ve vermeyen, hidayet eden ve saptıranın, Allah'tan başkası olmadığına kesin hükümle şahadet etmekten ibaret Tevhîdin kalbde yerleşmesiyle beraber, azaları haram olan şeylerden, kalbi de bütün muhaliflerden temizlemektir.

Nitekim Zeyd bin Erkam'dan gelen bir rivayette Rasulullah sallallâhu aleyhi ve sellem :

"Kim kalbini, mahlukun övgülerinden ve kınamalarından arındırmış oludğu halde ' Lâ ilâhe İllallâh ' derse cennete girmiştir." buyurunca: "İhlası nedir?" diye soruldu; "Onu bütün haramlardan koruyup engellemendir." buyurdu.

Ebû Umâme'den bir rivayette bir adam Hazreti Rasûl-u Ekrem'den şöyle sordu: "Bir kimse hem dünyada nam kazansın, hem de cihad yapmaya devam etsin diye niyetlense hakkında ne buyurursunuz?"

Rasûlullah ona : "Hiçbir şey ona yoktur." buyurdu. Bunun üzerine o zat üç kere sorusunu tekrar etmiş; Rasûl-u Muhterem de her üç defasında da sükût etmiştir. Sonra cevaben: "Gerçekte Allah teâlâ Kendisi için hâlis olan amel ve bu amel sebebiyle rızası taleb edilenden başkasını asla kabul etmez." buyurdu. Yani Zât-ı Şerîfi'ne tahsîs edilen maksaddan başkasını reddeder. Zira cihadda bile yalnız ve yalnız Allah için olmayan, kabul edilmez. Binaenaleyh Allah gayretlidir, kulunun kalbinde gayrını kabul etmez, demektir.

Allah'ın rızası dışında kalan şöhret ve benzerleri dünyadır. Dünyanın menfaatlerinden hangi birisi olursa olsun, Allah'ın gazabının gelmesine sebeb olur. Onun için rızası dışında hareket edenlere lanet gelmiştir. İnsanı Allah'tan uzaklaştıracak her şey dünyadır.


iktibas: Tek Çare sayfa: 85 - 88 Dilara Yayınları

neşr
__________________
İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!

Buraya Baktınız mı? Tıklayın
eski 09.02.2008, 15:55 Hak-dilaram isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #67
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
Hakkperest
(Konuyu Başlatan)
 
Hak-dilaram - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 4.873


 
Teşekkür etti: 10.550
Teşekkür aldı: 4.039 konuda 18.104 kere
Blog-Yazıları: 2
Hak-dilaram - MSN üzeri Mesaj gönder
Soru: imanin hakîkatleri yani imani olusturan cüzler nelerdir?

Cevap:

imanin hakîkatleri yani imani olusturan cüzler, Alkame radiyallâhu Teâlâ anhu´nun hadîsinde belirtildigi üzere yirmi haslettir:

Alkame bin el-Hâris radiyallâhu Teâlâ anhu diyor ki:

Kavmimden yedi arkadasimla birlikte Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem´in yanina vardik; Rasûlullah´a selam verdik, selamimizi döndürdü, bizimle konustu, konusmamizi begendi, bize:

H.59- "Ne vasiftasiniz?" Ben = Alkame: "Mü´miniz." Rasûlullah:

"Her bir sözü olusturan cüzler var; imaninizi olusturan cüzler nelerdir?"

Alkame:

"On bes haslettir; besini Sen bize emrettin; besini gönderdigin davetci bize emretti; besi de cahiliyye devrinde onlarla ahlaklandigimiz hasletlerdir ve biz su ana kadar o hasletler üzerinde devam etmekteyiz, bizi o hasletlerden sakindirsan o baskadir."

Rasûlullah:

"Benim size emrettigim bes haslet nelerdir?" Alkame:

"Sen bize:
a-Allah´in Varligi´na, Birligi´ne, kemal sifatlarina,b-Meleklerin varligina,
c-Kitablarin hükümlerinin hak olduguna,
d-Rasullerine,
e-Hayr ve serrin Allah Teâlâ´nin hüküm ve takdîriyle olduguna inanmamiz, diye emrettigin hasletlerdir.“ Rasûlullah:

"Gönderdirdigim davetcilerimin size emretmis oldugu bes haslet nelerdir?"

