Üye Albümlerinden |
Üye albümlerinden en son eklenen resimler:
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
|
|
|
 |
|
|
Moderator
Üyelik tarihi: 25.11.2007
Nerden: İzmir - Kahramanmaraş - Ş.Urfa :)
Mesajlar: 2.632
Yarışma Puanı: 1290
Teşekkür etti: 4.590
Teşekkür aldı: 2.364 konuda 7.316 kere
|
Mehdi inancı üzerine...
İslam inancında kıyamete yakın zamanda mehdi gönderileceği ve mehdi döneminin tüm dünya üzerinde Allah'ın hükümlerinin eksiksiz uygulandığı, her şeyiyle mükemmele yakın bir toplum yaşayışı örneği ortaya koyacağını islami kaynaklar belirtmektedir. Lakin bu konuda Mehdi yi bir şahıstan çok, islami düzenin kendisi olarak algılayanlarında var olduğunu görüyoruz. Ben Kur'an-ı Kerim'de biraz araştırdım ve peygamberimizin soyundan gelecek biri olduğu belirtiliyor. Konuyla ilgili peygamberimizin hadislerinde durum nedir? Bu konuda detaylı bilgiya sahip olanlar varsa bilgilendirirseniz sevinirim.
__________________
"Kalpler ancak Allah'ın zikri ile tatmin olur."
----------------------------------------
http://mesutizm.blogcu.com
|

04.12.2007, 08:20
|
|
mesutizm isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
|
|
|
Hakkperest
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 4.873
Teşekkür etti: 10.550
Teşekkür aldı: 4.038 konuda 18.103 kere
|
MEHDİ ALEYHİSSELAM
Seyyid Muhammed bin Rasul el Berzenci, el-İşaa li Eşrat-is-Saa adlı eserinde diyor ki: "İsa Aleyhisselam, bir ikindi namazında inecektir. Namaza kamet edildiği halde imam geriye cekilecek ve o imam olacak; Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellam'im sünneti üzere namazı kıldıracaktır. Binaenaleyh İsa Aleyhisselam'ın Mehdiye sabah namazında iktida edeceğini beyan eden hadisler tevil edilir."
Bizim için İsa Aleyhisselam'ın veya Mehdi'den hangisinin hangisine imametlik yapacağını bilmek söz konusu değildir. Her iki vecih de muhtemeldir. Nitekim Aliyy-ul-Kari el-Meşreb-ul Verdi fi Mesheb-il-Mehdi adlı eserde bu hususta varid olan tüm hadisleri bir araya getirerek uzadıya izahta bulunmuştur.
Ebu Bekr Sıddık'a Rasulullah'ın Halifesi denilmesine rağmen, Mehdi Aleyhisselam'a Halifetullah denilir. El-Örf-ül-Verdi adlı eserde İmam Suyuti, İbnu Sirin'in Mehdi'nin fazileti hakkında naklettiği hadislerin sahih olduğunu tasrih etmiştir.
İsa Aleyhisselam'ın inişi, Mehdi Aleyhisselam'ın hilafetinin son zamanlarındadır. Çünkü Mehdi Aleyhisselam'ın hilafet devresi kırk; İsa Aleyhisselam'ın inişinden sonra yer yüzünde yaşaması, üç ile dokuz arasıdır.
Evet Mehdi Aleyhisselam dahi manevi bir şahsiyet değil, herkesin işiteceği,birçoklarının da göreceği şahıstır; sultandır ve halifedir.Yine Seyyid Muhammed Berzenci diyor ki: "Mehdi Aleyhisselam'ın varlığı; geleceği ve kendisinin Hazret-i Fatıma'nın evladından olacağı manevi tevatür derecesine ulaşan hadisler varid olmuştur. Bunca hadisleri inkar etmeye, bir mü'min cüret etmez. "Meryem oğlu İsa'dan başka mehdi yoktur." mealinde varid olan hadis zayıf olmakla beraber, Huffaz'ın yanında,tevil edilmesi vacibdir. Yani İsa Aleyhisselam nebi ve rasul olduğu, kendisine vahiy geldiğinden dolayı, Mehdi Aleyhisselam onunla istişare etmeksizin mehdilik yapmaz. Bu da Mehdi Aleyhisselam'ın, İsa Aleyhisselayü vesselam'a vezr olduğu devrededir. Hafız İbnu Kayyim Mennar'da diyor ki: "Meryem oğlu İsa'dan başka Mehdi yoktur. " hadisini İbnu Mace tahric ettiyse de, hadis zayıf olduğundan hüccete yararlı değildir" Münavi de aynını söylemektedir. Hatiboğlu Sünen-i İbnu Mace'nin şerhinde bir açıklama yazmıştır
Ebu Davud ve Tirmizi'nin tahriç ettikleri, Hazreti Ali'den,Ebi Said'den,Ümmi Seleme'den, Ebi Hureyre'den gelen rivayette Peygamber Sallalahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
"Dünya ömründen bir günden başka kalmazsa dahi, elbette Allah o günü uzatacak; ta ki o günde Benden (yahud ehli beytimden ) bir adamı gönderecektir. Onun ismi Benim ismime muvafıktır; babasının ismi babamın ismine muvafıktır.Yeryüzü hak ve gerçek adaletle doldurulacaktır; aşırı zulümle doldurulduğu gibi.
Şianın İmam ebu-l Kasım Muhammed bin Hasan'ın mehdi olduğu ve kendisinin kaybolup son zamanda zuhur edeceği iddiaları, bu hadiste reddolunmaktadır; çünkü babasının ismi Abdullah değildi.
Demek Mehdi gelecektir.Ehli Sünnet vel Cemaatin ittifakıyla kıyametin büyük alametleri,hiç tevilsiz olarak olacaktır.
Mehdi Aleyhisselam zuhur edeceği zamanda birçok müslümanlar davetine icabet edeceklerdir. Zamanına yetişmiş olsak,kendisinin bizi asker edip etmeyeceğini düşünmeliyiz. Kendisi gelmeden önce deccaliye fikrine sapanların kısm-i azamisi ve kendisini bekleyen- lerden de birçoğu, Deccal'e tabi' olacaklar... Nitekim Muammer'in Camii'nde ve Beğavi'nin de Şerh-us-sünne ve Mesabih'te tahric ettikleri Ebi Said-il-Hudri'den gelen bir rivayette Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
"Ümmetimden başlarında taylasan bulunan yetmişbin kişi Deccale tabi' olacaklar."
