Üye Albümlerinden |
Üye albümlerinden en son eklenen resimler:
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
|
|
|
 |
|
|
Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: 28.08.2006
Mesajlar: 240
Yarışma Puanı: 480
Teşekkür etti: 115
Teşekkür aldı: 219 konuda 924 kere
|
ruhu merak ediyordum...
Bir yakınımın vefatından sonra insan ruhunun ne olacağını merak ediyordum.
Mufassal Medeni Ahlak adlı bir kitapta aradığımı buldum.
RUHUN İSBATI VE EBEDÎLİĞİ HAKKINDA NAKLÎ VE AKLÎ DELİLLER
İbnu Kayyim ve diğer birçok ulemânın tasrih ettikleri gibi ruh bedenden alâkasını kestikten sonra kendi ameline münasib bir sûret alır. Kabz melekleri onu semâya yükseltirler. Eğer saîd ise güzel sûreti, değilse fenâ bir sûreti alır ve kıyamete kadar berzah âleminde kalır. Şu halde keşif ve rüyada görülen ölülerin ruhları, bizzat kendileri değil sûretleridir. Şeyh Ahmed Gümüşhânevî Hazretleri buyurduğu gibi, ruhun hakîkatini görmek iddiasında bulunan kimse mürted olur. Çünkü melek hakîkati üzere görülmediği gibi, ruhlar da kendi hakîkatleri üzerinde görülmezler. Çünkü Sâlihlerin ruhları enerji ve hatta melek ışığından daha parlaktırlar. Bunların nurlarının maddi bir gözle görülmeleri muhaldir. Zira maddi göz onları görürse derhal su haline gelir. Demek maddi gözler nurlara bakmaya kabiliyetli değildir. Peygamber ise, Onun maddi gözü de nur idi. Onun için melek ve ruhları görmeye kabiliyetliydi. Şübhesiz Peygamber ruhları ve melekleri asıl sûreti üzere görmüştür. Nitekim:
“Muhakkak ki şehidlerin ruhları yeşil kuşların içerisindedirler” buyrulmuştur. Demek Peygamber, kuşla sûretlenmiş şehidlerin ruhlarını müşahade etmiştir. İmam Münâvi ve Gümüşhânevî bu hadisin şerhinde: “Melekler güzel sûretle cisimlendiği gibi, ruhlar da bedenden ayrılması ile kuşların sûretiyle sûretlenir, yani kendisi bir kuş gibi olur. Doğrusu ruhlar bedenden ayrılmalarıyla kalıblaşırlar.” Demektedirler. Dikkat edilsin ki, “kalıblaşır” demek kalbleşir demek değildir. Binaenaleyh bu hadiste tenasuh mezhebine bir delil yoktur. Aynı zamanda felsefecilerin: “Ruhlar ayrılmasıyla muattal kalır.” Demeleri asla doğru değildir. Akıl sahiblerinin ittifakı ile ruhlardan bir kısmı tasarrufçu da olurlar. Bu ise tenasuh değildir. Çünkü tenasuh mezhebinde olanlar, ruhların tekrar şimdiki aleme dönmelerini iddia ederler. Bu ise bâtıl bir görüştür. Mevzubahsimiz olan ruhların cesedlenmesi ise müşahade ettiğimiz bu madde aleminin başkasıdır, yani melekût alemidir. O ise kendilerine mahsus yine ruhani bir alemdir. O aleme göre onlar lezzetlenirler. Nitekim Tac-ul-Ulema İmam Subkî de diyor ki; “Ruhların melekuti olarak cisimlenmesi, müşahade ettiğimiz maddi alemden men olmakla beraber melekuti bir cisimde kalmalarıdır. Gezerler, tasarruf da ederler, amma bizim gibi madde aleminde görünmeye müsadeleri yoktur.
“Şübhesiz Mü’minlerin ruhları göğün yedinci katındadırlar; cennetteki yerlerine bakarlar.” Mealindeki hadise göre bu teklif diyarında ruhlar bedenle irtibat kurunca his, meyil, gazab, hareket ve hararet gibi duyulardan mürekkeb nefsler, onları dünya lezzetine cezbederler, melekûtiyet aleminin lezzetinden mahrum ederler. Binaenaleyh ruhlar madde aleminde hapsolunurlar. Bedenlerinden alakalarını keserlerken iman ve salih amel vasıtasıyla tekrar ruhlar melekut olan alemlerine yükselirler, a’lâi illiyyînde lezzetlenirler, dolaşırlar; bazen evlerini, kabirlerini ve hatta dostlarını bile ziyaret ederler. Tekrar bu madde alemine gelmek müstesna, bunun dışında mutlak serbestiyettedirler. Şakîlerin ruhları ise siccînde hapsolunurlar. Bunlardan muvakkat azab sahibleri de dünyadaki mahkumlar gibi izin almakla bazı şerefli gecelerde kendi evlerini ziyaret ederler ve dilekte bulunurlar. Hatta bazı hadislerde: “ Mü’minlerin ruhları kendi evlerinin kapılarına gelirler, derler ki: “Allah rızası için bize bir hayr ve hasenat yapın ki azabdan kurtulalım.” Onlar da eğer hayr yaparlarsa, memnun ve dua ile dönerler. Aksi takdirde mahrum ve beddua ile dönerler.” Diye rivayet olunmaktadır. Amma kafirlerin ruhları ise bundan da mahrumdurlar.