Alkame:

"Gönderdigin davetcilerinin bize:

a-Allah´tan baska nimetiyle sevilen, azabindan korkulan hicbir ma´bûd olmadigina, Allah´in Bir olduguna, serîki olmadigina, Senin de gercekte Allah´in Kulu ve Rasûlu olduguna sehadet etmemiz,
b-Bes vakit namazi ta´dîl-i erkan üzere kilmamiz,
c-Farz olan zekati müstehaklarina ödememiz,
d-Ramazan orucunu tutmamiz,e-Ona yol bulsak Beyt-i Muazzama´yi haccetmemiz, diye emrettikleri hasletlerdir.”

Rasûlullah:

"Cahiliyye devrinde onunla ahlaklanmis oldugunuz hasletler nelerdir?"

Alkame:

"Bolluk zamaninda sükretmek, bela aninda sabretmek, kasilamalarda sözlesmeye bagli dogruluk, hüküm ve takdirin aciligina razi olmak, düsmanimizin basina gelen musibet sebebiyle sevinmemek olmak üzere bes haslettir." Rasûlullah:

"Hak bâtil arasini ayirt eden zekilerdir; sereflendikleri hasletlerden dolayi neredeyse nebî olacaklardir." ve bize tebessüm ederek:

"Hayirli hasletlerin keml bulmasi icin Ben de size bes hasleti daha tavsiye ederim: "Yiyemiyeceginiz bir mali toplamayin; icinde oturmayacaginiz bina yapmayin; yarin ondan göc edeceginiz yahud ayrilacaginiz seylerde yarismayin; yarin huzurunda toplayacaginiz ve yanina gideceginiz Ulu Allah´in azabindan korkun, emrlerini yerine getirin, yasaklarindan sakinin; son varacaginiz ve onda ebedî kalacaginiz yeri taleb edin." diye buyurdu.

Yirmi cüzden olusan iman, on hasletle keml bulur:

a-Varligi´nin ve Birligi´nin hak ve gercek oldugu kalben tasdik edilen = ictenlikle hak ve gercektir diye karar verilen, hükmedilen Zât´in huzurunda “kalbî vukuf”la dikilmek; diger ifadeyle görürcesine kendini Allah Teâlâ´nin kontrolü altinda bulundurmak, yani dâimî sûrette Allah Teâlâ´nin Azameti´ni zihninde hazi bulundurmakla emrlerini yerine getirmek, yasaklarini terketmek,

b-Tevhîd; hududlandirmaksizin Allah Teâlâ´nin Varligi´nin, Birligi´nin hak ve gercek oldugunu, hakîkî fail oldugunu, her seyi var etmesini, yesertmesini, yasatmasini kalben tasdik etmek = ictenlikle hak ve gercektir diye karar vermek, hükmetmek,

c-Hayat, ilim, irade, kudret, semi´ yani isitmek, basar yani görmek, kelam yani konusmak, tekvîn gibi kemal sifatlariyla vasiflamak,

d-Zât-i Serîf´i sanina layik olmayan tüm sifatlardan tenzih etmek,

e-Allah Teâlâ´nin emrlerine tazim yani yücelttigi seyleri yüce inanmak, emrettigi seyleri farz ve vacib, yasakladigi seyleri haram, mekruh yani gayri mesrû´, diger ifadeyle ma´rûf ve mesrû´, münkeri, münker ve gayri mesrû´ inanmak,

f-îcad yani var etmek, imdad yani yesertmek, yasatmak, idare etmek yani dengesini korumak gibi Rabûbiyet sifatlarindan hicbirisini hicbir mahlukuna isnad etmemek,

g-Kabrî, hasri, cenneti, cehennemi görür gibi gözönünde bulundurmak,

h-Allah Teâlâ´yi ve Allah Teâlâ´ya ibadet etmeyi, sevdigi enbiyâ´yi , ashabi, ardinca giden evliyâ´nin ve ulemâyi sevmekle yasamak,

i-Allah Subhânehu ve Teâlâ´nin rizasini, sevdigi enbiyâ´yi , ashabi, ardinca giden evliyâ´nin ve ulemânin sevgisini engelleyen telkin ve sûretlere bakmak gibi seyleri sarf-i nazar etmek,

j-Dikkatini Rabb´inin rizasinin talebinde , emr ve yasaklarinda toplamaktir.