Yine İmam Ahmed,Tirmizi,ibnu Mace ve Hakim'in de tahric ettiği Ebi Bekr Sıddık'tan gelen bir rivayette Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
"Deccal,meşrıkdaki bir yerden çıkar;oraya Horasan denilir.Bir kavim ona tabi' olacaktır;sanki yüzleri kılıflı kalkanlar gibi dövülmüştür."
Binaenaleyh Mehdi'nin ne zaman geleceğini araştırmaktan daha ziyade,Mehdi'nin gelişinden evvel kendisinin ordusuna sapasağlam asker olmaya hazır olmak gerekir. Kanaatimce zamanı çok yakındır.
Mehdi Aleyhisselam üç sıfatla tanınır; birincisi kemal-i ilim; ikincisi kemaliyle adaleti icra etmesi; üçüncüsü kemal-i servet, şöyle ki birisi onun yanına gelip bir şey istediğinde sayıyla vermez, avuçla verir.
Mehdi Aleyhisselam'ın zuhurundan önce görülecek alametler de şöyledir:
a- Fırat nehrinin açılmasıdır.
b- Ramazanın ilk gecesinde ayın,onbeşinci gecesinde güneşin tutulmasıdır ki,ondan önce bir ayda böyle görülmemiştir.
c- Aynı ramazanda ayın üçüncü bir kez tutulmasıdır.
d- Kıtlık ve kuraklığın şiddetlenmesidir.
e- Kuyruklu yıldızın çok parlak olarak şarkta görülmesidir.
f- Gökte şiddetli bir karanlık ve kırmızılığın çıkıp yayılmasıdır.
g- Her dille, Mehdi'nin gelişini ilan eden seslerdir. Birinci nida edilişinde,yer yüzünde yaşayan hiçbir kimse yoktur ki işitmesin.
h- Zilkade ayında harbin başlaması.
I- Zilhicce ayında hacıların soyulması da olacaktır.
Nitekim Şeyh-ul Ekber bu hususta birçok söz söylemiştir.Bu alametlerin hakkında birçok hadisler varid olmuştur.
Mehdi Aleyhisselam'ın alametleri şunlardır:
a- Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gömleği,kılıcı ve bayrağı yanındadır.Bayrağı üzerinde "Allah için biat " yazılıdır
b- Yukardan devamlı bir ses gelir: Bu Allah'ın halifesidir tabi' olun.
c- Karşısında kendine uzanmış biat eli vardır.
d- İşaret ettiği kuş eline konar.
e- Kendisine karşı gelen bir ordu, Medine ile Mekke arasında yere batar.
f- Gökten bir nida: Ey insanlar! Münafıkların, zalimlerin, tabii'lerinin sonu gelmiştir. Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ümmetliğinden başkasında hiçbir şeref yoktur. Haydi, Mekke'ye doğru!. Mehdi'nin ordusuna iltihak!.
g- Yer küresi içinden madenler,sütunlar gibi kendisine fışkırır.
h- Mekke'de defnedilmiş hazineyi açığa çıkartır; ve Allah yolunda bunları harcar.
I- Musa Aleyhisselam'ın zamanındaki Tabut-us-Sekine, Antakya'nın bir mağarasından çıkartılıp ulaştırılacaktır.
j- Kendisini gören birçok yahudiler dahi müslüman olacaktır.
k- Ve özellikle Horasan tarafından siyah bayraklarıyla yardımına bir ordu ve kavim koşacaktır.
Beyhaki,İ mam Ahmed ve Hakim'in de tahric ettkleri Sevban radıyallahu anh'tan gelen bir rivayette Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
"Sizler Horasan tarafından gelen siyah bayraklıları gördüğünüz zaman, derhal ona koşun. Çünkü muhakkak onların içinde Allah'ın halifesi (Muhammed bin Abdullah olan) Mehdi vardır."
Aliyy-ul-Kari diyor ki; "Siyahtan murad müslümanların çokluğu olması da muhtemeldir."
Bu dahi kıyametin alametlerinden biridir. Halife olduğu itibariyle büyük bir hükümdardır. Halife kelimesinin Lafzatullaha izafe edilmesinden anlaşılıyor ki, kamil bir insandır. Kendisine vahiy gelmez lakin tabi'leriyle birlikte şehvet ve alçaklıklardan tertemiz ve paktır. Bütün güzel ahlaka sahibtir. Nitekim Münavi de bu hadisin şerhinde böyle demiştir: Hayrete şayan ki Hafız Zehebi,bu hadisi münker; İbnu Cevzi de mevdu' görmüşlerdir. Hafız İbnu Hacer diyor ki: "İbnu Cevzi, bunda isabet etmemiştir, zira hadisin senedinde kizble töhmet altına alınacak bir kimse yoktur." Nitekim Heysümi de Zevaid'de: "Bu hadisin isnadı sahihtir; ricali sükattır." demiştir.
6-Hakim, İbnu Mace ve Tirmizi'nin de tahric ettikleri, Ebû Hureyre'den gelen bir rivayette Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
"Gerçekte Ye'cuc ve Me'cuc her günde güneşin ışığını görecekleri derecede (önlerindeki seddi) kazıyorlar. Başlarındaki olan: "Hadi dönün, yarın kazarsınız." Der. Allah Teala onu (seddi), öncesinden daha muhkemleştirir. Zamanlarına ulaştığı ve Allah da onları insanlar üzerine göndermeyi murad ettiği zamana kadar güneşi görecek derecede (tekrar) kazarlar. Başlarındaki: " Haydi dönün, Şüphesiz yarın kazacaksınız." der İnşallahu Teala diye istisna ederler. Bunun üzerine sedde geldiklerinde bıraktıkları gibi kalmıştır. Onu kazarlar ve insanlar üzerine çıkarlar. Suları içerler. İnsanlar onlardan kal'alarına sığınırlar. Ye'cuc ve Me'cuc oklarını semaya atarlar. Okların uçları şiddetli kırmızı kana bulandığı halde üzerlerine düşer. " Biz yer yüzündeki ahaliyi kahrettik, gök ehline yükseldik " derler. Derken Allah Teala neğaf adlı böceği kafalarına gönderir. (O böcek burunlarından beyinlerine çıkar. Ve) Bununla onları öldürür." Neğaf; koyun ve devenin burnundan beyinlarine çıkan bir böcektir.
Hasılı kıyamet insanların en şerlilerinin başında kopar.O zaman da yer yüzünde Allah Allah diyen kalmayacaktır. Bu hususta dahi birçok hadisler vardır. Nitekim Müslim'in de tahric ettiği Enes Radıyallahu Anh'tan gelen bir rivayette Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellam şöyle buyurdu:
"Yer yüzünde Allah Allah denilmeyinceye kadar kıyamet kopmaz."