“Muhakkak mü’minlerin ruhları yeşil kuşlardır. Cennet ağaçlarından bir ağaca asılırlar.” Mealindeki hadis-i şerifte Salih mü’minlerin ruhları şehidlerin ruhları gibi bedenlerinden ayrılmalarıyla yeşil kuşlar suretine girerler denilmektedir. Fakat hepsi bir surette olurlar demek değildir vesselam. Nitekim Cebrail Dihye adlı sahabinin şeklinde göründüğü gibi siyah saçlı, beyaz elbiseli, tertemiz, güzel ve parlak bir gencin suretinde de görülmüştür. Hatta iman, İslam ve ihsan sorularını soran gencin Cibril olduğu tasrih olunmuştur ve nitekim o hadise Cibril hadisi denmiştir. Şehidlerin ruhları ayrıca yer içerler de. Nitekim “…. Bilakis onlar Rabb’leri nezdinde rızıklanırlar ve diriler.” (Al-i İmran 169) mealindeki ayet-i kerime şehidler hakkında bu hükmü apaçık beyan etmiştir.
“Muhakkak kafirlerin ruhları, siyah kuşların kursağındadırlar. Ateşten yer içerler ve ateş olan yuvaya sığınırlar ve şöyle derler: Ey Rabb’imiz! Kardeşlerimizi bize ilhak etme. Bize va’detmiş olduğun azabı onlara verme.” Mealindeki hadis-i şerif de kafirlerin ise fena rızıklarla rızıklandıklarını beyan buyurmaktadır. Şu halde “Herkesin ruhu nefsiyle birlikte kabrinin harabesindedir.” Diyen hadis uleması, azabda olan ruhları kasdetmişlerdir. Bu hadislerde dahi tenasuh mezhebine delil yoktur. Şu hadis-i şerif onları reddetmektedir:
“Sizden biriniz öldüğü zaman, sabah ve akşam ona yeri arzolunur (gösterilir). Eğer cennetlikse cennet ehlinden, cehennemlikse cehennem ehlinden. Ve ona şöyle denilir: Burası – Allah seni haşre gönderinceye kadar- yerindir” buyrulmuştur. Yani dünya hapsinden sonra ruhların tekrar dünyaya gelip bir cesede girmeyeceği bu hadisle beyan olunmuştur.
“Sizden biriniz dünyada tanıdığı mü’min kardeşinin kabrine uğrayıp selam verir vermez, şübhesiz o da onu tanır ve selamına da icabet eder.” Buyrulur. Bu hadis-i şeriften şöyle anlıyorum: Ölümden sonra mü’min bir insanın nefsi kabrinde, ruhu da iman, ihlas ve amelinin derecesine göre serbest hayatta bulunur. Diri bir mü’min kardeşi kabrine gidip selam verdiği zaman toprağın zerrelerinde olan nefse akseden ruh derhal haberdar olup selamını alır. Selam vermek esnasında ruh selam vereni de tanır. Ancak dünya hayatından ayrıldığı için sesi işitilmez. Bugünkü televizyonlar, yani tek taraflı ses bildiren cihazlar bunun bariz misalidir.
“Hiçbir kimse bana selam verenlerden yoktur ki Allah Teala onu Bana bildirmemiş, ruhumu bedenime döndürmemiş ve Ben de onun selamına icabet etmemiş olayım.” Buyrulmuştur. Yani kabrimdeki cesedime selam verenden haberdar olur ve selamına icabet ederim demektir. Mirac kıssasında da Peygamber aleyhisselam semaya yükselmeden evvel, İbrahim ve Musa aleyhimesselam Peygamberleri kabirlerinde namaz kılarken görmüş, semaya yükseldikten sonra da onları görmüş ve görüşmüş. Şübhesiz kabirde olan onların nefs ve bedenleri, semada olanlar da ruhlarıdır. Arif el-Burcani’den naklen Şeyh Mahmud Alusi de bu meseleyi yazdıktan sonra şöyle der: Burada artık müşkül hallolmuştur. Ölümden sonra ruhlar ayrı serbest hayatla yaşar, nefsler de kabrin toprağının zerreleri içerisinde kıyamete kadar kalırlar. Haşirde tekrar birleşir, şimdiki hayat gibi bir hayata sahib olurlar. “ Demekki bizim onlardan habersiz oluşumuzun sebebi onların nefs ve ruhlarının birbirinden ayrılmalarıdır. Nitekim İbnu Hacer, Alusi’den evvel Şemail-i Şerif şerhinde bu meselede uzun uzadı izahlar vermiştir. Ve hatta bu hususta ashabdan birçok menkıbeler nakleder. Nakledersem müşküller olacaktır.
|

