S. AKIL NEDİR?
C. Akıl, Allah Teâlâ’nın kalbimiz de yarattığı nûrânî bir cevherdir.
“Akıl, hissiyle yani duyularıyla lehinde olan yemi gibi her şeyi yani avını; aynı zamanda avcısı gibi aleyhinde olan her şeyi tanıyan aynadır.”
Akıl, telkini kabul etmek, çalışmak ve tecrübeyle çoğalır; tembellikle azalır.
Dînimiz akla çok değer vermiştir. Aklı olmayanın yükümlü yani sorumlu olmadığını açıklamıştır.
Aklın, beynin aynasında çizilen sûreti tanımaması, yani şu şudur diye karar vermemesi, ilmin zıddı olan cehalettir; haricdeki sûreti de tanımamak demektir.
S. AKIL NEREDEDİR?
C. Öteden beri gerek feylesoflar, gerekse din âlimleri: “Akıl, başta mıdır, kalbdde midir?
Akıl madde midir, değil midir?
Hakîkati itibarıyla akıl cevher midir, araz mıdır?
Akıllılar hepsi bir mi, değişik mi?
İsim olarak akıl, cins mi, nevi’ mi, ferd mi?” diye delilleriyle tartışmışlardır. Bu kısa risâlede sözü uzatamayız.
Doğrusu Allah Teâlâ her canlıyı yaratması zamanında kendisine maddenin tahliline elverişli, avcısını tanıyan, ona mukavemet eden yahud kaçan; avını tanıyan, kendine çeken yahud peşine koşan aklı da bağışlanmıştır; bu aklın ismi, tabiî yahud heyulânî akıldır. Bir de,
H.26- “Akıl kalbde bir nurdur; hak ve bâtılı birbirinden ayırt eder.” Hadîs-i şerîfinde belirttiği üzere Allah Teâlâ sadece insanın kalbine armağan olarak, fiziğin ötesi mana âlemini tahlile elverişli aklı bağışlamıştır; bu aklın ismi, müdrik akıldır.
“…Habîbim, Sen onları derli toplu yani müttefik sanırsın. Halbuki kalbleri darmadağınıktır.”Çünkü inançları perişan, maksadları birbirine aykırıdır.”Bunun sebebi şudur: Çünkü onlar akıllarını kullanmayan bir kavmdir.” (El-Haşr Sûresi ayet 14) ayet-i kerîmesinde belirtildiği üzere kullanılmayan aynanın parlak yüzü lekelendiği, sonraarkasındaki sır döküldüğü gibi, ilimle kullanılmayan, imanla temizlenmeyen, zikirle keskinleştirilip bilenmeyen müdrik akıl da, ayna gibi yaramaz hale gelir.
Gencim Nereye?. DiLARA YAYINLARI