İktibas: Dilara yayınları Ehli Sünnetin Nazarı
http://hak-dilaram.com/itikad/12-baz...evzular-2.html
|

04.12.2007, 10:31
|
|
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 6 üye:
|
|
|
Moderator
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 25.11.2007
Nerden: İzmir - Kahramanmaraş - Ş.Urfa :)
Mesajlar: 2.632
Yarışma Puanı: 1290
Teşekkür etti: 4.590
Teşekkür aldı: 2.364 konuda 7.316 kere
|
Hak-dilaram sağolasın... Teferruatlı bir yazı olmuş bilgilendik...
__________________
"Kalpler ancak Allah'ın zikri ile tatmin olur."
----------------------------------------
http://mesutizm.blogcu.com
|

04.12.2007, 20:41
|
|
mesutizm isimli üye'ye teşekkür edenler
|
|
|
Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: 21.09.2007
Nerden: Almanya
Mesajlar: 182
Yarışma Puanı: 360
Teşekkür etti: 876
Teşekkür aldı: 157 konuda 484 kere
|
"Beklenen Mehdi Hakkinda Tüm Islam Alimlerinin Görüsü"
Hazreti Mehdi Hakkındaki Rivayetler "Mütevatir"dir
"Mütevatir" ne demektir?
Mehdi hakkında rivayet edilen hadislerin mütevatir olduğu hemen hemen bütün İslam alimleri tarafından kabul edilen bir gerçektir. Ancak, öncelikle "mütevatir hadis"in ne anlama geldiğini açıklamak gerekir. "Giriş" bölümünde de kısaca tarif ettiğimiz gibi, hadis bilimcilerine göre bir haber birçok kişi tarafından rivayet edilmişse ve bu ravilerin bir araya gelip haber uydurmaları, durumları itibarıyle teknik olarak mümkün değilse buna "mütevatir" haber denilir. Mütevatir habere de "tevatür" adı verilir.
Bir kaynakta tevatür terimi şöyle tanımlanmaktadır:
"Tevatür", kelime anlamı olarak "kuvvetli haber, içinde yalan ihtimali olmayan ve bir cemaate dayanan kuvvetli haber" demektir. (Büyük Lugat-Tür-Dav, 3003)
Diğer çeşitli kaynaklarda da mütevatir kelimesinin anlamı şöyle açıklanmaktadır:
“Yalan üzerine birleşmeleri aklen mümkün görülmeyen toplulukların birbirinden ve ilk topluluğun direk Resulullah (SAV)'dan rivayet ettiği hadisi şeriftir. Yakin (hiç şüphe edilmeyecek) bir ifade eder. Artık bu hadis hakkında "Acaba bu hadis Resulullah (SAV) tarafından söylenmiş midir?" diye bir şüpheye imkan yoktur.” (Ömer Nasuhi Bilmen, "Muvazzah İlm-i Kelam", s. 53)
"MÜTEVATİR HABER": Duyularla hissedilen bir şey hakkında yalan üzere ittifak etmeleri aklen mümkün olmayan bir kalabalığın verdikleri bir haber olup bizzat (yakini) ilim ifade eder. Böyle bir haber kat'i olarak sahih olup akideye taalluk eden meselelerde onunla amel vaciptir. (Mahmud Ebu Reyye, "Muhammedi Sünnetin Aydınlatılması", s. 300)
"MÜTEVATİR HADİS": Yalan üzerinde birleşmeleri adeten mümkün olmayan raviler topluluğunun ("cemm-i ğafir"), her nesilde, kendileri gibi bir topluluktan alıp naklettiği, işitme veya görmeye ("mahsûsat") dayanan hadistir. Kesin bilgi ifade eder, amel vaciptir, reddi küfrü gerektirir, tetkik ve tenkid dışıdır.
Lafzen Mütevatir: Bütün rivayetlerinde lafızları aynı olan hadistir ki "yok denecek kadar" azdır. "Men kezebe aleyye..." misalidir. Kayıt konmadan "mütevatir hadis" denince "lafzen mütevatir" anlaşılır.
Manen Mütevatir: Aralarında ortak bir nokta bulunan değişik lafızlı hükümlerin, tevatür şartlarını taşıyan râvîlerce rivayet edilmesiyle ortaya çıkan "ortak manaya" denir. Mesela, 100 kadar değişik lafızlı hadisten çıkan bir mütevatir mana Resûlullah Aleyhissalatü ves`selâm`ın "ellerini kaldırarak dua ettiğidir." (İsmail Lütfi Çakan, "Hadis Usulü", İFAV, İstanbul 1993, s. 105-150)
|

05.12.2007, 04:31
|
|
Ebu-zer isimli üye'ye teşekkür edenler
|
|
|
Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: 21.09.2007
Nerden: Almanya
Mesajlar: 182
Yarışma Puanı: 360
Teşekkür etti: 876
Teşekkür aldı: 157 konuda 484 kere
|
"Beklenen Mehdi Hakkinda Tüm Islam Alimlerinin Görüsü"
Mehdiyet Hadislerinin Mütevatir Olduğuna
Dair Alimlerin İzahları
Bu konuyla ilgili çeşitli alimlerin görüşlerini aşağıda veriyoruz:
MUHAMMED B. RESUL BERZENCİ
Mehdi'nin varlığı ve ahir zamanda zuhur edeceği, Peygamber (S) ailesinden ve Fatıma (A) oğullarından oluşu, tevatür ölçüsüne ulaşan hadislerle açıklanmıştır ve bu hadisleri inkar etmenin hiçbir anlamı yoktur... Tevatür ölçüsünü aşan, doğru ve açık hadislerde, Mehdi'nin Fatıma soyundan olup, dünya sona ermeden zuhur edeceği, zulüm ve haksızlıkla dolmuş olan dünyaya, adalet ve hakkaniyet getireceği, onun zamanında İsa Mesih'in gökten ineceği ve onun önderliğinde namaz kılacağı kanıtlanmış bulunmaktadır. (Muhammed b. Resul Berzenci, "el-İşaetü li Eşrat'is-Saeti", s. 305)
ALAEDDİN ALİ B. HİŞAM MUTTAKİ HİNDİ
Allah'ın rahmeti sana olsun bil ki vaadedilen Mehdi'nin var oluşunda hiç kuşku yoktur. Üçyüz hadis ve eserle hatta daha fazlası ile bu kanıtlanmıştır. (Casim Mühelhil, "el-Burhan", c. 1, s. 339)
ABDULMUHSİN BİN HAMD EL-ABBAD