Hayâ´, vakar, güzel ahlak gibi seyler, imanin hakîkatlerinden ayrilmaz islamî hasletlerdir.

Kaynak: Gencim Nereye, syf : 77-78

neşr
__________________
İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!

Buraya Baktınız mı? Tıklayın
eski 09.02.2008, 16:35 Hak-dilaram isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #68
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
Hakkperest
(Konuyu Başlatan)
 
Hak-dilaram - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 4.873


 
Teşekkür etti: 10.550
Teşekkür aldı: 4.039 konuda 18.104 kere
Blog-Yazıları: 2
Hak-dilaram - MSN üzeri Mesaj gönder
ALLAH TEALA’NIN SIFATLARININ ALAKADARLIĞI


Mahluka ilgi ve alakadarlık bakımından Allah Teala’nın sıfatları dört kısımdır:

1-Vacib’e, mümküne ve muhal olanlara alakadar sıfatlar; ilim ve kelam’dır. Mesela İlmullah’ın Vacib’e, Kendi Zatı’nı bilmesidir. Mümkün’e bağlılığı, tesir etmeksizin eşyayı hakikati üzere bilmesidir. Muhal olana bağlılığı, muhalin muhal oluşunu bilmesidir. Hasılı İlmi ; tesbit bakımından Vacib’e, mümküne ve müstahile alakadardır.

Kelam sıfatı ise, delil, beyan, emr, nehiy bakımından bütün eşyaya alakadardır. Bu cihetle Allah Teala’nın kelamı, Vacib’den, mümkünden ve müstahilden haber vermektedir.

2- İrade ve Kudret sıfatı, sadece mümküne alakadardır. Yani İrade ve Kudretin, Vacib ve müstahile alakadarlığı söz konusu değildir. Evvelden izah ettiğimiz gibi İrade ; tesir cihetiyle bir şeyi mesela maddeyi, bir şeye mesela icad ve idamdan birine, tercihen tahsis etmesi... Kudret ; bilmubaşere İradeyi fiile geçirmesi, yani halk etmesinden ibarettir.

Vacib’in idamı, müstahilin icadı muhal olduğundan, bu iki sıfat , Vacib ve muhala bağlanmaz. Çünkü Vacib ‘in idamı, bekasını engellemekle Vacib’i vaciblikten çıkarması bakımından muhaldır. Böylece varlığı muhal olanı var etmesi de muhaldır. Çünkü bu takdirde yokluk ve varlık gibi iki zıddın aynı anda bulunması gerekir. Her akıl sahibi bunu idrak eder. Binaenaleyh İrade ve Kudretin mümkünden başkasına bağlanmaması, acizlik ve noksanlıktan değildir; o şey, acizlik ve noksanlıktan değildir; o şeyin tabiatindendir.

İşte burada şeytanlar, mü’minlerin imanını sarsmak için şöyle soruyorlar:

”Allah Teala benzerini yaratabilir mi?.. Tabii ki bunda mü’mini şaşırtır. Mü’min “yaratamaz” dese; “o zaman acizdir” der. ”Yaratabilir” dese; “o zaman ona değil buna inanırım” der. Hasılı bundan, acizlik sıfatını Allah’a isnad etmeyi kastederler. Daha ileri giden mülhidler: ”Allah kaldıramayacağı kadar bir taşı yaratabilir mi?” diye sorarlar. İşte hezeyan!...

Bu beyinsizler, İrade ve Kudret sıfatlarının tabiatlerini idrak edemediklerinden dolayı böyle sorarlar.

Eğer küçük bir çocuk bunu sorarsa: ”Allah Teala her şeye kadirdir, amma Allah Teala’nın ortağı yoktur. Muhal, bir şey değildir ki yaratsın.” dersin.

Şayet akıl sahibi bir şeytan sorarsa ona da, kendisinin Vacib-ul Vücud’un ve müstahilin manasını bilmediğini; zıdların bir araya gelmesini iddia ettiğini ve cehaletini bildirirsin. Mesela şöyle sorabilirsin:” Şimdi benim, senin karşında olduğum halde görülmemem mümkün mü, değil mi?” Tabii ki bu sorunun cevabında şaşar. Yada İrade ve Kudretin tabiatini itiraf eder.

