| Allah'ın iradesi olmayınca sizin ne iradeniz olur, ne muradınız, ne doğru yolda... Aleykum selam rahmetullah
Aziz ve sevgili kardeşim yöneltmiş olduğunuz sorudan ve bizi tefekkür dünyasında bir yolculuğa teşvik etmenizden dolayı teşekkür ederim...Ne yazık ki günlük hayatımızda ayetlerin anlam ve manasından uzak, tefekkürden bi haber şekilde yaşamaktayız. Bu ayetler bizim ibret almamız,akletmemiz, zikretmemiz için inmiş olduğu halde biz günlük hayatımızın dışında tutarak sadece hatim ve tilavetlerde anımsamakta hatta ve hatta anımsadığımız halde akletmekten,zikretmekten,ibret almaktan yoksun kalmaktayız.
En baş yazımıza bir üstadın sözüyle başlamamız inşaallah daha iyi olacaktır;
Eğer Mevla Teala vermek istemeseydi, istemek vermez di!.
Ben sizin yönelttiğiniz ayetlerle ilgili olarak sadece tekvir suresini tefsirlerinden (dirayet ve rivayet) bakarak buraya iktibas etmeye çalışacağım. Zati bir ayetinizi buraya iktibas etmemiz otomatikmen diğerine de cevap vermek olacaktır.
En baş ayetin sibakına bakmak gerekmektedir ;
28. Sizden dosdoğru bir yön (istikamet) tutturmak dileyenler için.
29. Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.
Nitekim önceki ayette yani 28 nci ayette dikkat edilirse "sizden dosdoğru bir yön (istikamet)tutturmak dileyenler için" ifadesinde kulun dilemesinin olduğu açıkça görülmektedir. Burada, olsa olsa bir şeyi yapmaya zorlama değil de "cebr-i mutavvassıt" denilen dilemeye zorlama düşünülebilir. 28 nci ayetimizde gerçek manada akıllı olanların kimler olduğu anlatılmakta ve özellikle içinizden doğru yolda olmak (hakkı ve doğruyu arayarak doğru gitmek) dileyenler için ayetlerin indirildiği bildirilmektedir. Çünkü hatırlatmadan, vaaz ve öğütten yararlanacak olanlar İslam'ın öngördüğü manada ki akıl sahipleridir. Gerçekte akıllı olanlar onlar demektir.
Kuran'ın indirilmesindeki gaye asıl hikmet doğru yolda olmak isteyenlere sırat-ı mustakim'e giden yolu anlatmaktır. Tam aksine zalimlerin,kafirlerinde ancak ve ancak zararını artırır. "bu zalimlerin ancak görecekleri zararı artırmış olur"(İsra 17/82)
Burdanda anlaşıldığı gibi zikir ve fikir mükellefiyeti, önce buyurularak bütün akıl sahiplerine yöneltildikten sonra özel olarak da doğru yolda gitmek isteyenlerin dilemesine bağlanmıştır. Kulun dilemesi ne tam manasıyla kendisine bırakılmış nede Mevla tarafından cebredilmiştir.
Aslen insanın sırat-ı müstakim'e muvaffak olabilmesi için istemesi/dilemesi şarttır. Bütün şart ve sebepler ondan ibarette değildir. onun da bir şartı vardır. Onun için burada zikirden faydalanma hükmü insanın doğruya ermeği dilemesine bağlanmış olmakla insanlar kendi işlerinde tamamen hakim imişler gibi bir vehim ve zanna kapılmamak ve dileme hususunda da istikamet noktası anlatılmak üzere hal bildiren veya yeni bir cümle başladığını gösteren "vav" ile şöyle buyruluyor: "Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz".
Dilemek, mutlak manada dilemek gibi görünmekle beraber, bu dilemenin, doğru yolda olmayı dilemek olması sözün akışı gereğidir. ey insanlar, veya ey doğru yolda olmayı dileyenler! Siz o doğru yolda olmayı başka bir sebep ve suretle dilemiyorsunuz, ancak Allah'ın onu dilemesiyle, yani sizin dilemenizi dilemesi, irade etmenizi irade etmesiyle diliyorsunuz. yani siz hiçbir takdirde o dilemeyi kendi kendinize yapamazsınız, o doğru yolu ancak ALLAh dilediği yani sizin dilemenizi istediği takdirde dilersiniz, yaparsınız.
netice olarak: Allah'ın iradesi olmayınca sizin ne iradeniz olur, ne muradınız, ne doğru yolda olmanız, ne de öğüt almanız. Bunların hiçbiri meydana gelmez. Çünkü Allah âlemlerin Rabbidir. Onun mülkünde, o istemedikçe hiçbir şey olamaz. Onun için doğru yolda olmayı isteyenler de buna muvaffak olmayı kendi iradelerinden bilmemeli, Allah'ın lütuf ve ikramından bilmelidirler. İşte sözün akışına göre bu âyetin zikir olmasının faydası budur. Sizden doğru yolda olmayı isteyenler için karinesiyle siz dilemezsiniz ayeti, siz doğru yolda olmayı dilemezsiniz şeklinde; Allah dilemedikçe ayeti de Allah sizin dilemenizi dilemedikçe diye tefsir edilmiştir. Gerçekte Allah irade etmeyince kul irade edemez. Fakat Allah kulun irade etmesini irade etmekle onun muradını da irade etmiş olması gerekmez. İnsan bir şey elde etmek ister de muradını elde edemeyebilir. Niceleri doğru gitmek ister de başı döner, düşer. O vakit Allah onun irade etmesini irade etmiş, fakat irade ettiği şeyin meydana gelmesini istememiş olur. Zira Allah kulun irade etmesini irade etmese idi, o irade edemezdi. Eğer muradını yani istediği şeyin meydana gelmesini isteseydi o şey meydana gelirdi.
cebr-i mutavassıt ; Orta derecede zorlama
selam ve dua ile Not: Mailimize gelen bir soruya cevaben....
__________________
Olayları ve düşünceleri kritik etmek için cins kafa ister, fakat taklit etmek için fazla zeki olmaya gerek yok
|