Her Müslüman'ın, Peygamber‘in verdiği gaybi haberlere özellikle de Mehdi ve Deccal'ın zuhur edeceğine dair bildirdiği ön haberlere inanması, tasdik etmesi vaciptir. Bu itibarla Mehdilik hakkındaki haberlerin çokluğu senetlerinin doğru oluşuna rağmen, onları tutarsız saymak mümkün değildir. Ancak bilgisizler, hak ile kavgalı olanlar veya onların senetlerini incelemekten aciz olanlar bu haberleri inkar ederler. Oysa o hadisleri doğrulamak Peygamber hazretlerine inanmanın bir parçasıdır. Çünkü onun sözlerini kabul etmek, ona inanmanın bir gereğidir. Ve Allah Kuran'da (Bakara Suresi, 2-4) müminleri övdüğü gaibe inanışın ta kendisidir. (Dr. Abdulmuhsin bin Hamd el-Abbad, "Mecellet'ül-Camiat-ül-İslamiyye", yıl 1, sayı 3, s. 624-627)
MUHAMMED NASREDDİN ALBANİ
Sözün özü şu ki, Mehdi'ye inanmak, peygamberden aktarılan tevatür hadislere dayalı köklü bir inançtır ve ona inanmak vaciptir. Çünkü Allah'ın buyruğunda (Bakara 2-4) takvalıların özelliklerinden olarak anlatılan gaibe inanmak inanışın bir parçasıdır. Cahillerden başkası bunu inkar etmez. Bu inanç kitap ve sünnette doğru kabul edilen inanışlar üzerine ölmeyi, Allah'tan diliyorum. (Muhammed Nasreddin Albani, "Mecellet'üt-Temeddün'il-İslami", sayı 22, s. 646)
ŞEMSEDDİN MUHAMMED BİN AHMED SEFAREYNİ
Kıyamet gününün en büyük alametlerinden birisi de hakkında tevatür derecesini aşacak derecede hadis bulunan bir kişinin zuhur edeceğidir. İmamların sonuncusudur. Hz. peygamberden sonra peygamber olmayacağı gibi ondan sonra da imam olmayacaktır. Bu imam Fatıma oğullarındandır.
Birçok hadis hafızları, Mehdi'nin Peygamber soyundan olduğunu kabul etmişlerdir, böyle mütevatır bir konuya sırt çevirmek yakışık almaz. Hak ehllinin inancına göre, Mehdi, İsa Mesih'ten ayrıdır. Mehdi, Mesih'ten önce zuhur edecektir. Bu konu Sünni bilginleri arasında onların inancından sayılacak kadar yaygınlık kazanmıştır. (Şemseddin Muhammed bin Ahmed Sefareyni, "Levaih'ül-Envar'ül-Behiyye", c. 2, s. 74, 76, 86)
EBU ABDULLAH MUHAMMED B. CAFER İDRİSİ KETANİ
...Mehdi hakkındaki hadisler o kadar çoktur ki, tevatür ölçüsüne ulaşmaktadır ve bunları reddetmek uygun olmaz... Eğer uzun olacağından endişe duymasam, bu konuda bildiğim hadislerin hepsini buraya kaydederim. (Ebu Abdullah Muhammed b. Cafer İdrisi Ketani, "Nezm'ül Mütenasir min ahadis'il-Mütevatır", s. 145 ve 146)
ŞEHABEDDİN AHMED B. MUHAMMED GUMARİ
...Mehdi'nin zuhur edeceğine inanmak vaciptir, ona inanmak Peygamber'in buyruğunu doğrulamak için gereklidir. Nitekim bu konu Ehl-i Sünnet inanç kitaplarında kaydedilmiş ve kanıtlanmıştır. (Şehabeddin Ahmed b. Muhammed Gumari, "İbraz'ül-Vehm'ül Meknun", s. 3 ve 4)
HASANEYN MUHAMMED MAHLUF EL-MISRİ
Müslümanlara sahih hadislere güvenerek Mehdi'nin ahir zamanda zuhur edeceğine tam olarak inanmalarını öğütlüyoruz. Çünkü bunun aksi sözleri söyleyenlerin ne diyanet bilgileri vardır ne de gerçekte bu hadislere inanırlar. (Hasaneyn Muhammed Mahluf el-Mısri, "Seyyid'ül Beşer Yetaheddesü An'il-Mehdiyyi-Müntazar", kitabın önsözü)
EB'UL-HASAN MUHAMMED B. HÜSEYİN ABURİ
Mehdi'nin zuhur edeceğine dair birçok raviden mütevatir hadisler nakledilmiştir. Bu hadisler Mehdi'nin Peygamber ehli beytinden olduğunu, yedi yıl hüküm sürüp dünyayı adaletle dolduracağını, Mesih'in de ortaya çıkıp Deccal'i öldürmesinde ona yardım edeceğini ve Mehdi namaz kıldırırken İsa'nın onun arkasında namaz kılacağını vurguluyor" (Şemseddin Muhammed Kurtibi, "Tezkire", s. 710)
EBU MUHAMMED HASAN B. ALİ EL-BERBEHARİ HANBELİ
...Ve Meryemoğlu İsa'nın gökten ineceğine, Deccal'i öldüreceğine ve Muhammed oğullarından Kaim'in arkasında namaz kılacağına inanmak... (Casim Mühelhil, "El-Burhan", c 1, s. 426)
SAİD HAVVA
Araştırmacılar ahir zamanda ehli beytten bir halifenin olacağı anlaşmazlık göstermemişlerdir. İttifakla kabul edilen bu lider herkes tarafından Mehdi diye bilinenden başkası değildir. Buna göre biz de geleceği bildirilen o özelliklerdeki halifeye inanıyor ve o zuhur ettiği zaman onun taraftarlarından olmaya niyetliyiz. Allah'tan bu niyetimizle bize yardımcı olmasını diliyoruz." (Prof. Said Havva, "El-Akaid'ül-İslamiyye", c. 2, s. 1021-1026)
MUHAMMED B. ALİ ŞEVKANİ
...Bunlar hiç kuşku yok ki mütevatir hadislerdir, peygamberin buyruğu hükmündedir. Çünkü bu konuda içtihat yapılamaz ve kişisel hükümler geçerli değildir... Buna göre Deccal ve Mesih hakkındaki rivayetler mütevatır olduğu gibi Mehdi hakkındakiler de mütevatirdir. (Muhib b. Salih el'Bureyni, "Ikd'üd'Dürer Fi Ahbaril'Muntazar", s. 14 ve 15)
ŞEYH HASAN ADVİ HAMZAVİ
Mehdi hakkındaki hadisler manevi tevatür ölçüsünü geçmiş, inkar edilmelerinin bir anlamı yoktur. ("Meşarik'ül-Envar", f. 2, s. 115)
M. SIDDIK B. HASAN KUNUCİ
Fatımaoğullarından olan Mehdi hakkındaki hadisler tevatür ölçüsünden çoktur. "Sünen", "Müsned" ve "Mu'cem" kitaplarında mevcuttur. (Kunuci, "el-İzaetü...", s. 94)
İBN TEYMİYE
Resulullah'dan, ahirzamanda çocuklarından ismi ismine, künyesi künyesine denk, yeryüzünü adaletle dolduracak birisinin çıkacağını haber veren Mehdi hadislerinin hepsi sahihdir. (İbn Teymiye, "Minhacü's-Sünne", c. IV, s. 291)
ZAHİDU'L-KEVSERİ