3- Üçüncü kısım, Semii ve Basar sıfatlarının, sadece mevcud olana bağlı olmalarıdır; İster o mevcud Vacib olsun ve ister mümkün olsun... İrade ve Kudret hakkında şeytanların sorusu, burada da olabilir. Ancak mühim olan, sıfatların tabiatini bilmek; Vacib ve mümkünün manalarını idrak etmektir. Semi’ ve Basar sıfatlarının, ma’dum yani hiç olana bağlanışı, tabiatinden değildir. Şu kadar ki, mevcud olabileceğe bağlılığı mümkündür. Mesela şerik-i barinin görülmesi mümkün değildir. Amma kainatın, olmadan önce de görülmesi mümkün olabilir. Fakat hiçbir akıllı;” mevcud olmayan bir gülü gördüm, görürüm, kokusunu işitirim, tadını alırım” diye iddia edemez .

4- Hayat sıfatı ise, hiçbir şeye bağlı değildir .Mahlukun hayatına benzemez, sadece Kendisi’ne mahsus bir sıfattır; Zat’ıyla kaimdir.

EHLİ SÜNNETİN NAZARI İ’TİKADIN ÖLÇÜSÜDÜR Dilara Yayınları üstaz Fakih Şeyh İsmail Çetin rahimehullah
__________________
İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!

Buraya Baktınız mı? Tıklayın
eski 11.02.2008, 18:53 Hak-dilaram isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #69
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
Hakkperest
(Konuyu Başlatan)
 
Hak-dilaram - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 4.873


 
Teşekkür etti: 10.550
Teşekkür aldı: 4.039 konuda 18.104 kere
Blog-Yazıları: 2
Hak-dilaram - MSN üzeri Mesaj gönder
İMAN ÜÇ KISIMDIR

BİRİNCİ KISIM: İtikadıyata aittir ve otuz şubedir.

1- Allah’a iman. Zâtuna, sıfatlarına ve birliğine inanmak buna dahildir.
2- Allah’dan başka her şeyin hâdis olduğuna inanmak.
3- Allah’ın meleklerine iman.
4- Kitablarına iman.
5- Peygamberlerine iman.
6- Kadere, hayrına ve şerrine iman.
7- Ahiret gününe iman. Kabirde sual, kabir azabı, dirilmek, mahşer yerine gitmek, hesab vermek, amellerin tartılması, sırat gibi şeylere inanmak bu şubeye dahildir.
8- Allah’ın Cennet va’dine ve Cennetteki ebedi hayata iman.
9- Cehennem ateşiyle tehdide, Cehennem azabına ve o azabın kâfirler hakkında sonu olmadığına iman.
10- Allah’ı sevmek.
11- Allah için bir birini sevmek ve Allah için birbirine buğzetmek. Allah için sevmeğe, gerek muhacirin gerekse ensar bütün ashabı kiramiyle Peygamber ( Sallallahu aleyhi ve sellem)’i sevmek ve akraba ve sülaleyi tahiresini sevmek de dahildir.
12- Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem)’i sevmek. O’na salavat getirmek ve sünnetine tabi olmak bunda dahildir.
13- İhlas ve samimiyet. Riya ve nifakı terk etmek bunda dahildir.
14- Günahlarına pişman olup tevbe etmek.
15- Allah’dan korkmak.
16- Rahmetini ümit etmek.
17- Rahmetinden ümidi kesmemek.
18- Allah’a şükretmek.
19- Vefakar olmak.
20- Belaya sabr etmek.
21- Mütevazi olmak. Büyüklere hürmet göstermek buna dahildir.
22- Şefkatli ve merhametli olmak. Küçüklere şefkat bunda dahilidr.
23- Allah’ın kazasına razı olmak.
24- Allah’a tevekkül etmek.
25- Kendini beğenmemek. Kendini medhedmemek de buna dahildir.
26- Kin ve garezi terk etmek.
27- Hasedi terk etmek.
28- Gazablanmamak.
29- Hıyanet etmemek. Hile ve su-i zannı terk etmek bunda dahildir.
30- Dünya’ya dalmamak. Mal ve makam sevgisini terk etmek bunda dahildir. Hasılı, fazilet veya rezalet namına burada zikredilemeyen bir kalb ameli bulunursa, bilmeli ki bu ziyade zahire göredir. Hakikatte ziyade sanılan o şey, zikredilen fasıllardan birine raci’dir. İyi düşünülünce anlaşılır.

