Kadınlar,oğullar,yük yük altın ve gümüş,salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi.Bunlar dünya hayatının geçimliğidir.Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.
Âl-i İmrân-14
Akrabaların gösterdiği yakınlığa karşılık veren kimse,tam anlamıyla akrabalık haklarını gözetiyor sayılmaz.Akrabalık haklarını tam anlamıyla gözeten kimse;yakınları akrabalık bağlarını ondan kestikleri halde,o onlardan alaka ve yardımını kesmeyen kimsedir.
Muslim
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 65 (0 Kayıtlı ve 65 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
Üye Albümlerinden
Üye albümlerinden en son eklenen resimler:
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
46. Allah Teâlânın va’dini inkâr veya hafife almak, meselâ Kıyâmet’i, kabir azabını, Sûr’a üfürülmesini inkâr etmek.
47. “Allah bana Cennet’i verse, sensiz gitmem”, “Allah Teâlâ falanla Cennet’e gir, dese; girmem”, “Senin yüzünden Cennet’i vereceklerse, istemem”, “Senin yüzünden Cehennemlik olacaksam, olayım” demek.
48. Kendisine zulmeden bir zalime, zulme uğrayan kişinin “Mahşer’de senden hakkımı alırım” dediğinde “Sen beni nereden bulacaksın, Mahşer’de ne işim var” diye karşılık vermesi.
49. Birine “Dünyayı bırak; âhirete yönel” denildiğinde “Peşin olanı, borç için terk etmem” diye cevap vermek.
50. “Âhirette yalnız rûh azab görür, beden değil” demek.
51. “Sen -haşa- Allah olsan, senden yine de hakkımı alırım” demek.
52. Küçük günah işleyen birine “Tevbe et” denilince “Ne yaptım ki, tevbe edeyim” diye cevap vermesi.
Ulemanın büyük çoğunluğuna göre, bilmeyerek de olsa küfür söz söyleyen veya küfür işleyen kâfir olur dediler! Onlar şöyle derler: “İman ve küfür hususunda bilmemek, özür değildir.” Ancak, bir kısmı da bilmeden olursa, küfür olmayacağını söylediler. Yani, cehaleti mazeret kabul ettiler. Ancak, hakim böyle bir şeyi işittiğinde af etmez ve şer’î hükmü tatbik eder. Kalbe gelen bu tür düşünceler, dille söylenmedikçe vesvesedir. Halis imandan kaynaklanır. Yani, küfür olmaz. Bu tür şeylerin kalbde yer etmesi zararlıdır; ancak, gelip geçici olursa zararı yoktur.
__________________
Gam değildir, gide dünya kala Din.Gam odur ki; kala dünya gide Din.
53. Namaz kılmayana “Namaz kıl” dendiğinde “Ben elimi namazdan yıkadım”, “Bu iş uzundur, bana ağır gelir”, “Ramazana bıraktım, o zamana kadar sabredeceğim”, “Namazı gömdüm”, “Namazı ektim”, “Namaz kılsam ne kârım olur” demesi.
54. Ramazan ayı gelince “Yine ağır iş geldi” demek.
56. “Ben şarap içerim, kimmiş haram diyen” denilmesi.
57. “Şeriate göre hüküm şöyledir” diyen birine “Ben şeriat meriat tanımam, şeriatsız amel ederim” demek. Ancak bazı ulema bunun küfür olmadığını söylediler.
58. “Haram mal, bana helal maldan daha sevimlidir” demek.
60.“Din ilimlerini öğrenenler için melekler kanatlarını yere koyarlar” dendiğinde “Ben onları çiğnerim” ya da ayağını yere vurarak “Ben onları yere batırırım” demek.
__________________
Gam değildir, gide dünya kala Din.Gam odur ki; kala dünya gide Din.
67. Dîni bir görev veya gaye olmaksızın küfür diyarına gidip onların kılık kıyafetlerine bürünmek.
68. Güldürmek gayesiyle dînî bir konu veya kutsalı alaya almak. Bu tür fıkralar uydurmak.
69. “Senin ortağın yoktur”, “şeyhim benzersizdir” demek. “Zamanımızda” kaydıyla söylenirse küfür olmaz. Çünkü, Allah Teâlâ zamandan münezzeh, gerisi ise zamanla kayıtlıdır.
70. “Filânın katli bana helaldir” demek ve böyle diyen birini “Doğru söyledin” diye tasdik etmek. “Şer’î hükmün olduğu yerde, vaz’î kanunla hükmetmek güzeldir” demek.