Mehdi, Deccal ve Mesih ile ilgili hadislerin tevatür derecesine ulaştığına dair rivayetlerde, hadis ilimleri hakkında bilgi sahibi bulunan kimselerce şüphe götüren bir nokta değildir. Gerçi bazı kelamcıların kıyamet alametlerine itikadın yani iman etmenin vacip olduğunu itiraf etmelerine rağmen bunlar bu konuya dair bazı hadisler hakkında şüphe uyandırmaktadırlar. Fakat bu onların hadis ilminde derinlemesine bir bilgiye sahip olmadıklarının neticesidir, başkası değil. (Muhammed Zahidul'l Kevseri, "Nazratun abire fi Mezaimi Men Yünkirü Nüzule İsa Kable'l Ahire", s. 49)
MUHAMMED B. HASAN EL-ESNEVİ
Muhammed b. Hasan El-Esnevi (Menakibiş-Şafii) eserinde der ki; Mehdi hususunda, Resulullah (SAV)'den nakl edilen haberler tevatür halini almıştır... O'nun, ehli beytinden olacağı haber verilmiştir... (Muhammed B. Resul Al - Hüseyni El Berzenci, "Kıyamet Alametleri", Pamuk Yanıları, Trc. Naim Erdoğan)
|

05.12.2007, 04:32
|
|
Ebu-zer isimli üye'ye teşekkür edenler
|
|
|
Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: 21.09.2007
Nerden: Almanya
Mesajlar: 182
Yarışma Puanı: 360
Teşekkür etti: 876
Teşekkür aldı: 157 konuda 484 kere
|
"Beklenen Mehdi Hakkinda Tüm Islam Alimlerinin Görüsü"
Ehl-i Sünnet İtikadına Göre
Mütevatir Hadislere İnanmanın Gerekliliği
Mütevatir hadislere inanmanın gerekliliğini, mütevatir haberlerin dindeki önemini pek çok İslam alimi yazdıkları eserlerde vurgulamışlardır. Aşağıda çeşitli İslam alimlerinin bu konudaki görüşlerinden örnekleri veriyoruz:
ŞEHABETTİN İBN-İ HACER ASKELANİ
"Tevatür isnad ilminin konularından değildir. Çünkü isnad ilmi bir hadisin doğru olup olmadığını ravilerin kişiliğini ve vasıflarını iceleyerek ortaya koyar. Halbuki mütevatir bir haberin ricali (ravileri) incelemeye alınmaz, mütevatir hadise hiçbir sorgu yapılmadan amel etmek vaciptir." (Dr. Subhi Salih, "Ulum'il-Hadis", s. 151 ve 152)
MUHAMMED CEMALEDDİN EL-KASİMİ EL-DIMIŞKİ
"Bil ki doğrulukları ilmen isbat edilmiş bir zümre insanın rivayet ettiği hadis "Mütevatir"dir. Yani, bu kişilerin, tüm rivayet sınıflarında yalancılıkta elbirliği etmeleri ihtimali bulunmaz... Ravileri hakkında hiçbir münakaşaya girilmeden bu hadislere uyulması vaciptir." (Muhammed Cemaleddin el-Kasimi el-Dımışki, "Kavaid'üt-Tahdis, min Fununi Mustah'il-Hadis", s. 151)
NUREDDİN ATER
"Sahih veya Hasen hadislerin ravilerinde aranan adalet doğruluk gibi şartlar "mütevatir" hadis ravilerinde aranmaz. Çünkü bu hadisleri rivayet edenlerin sayısı o kadar çoktur ki, aklen bir araya gelip hadis uydurmaları mümkün olmaz. Bu nedenle hadis bilimcileri mütevatir hadisleri inceleme konusu yapmazlar. Onlara göre sadece bir hadisin doğruluğu veya geçerliliği inceleme konusu olur. Oysa mütevatir hadisin böyle bir şeye ihtiyacı yoktur... Bu ravilerinin yakin elde edilecek kadar çok oluşundandır. Bu da doğal ve zaruri bir olaydır. (Nureddin Ater, "Menhac'ün-Nakd fi Ulum'il-Hadis", s. 405)
EBU ABDULLAH MUHAMMED B. CAFER İDRİSİ KETANİ
"Tüm ravileri, başında, ortasında ve sonunda normalde yalancılıkta elbirliği etmeleri mümkün olmayacak kadar çok olan haber "mütevatir"dir... Hadis bilimcileri mütevatir rivayet ravilerinin adil olmasını hatta Müslüman olmalarını bile şart koşmuyorlar... Baliğ, adil ve Müslüman sayılmaları, aynı şekilde yaşıyor olmaları gerekmiyor. Kafir, fasık, buluğa ermemiş olmaları caizdir. Herhangi bir özel sıfat taşımaları da şart koşulmamıştır." (Ebu Abdullah Muhammed b. Cafer İdrisi Ketani, "Nezm'ül-Mütenasir min ahadis'il-Mütevatır", s. 5-6-9)
EBU'S-SADAT MUHAMMED B. MUHAMMED EBU ŞOHBE
"Mütevatir haberlerde ravinini adil ve hatta Müslüman olması şart değildir. Çünkü mütevatirin kabul edilirlik gerekçesi anlatanların çok oluşudur. Nitekim bir şehir halkı bir olayın gerçekleştiğini haber verirlerse, sözleriyle kesin bilgi elde edilir." (Dr. Ebu's-Sadat Muhammed b. Muhammed Ebu Şohbe, "el-Vesit fi Ulumi ve Mustalah'il-Hadis", s. 190)
EN-NEVEVİ
"Haber iki kısımdır: Mütevatir ve Ahad... Mütevatir haber, yalan üzere ittifak etmeleri mümkün olmayan bir kalabalığın yine kendisi gibi bir kalabalıktan naklettiği haber olup iki taraf (birinci tabaka ve ikinci tabaka) ve ortadakiler (bu ikisinin arasındakiler) eşittir. Bu kalabalık zanni olmayıp duyularla idrak edilen birşeyi haber verirler ve bu haber vermeyle yakini ilim hasıl olur. Muhakkiklerin genelinin da muvafık olduğu üzere tercih edilen görüş, tevatürün belli bir sayıyla sınırlandırılamayacağıdır." (El-Cezairi, "Tevcihu'n-Nazar", s. 33)
|

05.12.2007, 04:34
|
|
Ebu-zer isimli üye'ye teşekkür edenler
|
|
|
Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: 21.09.2007
Nerden: Almanya
Mesajlar: 182
Yarışma Puanı: 360
Teşekkür etti: 876
Teşekkür aldı: 157 konuda 484 kere
|
"Beklenen Mehdi Hakkinda Tüm Islam Alimlerinin Görüsü"
Mütevatir Rivayetleri Reddetmenin
İnkar Olduğuna Hükmeden Ehl-i Sünnet Alimleri
Buraya kadar bazı örneklerini aktardığımız ehl-i sünnet alimlerinin izahlarından, ahir zamanda Peygamber Efendimiz'in soyundan Mehdi adında mübarek bir zatın çıkacağına dair rivayetlerin mütevatir olduklarını gördük. Asılsız ve yalan olması akıl ve mantık açısından mümkün olmayan bu rivayetlere inanmanın gerekliliğini inceledik.
