Ey iman edenler!Cuma gunu namaz icin cagrildiginizda her turlu dunyevi alisverisi birakip Allah'i anmaya yani hutbeyi dinleyip namazi kilmaya kosun.Eger bilirseniz bu sizin icin daha hayirlidir.
Cuma-9
Cuma gününde öyle bir an vardır ki, günah veya akrabalarla ilişkiyi kesme konularında olmamak şartıyla kul Allahü teâlâdan bir şey isterse Allahü teâlâ mutlaka onu verir.
Buhari
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 71 (14 Kayıtlı ve 57 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
Üye Albümlerinden
Üye albümlerinden en son eklenen resimler:
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
Zaman zaman okuduğum kitaplardan not ettiklerimi aktarmaya çalışacağım inşaallah. İktibaslarda konu bütünlüğü yoktur.
Şihabüddin Sühreverdi k.s:
Bir şahsın toprağı onun defnedileceği yerdendir.O zaman Rasulullah efendimizin defnedileceği yer de Mekke olması icap ederdi.(Çünkü; İbn-i Abbas r.a; buyurmuştur ki, ‘ Rasulullah efendimizin yaratılış toprağı Mekke’nin bulunduğu yerin göbeğindendir.) Asıl toprağı ordandır.Fakat denildi ki; Nuh a.s zamanındaki tufanda su kaynayıp dalgalanınca köpüğünü dört bir yana saçtı.İşte o zaman Rasulullah s.a.v ‘in asıl cevheri Medine’deki türbesinin hizasına düştü.Rasulullah s.a.v Mekke ve Medine’ye aitti.Türbesi Medine’de iken muhabbeti Mekke’ye idi.” Ş Sühreverdi, a.g.e. s. 26
Abdurrahman-i Taği k.s:
“ Tarikat insanlar arasında dolaşır, şeriata bağlı olanın da olmayanın da kalbine girer.Fakat bir süre sonra, şeriata bağlı olanda kalırken, şeriata bağlı olmayandan çıkıverir.” İşaretler, s. 121
Cüneyd-i Bağdadi k.s:
“Müridi Hakk yolundan gerileten, ona perde olan ve gidişatına perde olan şeylerin en çoğu başlangıç halinin bozukluğundan kaynaklanmaktadır.” Şihabüddin Sühreverdi, Avarifü’l Mearif, s.499
Konu sanevi tarafından (20.02.2008 Saat 10:06 ) değiştirilmiştir..
İbn-i Abbas r.a; buyurmuştur ki, ‘ Rasulullah efendimizin yaratılış toprağı Mekke’nin bulunduğu yerin göbeğindendir
Bazı alimler de der ki, İbn-i Abbas’ın r.a. sözü gösterir ki, yeryüzünden Allah Teala’ya ilk cevap veren Muhammed s.a.v efendimizin temiz zerreleridir. Çünkü, yeryüzü Kabe’nin bulunduğu yerden başlayarak yayılmıştır. Böylece efendimiz s.a.v kainatın oluşumunda temel olmuştur.Kainatta onun peşinden yaratılmıştır.Bu duruma efendimizin s.a.v’in “Adem daha su ile çamur arasında henüz yaratılmamışken ben nebi idim” sözü işaret etmektedir.
''başlangıç halinin bozukluğu''
Her şeyden önce kulun Allah Teala ile arasındaki itikadı düzeltmesi gerektir.Her ibadetin ve o ibadetin gerektirdiği zahiri ve batıni ahvalin ihlas üzere olması zaruridir.Manevi eğitim yolu olan Tasavvuf’a adım atan müridin de bu gereklerden sonra dikkat etmesi gereken husus niyetini Allah Teala için yapıp, sadakat ve samimiyet üzere olmasıdır.Ancak bu şekilde seyr-i sülukunu sağlam temeller üzerine atabilir..Niyeti bundan uzak olanın nihayeti de başlangıcındaki gibi bozuk olacaktır.
Başlangıç halinin bozukluğuna delalet eden başka sebepler de vardır lakin işin esası niyettir.Sufiler bu hususa dair Nisa suresinin 100. ayet-i kerimesini ve şu hadis-i şerifi delil olarak görürler.” Muhakkak ki bütün ameller niyetlere göre değerlenir ve karşılık görür. Herkese niyet ettiği şey verilir.Kim hicretini Allah ve Rasulü için yapmışsa , onun hicreti Allah ve Rasulu için olmuştur.Kim de hicretini elde edeceği bir dünyalık ve nikahına alacağı bir kadın için yapmışsa onun hicreti de niyet ettiği bu şeylere olmuştur.”