01.07.2007, 20:54
|
|
ashqi isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
|
|
|
.
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 12.308
Yarışma Puanı: 380
Teşekkür etti: 19.509
Teşekkür aldı: 8.569 konuda 26.736 kere
|
"Nitekim Tac-ul-Ulema İmam Subkî de diyor ki; “Ruhların melekuti olarak cisimlenmesi, müşahade ettiğimiz maddi alemden men olmakla beraber melekuti bir cisimde kalmalarıdır. Gezerler, tasarruf da ederler, amma bizim gibi madde aleminde görünmeye müsadeleri yoktur. "
Denmiş ya yukarıdaki yazıda..
Bir ağabey vardı Isparta'dan..Babasının bazı gün ve geceler, kendisini ziyarete gelen ruhani misafirleriyle sohbet ettiğini söylemişti
Bu dünyadaki insanlarla konuşabilirler mi yani 
|

02.07.2007, 10:27
|
|
|
Hakkperest
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 4.873
Teşekkür etti: 10.550
Teşekkür aldı: 4.038 konuda 18.103 kere
|
hakkında çok az şey bildiğimiz ve soru sorulmasından men olunduğumuz kavram...
ruh...
insan gizemi sever ve gizin peşinde sürüklenir.
ruh konuşmaları bence tehlikeli sanal bir dünya kapısı gıcırtısı gibidir. zihnimizde kurduğumuz hiçbir şeye benzemeyebilir, benzese de bir faydası yoktur.
|