Durum böyleyken bazı İslam alimleri de, kesinlik arzetmelerinden dolayı, mütevatir hadisleri inkar etmenin doğrudan Hazreti Peygamber'i inkar etmek anlamına geleceğini belirterek, bunun da küfür olduğu şeklinde çok daha keskin bir hükme varmışlardır. Bu alimlerden bazılarının izahları şöyledir:
CELALEDDİN SUYUTİ
Biliniz ki: Her kim ister sözüyle, ister davranışı ile -fıkıhta belirtildiği üzere- (mütevatir hadisleri) inkar edip hüccet bilmezse kafir olur, İslam dairesinden çıkar; Yahudilerle, Hristiyanlarla ve Allah'ın dilediği grupla haşredileceklerdir. (Abdulgani Abdulhak, "Hücciyet'üs Sünnet", s. 270, Miftah'ül Cennet'ten naklen)
EBU'L-FAZL ABDULLAH B. MUHAMMED EL-İDRİSİ
"...Çünkü, alimlerin aldığı karar gereğince her kim, Peygamber'den nakledilen hadisleri mütevatir olduğu kanıtlandıktan sonra, reddine dair kabul edilebilir bir gerekçe göstermeden inkar ederse kafir olur. (Ebu'l-Fazl Abdullah b. Muhammed el-İdrisi, "El-Mehdi-ül Muntazar", s. 94, 95)
MUHAMMED EL-MEKKİ
Güvenilir ravilerin aktardıkları hadislerde Peygamber Mehdi'nin ahir zamanda zuhur edeceğini müjdelemiş, onun sıfatlarını ve zuhurunun belirtilerini açıklamıştır... Resulullah her kim vaadedilen Mehdi'yi inkar eder yalan sayarsa kafir olur denmiştir. (Alaaddin Ali b. Hişam Muttaki Hindi, "El-Burhan fi Alamati Mehdiyyi Ahirzaman", c. 2, s. 865-876)
Aşağıdaki iki hadis de bu alimlerin vardıkları hükmü doğrular niteliktedir:
"Mehdi'nin çıkışını inkar eden,
Muhammed'e indirileni inkar etmiştir..."
"...Mehdi'yi inkar eden şüphesiz kâfirdir."
Bu hadisleri nakleden Ehl-i Sünnet kaynakları sırasıyla şunlardır:
1- "Fevaid-ul Ahbar", Ebu Bekir Ahmed b. Muhammed İskafi (ölm: H. 260)
2- "Cem'ul Ahadis-il Varide fi-l Mehdi", Hafız Ebu Bekir b. Hayseme, (ölm: H. 279)
3- "Maani-l Ahbar", Ebu-l Bekir Muhammed b. İbrahim Kelabazi Buhari (ölm: 380)
4- "Ravd-ul Enf ve Şerh-us Sire", Ebu Kasım Abdurrahman Süheyli (ölm: 581), c. 2, s. 431. (Malik b. Enes Muhammed b. Münkedir'den, o da Cabir'den rivayet etmiştir)
5- "İkd-ud Durer fi Ahbar-il Mehdi-il Muntazar", Yusuf b. Yahya Makdisi eş-Şafii (ölm: 685), s. 157. "Fevaid-ul Ahbar", İskafi ve "Şerhu-s Sire", Ebu-l Kasım Süheyli'den naklen.
6- "Feraid-us Simtayn", Şeyh İbrahim b. Muhammed Hamvini (ölm: 730), c. 2, s. 337, No. 585, "Maani-l Ahbar" Ebu Bekir Muhammed b. İbrahim'den naklen.
7- "Lisan-ul Mizan", İbn-i Hacer Askalani (ölm: 852), c. 4, s. 147, Mısır Baskısı; s. 130, Haydarabad Baskısı, "Maan-il Ahbar"dan naklen.
8- "el-Orfu-l Verdi Fi Ahbari-l Mehdi", Celaleddin Suyuti (ölm: 911), s. 161, "Fevaid-ul Ahbar"dan naklen.
9- "el-Kavl-ul Muhtasar fi Alamât-il Mehdi-il Muntazar", İbn-i Hacer eş-Şafii el-Mekki (ölm: 974) s. 56, Şam, Zahiriye Kütüphanesindeki el yazmasından alınan kopya, Kum'daki Ayetullah Mar'aşi kütüphanesinde mevcuttur, (Fevaid-ul Ahbar ve Şerh-us Sire'dan naklen...)
10- "el-Fetave-l Hadise", İbn-i Hacer-i Mekki s. 37.
11- "el-Burhan Fi Alâmât-i Mehdi-i Ahir-iz Zaman", Muttaki Hindi (ölm: 975).