İKİNCİ KISIM: Dilin amellerine raci olup yedi nevidir.

1- Kelime-i tevhidi diliyle söylemek.
2- Kur’an okumak.
3- İlim öğrenmek.
4- İlim öğretmek.
5- Dua etmek.
6- Zikirde bulunmak. İstiğfar bunda dahildir.
7- Lağv. Yani batıl sözlerden sakınmak.


ÜÇÜNCÜ KISIM: Bedenin amellerine aittir ve kırk şubeye ayrılır. Bu şubeler üç nevidir.

Birinci nevi: Muayyen şeylere mahsus olup on altı şubedir.

1-Temizlenmek, abdest almak, cünüplükten, hayz ve nifastan temizlenmek gibi bedene ait temizliklerle, elbise ve yer temizliği buna dahildir.
2-Namazı dosdoğru kılmak. Farz ve nafile namazlarla kaza namazları buna dahildir.
3- Sadaka vermek. Farz olan zekatla, sadaka-ı fıtır ve müsafirperverlik, cömertlik gibi şeyler buna dahildir.
4- Farz ve nafile oruç tutmak.
5- Haccetmek. Ömre denilen küçük hacc buna dahildir.
6- İtikâfa girmek. Kadir gecesini aramak buna dahildir.
7- Din aşkına başka yere kaçmak. Müşrikler diyarından İslâm beldesine hicret etmek bunda dahildir.
8- Nezri yani, adadığı şeyi ifa etmek.
9- Yeminlerde taharrı.
10- Kefaret vermek.
11- Namazda ve namaz dışında avret yerini örtmek.
12- Kurban kesmeyi adamışsa onu kesmek.
13- Cenaze işlerine bakmak.
14- Muamelatda doğru hareket ederek ribadan kaçınmak.
15- Borcunu ödemek.
16- Doğruya şahadeti gizlemeyerek eda etmek.

İkinci nevi: Kendisine tabi olanlara mahsus olup altı şubedir.

1- Nikahlanmak suretiyle iffet ve ve namusu korumak.
2- Çoluk çocuğun haklarını ifâ etmek. Hizmetçiye hoş muamele bunda dahildir.
3- Ana-babaya iyi muamele etmek. Onlara âsî olmaktan kaçınmak bunda dahildir.
4- Çocuklarına dini terbiye vermek.
5- Sıla-i rahim.
6- Büyüklere itâat.

Üçüncü nevi: Ammeye taalluk eden şeylerdir ki onsekiz şubedir.

1- Hükümdarlığı adaletle icra etmek.
2- Cemaate devam etmek.
3- Ulül-emre itâat.
4- İnsanların aralarını islah etmek. Asî bağilerle harbetmek bunda dahildir.
5- İyilik hususunda başkalarına yardım etmek.
6- Emri bil mâruf nehyi anil münker. Yani iyiliği emretmek, kötülükten nehyetmek.
7- Hudud-u şeriyyeyi ikame etmek.
8- Cihad etmek. Kışlalarda asker bulundurmak bunda dahildir.
9- Emaneti eda etmek. Ganimetlerin beşte birirni gizlemeyip vermek bunda dahildir.
10- Ödenmek şartiyle ödünç vermek
11- Komşuya ikram ve iyi muamelede bulunmak.
12- Herkese iyi muamele etmek. Helalinden mal toplamak bunda dahildir.
13- Malı yerinde harcamak. İsraf ve tebzirde bulunmaktan kaçınmak bunda dahildir.
14- Selam almak.
15- Aksırana teşmit eylemek (Yani Yerhamükallah demek.)
16- Başkalarına zarar vermemek.
17- Boş şeylerden kaçınmak.
18- Yoldan eziyet veren şeyleri atmak.

Yukardaki şubelerin toplamı yetmişyedi eder ki – yetmiş küsür- ifadesinden murada budur.


Üstaz Fakih Şeyh İSMAİL ÇETİN rahimehullah'ın EDEBLE VARIŞ LÜTUFLA DÖNÜŞ” adlı eserinden alınmıştır.

__________________
İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!

Buraya Baktınız mı? Tıklayın
eski 21.02.2008, 11:12 Hak-dilaram isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #70
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
Cevapla