02.07.2007, 11:41
|
|
|
Gast
Mesajlar: n/a
|
sadece inkişaf etmiş ruhların nur olacağını biliyordum.Bunuda Tahrim süresindeki 8.ayettinde geçen "
"EY RABBİMİZ! NURUMUZU TAMAMLA VE BİZİ BAĞIŞLA! SEN HERŞEYE KADİR'SİN HERŞEYE GÜCÜN YETER."
SAYENİZDE EKSİK OLAN BİRPARÇAYI TAMAMLAMAK BU GÜNE NASİP OLDU. ALLAH RAZI OLSUN GÖNLÜNDEN
|

02.07.2007, 18:47
|
|
|
Tecrübeli Üye
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 28.08.2006
Mesajlar: 240
Yarışma Puanı: 480
Teşekkür etti: 115
Teşekkür aldı: 219 konuda 924 kere
|
evet, ruh için alem-i emr'dendir diye söylendiğini hatırlıyorum.
Bu konuda merakım ruhun ölümden sonraki hali hakkında idi. ElhamduLillah halloldu.
|

02.07.2007, 23:37
|
|
|
Hakkperest
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 4.873
Teşekkür etti: 10.550
Teşekkür aldı: 4.038 konuda 18.103 kere
|
ruhlara yardımcı ruhaniler var... o ruhaniler ile ruh eğer serbest ise, hayat içindekilerle irtibatlı olabiliyor.
|

21.10.2007, 15:02
|
|
|
.
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 12.308
Yarışma Puanı: 380
Teşekkür etti: 19.509
Teşekkür aldı: 8.569 konuda 26.736 kere
|
ruhaniler kimlerdir? melekler mi yani 
|

21.10.2007, 15:05
|
|
|
Hakkperest
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 4.873
Teşekkür etti: 10.550
Teşekkür aldı: 4.038 konuda 18.103 kere
|
galiba melekler kastediliyor; ama edeben melek denilmiyor diye düşünüyorum... Allah Teala'nın sevdiğinin emrine tahsis ettiği ruhaniler olduğu çeşitli zamanlarda tasavvuf erbabından işittiğim kelamlardandır.
|

21.10.2007, 15:08
|
|
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür edenler
|
|
|
Şeref Üyesi
Üyelik tarihi: 07.09.2007
Mesajlar: 753
Yarışma Puanı: 850
Teşekkür etti: 2.570
Teşekkür aldı: 663 konuda 2.323 kere
|
Kardeşim geçen sene mirac gecesi vefat etti.
Aynı gece, daha önce vefat eden bir arkadaşının hanımı;kendi eşini rüyasında görüyor...
Güzel giyinmiş bir halde..Hemen kapıyı kilitliyor ki; gitmesin...
Eşi ona şöyle söylüyor "gitmem lazım, bir arkadaşım gelecek, ona yardımcı olacağım"...
O esnada tatil için memleketine gitmiş olan hanım, kardeşimin vefatını duyunca gelip bize anlattı..
Yani, izin verilince ruhlar hem birbirlerinden haberdar oluyorlar, hem de birbirlerine yardım ediyorlar...
Peygamber aleyhissalatı vesselam Efendimiz, kabirdekilerle konuştuğu zaman sormuşlar :
"Onlar sizi duyar mı Ya Resulellah?
"Evet, sizden daha iyi " buyurmuşlar.....
__________________
www.fukaha.com
Sükût; yorulmadan yapılann ibadet,
masrafsız takılan bir zinet,
hükümdarlığa muhtaç olmadan ele geçen bir devlet,
duvara ihtiyaç duyulmadan yapılan kale,
çalışmadan kazanılan zenginlik,
ve ayıpların kapatılmasıdır.
|

21.10.2007, 17:34
|
|
devr-i alem isimli üye'ye teşekkür edenler
|
|
 |
Yetkileriniz
|
Es ist Ihnen nicht erlaubt, neue Themen zu verfassen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, auf Beiträge zu antworten.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Anhänge hochzuladen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Ihre Beiträge zu bearbeiten.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
|