Ey iman edenler!Cuma gunu namaz icin cagrildiginizda her turlu dunyevi alisverisi birakip Allah'i anmaya yani hutbeyi dinleyip namazi kilmaya kosun.Eger bilirseniz bu sizin icin daha hayirlidir.
Cuma-9
Cuma gününde öyle bir an vardır ki, günah veya akrabalarla ilişkiyi kesme konularında olmamak şartıyla kul Allahü teâlâdan bir şey isterse Allahü teâlâ mutlaka onu verir.
Buhari
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 70 (14 Kayıtlı ve 56 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
Üye Albümlerinden
Üye albümlerinden en son eklenen resimler:
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
Not: Malum ikisi de sahabedir. Muslim ve Buharî'nin tahric ettikleri Ebi Said-il-Hudri'den gelen bir rivayette Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem söyle buyurmustur:
" Ashabima sovmeyin. Sayet sizden biriniz Uhud kadar altin dagitsa dahi, onlarin ( Allah yolunda dagitmis olduklari ) bir avuclarina, hatta yarim avuclarina ulasamaz. "
" Ashabima sovmeyin " cumlesinden hicbir ferdi müstesna degildir. Onlarin ihlas ve niyetleri, dine hizmetleri cok ustun oldugundan sahsiyetlerine layik olmayan herhangi bir soz söylemek, sovmek sayilir.
Bir sohbette dinledigim soyle bir mevzu vardi. Buyuklerimizden biri buyurmustu ki: Muslumanlar uc taifedir; ya Ensardir, ya Muhacirdir, ya da; ya ensara tabi olanlar veya muhacire tabi olanlardır.
Ensar ( Medine'deki yerli Muslumanlar ) , Muhacir ( Mekke'den hicret edenler) e kucak acti, her seylerini paylasti, kardeşlik biati yapti. Muhacir, Allah için malini mevkisini terkederek Rasulu Muhterem aleyhisselam'in emrine imtisal etti. Yoklugu tercih etti, varlıga erdi.
Binaenaleyh Muslumanlar da halleri itibariyla ya Ensar gibi kucak acarlar, sefkat ile madur durumdaki kardeşlerine varliklarini hibe ederler; ya da Muhacir gibi her turlu makamat, servet ve ihtisami sarf-i nazar ederek, Allah Teala'nin davasi icin , tum beseri davalarini terk ederler. Ummetin ictimaiyyatta bundan
baska taifesi yoktur....
ya Ensardir,
ya Muhacirdir,
ya da; ya ensara tabi olanlar veya muhacire tabi olanlardır.
Ensar ( Medine'deki yerli Muslumanlar ) ,
Muhacir ( Mekke'den hicret edenler) e kucak acti, her seylerini paylasti, kardeşlik biati yapti.
Muhacir, Allah için malini mevkisini terkederek Rasulu Muhterem aleyhisselam'in emrine imtisal etti. Yoklugu tercih etti, varlıga erdi.
Binaenaleyh Muslumanlar da halleri itibariyla ya Ensar gibi kucak acarlar, sefkat ile madur durumdaki kardeşlerine varliklarini hibe ederler;
ya da Muhacir gibi her turlu makamat, servet ve ihtisami sarf-i nazar ederek, Allah Teala'nin davasi icin , tum beseri davalarini terk ederler. Ummetin ictimaiyyatta bundan baska taifesi yoktur....