12- "Levaih-ul Envar-il ilahiye...", Şeyh Muhammed b. Ahmet Sefarini el-Hanbeli (ölm: 1188), c. 2, Hz. Mehdi konulu "el-Faidet-ul Hamise" adlı bölümü; Hafiz İskafi'den naklen. (Adı geçen kaynakta ravi Cabir b. Abdullah'ın güvenirliği konusunda övgüyle söz edilmiştir.)
13- "Yenâbi-ul Mevedde", Süleyman b. İbrahim Kunduzi (ölm: 1294), 78. Babın başları, Cabir b. Abdullah Ensari'den naklen.
14- "el-İzae Li Ma Kâne ve Mâ Yekunu Beyne Yedey-is Sa'eh", Seyyid Muhammed Sıddık Kanuci Buhari (ölm: 1307) s. 137, "Cem-ul Ahadis-il Varide Fi-l Mehdi" İbn-i Hayseme ve "Fevaid-ul Ahbar" İskafi'den naklen.
15- "El-Mehdiyyu'l Muntazar", Ebulfazl Abdullah b. Muhammed Sıddık (ölm: 1308), s. 94 "Fevaid-ul Ahbar"'dan naklen.
|

05.12.2007, 04:34
|
|
Ebu-zer isimli üye'ye teşekkür edenler
|
|
|
Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: 21.09.2007
Nerden: Almanya
Mesajlar: 182
Yarışma Puanı: 360
Teşekkür etti: 876
Teşekkür aldı: 157 konuda 484 kere
|
"Beklenen Mehdi Hakkinda Tüm Islam Alimlerinin Görüsü"
Mehdiyet Hakkında Verilen Bazı Fetva Örnekleri
Bir önceki bölümde görüldüğü gibi, Mehdilik konusuyla ilgili hadisler tevatür derecesinde olup, hiçbir şüpheye yer bırakmadan bu konuya inanmanın gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu konuyla ilgili dünyada fetva makamı olarak kabul edilen, büyük İslam alimleri tarafından oluşturulan, "Rabitat'ül-Alem'il-İslami" dairesinin, Şeyh Muhammed Muntasır el-Ketani başkanlığındaki İslami Fıkıh Kurulu tarafından verilmiş ve Şeyh Muhammed el-Kazzaz'ın imzasını taşıyan 23 Şevval 1396 (17. 10. 1976) tarihli fetvası şu şekildedir:
"...Çok sayıda sahabe peygamberden Mehdi hakkında hadis rivayet etmişlerdir. Örneğin Osman b. Affan, Ali b. Ebu Talib, Ümmü Seleme gibi yirmisini ben biliyorum ve onlardan başka daha birçok rivayet nakletmiştir. Ayrıca Peygamber sözü hükmünde olan sahabenin buyruğuda vardır. Bu konuda içtihat edilemez ve aksi görüş belirtilemez. Bu konudaki nebevi hadisler Süneni Ebu Davud, Tirmizi, İbn-i Mace ve İbni Asakir'in Tarih'i Dımışki ve diğer kitaplarda kayda geçmiştir.
Mehdi konusunda özel kitaplar da yazılmıştır: "Ahbar'ül-Mehdi", "Ebu Nuaym Kitabı", "el-Vehm'ül-Meknun" ve diğerleri gibi... Önceki ve bugünkü büyükler Mehdi hakkındaki hadislerin tevatür olduğuna tekit etmişlerdir: es-Sehavi "Feth'ül-Mugıys'da; İbni Teymiyye "Fetava"da ve Eb'ul-Abbas Mağrıbi "el-Vehm'ül-Meknun"da belirttikleri gibi...
Hafızlar ve muhaddisler, Mehdi hakkındaki hadislerin tevatür olduğuna yakin etmişlerdir. Sonuç olarak Mehdi'nin zuhur edeceğine inanmak vaciptir. Ehl-i sünnet ve cemaat inançlarından sayılmaktadır. Sünnetten habersiz olan ve bidat koyuculardan başka hiçbir Müslüman bu inancı inkar etmez." (Muhammed Mehdi el-Horasan, "el-Beyan fi Ahbar-ı Sahibüzzaman Mukaddimesi", s. 76-79)
Aynı şekilde, dünya çapında İslami konularda söz sahibi olan "İlim ve Fetva Konuları Daimi Kurultayı"nın, Şeyh Abdülaziz b. Baz, Şeyh Abdürrezzak Afişi, Şeyh Abdullah b. Suud ve Şeyh Abdullah b. Gadyan'ın da aralarında bulunduğu alimler tarafından verilen 2844 sayılı Mehdilik hakkındaki fetva şöyledir:
"Mehdi'nin zuhur edeceğini kanıtlayan rivayetler çoktur, hadis öncüleri birçok senetle bunları rivayet etmişlerdir. Ebu'l-Hasan el-Aburi, Allame Sefareyni ve Allame Şevkani gibi otoriteler bu hadislerin manevi tevatür olduğunu söylemişlerdir. Yüce Peygamber'in buyruklarında belirtilerini açıkladığı kişiden başkasını Mehdi olarak kabul etmek caiz değildir."
|

05.12.2007, 04:35
|
|
Ebu-zer isimli üye'ye teşekkür edenler
|
|
|
Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: 21.09.2007
Nerden: Almanya
Mesajlar: 182
Yarışma Puanı: 360
Teşekkür etti: 876
Teşekkür aldı: 157 konuda 484 kere
|
"Beklenen Mehdi Hakkinda Tüm Islam Alimlerinin Görüsü"
Kütübü Sitte'de Yer Alan Mehdilik
Hakkındaki Bazı Hadisler
Bu bölümde, tarih boyunca çeşitli dönemlerde yaşamış İslam alimlerinin Mehdiyet hakkındaki görüşleri ve eserlerinde bu konuda aktardıkları rivayetlerden bir bölümü aktarılmaktadır.
Bilindiği gibi Kütüb-ü Sitte (Altı Kitap), altı meşhur hadis kitabından oluşan hadis külliyatının tümüne verilen addır. Bu altı kitapta Peygamber Efendimiz'den rivayet edilen hadislerin doğru oldukları konusunda bütün ehl-i sünnet alimleri tarafından tasdik edilmiştir.
Bu nedenledir ki Kütüb-ü Sitte ehl-i sünnet itikadına göre dinde Kuran'dan sonra gelen en önemli ikinci kaynaktır. Öyle ki alimler Kütüb-ü Sitte'nin güvenilirliğine binaen, bu külliyatta yer alan hadisleri inkar etmeyi Resulullah'ı inkar etmekle eş tutmuşlardır. Kütüb-ü Sitte'de Mehdiyet hakkında pek çok hadis rivayet edilmiştir. Yalnızca Kütüb-ü Sitte'de yer alması dahi Mehdiyet konusunun doğruluğu şüphe götürmeyen bir gerçek olduğunu ortaya koymaya yeterlidir.