__________________
Gam değildir, gide dünya kala Din.Gam odur ki; kala dünya gide Din.
Bir sözün sahibinin kafir olması için o sözü cehaletinden veya dalaletinden değil küfür amaçlı söylediğinin sabit olması gerekir. Bir takım sözler halk arasında bilinçli olarak küfür amaçlı değil cehaleten kullanılmaktadır.
vesselam
Ninja Kedi´isimli üyeden Alıntı
Bismillah...
Ufak bir ekleme daha yapılacak olunursa;
Bir sözün sahibinin kafir olması için o sözü cehaletinden veya dalaletinden değil küfür amaçlı söylediğinin sabit olması gerekir. Bir takım sözler halk arasında bilinçli olarak küfür amaçlı değil cehaleten kullanılmaktadır.
vesselam
peki ehli sünnetde cehalet sahibi cehaletinden ötürü mahşer günü mazurmudur.?
elbetde böyle kimseleri aceleden tekfir etmemek lazım iken yinede bu tür sözleri etmekde mazurmudurlar.?
ben bu sözü - yorumu kabul edemem.zira kişiye lazım gelen ilmihal ve de akaidi bilgilerini öğrenmekdir buda farz-ı ayn dır.. yine böyle kişilerin bu tür sözleri cehaletlerinden ötürü ediyorlar olsalar dahi yinede fıkhi ve de akaidi meselelerde heva ve heveslerine uyuyorlar demekdir.
misal vereyim : bir gün kızını okumak için (başörtülü okuyamıyormulş bayan..!! okumasın canum medreseye girsin subhaneke 'nin manasını öğrensin) yurtdışına tek başına gönderen bir kimseye bunun fıkhen caiz olmadığını delilleri ile ifade etmeme rağmen cahilce fakire laflar eylemişdir.
bu tip kimseler heva ve heveslerine uygun fetva vericilere tabi oldukları onları tv lerde radyolarda gaztelerde dinledikleri takip etdikleri için onlar asla ve asla mazur değiller.heleki patagonya gibi bir yerdede yaşamıyorlar.
bu dini mübin islam heva ve heveslere asla cevaz vermemişdir..kıyamete kadar da böyle devam edecekdir.
"cehalet" kavramını nasıl tanımladığınıza göre sualin cevabı değişir azizim...Bir sözü bilerek,bir takım deliller ileri sürerek savunma babında ortaya çıkan cehalet başkadır,bilinçsizce,öyle duyduğu ve kastetmek istediği mananın o şekil ifade edildiğini öğrendiği için söyleyen kişinin gösterdiği cehalet farklıdır...Bilinçsizce söyleyen kişi söylediğinin ne anlam ifade ettiğini bilmediğinden mazurdur..Zira bilse yapmazdı....KİŞİ, ATEŞİN YAKICI ZARARINI BİLSE ATEŞE ELİNİ SOKAR MI?
Verdiğiniz misale gelince..Bu konuda vakt-i zamanında Hayreddin Karaman hocadan bir iktibas size aktarıldığında Hayreddin Hocayı "sapıklıkla" itham etmiştiniz. Mecellenin 29.maddesi "Ezmanın tegayyuru ile ahkam tegayyur eder" kaidesidir.Zira ezmanın tagayyur etmesi ile hükmün menatı değişmiş olabilir.Hükmün menatı değişirse hüküm de değişir. Yolculuk meselesinde şartlar vuku bulduğunda bir problem yoktur. Hayreddin Hocanın bu konuda zikrettiği hadiste şartlar uygun olduğunda kadının tek başına yolculuk edebileceği değil ETTİĞİ görülmektedir. Yolculuk ile ilgili hadislere bakıldığında mesafe,süre gibi etmenlerin farklılık arzettiği görülür. Bunun nedeni mevzu bahis hadislerin,suali soran kişilerin ŞERAİTİNE göre söylenmiş olmasıdır.Dolaysı ile taabbudi bir emir olarak algılanamaz.Ezma tagayyur etmiş,şartlar uygun hale gelmiş ve Hz.Ömer devrinde bir kadın tek başına yolculuk etmiş.
Farklı perspektiflerden de iddialarınız irdelenebilir.
ALLAH Razı Olsun Kardesim Bizleri Bilgilendirdigin İCin ALLAH'im Kufre Dusurmeyi Ummet-i Muhammed'i bilmeyerek de olsa Dusmemeyi Nasip Eyler İnsallah Amin.