Fudayl bin Süheyl r.a.
“Yazının güzelliği, ifadenin üstünlüğü kişinin mutluluğundandır.”
Bir şahsın toprağı onun defnedileceği yerdendir.O zaman Rasulullah efendimizin defnedileceği yer de Mekke olması icap ederdi.(Çünkü; İbn-i Abbas r.a; buyurmuştur ki, ‘ Rasulullah efendimizin yaratılış toprağı Mekke’nin bulunduğu yerin göbeğindendir.) Asıl toprağı ordandır.Fakat denildi ki; Nuh a.s zamanındaki tufanda su kaynayıp dalgalanınca köpüğünü dört bir yana saçtı.İşte o zaman Rasulullah s.a.v ‘in asıl cevheri Medine’deki türbesinin hizasına düştü.Rasulullah s.a.v Mekke ve Medine’ye aitti.Türbesi Medine’de iken muhabbeti Mekke’ye idi.” Ş Sühreverdi, a.g.e. s. 26
Bunların kaynağını da yazabilir misiniz ? Adı geçen eser demişsiniz ama o eser hangisi ?
Bu sözleri İmam Sühreverdinin söylediği kesin mi acaba ? Nuh a.s zamanındaki tufanda ne olduğu hakkında kesin bilgileri olması ve başka birilerinden bu bilgileri duymamış olmamız bana garip geldi.
Ben duymadıysam yoktur demiyorum. Kaynağı belirtilirse inşallah bir bakarım diyorum.
Saygılarımla...
__________________
Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Bunların kaynağını da yazabilir misiniz ? Adı geçen eser demişsiniz ama o eser hangisi ?
Özür, not aldığım bölümler arasında eserin adını , kendi notlarımda ilk alıntıda belirttiğim için buraya aktarımım da a.g.e şeklinde oldu. Hata bizimdir..
Eserin tam künyesi şöyledir. Şihabüddin Sühreverdi, Avarifü’l Mearif (Marifet İhsanları), Umran Yay.1. Baskı, İstanbul 1988
Bu sözleri İmam Sühreverdinin söylediği kesin mi acaba ?
-Konu ile ilgili görüş bildiren âlimlerin sözlerini aktarır ( İbn-i Abbas r.a; buyurmuştur ki, ‘ Rasulullah efendimizin yaratılış toprağı Mekke’nin bulunduğu yerin göbeğindendir”)
-Varsa sözü söyleyen alimin sözüne dair atıfları belirtir.
(Bazı alimler de der ki, İbn-i Abbas’ın r.a. sözü gösterir ki, yeryüzünden Allah Teala’ya ilk cevap veren Muhammed s.a.v efendimizin temiz zerreleridir. Çünkü, yeryüzü Kabe’nin bulunduğu yerden başlayarak yayılmıştır. Böylece efendimiz s.a.v kâinatın oluşumunda temel olmuştur. Kâinatta onun peşinden yaratılmıştır.” )
-Bütün bu konu akışı içinde aralarda kendi düşüncesini de belirtir.
(Bir şahsın toprağı onun defnedileceği yerdendir. O zaman Rasulullah efendimizin defnedileceği yer de Mekke olması icap ederdi. Çünkü asıl toprağı ordandır).
Nuh a.s zamanındaki tufanda ne olduğu hakkında kesin bilgileri olması ve başka birilerinden bu bilgileri duymamış olmamız bana garip geldi.
“Fakat denildi ki; Nuh a.s zamanındaki tufanda su kaynayıp dalgalanınca köpüğünü dört bir yana saçtı. İşte o zaman Rasulullah s.a.v ‘in asıl cevheri Medine’deki türbesinin hizasına düştü. Rasulullah s.a.v Mekke ve Medine’ye aitti. Türbesi Medine’de iken muhabbeti Mekke’ye idi.”
Rasulullah’ın zerreleri (Rasulullah s.a.v ‘in asıl cevheri) konusunda Araf suresi 172. ayeti delil kabul edilmektedir.
“ Ey Rasulu Kibriya hatırla o vakti ki, Rabbin, Ademoğullarından sulblerinden zürriyetlerini aldı, vücuda çıkardı.Onları kendilerine karşı şahit yaparak, Ben sizin Rabbiniz değil miyim?, dedi. Onlar da, Evet sen bizim Rabbimizsin, dediler.”
kesin bilgileri olması
Tevafuk ki, bölüm başlığı “Sufilerin İlimlerinin Kaynağı”
-Konu ile ilgili görüş bildiren âlimlerin sözlerini aktarır ( İbn-i Abbas r.a; buyurmuştur ki, ‘ Rasulullah efendimizin yaratılış toprağı Mekke’nin bulunduğu yerin göbeğindendir”)
Diğer Ehli Sünnet Alimlerinin üslubu gibi yani
AKlın yolu birdir Efendim. Bu tesbit çok yerinde oldu. Din ilimleri nakli esas alır...