Kütüb-ü Sitte'deki Mehdiyet ve ahir zamanla ilgili hadislerden bazı örnekleri aşağıda aktarıyoruz:
|

05.12.2007, 04:36
|
|
Ebu-zer isimli üye'ye teşekkür edenler
|
|
|
Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: 21.09.2007
Nerden: Almanya
Mesajlar: 182
Yarışma Puanı: 360
Teşekkür etti: 876
Teşekkür aldı: 157 konuda 484 kere
|
"Beklenen Mehdi Hakkinda Tüm Islam Alimlerinin Görüsü"
SAHİH-İ BUHARİ
İmam Muhammed bin İsmail Buhari (810-870)'nin sahih hadis kitabıdır. Kütüb-ü Sitte'nin en önemli kitabıdır. Ehl-i Sünnet alimleri Sahih-i Buhari'yi Kuran-ı Kerim'den sonra İslam dininde en temel ikinci kitap olarak kabul etmektedirler. İçinde 7275 hadis vardır. İmam-ı Buhari bu sahih hadisleri yaklaşık 600 bin hadis-i şerif arasından seçmiş ve Sahih-i Buhari'yi onaltı senede yazmıştır.
Ebu Hureyre (RA)den rivayete göre Resulullah (SAV): "İbni Meryem gökten sizin yanınıza indiği zaman devlet reisiniz kendinizden, namazda imamınız olduğu (İsa da imamınıza iktida ettiği) halde bakalım nasıl olursunuz?" buyurmuştur. (Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi ve Şerhi, Hadis No: 1406, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 1986, c. 9, s. 182)
Yine Ebu Hureyre (RA)den Resulullah (SAV) şöyle buyurdu dediği rivayet edilmiştir:
Hayatım yed inde olan Allah'a yemin ederim ki, muhakkak yakında İbn-i Meryem, Muhammed ümmeti arasında (Muhammedi) bir hakim-i adil olarak (gökten yere) inecektir. (O) salibi (Nasarayı) kıracak, hınzır katl edecek, (zımmilerden) cizyeyi kaldıracak, mal çoğalacak hatta kimse mal kabul etmez olacak. (Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi ve Şerhi, Hadis No: 1018, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 1986, c. 6, s. 532)
SAHİH-İ MÜSLİM
Ebul-Hüseyn Müslim bin Haccac Kuşeyri (821-874)'nin sahih hadis kitabıdır. İmam Müslim, hadis alimlerinin en meşhurlarındandır. Hadislerini 300 bin hadis içinden seçmiştir. Sahih-i Müslim, Sahih-i Buhari'den sonraki en temel hadis kitabıdır. Bu iki temel kitap "Sahihayn" olarak adlandırılır.
242- (155)..........: Ebu Hureyre (RA) şöyle demiştir: Resulullah (SAV) buyurdu ki: "Hayatım yed'inde olan Allah'a yemin ederim ki, Meryem oğlu (İsa Aleyhisselam)'ın adil bir hakim olarak sizin içinize inmesi muhakkak yakındır. O, salibi (haçı) kıracak, domuzu ödürecek, cizyeyi kaldıracaktır. (O zaman) mal o kadar çoğalıp taşacak ki, hiç kimse mal kabul etmez olacaktır. (Sahih-i Müslim ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, İrfan Yayınevi, İstanbul 1972, c. 1, s. 206)
243- ..........: Ebu Hureyre (RA) dedi ki: Resulullah (SAV) şöyle buyurdu: "Allah' a yemin ediyorum, Meryem oğlu, adil bir hakim olarak muhakkak inecek, haçı muhakkak kıracak, domuzu muhakkak öldürecek, cizye vergisini muhakkak kaldıracaktır. (O zaman) genç dişi develer muhakkak terkolunacak, onlara rağbet edilmeyecek, bütün düşmanlıklar, buğzlaşmalar ve hasedleşmeler muhakkak zail olup gidecektir. O, muhakkak mala çağıracak (yahut insanlar mala çağrılacaklar) fakat malı hiçbir kimse kabul etmeyecektir." (Sahih-i Müslim ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, İrfan Yayınevi, İstanbul 1967, c. 1, s. 207)
244- ..........: Ebu Hureyre (RA) dedi ki: Resulullah (SAV): "İmamınız (devlet reisiniz) kendinizden olduğu halde Meryem oğlu (İsa aleyhisselam) içinize indiği (imamınıza iktida ettiği) zaman acaba nasıl olursunuz?" buyurdu. (Sahih-i Müslim ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, İrfan Yayınevi, İstanbul 1972, c.1, s. 208)
245- ..........: Ebu Hureyre (RA) şöyle demiştir:
Resulullah (SAV): "Meryem oğlu (İsa aleyhisselam) içinize indiği ve size iktida ettiği zaman sizler nasıl olacaksınız?" buyurdu. (Sahih-i Müslim ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, İrfan Yayınevi, İstanbul 1972, c .1, s. 208)
246- ..........: Ebu Hureyre (RA) den: Resulullah (SAV): "Meryem oğlu (İsa aleyhisselam) içinize indiği ve sizden (birini) imam yaptığı zaman haliniz nasıl olacaktır?" buyurdu. (Sahih-i Müslim ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, İrfan Yayınevi, İstanbul 1972, c. 1, s. 208)
247- (156)..........: Cabiru'bnu Abdillah (RA) şöyle demiştir:
Peygamber (SAV) den işittim, buyuruyordu ki: "Ümmetimden bir taife kıyamet gününe kadar hak üzerinde mukatele ederek muzaffer olmakta devam edecektir."
Nihayet Meryem oğlu İsa iner ve Müslümanların emiri ona: Gel, bize namaz kıldır, der. Bunun üzerine İsa: Hayır, Allah'ın bu ümmete bir ikramı olarak sizin bir kısmınız diğer bir kısım üzerine emirlersizin, der". (Sahih-i Müslim ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, İrfan Yayınevi, İstanbul 1972, c. 1, s. 209)
|

05.12.2007, 04:37
|
|
Ebu-zer isimli üye'ye teşekkür edenler
|
|
 |
|
Yetkileriniz
|
Es ist Ihnen nicht erlaubt, neue Themen zu verfassen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, auf Beiträge zu antworten.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Anhänge hochzuladen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Ihre Beiträge zu bearbeiten.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
|