Allah razı olsun
__________________ “Dilin salavat getiriyor durmadan..Ama, Mustafa’nın temizliğinden ne haber?"
Seyyidlerden bir genç, medresede talebe arkadaşım idi. Birgün soluk soluğa geldi. Başından geçen, şaşılacak bir şeyi anlatdı. Ahmed Fârûkî hazretlerinin büyük bir hârikasını görmüşdü. Dedi ki: Hazret-i Alîye karşı savaşanları ve hele hazret-i Mu’âviyeyi sevmezdim. Bir gece, senin üstâdının [ya’nî İmâm-ı Rabbânînin] Mektûbâtını okuyordum. Buyuruluyor ki, (İmâm-ı Enes bin Mâlik buyurdu ki, hazret-i Mu’âviyeyi sevmemek, Onu kötülemek, hazret-i Ebû Bekri ve hazret-i Ömeri sevmemek ve bunları kötülemek gibidir. Ona söğene, bunlara söğene verilen cezâyı vermek lâzımdır). Bunu okuyunca canım sıkıldı ve hiç yerinde olmıyan bir yazıyı buraya yazmış, dedim. Mektûbâtı yere atdım. Yatağıma uzandım, uyudum. Rü’yâda gördüm ki, senin o yüce şeyhin öfkeli olarak yanıma geldi. İki mubârek elleri ile kulaklarımı çekdi ve ey câhil çocuk! Sen bizim yazdığımızı beğenmiyorsun ve kitâbımızı yere atıyorsun. Benim yazımı okuyunca, şaşaladın ve inanmadın. Ama, gel seni bir zâta götüreyim de gör! Onun arkadaşları olan, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” Eshâbını sevmediğin için aldandığını, Ondan işit, buyurdu. Beni çekerek, bir bağçeye götürdü. Beni bağçenin kapısında bırakıp, kendisi yalnızca ilerledi. Uzakda görünen büyük bir odaya girdi. Odada nûr yüzlü, büyük bir zât oturuyordu. Çekinerek ve saygı ile, o zâta selâm verdi. O da, gülerek karşıladı. Önünde edeb ile diz çöküp oturdu. Ona birşeyler söylüyor. Beni gösteriyordu. Uzakdan bana bakışlarından, beni söylediği anlaşılıyordu. Biraz sonra, senin o yüce şeyhin kalkdı. Beni çağırdı. Bu oturan zât, hazret-i Alî “radıyallahü anh”dır. İyi dinle! Bak ne buyuruyor, dedi. İçeri girdik. Selâm verdim, (Sakın, sakın! Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” Eshâbına karşı, kalbinde hiçbir dargınlık bulundurma! O büyüklerden hiçbirini, hiç kötüleme! Aramızda muhârebe şeklinde görünen işlerimizin, hangi iyi niyyetlerle yapıldığını, biz ve O kardeşlerimiz biliriz) dedi. Senin O yüce şeyhinin şerefli adını söyliyerek, (Bunun yazılarına da, sakın karşı gelme!) buyurdu. Bu nasîhatı dinledikden sonra, kalbimi yokladım. O, harb edenlere karşı bulunan soğukluğun, düşmanlığın, kalbimden çıkmadığını gördüm. Bu hâlimi hemen anladı. Öfkelendi. Senin yüce şeyhine bakarak (Bunun gönlü dahâ temizlenmedi. Suratına bir tokat indir!) dedi. Şeyh hazretleri, yüzüme kuvvetli bir tokat indirdi. Tokadı yiyince, kendi kendime dedim ki, bunu sevdiğim için, Onlara düşmanlık etmişdim. Hâlbuki kendisi, Onlara düşmanlığımdan bu kadar çok incinmekdedir. Bu hâlden vazgeçmemi istemekdedir. Artık ben de, bu düşmanlıkdan vazgeçmeliyim! Kalbimi yokladım. Düşmanlık, kırgınlık kalmamış, tertemiz buldum. O anda uyandım. Şimdi de kalbim, o kinden temizlenmişdir. O rü’yânın, o sözlerin tadı, beni başka şekle sokdu. Kalbimde, Allahdan başka hiçbirşeyin sevgisi kalmadı. Senin yüce şeyhine ve Onun yazılarındaki ma’rifetlere inancım katkat artdı.
tabi ki bunlar umum sözler. esasta özde ensar ve muhacire tabi olanlar, zamanında muhacir sonra ensar olanlar elbette vardır ki dünya onların bereketli duaları vesilesi ile berdevamdır.
Aksi halde kıyametin kopması şüphesizdir.
__________________ İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!