Fazl b. Ziyad şöyle der:Ebu Abdullah’a , Ahmed b. Hanbel’e niyet bahsini açtım ve;
- Niyet nasıl olmalıdır?, diye sordum.
Dedi ki;
-İnsan nefsindeki kötülükleri tedavi eder, bir amel işleyeceği zaman insanların beğenisini kazanma arzusu gütmez..
İbn Receb el- Hanbeli, Hadislerle İlim ve Hikmet (Camiu’l Ulûm ve’l Hikem), C. 1, Semerkand Yay.,İstanbul 2006, s.41-42
Akıl şu dört anlama gelir;
1- İnsanla hayvanları ayıran niteliktir. İnsan onunla; teorik bilgileri almaya, karmaşık ve düşünme gerektiren sanatları öğrenmeye hazırlanır. Ahmed b. Hanbel’in “Akıl fıtrattır.” Sözüyle kastettiği budur. O, adeta kalbe yansıtılan bir nurdur ve insanoğlu onunla eşyayı idrak etmeye hazır hale gelir.
2- İnsan tabiatına yerleştirilen ve mümkün olanla olmayanı bildiren ilimdir.
3-Tecrübelerden istifadeyle elde edilen ve akıl diye adlandırılan ilimdir.
4-Fani zevklere –lezzetlere davet eden şehvet duygusunu bastırdığımız fıtri gücün zirvesidir.
Fazl b. Ziyad, Ahmed b. Hanbel’den aklın yerinin dimağ- beyin- olduğunu nakletmiştir.Ebu Hanife de aynı görüştedir.Bizim mezhebimizden bir grupsa aklın kalbde bulunduğunu söylemiştir.; ki bu aynı zamanda İmam Şafii’nin de görüşüdür.Bunlar kalbin akıl anlamında kullanıldığı; “Şayet yeryüzünde dolaşsalardı düşünecek- akledecek- kalbleri olurdu.”(Hacc 46), “Şüphesiz ki bunda kalbi-aklı- olanlar için bir öğüt vardır.” (Kaf 37) ayetlerini delil getirmişlerdir.
Hişam b. Abdülmelik, oğlunun hocasına şöyle demiştir.”Oğlum, mümin, toplum içerisinde kötü bir şey yapacak veya kötü bir söz söyleyecek olursa mahcup olmaması için onu insanların yanında azarlama. Olabilir ki hatasını bu şekilde düzeltmeye kalkışmak hatada ısrarına sebebiyet verir.Yanlışını o an için örtüp cezasını yalnız kaldığınız zaman ver.”
İbnu’l Cevzi, Kitabu’l Ezkiya,s.45
Yahya b. Hanbel anlatıyor; İmam Şafii bir mecliste elindeki meyveyi göstererek, “şu meyveyi yer veya atarsam karım boş olsun” diyen birine,”karının boş olmasını istemiyorsan yarısını ye, diğer yarısını da at “ dedi. İbnu’l Cevzi, Kitabu’l Ezkiya,s.89
"Kur'an'ın her bir harf yahut ayetiyle mutlaka bir kavim amel etmiştir.Yahut da daha sonra gelen bir kavim onunla amel edecektir." Ş.Sühreverdi, Avarifü'l Mearif, s.34
Ebu'd Derda (r.a) ;
" Kişi Kur'an için bir çok izah ve yorum şekilleri bilmedikçe tam manasıyla fakih olamaz.
Süfyan bin Uyeyne(r. aleyh);
"İlmin evveli hakkıyla işitmektir.Ondan sonra anlama sonra hıfzetme, sonra amel, daha sonra da onu yaymak gelir.
Denilmiştir ki; şu şeyler dinlemenin güzel edeplerindendir:
1- Konuşan sözünü tamamlayıncaya kadar ona fırsat vermek
2-Sağa sola iltifatı azaltıp dikkati dağıtmak
3-Yüzüyle konuşana dönmek
4-Duyduğunu güzelce anlayıp hıfzetmek.Ş.Sühreverdi, Avarifü'l Mearif, s.37
Konu sanevi tarafından (06.03.2008 Saat 17:09 ) değiştirilmiştir..